Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben 31 yaşındayım. Eşim 36 yaşında. Üç kızımız var. Küçük kızım henüz 5 aylık. Eşim çocuğun erkek olmasını çok istiyordu fakat sağlıklı çokça güzel bir kızımız oldu. Ben hamile kalmadan bir ay önce kayınvalidem kanserden vefat etti. 14 ay oldu ve o zamandan beri eşim bana karşı çok soğuk. Yatak odamızda yatmak istemiyor; 'ben orada bunalıyorum' diyor. Salonda, oturma odasında uyuyor, ben daha sonra uyandırıp yatak odasına götürüyorum. Bana karşı özel hayatımızda çok soğuk, birlikte olmak istemiyor, olsa da 15-20 günde bir benim teşvik etmemle oluyor. Bazen de bana kızıyor. Dışarıda gayet iyi. Eve gelince hep yorgun, uyku modunda oluyor. Süslenmem, farklı şeyler giymem falan umurunda değil. Adeta ben ve çocuklarımdan kaçıyor, bizimle vakit geçirmek bile istemiyor. Bir yıl öncesinde her şey gayet normaldi. Bu konuda çok huzursuzum, başka bir kadın olmadığından eminim. Benden beklentilerini soruyorum, 'Allah razı olsun, farklı hiçbir beklentim yok' diyor. Eşimin mesleği diş hekimliği. Ne yapacağımı şaşırdım. 'Seni kızdıracak, kıracak bir şey mi yaptım?' diyorum. 'Hayır' diyor. Ne yapmam gerekir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Sizin anlattıklarınızın tam bu şekilde olduğunu var sayıyorum ama böyle olma ihtimali düşüktür. Çünkü bir erkeğe böyle yapılması mümkün değildir. Sizin anlattıklarınızı doğru kabul ederek cevap veriyorum. Kimseye sormaya hakkı yoktur. Evlilik yatak odası içindir. Bir yıl içinde sağlık sorunu gibi makul bir neden yoksa erkek veya kadının en az yüz kere doyurucu nitelikte bir cinsel ilişki kurmaları zaruridir. Bunu ihmal eden erkek veya kadın suçludur. Evlilik budur. Sizin bunca zaman sabretmeniz de hatadır. Önce bu durumu onun anne babasına bildirin. Hayâ etmeniz gerekmez. Sağlığınız ve dininizle tehdit altındasınız. Sonra da ona, Allah'ın helal kıldığı imkânları kullanmaya yöneleceğinizi hissettirin. Kadınları en iyi kadınların terbiye edeceğini eşiniz bilir.Ondan sonra da ailesinin de bilgisi dahilinde Allah'ın size tandığı hakları kullanabilirsiniz.
Durumunuzu bir psikologla görüşmelisiniz. Bizim size nasihatimizden daha yararlı olacağını düşünürüz.
A- Çocuklu veya çocuksuz, hangi ailenin daha iyi olacağını bilemezsiniz, bilemeyiz. Sabırla geçirmemiz gereken bir hayatı böyle bir takıntıya kurban etmeyiniz. B- Toplumdan etkileniyor olmanız, birinin hamilelik haberinin sizi etkilemesi Allah’ın size verdiği enerjiyi tüketmiyor olmanızdandır. Ev işi size az geliyordur, kendinize aktif işler üretin, bir vakıfta sosyal işler yapın. Çok Kur’an okuyun, zikir yapın, ilim meclislerine katılın. Şeytanın sizinle ilgilenmesine fırsat bırakmayın. Duanız eksik olmasın. Dünyayı cennetiniz zannetmeyin. Dertlerden daha büyük bir yürek taşımaya bakın. Allah yardımcınız olsun. Selamünaleyküm.
Tam anlamı ile bir imtihan sarmalındasınız. Herkesin bir imtihanı olacaktır, sizinki de bu olmuş. Muhakkak bir psikoloğa gidin. Ciddi bir psikolog ihtiyacınız var, asla geciktirmeyin. İç yaranız derinleşmesin. Allah size sabır versin.
Öncelikli olarak düşünmeniz gereken şey, harama tevbe etmeniz ve bir daha onu yapmamaya ahdetmeniz olmalıdır. Haramdan kurtulmadıkça huzurunuzun olması mümkün değildir. Sebep ne olursa olsun harama karşı kendinizi koruyun. İkinci olarak da şöyle yapın: Sizin aileniz ve eşinizin ailesinden büyüklerin oluşturduğu bir hakem heyeti kurun. Geçmiş yılları onlara anlatın. Gerekiyorsa eşinizi tedavi ettirin. Neticede size 'cinsel ilişkisi olmayan bir eş' kabul etmeye karar verirlerse öyle bir karar tabii de değildir, dinen de tutarlılığı yoktur. Böyle bir kararı kabul etmeniz gerekmez. Bunun dışındaki kararlarını kabul edin. Gerekiyorsa da o heyetin tasvibi ile boşanmanızda bir sakınca yoktur. Sizin anlattığınız gibi ise evli olmanın da bir anlamı yoktur. Büyüklerinizi devreye koymadan karar vermeyin.
Selamünaleyküm. Bu soruyu okuyunca çok üzüldüm. Genelde erkekler, eşlerinin çocuk istememesini şikâyet olarak yazıyorlar. Sizde ise tersi olmuş. Çok üzüldüm. Üzüntüm de, ümmetim adına bir kişinin daha çoğalmasına bir mü'minin engel olması ve Allah'ın kaderine teslimiyette sıkıntı varlığı. Bir kere bu düşünce, tevbeyi gerektiren bir durumdur. Mü'min, Rabbine teslim olmuş insandır. Siz hayatta olsanız ne olacak, olmasanız ne olacak; kim yarattı ise ona bırakın çocuğu. Birinci yavrunuzun da sadakası olur o. İlk fırsatta teslim olun Rabbinizin kaderine. Hem nereden biliyorsunuz size çocuk verileceğini; kim bilir çocuğunuz da olmayacak da siz, boşuna korkuyorsunuz. Lütfen kendinize gelin ve ilk fırsatta Allah'ın kaderine teslim olduğunuzu ispat edin. Sizden iyi haber bekliyorum. Sizin için dua ederiz. Allah yardımcınız olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bu dönemde insanların müstakil evlerde yaşamaları uygun olandır. Eşinizin ebeveyni bu konuda müsamaha göstermelidirler. Bu müsamahayı sağlamak da sizin değil eşinizin görevidir. Kırmadan ve dualarını alarak bu müstakilliği sağlamaya çalışsın. Allah'a emanet olun.
Gün boyu düşündüğünüzü gece de rüya olarak görüyorsunuz. Rüyayı yok sayın. Ancak ebeveyninizin razı olmayacağı bir evlilik size huzur getirmez. Anne babanızın rızasına yönelik bir tercihte bulunmanızı tavsiye ederim. Siz genç yaştasınız. Çabuk ısınır çabuk soğursunuz. Abartmayın meseleyi.
Başı örtmek, Allah'ın emridir. Anne baba veya başka birinin Allah'ın emrini aşma hakkı yoktur. Asla itaat etmesi gerekmez. O kendisi de bahane arıyorsa o başka bir meseledir.
Ailelerinizin haberi olmadan bir dakika bile yol almayın. Kesinlikle yanlış yaparsınız. Allah'tan korkun, geleceğinizi düşünün, ahireti düşünün.
Kurban, namaz gibi bir ibadettir. Nasıl namaz, herkesin kendisini bağlıyorsa kurban da şartları yerini bulduğunda öyledir. Sözünü ettiğiniz uçuk hükümlerin fıkhi bir değeri yoktur.
Kırk kere yemin boz, kefaretini öde ama ailene huzursuzluk sokma! Sakın ve sakın!