Fetva Meclisi
Soru
Hocam nişanlım üçüncü şahıslar yanında birbirimize isim ve “bey, hanım” ile hitap etmek istiyor. Ben buna alışkın olmadığım için biraz tuhaf geliyor. Ayrıca akrabalarımın bazıları bunu tuhaf karşılayıp ağızlarına dolayıp alay edecek kapasitedeler maalesef. Saygı oluşmasını beklerken tersi olma ihtimali de var yani. İkinci bir husus, kayınvalideme hitabetim. Ben “anne ve siz” demeyi tercih ediyorum, saygılı ama mesafeli bir ilişki oluşması açısından. Fakat o bunu soğukluk ve samimiyetsizlik olarak algılarmış. Beni zorlamıyor, hak da veriyor ama çok fazla memnun olmadığını fark ettim. Bana ne tavsiye edersiniz hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
Eşinizle huzurunuzu etkilememesine dikkat edin. Karşı bir hata yapmayın. Bu hususta duygusal olmadığınıza emin olun. Neticede mesafeli olmanızda bir sakınca olmaz.
Allah yardımcın olsun kızım. Bir kere kendini çaresiz, bitmiş gibi asla görme. İnsan derdini abarttığında o dert onu daha fazla ezer. Şöyle yap: Bir psikolog hanımla görüşerek mevcut durumu ne kadar kaldırabileceğini istişare et. Seninle yüz yüze görüşen bir bilim insanı olarak sana “bu evlilik sürmez” derse o zaman o tür şeyler düşünürsün. Şimdilik ayrılmayı düşünme. Bu mantıkla bir zaman daha devam edersen biiznillah daha huzurlu olursun.
Muhakkak bir psikoloğa git kızım. Bu durumu genişçe anlat. O seni rahatlatsın.
Bunun için belirli bir rakam yoktur. Eşinizle aynı hayatı yaşayacağınıza göre onun zorlanacağı bir şey sizin de zorlanmanız olacaktır. Mehir ise dinimizin bir emridir. Ortalama bir şey isteyebilirsiniz. Mesela yirmi gram altın veya benzeri bir şey ile başlayabilirsiniz. Bu hususta pazarlık yapmanız da caizdir. Peşin almanız gerekmez. Aranızda neye ittifak ederseniz o geçerlidir. Allah mübarek etsin.
Kayınvalidenizin bir anne olarak eşiniz üzerinde hakkı olabilir ama sizin üzerinizde hak iddia etmesi doğru değil. Fakat bununla beraber aile büyüklerine saygı, onların yanlışlarını kabul etmek anlamına gelmez. Sizin huzurunuz, evliliğinizin sağlam temeller üzerine oturması için eşinizin dengeli olması gerekir. Fakat yine de bu süreçte siz en çok, size düşen yanlarıyla ne yapacağınıza odaklanın. Mecbur olmadıkça kayınvalideniz ile yalnız kalmamaya çalışın. Konuşmalarına çok fazla dâhil olmayın, tartışmalara girmeyin. “Anlıyorum” gibi kısa ve nötr cevaplar vererek tartışmalardan uzak durun. Şehir değiştirme konusunda ise eğer psikolojik olarak çok yıpranıyorsanız ve bu durum hamilelik sürecinizi de olumsuz etkiliyorsa şehir değiştirmek iyi bir seçenek olabilir. Ancak burada eşinizin bakış açısı önemli. Eğer eşiniz de sizi anlıyor ve destekliyorsa bunu uygun bir dille ona anlatabilirsiniz. Eğer eşiniz bunu şu an kabul edemiyorsa en azından kısa vadede kayınvalidenizle fazla muhatap olmadan bir süre geçirmeye çalışabilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Allah’a emanet olun.
Esasen eşlerin birbirlerini idare etmesini becermelidirler. Beceremeyince de tedbirler alınmalıdır. Bu tedbirlerden biri de gerekiyorsa kaynanaya gitmemek olabilir. Bu da ikinci bir beceri gerektirecektir. Kaynananıza karşı sizin insanlık ve vicdan göreviniz vardır, hukuki bir borcunuz yoktur. Kaynana size incitici davranıyorsa gitmeyebilirsiniz, bundan bir vebal doğmaz. Eşinizin annesine karşı sorumluluğu gibi sizin ona karşı sorumluluğunuz yoktur. İnsanlık ve vicdan vardır. Yalnız eşiniz bu tedbiri aranızdaki evliliği bitirmeye kadar taşıyabilir mi, onu siz tespit edeceksiniz.
eş konusundaki diğer fetvalar
Bilerek ve kastederek bir hata etmeyin. Hata ederseniz özür dileyin. Bunun ötesindeki tehditlerden rahatsız olmayın, bu davranışı abartmayın. Allah yardımcınız olsun.
Siz problemin aslını bilmişsiniz. Çarenin ne olduğunu da biliyorsunuz aslında ama ona hiç temas etmiyorsunuz. Size tavsiyemiz şu olur: İdeal evlilik değil, yaşadığın evlilik peşinde olacaksın. Kimse bu dünyada aradığını bulamamıştır. Bulduğunu değerlendirebilenler ise mutlu olmuşlardır. Olgunlaşmayı kesinlikle zamana yayın. İki yıl bile belki sizin için az olabilir. Madem mü'min bir insansınız neden Kur'an okuyarak, zikir yaparak yalnızlığınızı gidermiyorsunuz? Verin kendinizi kitap okumaya, zikre ve Kur'an’a rahatlayın! Değilse nasıl bir hicrettir bu hicret sorusu sizi çelişkide gösterir.
Eşinizin yanında bir mahremi olmadan hacca gitmemesi gerekir. Biriktirin ve beraber gidebileceğiniz zamanda gidin.
Böyle basit bir meseleden ötürü sorun üretmekten kaçınmalısınız. Şeytan evinizin kapısında bu fitneyi beklerken siz neden ona destek veriyorsunuz? Eşiniz de aşırı gitmiş siz de çocukluk etmişsiniz. Akşam eşiniz geldiğinde hatanızı beyan edip özür dileyin ve kapatın bu konuyu.
O günkü hatanız için istiğfar edin. Aynısı veya benzerine tekrar düşmemeye özen gösterin. Çokça Kur'an okuyun. İbadetlerinizi ihmal etmeyin. O türleri de unutun gitsin, ardına düşmeyin. Allah kullarını bunlarla da imtihan ediyor. Aldanmamış olduğunuz için şükredin.
Biz şöyle iman ediyoruz: Hata eden günahkârdır. Günahkâr ise bu dünyada yüzü karadır, ahirette yeri ateştir. Samimi bir tevbe eden ve tevbesini koruyan ise günah işlememiş gibidir. Günah işlememiş gibi! Tevbenin bu denli temizleyici gücüne iman etmemek ise ikinci bir günahtır. Zira bize günahlardan kaçının diyen aynı zamanda tevbeyi kabul etme vaadinde bulunmuştur. Tevbe eden ve tevbesine sadık kalan günah işlememiş gibidir. Eski günahları anlatıp yaymak ise bir başka günahtır; ne anlat, ne sor! Unut onları! Ve Allah’a güven.