Fetva Meclisi
Soru
Borcu olan biri borcunu ödemeden yatırım yapamaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Borç ağır bir yüktür ve öncelikli olmalıdır. Sadaka vermek ve borcu ödemek arasında tercih borcun ödenmesinde olmalıdır. Âlimlerin ağırlıklı görüşü böyledir. Ancak sürekli girdi çıktısı olan ama yatırımları devam eden birinin borcu ödeme riski taşımadığı için o sadaka verebilir, onun için böyle bir tercih durumuna gerek yoktur.
Borcu olan bir müminin, o borcu karşılayacak birikimi varsa ya da borç açısından bir risk oluşmuyorsa dilediği gibi sadaka vermesinde bir sakınca olmaz. Borç açısından sıkıntı söz konusu ise öncelikli olarak borcu dikkate alarak hareket etmek gerekir. Öyle bir durumda sadaka tercih edilmemelidir.
Bir insan öldüğünde onun borçları terekesine yani geride bıraktığı malına kalır. Malı borçlarına yetmiyorsa, çocuklarının o borçları ödeme mecburiyetleri yoktur. Babalarına iyilik yapmış olmak için öderlerse onlar adına bir fazilet olur.
Yasal olarak kimse kimsenin borcunu ödemek zorunda değildir. Mal bıraktı ise babanız o maldan borçları ödenir. Bunun ötesinde bir çocuğu olarak ona yapabileceğiniz en büyük iyilik olarak bunu görün. Bir zaman sonra da olsa babanızın borçlarından onu kurtarın, iyi bir evlatlık yapmış olursunuz.
Öncelikle geçmiş olsun. Allah size ödeme kolaylığı nasip etsin. Ödeme niyetinde olduğunuz sürece Allah mutlaka size yardım edecektir. Endişelenmeyin. Yalnız bu borçluluk sürecinde lüksten, israftan, özel harcamalarınızdan kaçının. Satıma uygun mallarınız veya arsanız varsa satın. Çalışmanızda aksama olmasın. Gerekirse çalışma saatlerinizi arttırın. Veya ekstra gelir getiren bir iş yapın. Bu şekilde borcunuzu ödeme konusunda gayretinizi ortaya koyarsanız öldüğünüzde mirasınız borçlarınızı karşılamazsa ümidim ve niyazım odur ki Allah sizin adınıza alacaklarınızla sulh eder de sizi bu sorumluluktan kurtarır.
Aleykümselam. Düştüğünüz hatanın ağırlığını hissetmeniz ve kurtuluş çaresi aramanız güzel bir şeydir. Bunun için Allah'a şükretmelisiniz. Borçlunun sadaka vermesini yasaklayan bir bilgi yoktur ama önce borcunu bitirmesi evla olandır. Siz de önce borcunuzu bitirmeye çalışın. Ödemeyi etkilemeyecek çapta sadakalar vermenizde sakınca olmaz. Allah yardımcınız olsun.
borç konusundaki diğer fetvalar
Kazancının tamamı haram olan mesela sadece alkol satarak geçinen birinin malı dinen mal sayılmayacağı için ondan borç alınması da caiz görülmemiştir. Olağanüstü bir durum olmadıkça öyle birinden borç alınmamalıdır. Kazancının tamamı haram olmayan yani biraz haram biraz helal karışım bir malı olan birinden ise borç alınabilir. Önemli bir husus olarak şunu bilmemiz gerekir: Bu ve benzeri konularda insanların kazançları ve birikimleri dışarıdan bilindiği kadarı ile bizim için değerlendirilebilir. İnsanların iç dünyalarına ve geçmişlerine dair bilinmeyenleri araştırmamız gerekmez. Böyle bir hakkımız da yoktur.
Yaşadığımız dönemde borcu ödeme konusunda ne yazık ki kimliğimize ters düşen bir pratikle karşı karşıyayız. Borç ödenmiyor, ödenmemesi bir ayıp dahi görülmüyor. Muasır fukahamız, bu sıkıntıya karşı çözümler üretmeye çalışmaktadır. Bu çözümler bir nebze kadim fukahanın ölçülerine aykırı düştüğü de olmaktadır. Size tavsiye edebileceğimiz çözüm ve cevap şu şekildedir: İmkânı olduğu hâlde borcunu geciktiren kimse zulmetmiş olur. Zulüm giderilir. Fakat bu giderme bir kazanca dönüştürülemez. Ölçümüz “zararın telafisi”dir, fazlalık elde etmek değil. Bu nedenle 40.000 TL ana paradır, helâldir. 22.000 TL’lik fark ise kalemine göre değerlendirilir. Buna göre, • Eğer bu tutarın içinde enflasyon farkı (paranın değer kaybı) varsa, iki yıllık TÜFE oranı kadar olan kısmı alınabilir. • Avukatlık, icra ve mahkeme masrafları da borçlunun sebep olduğu giderler olduğundan bu paranın içinden bu miktar da alınabilir. • Yalnız bunların toplamını aşan bir fazlalık olursa o kısım faiz hükmündedir. Kişi onu malına katamaz. Borçluya iade edilebiliyorsa iade edilir. Mümkün değilse sevap beklemeden fakirlere verilir.
Verilen borç karşılığı rehin almakta sakınca yoktur. Borç için de belli bir ödeme günü belirlemek mümkündür. Borcun vaktinde ödenmemesi durumunda ise alınan rehini kendi malın gibi sahiplenmek yanlıştır, caiz olmaz. Ödeme yapılmayacağı anlaşılınca eldeki rehin satılır ve alacak miktarı satılan rehinden kesilir, gerisi de rehin veren borçluya iade edilir. Rehin yetersiz olursa eksik kalan kısım borçludan talep edilir. Alıkonulan rehinin borç devam ettiği sürece bir yolla kullanılması da caiz değildir. Rehin sadece ödeme gününe kadar alacağı tahsilde güvence için bulundurulabilir, bulundurulması ilave bir menfaate dönüştürülemez.
Eski eşiniz size borç olarak verdi ise borcu almak hakkıdır. Borç olarak değil de daireye parası kadar ortak olmak için verdi ise payını istemesi hakkıdır. Ne borç ne de ortaklık değil de size hibe olarak verdi ise ki anlatımınızdan anlaşılan hibe verdiğidir, onu istemesi hakkı olmaz. Eşler arasındaki bu tür hediyeleşmelerden daha sonra dönmek caiz değildir. Eski eşinizin sizden böyle bir talepte bulunmaya hakkı yoktur.
Yazdıklarından anladığım bu borç, okul için kardeşinin çektiği krediden doğmuş ve esasen sana ait bir borçtur. Ailen bu borcu üstlenmiyorsa senin ödemen doğru olur. Ayrıca evliliğinden önce doğduğu için kocan bu borçtan sorumlu değildir. Evlilikle birlikte borç otomatik olarak eşe geçmez. Kocan bu borcu ödemek zorunda olmadığı gibi, bu konuda gönülsüz davranması da onun açısından doğal karşılanabilir. Eşin, evliliğe borçsuz biriyle başladığını sanırken yüksek miktarda bir borç ve onun getirdiği gerilimle karşı karşıya kalmış olabilir. Bu durum, erkek için güven ve sorumluluk açısından sarsıcı olabilir. Bu yüzden, eşinle bu meseleyi sakin bir dille konuşman, onu borcun muhatabı yapmadığını belirtmen, onunla açık iletişim kurman bu krizi hafifletebilir. Kardeşinle düşmanlık ortamı oluşmuş olsa da en doğrusu bir aile büyüğü veya güvenilir bir dinî/aklıselim kişi aracılığıyla sulh ve uzlaşma yoluna gitmektir. Sulh, dinen tavsiye edilen bir yoldur ve kinleri dindirebilir, düşmanlığı azaltabilir. Kardeşinle yalnız görüşme. Aile ortamında veya üçüncü bir kişi eşliğinde konuşmak daha güvenlidir. Gücün yettiği ölçüde evden ya da dışarıdan bir iş yaparak ödeme planı oluşturabilirsin. Hiçbir şey yapmadan sadece dua etmek değil, fiilî gayret de göstermelisin. Ödemek üzere niyetlenmen, bunu yazıya dökmen ve küçük küçük birikim yapman bile Allah katında kıymetlidir. “Kim insanların malını alma niyetiyle borçlanırsa, Allah onun borcunu ödemesine yardım eder.” (Buhârî) Özetle, bu borç senin borcundur ve sorumluluğun altındadır. Kardeşinle sulh/uzlaşma yoluna gitmek en doğru yoldur. Kocan bu borçtan sorumlu değildir ama anlayış göstermesi beklenebilir. Şiddete karşı korunman gerekir. Ama aynı zamanda ödemeye niyetli olduğunu da yazılı/sözlü bir şekilde ortaya koyman barışı kolaylaştırır. Kardeşin haksızlık etmiş olabilir ama sen kendi ahlakınla, adaletinle davranmaya devam et. Allah’ım! Bu kulun kalbinden yükünü hafiflet, sıkıntılarını ferahlığa çevir, düşmanlıkları dostluğa dönüştür. Onu rızana uygun adımlar atmaya muvaffak kıl. Borcunu helal yoldan ödeyebileceği kapılar aç, iffetini, haysiyetini ve huzurunu muhafaza eyle. Kalbine sabır, bedenine kuvvet, hayatına bereket ver. Kendisini yalnız hissettiğinde seninle olduğunu hissettirsin ona. Hakkı bilenlerden, adaleti gözetenlerden ve mağdur değil izzetli olanlardan eyle. Ya Rabbi, onu sevenleriyle hayırda birleştir, kırılan her yönünü Sen tamir eyle. Âmin.
Kumar borcu ödemesine yardım etmediğiniz için vebale asla girmezsiniz. Eğer yardımınız gerçek bir tevbeye sebep olacaksa onu düşünün.