Fetva Meclisi
Soru
Muharrem ayının ilk onunda yapılması gerekenlerle ilgili, mesela alışverişin yapılmasını tavsiye eden sahih hadis var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Muharrem ayının onuncu günü, ev halkına genişlik getirmeyi teşvik eden bir hadis vardır. Bu hadis de farklı rivayetlerle gelmiştir. Hiçbir rivayeti sahih değildir. Sahih olmaması da bu hadisten yola çıkarak, ‘Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bize böyle bir emri vardır’ dememizi engellemektedir. Bu, olsa olsa bir fazilet konusu olabilir. Kapitalizmin iliklerimize kadar bize işlediği bir zamanda, ‘daha fazla harcama’ anlamına gelebilecek bir uygulamayı öne alamayız. Ortada ne fakirlik vardır ne de ‘zavallı çocuklarımız yılda bir kere çikolata görsünler’ diyecek bir durum vardır. Hâlimiz ortadadır. Maksadımız sevap kazanmak, Sünnet’e ittiba etmek ise yol bellidir: Bu mübarek aydaki iki günlük muhteşem sevaplarla dolu orucu ihya etmek yeterlidir. Nefislerimizi de tatmin ederek ya da nefislerimizin hoşuna giden işlerden ek sevaplar üreterek kendimizi avutmayalım.
Kul hakkından sadece helallik alınarak kurtulmak mümkündür. Bu tür şayialarla dini hassasiyetimizi eskitmemeliyiz.
“Muharrem” hürmet edilen anlamındadır. Bu ay Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından Allah’ın ayı diye nitelendirilmiştir. (Müslim, Sıyâm, 202-203 [1163]) Bu niteleme Muharrem ayının faziletine, ilahi feyz ve bereketinin bolluğuna işarettir. Resûlullah (s.a.s.), bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.” (Müslim, Sıyâm, 202-203 [1163]) Muharremin onuncu günü âşûrâ günüdür. Bugün oruç tutmak da bazı âlimlere göre sünnettir. (Serahsî, el-Mebsût, 3/92) Zira Resûlullah (s.a.s.), âşûrâ gününde oruç tutmuş ve bunu Müslümanlara tavsiye etmiştir. (Buhârî, Savm, 69 [2004]) Hz. Peygamber (s.a.s.) Medine’ye gelince, Yahudilerin âşûrâ gününde oruç tuttuklarını görmüş ve “Bugün niçin oruç tutuyorsunuz?” diye sormuştu. “Bu, hayırlı bir gündür. Allah, o günde İsrâiloğulları’nı düşmanlarından kurtardı. Hz. Musa o gün (şükür olarak) oruç tuttu” dediklerinde Resûlullah da (s.a.s.) “Ben Musa’ya sizden daha layığım (yakınım).” buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlara da tutmalarını tavsiye etti. (Buhârî, Savm, 69 [2004]; Müslim, Sıyâm, 127-128 [1130]) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bu günde oruç tutulmasını teşvik eden başka hadisleri de vardır. Bir hadiste, “Aşûre günü orucunun önceki yılın günahlarına keffâret olacağını zannederim.” (Müslim, Sıyâm, 196-197 [1162]) buyurmuştur. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Yahudilere muhalefet için ertesi sene âşûrâ orucunu Muharremin dokuzuncu günü de tutacağını söylemesi (Müslim, Sıyâm, 133-134 [1134]); bu orucun Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu veya onuncu ve on birinci günlerinde tutulmasının daha doğru olacağına işaret etmektedir. (bk. Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/241 [2154]) Şu da bilinmelidir ki, Ramazan orucu farz kılınınca Hz. Peygamber (s.a.s.), isteyenlerin âşûrâ orucu tutup isteyenlerin tutmayabileceğini belirtmiştir. (Buhârî, Savm, 69 [2001]; Müslim, Sıyâm, 113-126 [1125-1129])
Mahremiyet ilkelerine dikkat ederseniz ve el teması, göz aşırılığı gibi hatalar işlemezseniz beraber olmanızda sakınca olmaz.
Bu konudaki hüküm 'kesmemek Sünnet' olacak şekilde anlaşılmalıdır. Kurban kesecek olan bir zilhicce ile on zilhicce arasında saç ve tırnağını kesmemekle bir Sünnet icra etmiş olur. Kesilmesi bildiğimiz 'haram' anlamında haram değildir, fukahanın önemli bir bölümünce mekruh olarak anlaşılmıştır.
Av, hacca veya umreye niyet etmiş ihramlının ihramlı iken ve Mekke/Medine haremi dâhilinde yasaktır. Bunun dışında Muharrem ayının da onlardan biri olduğu HARAM AYLARDA av haram değildir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yalan!
Aleykümselam.İğne vücuda bir sıvı ilave etmekte ise bu, eski fukahanın anlayışında orucu kökten bozar. Buna göre de sizin cevabınız doğrudur. Yeni sistemde ise bedene sokulan iğnenin muhtevasının gıda verip vermediği şeklinde özetlenebilecek bir ayrım yapılmaktadır. İğne batırmakla oruç bozulmaz; iğnenin ilaç veya benzeri bir sıvıyı deri altına akıtması ile oruç bozulur. Eğer böyle olduysa yani iğneden deri altına ilaç verildiyse o günün orucu tekrar kaza edilir. Bu hususta fetva veren de alan da mesuldür. Allah'a emanet olasınız.
Selamünaleyküm. İki adet dönemi arasında gelen bulanık renkler hayız sayılmaz. Adet başlama günü belli birinin adet başlamasına bir gün kala gibi çok yakın zamanda gelen renkli akıntının yoğun olması durumunda aybaşı sayılması mümkündür. Bunun dışında aybaşı iken veya iki aybaşı arasındaki renkli akıntıları yok saymak gerekiyor. Siz, o gün orucu bozmamalı idiniz. Kaza edin.
Sadece deriye ışın salımı gibi bir yöntemle yapılan işlemden ötürü oruç bozulmaz. Bedenin bir bölümünün görülmesi de orucu bozmaz. Oruç açısından bir sıkıntı yoktur. Bayanın diz kapağı ile göbek deliği arasındaki bölgenin tüy alımı gibi bir gerekçe ile bir başkası tarafından görülmesi asla caiz değildir. Bu durum, sorunuzdaki oruç konusundan daha önemlidir. Buna dikkat ediniz.
Bu Ümmet, sapıklık üzere birleşmez bir Ümmet'tir. Hakkı anlamada ihtilaf eder hatta hak bildiği için kardeşi ile dahi savaşır ama Ümmet olarak sapıklıkta, dine ilavede birleşmez. Teravih namazı, bin dört yüz seneden beri bu Ümmet'in ibadetlerinden biri olarak kılınmaktadır. On dört asır boyunca, Allah'ın adına ibadet uydurmada söz birliği etmiş bir Ümmet değildir bu Ümmet. Bu fırtınanın doğal olmadığında bir tereddüdümüz yoktur. Birileri meşhur olmak için dinimizden başka sularda yüzseler daha iyi olacak. Elbette bizden iseler. Uzak durmanızı, sorusu ile dahi meşgul olmamanızı tavsiye ederim. Evet, TERAVİH namazı Yatsı namazı asla değildir. Nihayetinde bir nafile namazdır ama bu Ümmet'e aittir ve Peygamber aleyhisselamın emri ile başlamıştır. Birileri evimizden bir tuğla sökmeye çalışmaktadırlar. Mesele budur. Herkes evine sahip çıksın.
Sana ait olan bir malı dilediğin gibi kullanabilirsin.