Fetva Meclisi
Soru
Hocam göğüs estetiği yaptırmak istiyorum. Göğüslerimin biri diğerinden farklı, bu sebeple eşit emziremedim bebeğim tek göğüs emdiği için normalde de küçük olan göğüslerimin biri diğerinden daha küçük kaldı. Başörtülü bir kadınım eşim için yaptırabilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsanın zevk tatmininin sınırı yoktur. Sağlık açısından düzeltilmesi gereken bir durum varsa estetik caiz olabilir. Sağlık açısından değil ama yıpranma ve dökülme gibi bir nedenle eşinizin gözünde “yok gibi” kalacağınız bir durum varsa yine caiz olabilir. Ancak unutmayınız ki insan zevkinin sınırı yoktur.
Kadın veya erkeğin DAHA GÜZEL olmak için estetik yaptırması haramdır. Kaza sonucu veya bir meslek erbabı hastalığı ya da sizde olduğu gibi mesela emzirmekten ötürü bozulan bir organın şeklini estetik yaptırmak O BOZULANI DÜZELTME ORANINDA caiz görülmektedir.
Rabbimiz evlatlarınızı en güzel şekilde yetiştirmenizi nasip eylesin, anneliğinizi mübarek kılsın. Allah Teâlâ’nın yaratmış olduğu fıtratı bozmak caiz değildir. Birilerinin göğsüne kıyas ederek kendisini küçük ya da büyük göğüslü olarak nitelendirmesi de mümine yakışmayacaktır. Göğüslerde bir rahatsızlık, anormallik veya anne olduğunda emzirememe gibi bir durum olduğunda tedavi amaçlı müdahaleye dinimiz izin vermektedir. Bunun dışında kadının kendisini kötü hissetmesi, daha güzel görünmeyi istemesi gibi gerekçelerle bu operasyonu yaptırmak caiz değildir. Ancak ameliyat dışında sağlığa zarar vermediği sürece ilaç kullanımı, takviye gıdalar kullanabilir.
Selamünaleyküm. Eşinizin size ilgisinin azalmaması GEREKENİ YAPTIRMAK ZORUNDASINIZ. Ancak bunu yaparken; 1- Bedeninizde kalıcı bir değişiklik yaptırmayacaksınız. Bir organınızla oynamayacaksınız. Mesela doğumdan etkilenen bölgelerdeki buruşmaları düzelttirebilirsiniz. 2- Bu işlemi erkeğe yaptırmayacaksınız. Özellikle göbekle diz kapağı arasındaki bölgenin kadına ile gösterilmesi ancak ağır tıbbî bbir nedenle mümkündür. Bu istisnalara dikkat ederek bakımınızı yaptırın. Bakım masraflarınızı da eşinizin ödemesi dini sorumluluk alanına girmektedir. Çocuktan da yılmayın. Üç çocukla kendinizi sınırlamayın. Her çocuk bir cennettir. Sakın cennetleri çok görmeyin. Allah Teâlâ işinizi kolay etsin, kalbinize huzur versin.
Aleykümselam. Bir: Bir kere bunun eşiniz tarafından sorun edileceğini kesin bilmiyorsunuz. Böyle bir psikoloji ile evliliği peşinen abluka altına almamalısınız. Eşiniz olacak kişi sizi bu nedenle sevmeyecek, başkalarıyla kıyas edecek gibi nedenlerle kendinize eziyet etmeyin. Bir erkek kusur bulmak istedikten sonra pek çok kusur bulur. Siz, Allah’ın verdiğine razı olun. İki: Göğüslerinizin daha güzel olması için ameliyat dışında bitkisel veya krem gibi uygulamalar yapmanızda bir sakınca yoktur. Bu yöntemlerden biri sağlığınız açısından sıkıntı oluşturuyorsa o açıdan bir caiz olmamak söz konusu olur. Üç: Göğüslerinizi ameliyatla büyütecekseniz, bunun caiz olması için yapacağınız işin nedeni ‘daha güzel görünmek’ olmamalıdır. ‘Küçük olan, emzirme için yeterli olmayabileceği şeklinde doktorlar tarafından belirtilen’ bir nedenle ameliyat yaptırabilirsiniz. Özet olarak kural şudur: Daha güzel görünmek için estetik ameliyat yoktur. Bir eksikliği gidermek için ise estetik yapılabilir.
Evet, genital estetik caiz olabilir ama bu gerçek bir yıpranma, işlev kaybı gibi nedenler üzerine olur. Siz ve eşiniz bu durumu ne kadar abartıyorsunuz da bu kanaate vardınız bunu bilemeyiz. Her doğum belli bir eskime getirir ama estetik gerektirecek olup olmadığına uzman bir doktor karar vermelidir. Belki doktordan önce kadın bir psikologla görünseniz daha iyi edersiniz. Geçmiş olsun.
ameliyat konusundaki diğer fetvalar
Evet, takma saçla alakalı bir yasak vardır. Annenizin durumu gibi tedavi maksatlı bir peruk kullanımına cevaz veren bazı âlimler vardır. Gusül için çıkarıp başını yıkamak ve abdest için de mesh için gerekli olanı kadarını çıkarıp mesh etmek şartı ile bu cevazdan istifade edilerek kullanabilir diye düşünürüz.
Müslüman olarak kilo vermek zorunda değiliz, sağlığımızı korumak zorundayız. Beden yapımıza ve sıhhat dengelerimize bakarak kilo vermek zorunda olup olmadığımızı belirleyebiliriz. Ne şişman kul ne de zayıf kul iyi veya kötü değildir. Kim daha takva ile yaşıyorsa iyi kul odur. Çağımızda yaygın hastalıklardan biri de kilo hastalığıdır. Artık ölüm nedenleri arasında ilk sıralara yükselmiş olması elbette bütün mü'minler için dikkat edilmesi gereken bir sorun durumuna getirmiştir kiloyu. İbadet hayatımızı, sağlıklı bir hayatı rahatsız eden fazla kilolar giderilmelidir. Kilo fazlalığı hakkında şu kuralları bilmemiz gerekir: Bir insanın kilo fazlası olup olmadığını ya da ne kadar olduğunu uzman bir doktor ya da diyetisyen kararlaştırmalıdır. Kişilerin kendi bilgileri ve tahminlerine ya da çevreden aldıkları tepkilere göre az/fazla kararı vermeleri yanlıştır. Fazla kilo söz konusu ise onun giderilmesi de kesinlikle yine uzman tarafından planlanmalıdır. Kilo verme yöntemleri kilo alma kadar risk taşıyabilmektedir. Uzman desteği yanında bilinmesi gereken bir incelik de şudur: Kilo alırken de verirken de insanın nefsini disiplin altında tutup tutamamasına göre sonuçlar değişir. Mesele nefsin salınmaması meselesidir. Yemek ve zevkler konusunda Müslümanca yaşayabilmek yani disiplin sahibi olmak uzman tavsiyelerini işe yarar duruma getirecektir. Hiç yemeyerek, kulaktan dolma bilgilerle bir yeme programı yaparak yağlar eritilmiş olabilir ama karakter düzelmezse kâr ile zarar karıştırılmış olabilir. Çağımızda tüketilen yiyecekler adeta zehir karıştırılmış tuzak yiyecekler gibidir ancak uzmanların tavsiyelerine dikkat edilerek kaliteli bir gıda politikası izlenebilir. Buna diyet uygulamaları da dâhildir. Uzmanların tavsiye ettiği sporlar yapılmalıdır. Her bedenin spor ihtiyacının veya kaldırabileceği şeklinin farklı olacağını bilmek gerekir. Ve camiye cemaate gitmenin mükemmel bir spor yerine geçebileceğini unutmayalım. En azından bir bölümünü karşılayacaktır. Hadis kitaplarında geçiyor diye şu bitki veya gıdanın diyet konusu yapılması yanlıştır. Coğrafyanın ve kişilerin farklı etkileşimlerini dikkatimizden kaçıramayız. En büyük nimet olan su bile gelişigüzel tüketilemez bir nimettir. Yağ eritme veya mide aldırma gibi cerrahi uygulamalara geçmeden önce muhakkak bir fıkıh uzmanına danışılmalıdır. Ameliyat sürecinin başlaması için doktorun olur vermesi yeterli değildir, muhakkak fıkıh desteği de alınmalıdır. Ameliyatsız bütün alternatifler bitirilmeden ve sağlık için ciddi bir tehlike yokken ameliyatlı zayıflama yöntemlerine başvurulamaz. Şu unutulmamalıdır ki, bugünkü bu kilo problemimiz sünnetten uzak yaşadığımızın sonuçlarındandır. Tekrar sünnetli bir hayata dönerek işimizi kolaylaştırabiliriz.
O süreci bir hile üzerine kurmadı iseniz ve size “düzelince geri geleceksin” gibi bir şart koşulmadı ise bir şey yapmanız gerekmez. Geçmiş olsun.
Bir bayan doktora muayene olun. Doktor size “bir evlilik hayatı için bu yeterli değil” derse ameliyat yaptırabilirsiniz. Aksi takdirde hiçbir şekilde caiz olmaz. Harama bulaşarak ortada olmayan evliliğinizi henüz oluşmadan harama bulaştırmış olursunuz maazallah.
Namazı ayakta kılmanın şart olduğu bilinen bir gerçektir. Bu şartın yerine getirilmemesi ise ancak bir hastalık nedeniyle caiz olabilir. Özellikle farz namazlar için genel kural budur. Nafile namazlarda durum biraz daha hafif ele alınabilir. Ayakta kılmamak için genel olarak ölçü şu şekilde belirlenir: Ayakta duramamak, Durursa zarar görmek, Durması durumunda hastalığının artması veya iyileşmenin gecikmesi, Baş dönmesi, Ayakta idrar kaçırmanın artması genel engeller olarak görülebilir. Bu durumdaki biri namaza oturarak başlayabilir. Namaz içinde durumu fark ederse oturarak devam edebilir. Ayakta kılamayan biri oturma veya kılabildiği şekilde kılma ruhsatı aldıktan sonra rükû ve secdede hangisini yapabiliyorsa onu yapar, gerisini ima ile yani başını eğerek yapar. Tıbbi ifadelerle bakıldığında ise ayakta kılamama veya secdeye gidememe özürleri ise şu durumlar değerlendirilebilir: Secdeye gidememeye ait tıbbi örnekler Temel olarak iki durum söz konusu Secdeye gidilmesi halinde mevcut hastalığın ilerlemesi, İlgili organlardan birinde fonksiyon kaybı (eklem hareket açıklığının azalması gibi) ya da ağrı nedeniyle secde yapmak için gerekli hareketlerden birinin yapılamaması gibi. Genel olarak her türlü hastalığın nekahet döneminde özellikle cerrahi branşlarda (kaza, travma ya da ameliyat sonrası) hastanın kendisini iyi hissedene kadar (geçici bir süre) ani tansiyon düşüklüğü gibi durumlara karşı secde etmemesi tavsiye edilebilir. ORTOPEDİ: Diz ve kalçada kireçlenme varsa secde etmek hastalığın ilerlemesine sebep olabilir. Menisküs: Secdede ısrar mevcut yırtığın ilerlemesine ve ameliyatın daha zor olmasına neden olur. Diğer ortopedik hastalıklarda; hasta secde edebiliyorsa yapsın denebilir. BEYİN CERRAHİSİ: Bel eklemi eğilmeye müsaade edebiliyorsa, fıtığın artmasına neden olmayacak şekilde (hekim tarafından tarif edilir) secde eder. CİLDİYE: Sedef benzeri hastalıklar eklem çevrelerini özellikle sık tutar. Hastalığın atak dönemlerinde dizlerin (yaraların) üzerine basınç uygulanması şikâyetleri artırabilir, iyileşmeyi olumsuz etkiler Mikrobik bir hastalık, cerrahi ya da dâhili bir hastalığa eşlik eden yaralar, basınca maruziyet nedeniyle diz çevresinde daha sık görülebilir. “Açık yara” tabir edilen durumlarda sargı üzerinden bile olsa yaranın basınca maruz kalması iyileşmeyi olumsuz etkileyebilir. GÖZ: Vitrektomi gibi bazı göz ameliyatlarından sonra birkaç hafta secde edilmez. Göz içi basıncı artıran durumlarda uzun süre secde etmek mahsurlu, üç tesbih okunacak miktar secdede problem olmuyor. KBB: Baş dönmesi yapan hastalıklarda ne kadar yavaş hareket edilse de kulak kristallerinin hareketi kulak çınlaması ve baş dönmesini artırır. Şikâyet artar ancak hastalığın gidişatını etkilemez. DÂHİLİYE: Tansiyon düşüklüğü olan hastaların secde etmesi çok sıkıntı olmaz ancak kalkarken hızlı hareket edilmesi “ortostatik hipotansiyon” (pozisyonel tansiyon düşüklüğü) nedeniyle bayılmaya neden olabilir. Ciddi kansızlıkta bu tabloya neden olabilir ancak böyle durumlarda gerekli müdahale ile kısa dönemde iyileşme sağlanır. CERRAHİ BRANŞLAR: Ameliyat sonrası yara iyileşme problemi ve “anastomoz” ameliyatlarında, müdahale hattında gerilme, iyileşmeyi olumsuz etkileyeceği için Üroloji ve karın ameliyatları sonrası hekim tavsiye ettiği kadar (2-3 hafta) secde edilmemesi uygundur. Bütün bu örneklerde hekim kendisi namaz kılan birisi ise zararın olup olmayacağını yani temel ölçümüz olan iyileşmeyi geciktirme bile olsa sonuç ruhsat verebilir. Bu konuda namaz kılan bir doktor adeta müftü durumundadır.
Kişinin takıntı durumuna getirdiği “kulağının güzel olmadığı” evhamını düzeltmek için ameliyat caiz olmaz ama uzmanının “bu kulak normal değil” dediği kulağın ameliyatla düzeltilmesinde biiznillah sakınca olmaz. Geçmiş olsun.