Fetva Meclisi
Soru
Eski eşim (kocam), evliliğimizin ilk yıllarında babamın bana satın almak istediği eve bir miktar katkıda bulunmuştu. Onun katkısı ile de ev almıştım. Sonra beni boşadı. Şimdi ise ev almak için bana verdiği parayı geri istiyor, vermek zorunda mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Borç aldığınız kişinin, sizin bir baskınız olmadan borç parayı size bağışlaması hakkıdır. Bu bir hediye türüdür ve sevaplı bir iştir. Kabul edin, teşekkür edin; o da iyilik yapmış olsun.
Âlimler babanın çocuğuna verdiği hediyeyi sonra geri istemesi dışında bir hediye/hibe/bağış verenin, verdiği teslim alındıktan sonra onu geri istemenin caiz olmadığını söylemiştir. Bu caiz olmama durumuna eşler de dâhildir. Yani eşlerden biri, verdiği bir hediyeyi daha sonra geri isteme hakkına sahip olmaz.
Kanuni durumu bilemeyiz ama dinen sizin: a. Eski veya yeni kocanızın borcunu ödemeniz gerekmez. b. Kocanızın da sizin borcunuzu ödemesi gerekmez. İnsani bir destek yapabilir o ayrı. Borcu ödemek zorunluluğu çıkarsa helal bir işte çalışarak ödeyebilirsiniz. Eşiniz ile nikâhta konuşmadı iseniz böyle bir durumu çalışmanıza izin vermeyebilir. Bunu anlaşarak çözmek zorundasınız.
Sizin eski borcunuzun eşinize ait olması doğru değildir. Onu siz ödemelisiniz. Eşinizin de öyle bir borcu üstlenmesi aile reisi olmasının tabii gereğidir. Aile ortamında böyle bir tartışma konusunun bulunması ise seviye bakımından hiç doğru değildir.
Borcun alacaklıya farklı bir menfaat getirmemesi gerekiyor ki borçta faiz riski bulunmasın. Bu nedenle mutat yani eskiden beri devam eden akrabalık ilişkisinde mesela yazın köyden meyve göndermek gibi normal hediyeleşmeler dışında borçlunun alacaklıya hediye vermesi caiz değildir. Alacaklı bu hediyeyi almamalıdır. Özel konumu gereği hediyeyi geri veremeyen ise ya hediyeyi borçtan düşmeli ya da bir başkasına vermelidir.
Selamünaleyküm. Şunu netleştirmeniz gerekiyor: Siz, altınları eşinize borç olarak verdiniz de şimdi borcu geri mi ödüyor yoksa ev alımına katkıda bulundunuz da eşiniz şimdi katkınız kadar parayı size iade mi ediyor? Eğer ikinci şık ise yani siz, eve katkı olarak verdi iseniz bugüne kadar olan için zekat gerekmez. Aksi ise yani siz altınları eşinize borç olarak verdi iseniz geçen sürenin zekatının verilmesi gerekir. Bu da sizin zekatınız dır. Çünkü altınlar sizindir. Eşiniz 'ben vereyim' derse verebilir. Kurban için geçmişe yönelik bir sorun yoktur.
borç konusundaki diğer fetvalar
Verilen borç karşılığı rehin almakta sakınca yoktur. Borç için de belli bir ödeme günü belirlemek mümkündür. Borcun vaktinde ödenmemesi durumunda ise alınan rehini kendi malın gibi sahiplenmek yanlıştır, caiz olmaz. Ödeme yapılmayacağı anlaşılınca eldeki rehin satılır ve alacak miktarı satılan rehinden kesilir, gerisi de rehin veren borçluya iade edilir. Rehin yetersiz olursa eksik kalan kısım borçludan talep edilir. Alıkonulan rehinin borç devam ettiği sürece bir yolla kullanılması da caiz değildir. Rehin sadece ödeme gününe kadar alacağı tahsilde güvence için bulundurulabilir, bulundurulması ilave bir menfaate dönüştürülemez.
Yaşadığımız dönemde borcu ödeme konusunda ne yazık ki kimliğimize ters düşen bir pratikle karşı karşıyayız. Borç ödenmiyor, ödenmemesi bir ayıp dahi görülmüyor. Muasır fukahamız, bu sıkıntıya karşı çözümler üretmeye çalışmaktadır. Bu çözümler bir nebze kadim fukahanın ölçülerine aykırı düştüğü de olmaktadır. Size tavsiye edebileceğimiz çözüm ve cevap şu şekildedir: İmkânı olduğu hâlde borcunu geciktiren kimse zulmetmiş olur. Zulüm giderilir. Fakat bu giderme bir kazanca dönüştürülemez. Ölçümüz “zararın telafisi”dir, fazlalık elde etmek değil. Bu nedenle 40.000 TL ana paradır, helâldir. 22.000 TL’lik fark ise kalemine göre değerlendirilir. Buna göre, • Eğer bu tutarın içinde enflasyon farkı (paranın değer kaybı) varsa, iki yıllık TÜFE oranı kadar olan kısmı alınabilir. • Avukatlık, icra ve mahkeme masrafları da borçlunun sebep olduğu giderler olduğundan bu paranın içinden bu miktar da alınabilir. • Yalnız bunların toplamını aşan bir fazlalık olursa o kısım faiz hükmündedir. Kişi onu malına katamaz. Borçluya iade edilebiliyorsa iade edilir. Mümkün değilse sevap beklemeden fakirlere verilir.
Kazancının tamamı haram olan mesela sadece alkol satarak geçinen birinin malı dinen mal sayılmayacağı için ondan borç alınması da caiz görülmemiştir. Olağanüstü bir durum olmadıkça öyle birinden borç alınmamalıdır. Kazancının tamamı haram olmayan yani biraz haram biraz helal karışım bir malı olan birinden ise borç alınabilir. Önemli bir husus olarak şunu bilmemiz gerekir: Bu ve benzeri konularda insanların kazançları ve birikimleri dışarıdan bilindiği kadarı ile bizim için değerlendirilebilir. İnsanların iç dünyalarına ve geçmişlerine dair bilinmeyenleri araştırmamız gerekmez. Böyle bir hakkımız da yoktur.
Dinimiz borcu çok ağır bir hak olarak görmektedir. Borçlu ölmek bu ümmetin büyüklerinin korktuğu bir akıbettir. Borçlanmamak, borçlanırsa ödemek için çırpınmak her müminin özelliği olmalıdır. Ölçü şudur: Borçlu da olsa bir insan, nafakasından sorumlu olduğu eşi, çocukları, ebeveyni gibilerin barınma, yeme içme ve giyinme ihtiyaçlarını karşılar. Bu birinci derecede görevidir. Bunu yaparken de borçlu biri gibi harcamayı ilke edinir, lüks ve israfa dikkat eder. Durumu böyle devam ederken başkasına sadaka vermez. Ancak elindeki mal borcunu ödeyecek ve artacak durumda ise yani borçtan dolayı bir daralma yaşamayacaksa o sadaka verebilir. Sadaka vermesi bile uygun olmayan birinin ilave yatırım yapması, gezmesi, lüks harcaması, ailesini tatminde aşırıya kaçması zaten kabul edilemez bir durumdur.
Yazdıklarından anladığım bu borç, okul için kardeşinin çektiği krediden doğmuş ve esasen sana ait bir borçtur. Ailen bu borcu üstlenmiyorsa senin ödemen doğru olur. Ayrıca evliliğinden önce doğduğu için kocan bu borçtan sorumlu değildir. Evlilikle birlikte borç otomatik olarak eşe geçmez. Kocan bu borcu ödemek zorunda olmadığı gibi, bu konuda gönülsüz davranması da onun açısından doğal karşılanabilir. Eşin, evliliğe borçsuz biriyle başladığını sanırken yüksek miktarda bir borç ve onun getirdiği gerilimle karşı karşıya kalmış olabilir. Bu durum, erkek için güven ve sorumluluk açısından sarsıcı olabilir. Bu yüzden, eşinle bu meseleyi sakin bir dille konuşman, onu borcun muhatabı yapmadığını belirtmen, onunla açık iletişim kurman bu krizi hafifletebilir. Kardeşinle düşmanlık ortamı oluşmuş olsa da en doğrusu bir aile büyüğü veya güvenilir bir dinî/aklıselim kişi aracılığıyla sulh ve uzlaşma yoluna gitmektir. Sulh, dinen tavsiye edilen bir yoldur ve kinleri dindirebilir, düşmanlığı azaltabilir. Kardeşinle yalnız görüşme. Aile ortamında veya üçüncü bir kişi eşliğinde konuşmak daha güvenlidir. Gücün yettiği ölçüde evden ya da dışarıdan bir iş yaparak ödeme planı oluşturabilirsin. Hiçbir şey yapmadan sadece dua etmek değil, fiilî gayret de göstermelisin. Ödemek üzere niyetlenmen, bunu yazıya dökmen ve küçük küçük birikim yapman bile Allah katında kıymetlidir. “Kim insanların malını alma niyetiyle borçlanırsa, Allah onun borcunu ödemesine yardım eder.” (Buhârî) Özetle, bu borç senin borcundur ve sorumluluğun altındadır. Kardeşinle sulh/uzlaşma yoluna gitmek en doğru yoldur. Kocan bu borçtan sorumlu değildir ama anlayış göstermesi beklenebilir. Şiddete karşı korunman gerekir. Ama aynı zamanda ödemeye niyetli olduğunu da yazılı/sözlü bir şekilde ortaya koyman barışı kolaylaştırır. Kardeşin haksızlık etmiş olabilir ama sen kendi ahlakınla, adaletinle davranmaya devam et. Allah’ım! Bu kulun kalbinden yükünü hafiflet, sıkıntılarını ferahlığa çevir, düşmanlıkları dostluğa dönüştür. Onu rızana uygun adımlar atmaya muvaffak kıl. Borcunu helal yoldan ödeyebileceği kapılar aç, iffetini, haysiyetini ve huzurunu muhafaza eyle. Kalbine sabır, bedenine kuvvet, hayatına bereket ver. Kendisini yalnız hissettiğinde seninle olduğunu hissettirsin ona. Hakkı bilenlerden, adaleti gözetenlerden ve mağdur değil izzetli olanlardan eyle. Ya Rabbi, onu sevenleriyle hayırda birleştir, kırılan her yönünü Sen tamir eyle. Âmin.
Kumar borcu ödemesine yardım etmediğiniz için vebale asla girmezsiniz. Eğer yardımınız gerçek bir tevbeye sebep olacaksa onu düşünün.