İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Selamünaleyküm. Benim 5 yaşında görme engelli ve otistik bir meleğim, cennet anahtarım var. Meleğimin yeme düzeni çok bozuk. Mesela, bir elma yiyor ama elmanın yarısını çiğnedikten sonra tükürüyor. Ziyan oluyor, günaha girer miyim bu durumda? Bunun dışında ben Allah'a dua ediyorum bir çocuğumuz daha olsun, anlıma yazıldığı kadar ama eşim bu konuda farklı düşünüyor 2. çocuğumuzda da aynı imtihandan geçeriz diye korkuyor, hadi oldu biz öldükten sonra kim bakar bu çocuklara diyor, ben de bu durumda daha bir şey diyemiyorum. Çünkü sinirleniyor. Halbuki bu yavrular bize emanet, emanet eden bilir her şeyin hayırlısını, O bilir emanetine ne olacağını. Ben eşimi nasıl ikna edeyim? Biz Almanya’da yaşıyoruz, elimden geldiğince yediklerimize, giydiklerimize, konuştuklarımıza dikkat ederek yaşamaya çalışıyorum, ekmeğimi kendim yapıyorum mayasına kadar ununa kadar araştırıyorum ve bu dünyadan imanlı ve yüzüm ak bir şekilde yaradanıma gitmek istiyorum. Eski yaşantımdan, hatalarımdan dolayı Allah'tan af istiyorum, tövbelerim kabul olmadan ölmekten çok korkuyorum. Bana bir yol gösterin, ben nasıl saliha bir kadın olurum? Eşimin ailesi benim bu değişimimin farkında az da olsa; ama bana hoca oldun başımıza, nedir bu cübbeli gibi duruyorsun, yok burada kesilen tavuk yenir falan diyorlar, yediklerimizden içinde haram olduğuna emin olduğum şeyleri onlara söylüyorum söylemezsem günaha gireceğim. Tatlı dille kırmadan söylüyorum. Oo, ona bakarsan hiç yemedim diyen bir hınzır yemiştir deyip önemsemiyorlar. Bana da bu kadar okuma, yersin kafayı diyorlar, inanın üzülüyorum onları uyarırken, günaha girmelerine neden olacak lafları söyleyip günaha soktuğum için üzülüyorum. Gözlerindeki perdeyi yırtamadığım için üzülüyorum. Gıybetlerine engel olamadığım için kahroluyorum, dua ediyorum...

Cevap

Aleykümselam. Allah Teâlâ sizi, lütfü keremi ile muhafaza buyursun. Amellerinizi razı olacağı şekilde yapmaya muvaffak kılsın. Yavrunuzla ilgili, onu her şeyden önce Allah'ın size bir iyilik makinesi olarak ihsan ettiğini bilin. Cennette inşallah, koltuklara gerildiğiniz zaman o çocuğun size kazandırdıklarını görünce, bu günleri tatlı bir hatıra olarak anacaksınız. Eziyetleriniz size mutluluk verecek. Sabırlı olun, geçici günler biter gider siz sevaplarınızla baş başa kalırsınız. Çocuğun yediğini israf olarak görmeniz gerekmez. Ona normal insan muamelesi yapmayın. Bu kadarı biraz abartı olur. Eşinizi de takdir edin, zamana yayın onun düşüncelerinin gelişmesini. Ailenize gelince, sadece siz değil belki herkesin şöyle veya böyle karşısında benzeri bir durum vardır. Siz de acele etmeyin onları da hemen erimeye geçecek zannetmeyin. Peygamberlerden biri bile olsaydınız karşılaşacağınız bu idi. Onlara da acıyın, yetiştikleri ortamları düşünün. Siz önce kendinizi kurtarın, eşinize hizmet edin, yavrunuza alaka gösterin. Artan vaktinizi yakınlarınıza ayırın. Bir kere, elli kere söylemeye hazır olun. Ayıplamayın, ürkütmeyin. Sabredin. Allah'a emanet olun.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Bu soruyu okuyunca çok üzüldüm. Genelde erkekler, eşlerinin çocuk istememesini şikâyet olarak yazıyorlar. Sizde ise tersi olmuş. Çok üzüldüm. Üzüntüm de, ümmetim adına bir kişinin daha çoğalmasına bir mü'minin engel olması ve Allah'ın kaderine teslimiyette sıkıntı varlığı. Bir kere bu düşünce, tevbeyi gerektiren bir durumdur. Mü'min, Rabbine teslim olmuş insandır. Siz hayatta olsanız ne olacak, olmasanız ne olacak; kim yarattı ise ona bırakın çocuğu. Birinci yavrunuzun da sadakası olur o. İlk fırsatta teslim olun rabbinizin kaderine. Hem nereden biliyorsunuz size çocuk verileceğini; kim bilir çocuğunuz da olmayacak da siz, boşuna korkuyorsunuz. Lütfen kendinize gelin ve ilk fırsatta Allah'ın kaderine teslim olduğunuzu ispat edin. Sizden iyi haber bekliyorum. Sizin için dua ederiz. Allah yardımcınız olsun

Selamünaleyküm hocam. Ben sekiz yıldır evliyim ve altı yaşında bir evladımız var
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Allah Teâlâ'dan size sabırlar dilerim. Eşinizle ilişkilerinizde sıkıntınız varsa bu sizin, hem eşinizle ilişkinizden ötürü hem de çektiğiniz sıkıntıdan ötürü iki sevap kaynağına sahip olduğunuzu gösterir. Yavrularınıza sarılın ve onlarla teselli bulun. Eşinizi de zaman içinde eritmeye hazır olun. Bir zaman sonra sizin beklediğinizden daha iyi olabileceğini asla unutmayın. Duanın gücünü bilin, duayı hiç eksik etmeyin. Yavrularınızın etkilenmemesine dikkat edin. Bir de şunu size tavsiye etmeliyim: Madem ki, eşinizin tavırlarını anladınız, onunla hiç tartışmayın. Tartışma başlayacağı zaman susun. Tepki vermeyin. Kısa bir zaman sonra sizi bu sessizliğinizin tartışmanızdan kat kat daha tesirli olduğunu göreceksiniz. Allah yardımcınız olsun, size sabırlar ihsan etsin.

Selamunaleyküm hocam. Rabbime sonsuz şükürler ediyorum ki hanemiz sizinle huzur
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Tanıma süresinin bir yıl kadar olması sakıncalı olmayabilir ama karakterlerin değişmesi zordur. Eşiniz hırçın bir dille de olsa tabii olanı size teklif ediyor. Annelik en muteber meslektir. Onun yanında hangi meslek olursa olsun, anneliği zedeler. Eşiniz böyle mi düşünür bilmem ama neticede sizin anneliği tek başına yapmanız en doğru olanıdır. Kendinizi buna alıştırmaya çalışın. Eşinizin iyi yönlerini öne çıkarın sürekli, şeytana kapı açmayın. Sabırlı olun. Çocuğunuz olunca göreceksiniz ki anne olma lezzeti çok şeyi unutturacak. Eşiniz iffetli ve onurlu bir insan ise onun bu tür farklılıklarını idare edin. İnsan bu; hiçbiri tam değildir. Sizin de eksiklikleriniz vardır, onun da, bizim de.. Hepimiz kuluz, idare etmesini bilen kazanacak bu dünyada. İdare edemeyenlerin iradelerinin bir anlamı yoktur. Size dualar ederim.

Sizi dinlemeye, okumaya başladıktan sonra saliha hanım tabiri ile aileme bir ker
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Anne hakkının üstün olması, her doğuranın o meziyette olması anlamına gelmiyor. Doğurduğu yüzünden harap olacak nice kadınlar da vardır. Siz eşliğinizi bilin, zulüm yapmadan ahirete gidin. Çocuklarınız da asgari düzeyde ible olsa çocukluklarının gereğini annalerine karşı yapsınlar. Biz şu fani dünya için mi yaşıyoruz. Emeklerimizin karşılığını burada mı alacağız. Bırakın Allah Teâlâ sizi, ebedi mutluluklar diyarını kazananlardan yapsın, ne istiyorsunuz daha? Az bir meta değil mi şu alem, sabredin.

Selamun Aleyküm Hocam. Sohbetlerinizden cok faydalanıyoruz, Rabbimiz ebediyyen r
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Sözünü ettiğiniz hadis 'saliha kadını' değil 'güzel kadını' konu etmektedir. Siz sadece güzelliğinizden ötürü kendinizi ona kıyaslıyorsanız size uyuyor olabilir. Hayır mü'min bir kadın olduğunuz için 'çöplükte biten' ifadesi size uyar mı diye endişe ediyorsanız gereksiz bir endişe taşıyorsunuz. Kimsenin kimseyi düzeltmeye güç yetiremediği bir zamanda yaşıyoruz. Mevcut görüntüsü iyi olmayan biri ile ileride onu iyileştireceğinize güvenerek evlenmeyin. Kiminle yaşayabilecekseniz onunla evlenin. Hayatı imtihan olarak gören bir mü'min, sıkıntılardan usanmaz; tedbir alır, çare üretir ama hiçbir şey yokmuş gibi de devam eder. Siz de öyle yapın.

Selâmünaleyküm hocam. Ben 20 yaşında bir genç kızım. İki sene öncesine kadar İsl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evlilik kararı verirken basiretli davranamamışsın, bunun bir yorumu olabilir ama anne olduktan sonra vereceğin kararlarında yine basiretsiz davranırsan bunun anlamlı bir yorumu olamaz. Zannederim, kendini bile bile yıpratacak bir takıntı içindesin. Şunları tavsiye edebilirim sana: Dini hayatını Allah’ın emir ve yasakları, Allah’ın rızası için yapılacak nafileler olmak üzere iki görev üzerinde yürütmeye çalış. Farzlar ve haramlar konusunda kimseye taviz verme. Hayatın gibi gör farzları ve haramları. Nafileler de ise tercih yapmayı becer. Sen bunu beceremezsen şeytan seni ailen üzerinden sömürmeyi becerir. Bu kurala ilmihal öğrenmen de dâhildir. Ne kadar eşinin hataları ve ne kadar senin özel beklentin üzerinden değerlendirme yaptığına dikkat et yani kendine karşı da adil ol, dengeli ol. Aile huzurun, eşinle saadetin nafile ibadetlerin önüne geçebilir. Bu gerçeği benimsemeye çalış. Huzurun olmadan nafile ibadet bile yapamazsın. Basiretli ve anlamlı işler yapman durumunda eşinin iyi bir öğretmeni olabilirsin ve bunun yararı onun kadar sana da döner. Erkeklere eşlerinden nasihat dinlemenin ağır gelebileceğini unutma. En anlamlı ve gerekli nasihati bile yapsan, sana inat o yanlışında direnebilir. Sen doğru diye anlatmaya ısrar ettikçe yokuşta daha fazla hızlı koşmaya çalışan birine benzersin. Boşuna yorulursun ve boşuna nabzını artırırsın. Sonuca da ulaşamazsın. Bütün bunları uzun bir zamana mesela bir beş yıla yaymaya çalış. Kimsenin huyu suyu iki haftada değişmez. Sabret ve kazan. Allah yardımcın olsun. Âmîn.

Hocam ben yirmi beş yaşında üç yıllık evli ve bir evlat sahibi anneyim. Düzenli

ailevi sıkıntı konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şu büyük âlemde Allah Teâlâ’nın izni olmadan bir ağaç yaprağının bile kıpırdaması mümkün değildir. Olan muhakkak O’nun izni ile olmaktadır. Ormandaki bir ağacın dallarından birindeki bir yaprak için geçerli olan bu kural, insan gibi mükerrem bir mahlûk için elbette geçerlidir. Asla başıboş değiliz. Rabbimiz var! O diliyor, O yapıyor. Teslim olan huzur bulur, direnmek isteyen ise, ne umduğuna erer ne de huzur bulur. Belalar ve sıkıntılar imtihanın bir rengidir. İmanlı ve salih amel sahibi bir mü’min karşılaştığı sıkıntılarını, iyi gitmeyen işlerini, yürütemediği aile düzenini, evlatlarından gördüklerini Rabbinin bir imtihanı olarak görür ve onlardan ecir bekler. Eğer mü’min, başına gelenlerde sorumlu tutulacağı hataların sahibi değilse, kesinlikle ecir kazanacağı bir durumda olduğuna inanmalıdır. Hatta büyük sıkıntılardan büyük ecirler kazanmak bile vardır. Allah Teâlâ, bir kavmi sevdiğinde onlara sınanacakları belalar verir. Verdiğine razı olandan razı olur, küsene de küser. Burada şunu anlamamız gerekir: Nasıl Allah Teâlâ, kuluna mal veriyor ve onu nerede kullanacağını görmek diliyorsa aynı şekilde düz yürüdüğü yollarda önüne kavşaklar, rampalar çıkararak, o anda ne yapacağını görmek istemektedir. Malını helal yoldan kazandıktan sonra onu mubah yollarla harcayan ve sadakasını verenin o mal sayesinde Rabbinin rızasına erdiği gibi, Rabbinden gelen sıkıntılara karşı sabretmesini bilen kul da malını infak eden gibi ecir kazanmış olmaktadır. Bu sıkıntı, mal üzerinden olabilir, aile içindeki fertlerden birinden olabilir, siyasi yönetimden olabilir, tabii bir afet şeklinde olabilir. Türü ne olursa olsun mü’minin ayağına batan bir diken bile, huzurunu kaçırdığı için bir anlamda beladır, sıkıntıdır. Her bela, her sıkıntı, bunaltan, terleten, tansiyon yükselten, ağlatan, ezip utandıran ne varsa ecir kaynağıdır. Yeter ki kul, ihmalinin ve üzerine düşeni yapmamış olmanın bedelini ödemesin. Bazı musibetler de, kulun işlediği bir hatanın, ahirete ertelenmeden, dünyada iken verilmiş cezasıdır. Ebedi ahiret âleminde ceza görmektense, fani dünya hayatında birkaç günlük sıkıntıya katlanarak suçlarının cezasını çekmesi mü’min için büyük bir nimettir. Bu da büyük bir nimet olarak görülmelidir. Bu nimete kavuşmanın yolu da sabırdır. Sabır ise, kuvvetli iman ve güçlü bir irade ile mümkündür. Musibetlerle karşılaşan mü’min Rabbine yönelmesini bilmelidir. Düşünce olarak Rabbi ile bağını güçlü tutacağı gibi diliyle de bunu ikrar etmelidir. ‘İnna lillahi ve inna ileyhi râciûn’ demelidir. Belalar, sıkıntılar hep beni buluyor, diye düşünen şunu da unutmamalıdır: - Allah dileseydi, daha büyük dertlerle baş başa kalabilirdik. Kesinlikle her derdin daha ağırı, beterin beteri vardır. - Ahlamak derdi gidermeyecektir. - Dertlerin önünde ezilmişlik hali, dostlarını üzecek, düşmanlarını sevindirecektir. - Dertleri veren, kesinlikle Hekîm olan Allah’tır. O’nun yaptığında zulüm olmaz. - Bu dünyadaki dertler, ahirette nimete dönüşecekse, derde dert demek bile yanlıştır.

Her şeyin Allah’tan olduğuna iman ediyoruz. Öyle durumlar oluyor ki, imanımda es

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.