Fetva Meclisi
Soru
Kazancı haram olan birinden borç para alınamaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Sadece haram olan bir işi yapıyor olmak orada işçi bile olsa kişi kazancını haram yapar. Geneli haram olmayanlardan oluşan ama haram olanın da bulunduğu mesela bir markette çalışan kişi, bizzat o haram olan bölümde çalışmıyorsa kazancı için haram demeyiz. Elbette en helal olanı aramak ve bulmak asıl hedefimiz olmalıdır.
Bir insanın kazancı yüzde yüz haram ise mesela yüzde yüz çalınmış bir malın sahibi ise o mal, onun malı olarak kabul edilmez, zekât da düşünülmez o mal için. Böyle değil de haram da karışan bir mal ise elindeki malın zekâtını verir.
Aleykümselam. Yaptığımız alışverişte, alışveriş tarzımızın ve söz konusu metaın helal olması bizim için önceliklidir. Taraflardan birinin mesela para kaynağını araştırmamız gerekmez.
Yolsuzluk veya hırsızlık gibi aranan sabit suçlu biri olmadığı sürece insanların mallarının kaynağını bilmemiz ortaklık için şart değildir ama iyi bildiklerimizle ortaklık elbette daha bereketli bir yatırımdır.
Selamünaleyküm.Borç alacağınız kişinin malının kaynağını araştırmanız gerekmez. Aleni bir durum yoksa alabilirsiniz.
Aleykümselam. Allah rızasına bağlı olarak yapılan işlerde ihlas ve helal kaynaklılık çok önemlidir. Yapacağımız işin bereketi açısından bu hususu önemli tutmalıyız. Bir kişinin kazancının sadece haramdan olması durumunda onun malını bilerek çalışmamıza katmamız yanlış olur. Malında haram karışımı bulunan içinh ise aynı şeyi söyleyemeyiz.
borç konusundaki diğer fetvalar
Yaşadığımız dönemde borcu ödeme konusunda ne yazık ki kimliğimize ters düşen bir pratikle karşı karşıyayız. Borç ödenmiyor, ödenmemesi bir ayıp dahi görülmüyor. Muasır fukahamız, bu sıkıntıya karşı çözümler üretmeye çalışmaktadır. Bu çözümler bir nebze kadim fukahanın ölçülerine aykırı düştüğü de olmaktadır. Size tavsiye edebileceğimiz çözüm ve cevap şu şekildedir: İmkânı olduğu hâlde borcunu geciktiren kimse zulmetmiş olur. Zulüm giderilir. Fakat bu giderme bir kazanca dönüştürülemez. Ölçümüz “zararın telafisi”dir, fazlalık elde etmek değil. Bu nedenle 40.000 TL ana paradır, helâldir. 22.000 TL’lik fark ise kalemine göre değerlendirilir. Buna göre, • Eğer bu tutarın içinde enflasyon farkı (paranın değer kaybı) varsa, iki yıllık TÜFE oranı kadar olan kısmı alınabilir. • Avukatlık, icra ve mahkeme masrafları da borçlunun sebep olduğu giderler olduğundan bu paranın içinden bu miktar da alınabilir. • Yalnız bunların toplamını aşan bir fazlalık olursa o kısım faiz hükmündedir. Kişi onu malına katamaz. Borçluya iade edilebiliyorsa iade edilir. Mümkün değilse sevap beklemeden fakirlere verilir.
Verilen borç karşılığı rehin almakta sakınca yoktur. Borç için de belli bir ödeme günü belirlemek mümkündür. Borcun vaktinde ödenmemesi durumunda ise alınan rehini kendi malın gibi sahiplenmek yanlıştır, caiz olmaz. Ödeme yapılmayacağı anlaşılınca eldeki rehin satılır ve alacak miktarı satılan rehinden kesilir, gerisi de rehin veren borçluya iade edilir. Rehin yetersiz olursa eksik kalan kısım borçludan talep edilir. Alıkonulan rehinin borç devam ettiği sürece bir yolla kullanılması da caiz değildir. Rehin sadece ödeme gününe kadar alacağı tahsilde güvence için bulundurulabilir, bulundurulması ilave bir menfaate dönüştürülemez.
Eski eşiniz size borç olarak verdi ise borcu almak hakkıdır. Borç olarak değil de daireye parası kadar ortak olmak için verdi ise payını istemesi hakkıdır. Ne borç ne de ortaklık değil de size hibe olarak verdi ise ki anlatımınızdan anlaşılan hibe verdiğidir, onu istemesi hakkı olmaz. Eşler arasındaki bu tür hediyeleşmelerden daha sonra dönmek caiz değildir. Eski eşinizin sizden böyle bir talepte bulunmaya hakkı yoktur.
Dinimiz borcu çok ağır bir hak olarak görmektedir. Borçlu ölmek bu ümmetin büyüklerinin korktuğu bir akıbettir. Borçlanmamak, borçlanırsa ödemek için çırpınmak her müminin özelliği olmalıdır. Ölçü şudur: Borçlu da olsa bir insan, nafakasından sorumlu olduğu eşi, çocukları, ebeveyni gibilerin barınma, yeme içme ve giyinme ihtiyaçlarını karşılar. Bu birinci derecede görevidir. Bunu yaparken de borçlu biri gibi harcamayı ilke edinir, lüks ve israfa dikkat eder. Durumu böyle devam ederken başkasına sadaka vermez. Ancak elindeki mal borcunu ödeyecek ve artacak durumda ise yani borçtan dolayı bir daralma yaşamayacaksa o sadaka verebilir. Sadaka vermesi bile uygun olmayan birinin ilave yatırım yapması, gezmesi, lüks harcaması, ailesini tatminde aşırıya kaçması zaten kabul edilemez bir durumdur.
Yazdıklarından anladığım bu borç, okul için kardeşinin çektiği krediden doğmuş ve esasen sana ait bir borçtur. Ailen bu borcu üstlenmiyorsa senin ödemen doğru olur. Ayrıca evliliğinden önce doğduğu için kocan bu borçtan sorumlu değildir. Evlilikle birlikte borç otomatik olarak eşe geçmez. Kocan bu borcu ödemek zorunda olmadığı gibi, bu konuda gönülsüz davranması da onun açısından doğal karşılanabilir. Eşin, evliliğe borçsuz biriyle başladığını sanırken yüksek miktarda bir borç ve onun getirdiği gerilimle karşı karşıya kalmış olabilir. Bu durum, erkek için güven ve sorumluluk açısından sarsıcı olabilir. Bu yüzden, eşinle bu meseleyi sakin bir dille konuşman, onu borcun muhatabı yapmadığını belirtmen, onunla açık iletişim kurman bu krizi hafifletebilir. Kardeşinle düşmanlık ortamı oluşmuş olsa da en doğrusu bir aile büyüğü veya güvenilir bir dinî/aklıselim kişi aracılığıyla sulh ve uzlaşma yoluna gitmektir. Sulh, dinen tavsiye edilen bir yoldur ve kinleri dindirebilir, düşmanlığı azaltabilir. Kardeşinle yalnız görüşme. Aile ortamında veya üçüncü bir kişi eşliğinde konuşmak daha güvenlidir. Gücün yettiği ölçüde evden ya da dışarıdan bir iş yaparak ödeme planı oluşturabilirsin. Hiçbir şey yapmadan sadece dua etmek değil, fiilî gayret de göstermelisin. Ödemek üzere niyetlenmen, bunu yazıya dökmen ve küçük küçük birikim yapman bile Allah katında kıymetlidir. “Kim insanların malını alma niyetiyle borçlanırsa, Allah onun borcunu ödemesine yardım eder.” (Buhârî) Özetle, bu borç senin borcundur ve sorumluluğun altındadır. Kardeşinle sulh/uzlaşma yoluna gitmek en doğru yoldur. Kocan bu borçtan sorumlu değildir ama anlayış göstermesi beklenebilir. Şiddete karşı korunman gerekir. Ama aynı zamanda ödemeye niyetli olduğunu da yazılı/sözlü bir şekilde ortaya koyman barışı kolaylaştırır. Kardeşin haksızlık etmiş olabilir ama sen kendi ahlakınla, adaletinle davranmaya devam et. Allah’ım! Bu kulun kalbinden yükünü hafiflet, sıkıntılarını ferahlığa çevir, düşmanlıkları dostluğa dönüştür. Onu rızana uygun adımlar atmaya muvaffak kıl. Borcunu helal yoldan ödeyebileceği kapılar aç, iffetini, haysiyetini ve huzurunu muhafaza eyle. Kalbine sabır, bedenine kuvvet, hayatına bereket ver. Kendisini yalnız hissettiğinde seninle olduğunu hissettirsin ona. Hakkı bilenlerden, adaleti gözetenlerden ve mağdur değil izzetli olanlardan eyle. Ya Rabbi, onu sevenleriyle hayırda birleştir, kırılan her yönünü Sen tamir eyle. Âmin.
Kumar borcu ödemesine yardım etmediğiniz için vebale asla girmezsiniz. Eğer yardımınız gerçek bir tevbeye sebep olacaksa onu düşünün.