İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Namazda ayakta değil de oturarak kılmaya izin verdirecek durumlar nelerdir? Ben bir doktor olarak hastalarım sorduğunda “ayakta kılamazsın, secdeye gitmemelisin” tavsiyesini kimlere verebilirim?

Cevap

Namazı ayakta kılmanın şart olduğu bilinen bir gerçektir. Bu şartın yerine getirilmemesi ise ancak bir hastalık nedeniyle caiz olabilir. Özellikle farz namazlar için genel kural budur. Nafile namazlarda durum biraz daha hafif ele alınabilir. Ayakta kılmamak için genel olarak ölçü şu şekilde belirlenir: Ayakta duramamak, Durursa zarar görmek, Durması durumunda hastalığının artması veya iyileşmenin gecikmesi, Baş dönmesi, Ayakta idrar kaçırmanın artması genel engeller olarak görülebilir. Bu durumdaki biri namaza oturarak başlayabilir. Namaz içinde durumu fark ederse oturarak devam edebilir. Ayakta kılamayan biri oturma veya kılabildiği şekilde kılma ruhsatı aldıktan sonra rükû ve secdede hangisini yapabiliyorsa onu yapar, gerisini ima ile yani başını eğerek yapar. Tıbbi ifadelerle bakıldığında ise ayakta kılamama veya secdeye gidememe özürleri ise şu durumlar değerlendirilebilir: Secdeye gidememeye ait tıbbi örnekler Temel olarak iki durum söz konusu Secdeye gidilmesi halinde mevcut hastalığın ilerlemesi, İlgili organlardan birinde fonksiyon kaybı (eklem hareket açıklığının azalması gibi) ya da ağrı nedeniyle secde yapmak için gerekli hareketlerden birinin yapılamaması gibi. Genel olarak her türlü hastalığın nekahet döneminde özellikle cerrahi branşlarda (kaza, travma ya da ameliyat sonrası) hastanın kendisini iyi hissedene kadar (geçici bir süre) ani tansiyon düşüklüğü gibi durumlara karşı secde etmemesi tavsiye edilebilir. ORTOPEDİ: Diz ve kalçada kireçlenme varsa secde etmek hastalığın ilerlemesine sebep olabilir. Menisküs: Secdede ısrar mevcut yırtığın ilerlemesine ve ameliyatın daha zor olmasına neden olur. Diğer ortopedik hastalıklarda; hasta secde edebiliyorsa yapsın denebilir. BEYİN CERRAHİSİ: Bel eklemi eğilmeye müsaade edebiliyorsa, fıtığın artmasına neden olmayacak şekilde (hekim tarafından tarif edilir) secde eder. CİLDİYE: Sedef benzeri hastalıklar eklem çevrelerini özellikle sık tutar. Hastalığın atak dönemlerinde dizlerin (yaraların) üzerine basınç uygulanması şikâyetleri artırabilir, iyileşmeyi olumsuz etkiler Mikrobik bir hastalık, cerrahi ya da dâhili bir hastalığa eşlik eden yaralar, basınca maruziyet nedeniyle diz çevresinde daha sık görülebilir. “Açık yara” tabir edilen durumlarda sargı üzerinden bile olsa yaranın basınca maruz kalması iyileşmeyi olumsuz etkileyebilir. GÖZ: Vitrektomi gibi bazı göz ameliyatlarından sonra birkaç hafta secde edilmez. Göz içi basıncı artıran durumlarda uzun süre secde etmek mahsurlu, üç tesbih okunacak miktar secdede problem olmuyor. KBB: Baş dönmesi yapan hastalıklarda ne kadar yavaş hareket edilse de kulak kristallerinin hareketi kulak çınlaması ve baş dönmesini artırır. Şikâyet artar ancak hastalığın gidişatını etkilemez. DÂHİLİYE: Tansiyon düşüklüğü olan hastaların secde etmesi çok sıkıntı olmaz ancak kalkarken hızlı hareket edilmesi “ortostatik hipotansiyon” (pozisyonel tansiyon düşüklüğü) nedeniyle bayılmaya neden olabilir. Ciddi kansızlıkta bu tabloya neden olabilir ancak böyle durumlarda gerekli müdahale ile kısa dönemde iyileşme sağlanır. CERRAHİ BRANŞLAR: Ameliyat sonrası yara iyileşme problemi ve “anastomoz” ameliyatlarında, müdahale hattında gerilme, iyileşmeyi olumsuz etkileyeceği için Üroloji ve karın ameliyatları sonrası hekim tavsiye ettiği kadar (2-3 hafta) secde edilmemesi uygundur. Bütün bu örneklerde hekim kendisi namaz kılan birisi ise zararın olup olmayacağını yani temel ölçümüz olan iyileşmeyi geciktirme bile olsa sonuç ruhsat verebilir. Bu konuda namaz kılan bir doktor adeta müftü durumundadır.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sandalyede namaz ile alakalı olarak şu kuralları zikredebiliriz: a- Ayakta namaz kılabilenin oturarak veya sandalyede namaz kılması caiz değildir. Buradaki ‘kılabiliyor’ olmak, kıldığı zaman katlanılmaz bir acı çekmemek, muhtemel bir arızaya sebep olmamak diye anlayabiliriz. ‘Muhtemel bir arıza’ hayali olmamalıdır. Mesela burun ameliyatı olmuş birisinin eğilmemesini tavsiye etmiş ise doktor bu muhtemel bir arızadır. Belindeki bir ağrıdan ötürü daha sonra acı çekecek birininki muhtemeldir. b- Ayakta kılamayan ise kılabildiği gibi kılar. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: ‘Ayakta kıl. Kılamazsan oturarak kıl. Ona da gücün yetmezse yaslanarak kıl.’ Yalnız şu da bilinmelidir: Oturarak kılacak olan, oturması ne kadar gerekiyorsa o kadar için ruhsatlı sayılır. Mesela iftitah tekbirini ayakta yapabiliyorsa onu yapmalıdır. Ruku yapabiliyorsa onu yapmalıdır. c- Bu kurallar farzlar için böyledir. Nafile namazlarda ise biraz daha rahat kılınabilir. d- Namazı oturarak kılmak durumunda olan yani bu hususta ruhsatlı kabul edilen, nasıl oturabiliyorsa öyle oturur. Buna sandalye de dahildir. e- Sandalyede kılan, ruku ve secdeye gidemiyorsa ruku için başını eğer, secde için ise biraz daha fazla eğer. Buna ima ile kılma deriz. Yalnız secde etmek için mesela bir minderi dizine koyarak secde etmesi caiz olmaz. f- Camilerde sandalyede namaz kılanlar safı bozmamaya dikkat etmelidirler. Omuzu yandakinin omuzuna gelecek şekilde sandalye koymalı ve o şekilde saf olmalıdırlar.

Son zamanlarda camilerde özel bir saf oluşturulmuş gibi sandalyede namaz kılınıy
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Size şimdiden geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi daim etsin. Sıhhatiniz açısından en zararsız nasıl oluyorsa o şekilde namaz kılın. Başınızı biraz rükû diye, biraz daha fazla da secde diye eğmeniz bile yeterlidir. Ne kadar yapabiliyorsanız o kadar.

Hocam ben burun ameliyatı olacağım ve ameliyat sonrası doktor eğilmemem gerektiğ
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazın farziyyeti Kitap, Sünnet ve icma ile sabittir. Kur’ân-ı Kerim’de “Namaz müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır.” (en-Nisâ, 4/103) ve “Namazı dosdoğru kılın” (el-Bakara, 2/43) buyrulmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.) namazı, “dinin direği” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/231 [22069]; Tirmizî, Îmân, 8 [2616]) olarak nitelendirmiş, “en hayırlı amel” (İbn Mâce, Tahâret, 4 [277]) olarak tanımlamış ve kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını bildirmiştir. (Nesâî, Salât, 9 [465]) Hz. Peygamber (s.a.s.) “Kim namazı kasten terk ederse Allah’ın ve Rasûlü’nün himayesi ondan uzak olur.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/421 [27404]; İbn Mâce, Fiten, 23 [4034]) buyurmuştur. Bu sebeple namazın terk edilmemesi ve îmâ ile de olsa mutlaka kılınması gerekir. Namaz ibadetinin rükünlerinin neler olduğu Kitap ve Sünnette belirtilmiş, nasıl kılınacağı da bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından sözlü ve fiili olarak ortaya konulmuştur. Bu rükünler iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, secde ve ka’de-i ahiredir. Kur’ân-ı Kerim’de “Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun.” (el-Bakara, 2/238), “Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.” (el-Hac, 22/77) buyrulmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.) de namaz kılmayı öğrettiği bir sahabîye, sonunda nasıl teşehhüd yapacağını gösterdikten sonra “Bunu da yaptığında namazın tamam olur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Salât, 226 [302]) Namazın rükünlerinden herhangi birinin mazeretsiz olarak terk edilmesi halinde namaz sahih olmaz. Ancak dinimizde sorumluluklar, kulun gücüne göre belirlenmiş (el-Bakara, 2/286), gücü aşan veya ağır meşakkat oluşturan durumlar için kolaylaştırma yoluna gidilmiştir (el-Bakara, 2/185). Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabîye “Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere yatarak kıl.” (Buhârî, Taksîru’s-salât, 19 [1117]) buyurmuştur. Namazın rükünlerinden herhangi birini yerine getirmeye engel olan rahatsızlıklar da kolaylaştırma sebebi sayılmıştır. Buna göre; Kişi, ibadet ederken içten ve samimi olmalı, ibadetlerini şekil şartlarıyla birlikte özenle yerine getirmeye çalışmalıdır. Namazı aslî şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedenî rahatsızlıklar bu konuda mazeret olarak görülmemelidir. Diğer taraftan sandalyede veya oturarak namaz kılmak camide cemaate katılmaya engel bir durum değildir. Bu şekilde namaz kılanların safa katılmaları gerekir. Bu kimseler taburelerini bulundukları saf hizasında tutmalı, arka safta namaz kılanların secdesini engellememelidir. Ayrıca camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılması uygun değildir. Zira bu durum safa katılmaya engel teşkil ettiği gibi cami âdâbı ve kültürüyle de bağdaşmaz.

Ayakta duramayan veya secde yapamayan kişi namazını nasıl kılar?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah babaannene afiyet ve hayırlı uzun ömür versin kardeşim. Namazda kıyam (ayakta durmak), farzdır. Ancak kişi ayakta durduğunda ağrı, baş dönmesi, düşme riski yaşıyorsa, eğilirken ciddi zorlanma, dengesizlik hissediyorsa, ayakta kılmakla yükümlü olmaz, oturarak kılabilir. Babaannen ev içinde dolaşabiliyor ama namaz esnasında ayakta durmakta veya eğilmekte zorluk ve sıkıntı yaşıyorsa, namazı oturarak kılması caizdir.

Hocam, benim babaannem seksen iki yaşında. Namazlarını oturduğu yerden kılıyor.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ size afiyetinizi iade etsin. Sıkıntınızı hasenatınıza tebdil etsin. Sizin için nasıl sıkıntısız kılmak mümkün oluyorsa öyle kılın. Ne kadarını aslı gibi yapabiliyorsanız o kadarını aslı gibi, gerisini oturarak veya nasıl yapabiliyorsanız öyle yapın.

Selâmün Aleyküm hocam. 30 yaşındayım, 12 yaşındayken bir trafik kazasında iki ba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz ayakta kılınır. Bu, namazın farzlarındandır. Ayakta kıldığında zorlanan ve hastalığı artan birisinin veya doktorun “ayakta kılmamalısın” dediği birisi oturarak kılabilir. Bu konuda, doktorun uzman olması yeterlidir, Müslüman olmasını da imkânımız varsa isteriz. Doktorun “ayakta kılma” uyarısının dikkate alınması gerekir.

Namazı ayakta kılabileceğimi zannediyorum. Tedavimi sürdüren doktor ise ayakta k

ameliyat konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir bayan doktora muayene olun. Doktor size “bir evlilik hayatı için bu yeterli değil” derse ameliyat yaptırabilirsiniz. Aksi takdirde hiçbir şekilde caiz olmaz. Harama bulaşarak ortada olmayan evliliğinizi henüz oluşmadan harama bulaştırmış olursunuz maazallah.

Hocam, evleneceğim nasipse fakat bir derdim var. Estetik yaptırmanın caiz olmadı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi ihsan etsin. Namazı, iyileşmenize engel olmayacak şekilde nasıl kılabiliyorsanız öyle kılabilirsiniz. Buna yatarak kılmak da dâhildir.

Hocam ben kıl dönmesi ameliyatı olmayı düşünüyorum. Namaz kılarken eğilip oturma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Özellikle kadınlar açısından yüz güzelliği ile ilgilenmek insan fıtratı ile alakalı bir durumdur. Bu nedenle dinimiz penceresinden bakıldığında yüz güzelliği ile ilgili uygulamalar için esastan “sakıncalı/caiz değil” denmesi isabetli değildir. Tamamen her şeyin mübah görülebileceği bir esneklik de yoktur. Caiz olanı caiz olmayanı vardır. Umumiyetle “Allah’ın yarattığını değiştirmek” olarak başlıklandırılabilecek uygulamalar için sakıncalı denmektedir. Ameliyatla veya iple yüz germe, göz kapağını germe, çene düzeltme, burun değiştirme veya düzeltme, yarık dudak ameliyatı yaptırma gibi uygulamalar ve bunların lazer, iğne gibi farklı bir yöntemle yapılması için bu genel kural zikredilebilir. Söz konusu uygulamaları bazı örnekler üzerinden gerekçeleri ile ele alabiliriz. HIFU uygulaması caiz görülmüştür. Çünkü bu uygulamada Allah’ın yarattığını ameliyatla değiştirme ve karşı tarafı aldatma durumu bariz bir şekilde yoktur. Microblading (kaşları daha gür gösterecek bir uygulama) yöntemi ile kaş yaptırmak dövmeye benzediği için caiz görülmez. Dövme hadisle sabit bir haramdır. Krem ve benzeri kimyasallar kullanarak dudak yarığını kapatmak veya yüz derisini germek sakıncalı görülmemiştir. Çünkü bu uygulama kökten değişiklik yapan bir ameliyat benzeri değildir. Netice olarak şu bilinmelidir: Allah’ın yarattığı tipi değiştirmek, insanları aldatacak bir görüntüye kavuşmak gibi maksat ve sonuçlara götüren uygulamalar caiz olmaz. Her ne olursa olsun sağlığı uzun vadede de olsa etkileyen mesela kansere neden olan uygulamalar caiz olmaz.

Yüz estetiği yaptırmak ne derecede olursa caiz olur, ne kadarı da olmaz günahtır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman olarak kilo vermek zorunda değiliz, sağlığımızı korumak zorundayız. Beden yapımıza ve sıhhat dengelerimize bakarak kilo vermek zorunda olup olmadığımızı belirleyebiliriz. Ne şişman kul ne de zayıf kul iyi veya kötü değildir. Kim daha takva ile yaşıyorsa iyi kul odur. Çağımızda yaygın hastalıklardan biri de kilo hastalığıdır. Artık ölüm nedenleri arasında ilk sıralara yükselmiş olması elbette bütün mü'minler için dikkat edilmesi gereken bir sorun durumuna getirmiştir kiloyu. İbadet hayatımızı, sağlıklı bir hayatı rahatsız eden fazla kilolar giderilmelidir. Kilo fazlalığı hakkında şu kuralları bilmemiz gerekir: Bir insanın kilo fazlası olup olmadığını ya da ne kadar olduğunu uzman bir doktor ya da diyetisyen kararlaştırmalıdır. Kişilerin kendi bilgileri ve tahminlerine ya da çevreden aldıkları tepkilere göre az/fazla kararı vermeleri yanlıştır. Fazla kilo söz konusu ise onun giderilmesi de kesinlikle yine uzman tarafından planlanmalıdır. Kilo verme yöntemleri kilo alma kadar risk taşıyabilmektedir. Uzman desteği yanında bilinmesi gereken bir incelik de şudur: Kilo alırken de verirken de insanın nefsini disiplin altında tutup tutamamasına göre sonuçlar değişir. Mesele nefsin salınmaması meselesidir. Yemek ve zevkler konusunda Müslümanca yaşayabilmek yani disiplin sahibi olmak uzman tavsiyelerini işe yarar duruma getirecektir. Hiç yemeyerek, kulaktan dolma bilgilerle bir yeme programı yaparak yağlar eritilmiş olabilir ama karakter düzelmezse kâr ile zarar karıştırılmış olabilir. Çağımızda tüketilen yiyecekler adeta zehir karıştırılmış tuzak yiyecekler gibidir ancak uzmanların tavsiyelerine dikkat edilerek kaliteli bir gıda politikası izlenebilir. Buna diyet uygulamaları da dâhildir. Uzmanların tavsiye ettiği sporlar yapılmalıdır. Her bedenin spor ihtiyacının veya kaldırabileceği şeklinin farklı olacağını bilmek gerekir. Ve camiye cemaate gitmenin mükemmel bir spor yerine geçebileceğini unutmayalım. En azından bir bölümünü karşılayacaktır. Hadis kitaplarında geçiyor diye şu bitki veya gıdanın diyet konusu yapılması yanlıştır. Coğrafyanın ve kişilerin farklı etkileşimlerini dikkatimizden kaçıramayız. En büyük nimet olan su bile gelişigüzel tüketilemez bir nimettir. Yağ eritme veya mide aldırma gibi cerrahi uygulamalara geçmeden önce muhakkak bir fıkıh uzmanına danışılmalıdır. Ameliyat sürecinin başlaması için doktorun olur vermesi yeterli değildir, muhakkak fıkıh desteği de alınmalıdır. Ameliyatsız bütün alternatifler bitirilmeden ve sağlık için ciddi bir tehlike yokken ameliyatlı zayıflama yöntemlerine başvurulamaz. Şu unutulmamalıdır ki, bugünkü bu kilo problemimiz sünnetten uzak yaşadığımızın sonuçlarındandır. Tekrar sünnetli bir hayata dönerek işimizi kolaylaştırabiliriz.

İhtiyarlarda da gençlerde de KİLO VERME diye bir endişe var. Ben de kiloluyum. D
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Biri kadın diğeri erkek ve ikisi de aynı derecede uzman doktor şeklinde bir seçeneğimiz olmadığı sürece erkek doktorda ameliyat olmanın sakıncası yoktur. Geçmiş olsun.

Hocam ben burun ameliyatı olacağım ama yaşadığım yerde iyi bir kadın doktor yok.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Emzirmeye engel olan veya emzirdiği için bozulan göğüs düzeltilebilir. Bunu bozulan şeyi düzeltmek caizdir şeklinde de anlayabilirsiniz. Böyle değil de eşiniz daha güzel görsün diye göğüsle oynamak olmaz.

Hocam göğüs estetiği yaptırmak istiyorum. Göğüslerimin biri diğerinden farklı, b

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.