Fetva Meclisi
Soru
Hocam, engelli kızımız rahat etsin diye ona güzel ve rahat bir yatak alma niyetine girdim. Ancak eşim üç aylarda olduğumuz için gittiğimiz mağazada müzik olacak diye gelmek istemiyor. Müzik olursa ben çıkarım sen halledersin diyor. Oradaki kişi erkekse ben muhatap olacağım. Veya ramazan ayında kadın görmemek için hastaneye gelmiyor. Ben erkek doktor ve sağlık çalışanlarıyla da muhatap oluyorum ve tek başıma gerçekten çok zorlanıyorum hastanede, ya da eğer serviste yatıyorsak çok bunalıyorum. Bütün bunlara sabrederek onun ramazanda korumalı olduğunu ve bundan sevap beklememi söylüyor ama burası kadınlar hastanesi değil maalesef ben de erkeklerle muhatap oluyorum. Benim ramazanım mübarek değil mi? Benim engelli olan çocuğum rahat etsin diye gidip 15 dakika müziğe maruz kalmam sakıncalı mı gerçekten? Veya ramazanda o, kadın görmesin diye tüm sıkıntıları tek başıma mı göğüslemeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Tam bir imtihana tutulmuşsunuz, Allah yardımcınız olsun. Eşinizin derdini bilmedikçe net bir şey söylememiz mümkün olmaz. Ancak büyük ihtimalle geçici bir sıkıntıya benziyor. Siz bir şey olmamış gibi davranmaya, çok da üzerine gitmemeye, soruşturmamaya çalışın. Ev dışında beraberlik pozisyonları oluşturun. Sorun sadece kadın sorunu olmaz. Hayattan genel bir soğukluk da olabilir. Neticede bir kadına dayanması da mümkündür. Sabredin, tatlı konuşun. Bu konuyu sürekli irdeleyip durmayın, derinleşmesine sebep olursunuz. Dualar edin, Kur'an okuyup kendinizi rahatlatın. Konuyu bilen sayısının fazlalığı çözümü zorlaştıracaktır, ona göre derdinizi yaymaya önem verin. Allah kalbinizi rahatlatsın.
Aleykümselam. Yaptığınıza devam edeceksiniz, yapacak çok bir şeyiniz yoktur. Eşinizi çalıştırmakla yanlışı siz kabul etmişsiniz. Eşiniz evde olmalı ki bunlardan o sorumlu olsun. Yine de sabretmeye devam edeceksiniz. Bir zaman sonra o da yaptıklarına pişman olacaktır. Sabretmek çek çarenizdir. Tatlı diliniz de sizi kurtarır ondan önce.
Selamünaleyküm. Bir kere bu tutumunzda hiçbir aşırılık yoktur, tam bir müslüman erkeğin düşünmesi gerekenleri düşünüyorsunuz. Allah sizi sevsin, sizden razı olsun. Keşke bütün Müslüman erkekler sizin gibi düşünebilseler! Fakat, tababet dalında bizim bazı ruhsatları kullanmamız mümkündür. Buna göre eşinize şunları tavsiye ederiz: - Bir kere çocuk ve kadın üzerine çalışması ideal olandır. Hedefte bu bulunsun. - Hastahane şartlarında iken HALVET olacak şekilde bir erkekle başbaşa kalmasın. (Halvet, kapalı bir odada yabancı bir erkekle başbaşa kalmaktır.) - Mümükün olduğunca erkek hastaya bakmasın. Zaruret durumlarında mesela acil sancıdan kıvranan bir erkeğe bakabilir. Bu bakmada da yakın olma hususuna özellikle beden değmesine çok dikkat etsin. Bilhassa eldiven ve maske kullansın ki bunlar zaten gereklidir. Erkek hastalarla uzun cümleler kurup konuşmasın. Size de tavsiyem, doktor hanımla bu konuyu bir tartışma konusu durumuna getirerek aranıza fitne sokmayın. O da ikna olarak yapsın yapacağını. Allah işinizi kolay etsin.
Her şeyden önce eşini bakımlı ve ilgili hale getirmeye çalış. Tek çaren eşindir, seveceğin şeyleri onun üzerinde artırmaya bak. Onu yüzüne karşı öv. Cinselliği sadece yatak ilişkisi olarak anlama, ön sevişme ve benzeri birliktelikleri artır. Onunla bu içerikteki muhabbetleri iyi değerlendir. Allah yardımcın olsun. Asla yılma, bittim tükendim zannetme. Yaşının getirdiği geçici bir sıkıntıdır bu.
Selamünaleyküm. Sadece sizin anlattığınızla karar verilmesi zordur. Böyle bir mantık akıllı bir insanın mantığı değildir. Eşinizin de haklı olduğunu ispat edebileceği bir gerekçesi olmalıdır. Değilse eşiniz doktor görmelidir muhakkak. Bu durumu aile büyüklerinizin halletmesini isteyin. Aile büyükleri bir araya gelip ne yapacaksa yapsınlar.
Tam anlamı ile bir imtihan sarmalındasınız. Herkesin bir imtihanı olacaktır, sizinki de bu olmuş. Muhakkak bir psikoloğa gidin. Ciddi bir psikolog ihtiyacınız var, asla geciktirmeyin. İç yaranız derinleşmesin. Allah size sabır versin.
alışveriş konusundaki diğer fetvalar
Evet, zalimlere destek olmayacak bir ticaret yapmamız gerekiyor ama zalim sadece Çin mi? Ya da Çin zulmünü tek başına mı yapıyor? Bu soruların cevaplandırılması çok zordur. Asgari düzeyde de olsa seçici olmaya çalışırız.
Selamünaleyküm. Faiz, parayı zaman karşılığı daha yükseğine satmaktır. Buna tam olarak tercümesi KREDİ kavramıdır. Beş alıp belli bir zaman sonra altı ödemek budur. Taksitle satış ise böyle değildir. Peşin beş olan şeyin taksitle altı olması sakıncalı değildir. Satış esnasında anlaşılan rakam altıdır. O da faiz değildir. Ancak taksit vakti geldiğinde ödeme geciktiği için ikinci bir ilave fiyat getirilmesi mesela altının, altı buçuk yapılması faizdir. Aradaki yarım rakamı faiz hükmündedir, ticaretin bütününü kirletmiştir. Araba meselesinde ise durum şöyledir: Gerçekten belli bir rakama kadar fark almıyor olabilir. Bu da peşin de versen fiyat aynıdır demesi ile ortaya çıkar. Bu durumda faiz yoktur. Yalnız bir bankanın aslı faizli ise yani faizli iş için çalışıyorsa o bankanın faizli olmayan başka bir işi de bizim ona destek olmamamız bakımından kaçınmamız gereken bir iş olur. Bunu bilmeliyiz. Faizli olmayan bankalarla iş görmeye çalışalım.
Küçük çocukla kastımız mümeyyiz olmayan çocuktur. Bu da sekiz yaş altı çocuklar için kullanılabilir. Çocuğun velisi (veya tezgâh sahibi) izin veriyorsa ve satın alınan şey değerli tutulan bir şey değilse (mesela bir telefon değilse) çocuktan alışveriş yapılabilir.
Hiçbir dine hiçbir ahlak değerine inanmayan bir kitle için tepkimiz elbette olmalıdır. Sizin veya diğer ticaret yapanların tepkisi ne kadar ses getirir, ne kadar etki eder onu bilemeyiz. Siz kendi çapınızda bir tepki göstermiş olursunuz ama bunu vicdanı bir tepki olarak görün. Dini bir hüküm gibi yorumlamamanız daha yerinde olur.
Muharrem ayının onuncu günü, ev halkına genişlik getirmeyi teşvik eden bir hadis vardır. Bu hadis de farklı rivayetlerle gelmiştir. Hiçbir rivayeti sahih değildir. Sahih olmaması da bu hadisten yola çıkarak, ‘Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bize böyle bir emri vardır’ dememizi engellemektedir. Bu, olsa olsa bir fazilet konusu olabilir. Kapitalizmin iliklerimize kadar bize işlediği bir zamanda, ‘daha fazla harcama’ anlamına gelebilecek bir uygulamayı öne alamayız. Ortada ne fakirlik vardır ne de ‘zavallı çocuklarımız yılda bir kere çikolata görsünler’ diyecek bir durum vardır. Hâlimiz ortadadır. Maksadımız sevap kazanmak, Sünnet’e ittiba etmek ise yol bellidir: Bu mübarek aydaki iki günlük muhteşem sevaplarla dolu orucu ihya etmek yeterlidir. Nefislerimizi de tatmin ederek ya da nefislerimizin hoşuna giden işlerden ek sevaplar üreterek kendimizi avutmayalım.
Ne yazık ki böyle bir inceleme yapmamız durumunda ticaretten elimizi çekmemiz gerekebilir. İnşaallah bunda bir sıkıntı yoktur diye düşünürüz.