Fetva Meclisi
Soru
Yüz estetiği yaptırmak ne derecede olursa caiz olur, ne kadarı da olmaz günahtır denir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kur’an-ı Kerim’de insanın, yeryüzünde halife olmak üzere en güzel bir biçimde, ölçülü ve dengeli bir şekilde yaratıldığı çeşitli nimetler, imkanlar ve güzelliklerle donatıldığı bildirilmiştir (Bakara 2/30; Nahl 16/8, 12; Hac 22/65; Lokman 31/20; Mülk 67/23; Beled 90/4, 8-10; Tin 95/4). İnsanı en güzel şekilde yaratan Yüce Allah, onun makul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmesine, güzel görünmesine ve güzelliklerini korumasına da izin vermiştir (A’raf, 7/32). Dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, yaratılıştan verilmiş olan özellik ve şekillerin değiştirilmesi İslam dininde, fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır (Nisâ, 4/119; Rûm 30/30). Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmayı, dişleri incelterek seyrekleştirmeyi, kaş aldırmayı, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanları ve yaptıranları kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libâs, 33). Buna karşılık vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından aşırı derecede yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olan bir anormallik veya fazlalık bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesini fıtratı bozmak değil, bir tedavi, normalleştirme işlemi olarak görmek daha doğrudur. Tedavi amaçlı olarak yapılan estetik müdahalelere dinimizde izin verilmiştir. Nitekim Arfece adlı sahabi, bir savaşta burnu kopunca, gümüşten bir burun protezi yaptırmış, bunun koku yapması üzerine, altından bir burun protezi yaptırılmasına Hz. Peygamber (s.a.s.) izin vermiştir (Ebû Dâvûd, Hatem, 7; Tirmizî, Libâs, 31). Buna göre hastalık sebebiyle veya kaza sonucu burun, kulak, göz gibi organlarını kaybedenler veya vücudunda doğuştan ya da sonradan meydana gelen şekil bozuklukları bulunanların estetik ameliyat yaptırmaları bir tür tedavi olup, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilemez. Din İşleri Yüksek Kurulunun, 28. 11. 2002 tarihinde estetik ameliyatla ilgili aldığı karar da bu istikamettedir. Sonuç olarak; a) Estetik ameliyatın, düzgün ve salim olan fıtratı bozmak kastıyla yapılmamış olması, b) Ameliyatın yapılmasında, bir yarar sağlama veya mevcut bir zararı giderme ihtimalinin yüksek olması, c) Tedavi amaçlı yapılmış olması, d) Ameliyatın bir hile veya aldatma amacıyla ya da karşı cinse benzeme kastıyla yapılmamış olması şartlarıyla caizdir. Ayrıca estetik cerrahi doktorunun da yukarıdaki şartları taşıyan durumlarda estetik ameliyat yapmasında bir sakınca yoktur. Fakat fıtrata müdahale şeklinde nitelendirilebilecek bir ameliyatı yapmak doğru değildir. Zira hadislerde fıtratı bozmak kapsamında değerlendirilen müdahaleleri yapanlar kınandığı gibi yaptıranlar da kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libâs, 33).
Kaş uygulaması (kaş kontürü, microblading), uzun süre kalıcı bir makyaj olup bir nevi dövme işlemidir. İslam’da yaratılıştan getirilen özellikleri (fıtrat) değiştirmeye yönelik tasarruf ve müdahaleler yasaklanmıştır. (en-Nisâ, 4/119; er-Rûm, 30/30) Nitekim Hz. Peygamber, (s.a.s.) güzelleşmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri incelterek seyrekleştirmek gibi işlemleri, yaratılışı değiştirmek kapsamında değerlendirmiş ve bunu yapanların Allah’ın rahmetinden uzak olacağını ifade etmiştir. (Buhârî, Libâs, 83-87 [5933-5948]; Müslim, Libâs, 120 [2125]) Bu tür delillerden hareketle İslam âlimleri tedavi gibi zarurî durumlar dışında dövme yapmayı ve yaptırmayı caiz görmemişlerdir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 4/164; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/406) Bu itibarla herhangi bir zaruret olmadan sadece daha güzel görünmek gibi estetik kaygılarla kaş uygulaması yaptırmak caiz değildir. Ancak kişinin kaşlarının tamamen veya kısmen dökülmesi ya da toplum geneli tarafından yadırganacak bir halde olması durumunda bir tedavi işlemi olarak kaş uygulaması yapılabilir. Tedavi amaçlı yapılan kaş uygulamasında su deriye ulaşmasa bile gusül ve abdest geçerlidir. Ancak söz konusu işlem estetik amaçla yapılmış ve suyun deriye temasına engel oluyorsa imkânlar ölçüsünde yapılan işlemin giderilmesi gerekir. Aksi halde gusül ve abdest geçerli olmaz.
İnsanı en güzel şekilde yaratan Yüce Allah, onun makul ve mutedil ölçüler içerisinde süslenmesine izin vermiştir. Buna karşılık dikkat çekmek, daha güzel görünmek amacıyla, doğuştan getirilmiş olan yaratılış özelliklerinin değiştirilmesi fıtratı bozma kabul edilerek yasaklanmıştır (Nisâ 4/119). Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), süslenmek maksadıyla vücuda dövme yapmak, dişleri incelterek seyrekleştirmek gibi işlemleri, yaratılışı değiştirmek, fıtratı bozmak kapsamında değerlendirerek, bunu yapanları ve yaptıranları kınamıştır (Buhârî, Libâs, 83-87; Müslim, Libâs, 33). Ancak vücudun herhangi bir organında, diğer insanlar tarafından yadırganan, insanın psikolojik olarak etkilenmesine sebep olabilecek bir anormallik bulunursa, bunun ameliyatla düzeltilmesi, fıtratı bozmak değil, bir tedavi işlemidir. Tedavi amaçlı olarak yapılan müdahalelere ise dinimizde izin verilmiştir. Nitekim Arfece adlı sahabi, bir savaşta burnu kopunca, gümüşten bir burun protezi yaptırmış, bunun koku yapması üzerine, Hz. Peygamber (s.a.s.) altından protez yaptırılmasını tavsiye etmiştir (Ebû Dâvûd, Hatem, 7; Tirmizî, Libâs, 31). Buna göre, doğuştan veya sonradan göğüslerinde anormallik bulunan bir kadının sağlığına zarar vermeyecekse tıbben uygun görülen tedavi yöntemleriyle göğüslerini düzelttirmesi caizdir. Bununla birlikte tedavi amacı taşımayan, daha güzel görünmek veya dikkat çekmek için göğse müdahale edilmesi caiz değildir.
Bu cihazın veya başka bir cihazın adı önemli değildir. Önemli olan sizin yüz bakımı yani estetik yaptırmanızdır. Bunu estetik yaptırmak olarak sormalısınız. Estetik konusunda da cevabımız şudur: Olduğundan daha güzel görünmek, bir başka insana benzeyecek şekli vermek, burun, dudak ve benzeri organlara yeni bir şekil vermek gibi maksatlarla yapılan estetik müdahaleler caiz olmayan müdahalelerdir. Tıbbî bir tedavi, yanığı düzeltme, hastalığı giderme, organın bozulmuş şeklini eski haline getirme, organın kopan kısmını yerine koyma, normal yaratılışta olmayan mesela tavşan dudak gibi farklılıkları giderme, insanın psikolojisini bozacak ve hastalığa neden olacak şekildeki çirkinleşmeleri gidermek için yapılan estetik ise caizdir, bir tedavidir. Aşırı kiloları eriterek yani zayıflayarak oluşturulan yeni estetik de caizdir. Yaşlılık sonucu ortaya çıkan kırışıklıkları gidermek ise caiz değildir.
Allah sana ferahlık, kalbine huzur ve yüzüne nurlu bir bakış nasip etsin. Yazdıkların bir estetik meselesinden çok daha fazlasını gösteriyor. Derinde bir kalbî sıkıntı, bir nefsi yorgunluk ve gönül daralması var gibi. Fıkhımızda estetik müdahaleler üçe ayrılır: Zaruret kaynaklı olanlar (doğuştan gelen veya kaza ile oluşan bozukluklar): Bu tür müdahaleler caizdir. Hatta bazen tavsiye edilir. Kusur kabul edilen belirgin bozukluklar (burun eğriliği, nefes alma problemi veya insanı ciddi manada psikolojik olarak etkileyen bir şekil bozukluğu): Bu tür müdahaleler de caizdir. Çünkü kişi zaruret derecesinde olmasa da mazur görülebilir. Sırf güzelleşme ve değişiklik amacı taşıyan müdahaleler: Bu ise, Allah’ın yarattığını değiştirme kastıyla yapıldığı için caiz görülmemiştir. Değerli Kızım, Senin anlattıkların gösteriyor ki mesele sadece “güzel olayım” değil. Psikolojik huzurun, sosyal ilişkilerin ve ibadetlerine odaklanman bu mesele yüzünden ciddi şekilde etkileniyor. Sen bu haliyle bir “estetik kaygı” içinde değil kişilik dağınıklığına sürüklenmiş bir rahatsızlık içindesin. Yani bu artık sadece “burnumu sevmiyorum” meselesi değil, kendine yabancılaşma, görünüşünü takıntı hâline getirme durumudur. Bir psikologla ya da maneviyat ehli bir danışmanla da görüşmeni tavsiye ederim. Bazen asıl ihtiyacımız olan ameliyat değil, anlamaktır. Her gün şu duayı oku: اللَّهُمَّ زَيِّنِّي بِزِينَةِ الإِيمَانِ وَاجْعَلْنِي هَادِيًا مَهْدِيًّا “Allah’ım! Beni iman ziynetiyle süsle ve beni doğru yola ileten, doğru yolda olan kullarından eyle.” Bu duayı özellikle sabah-akşam kalpten, içtenlikle okumaya devam et. Rabbim seni imanla süslesin, hidayet üzere daim eylesin. Aynaya bakınca yüzünün şekline değil, kalbinin sahibine güven. O seni güzel yaratmıştır.
Sağlığınızı etkileyen bir durum olmadıkça ya da yüz hatlarınız normalin dışında bulunmadıkça fıkhen estetik operasyon yaptırmanız caiz değildir. Hastalıkların tedavisi dışında bedene müdahale yasaktır. Toplum normları, çevre baskısı, sosyal medyanın etkisi Allah'ın rızasının karşısında durmamalı/durdurulmamalıdır. Bunu imtihanınız olarak düşünün. Rabbimiz sizi bu konu ile imtihan ediyor. Toplum normlarını değil kendisini tercih etmenizi istiyor. Elbette kolay olmayacaktır bu süreç ama cennet, nefse zor gelen şeylere tahammül edildikçe yakınlaşacaktır. - Bakış açınızı değiştirin. - Dini hassasiyetler olan arkadaşlar edinin. - Önce Rabbiniz ne diyecek onu hayal edin.
ameliyat konusundaki diğer fetvalar
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi ihsan etsin. Namazı, iyileşmenize engel olmayacak şekilde nasıl kılabiliyorsanız öyle kılabilirsiniz. Buna yatarak kılmak da dâhildir.
Namazı ayakta kılmanın şart olduğu bilinen bir gerçektir. Bu şartın yerine getirilmemesi ise ancak bir hastalık nedeniyle caiz olabilir. Özellikle farz namazlar için genel kural budur. Nafile namazlarda durum biraz daha hafif ele alınabilir. Ayakta kılmamak için genel olarak ölçü şu şekilde belirlenir: Ayakta duramamak, Durursa zarar görmek, Durması durumunda hastalığının artması veya iyileşmenin gecikmesi, Baş dönmesi, Ayakta idrar kaçırmanın artması genel engeller olarak görülebilir. Bu durumdaki biri namaza oturarak başlayabilir. Namaz içinde durumu fark ederse oturarak devam edebilir. Ayakta kılamayan biri oturma veya kılabildiği şekilde kılma ruhsatı aldıktan sonra rükû ve secdede hangisini yapabiliyorsa onu yapar, gerisini ima ile yani başını eğerek yapar. Tıbbi ifadelerle bakıldığında ise ayakta kılamama veya secdeye gidememe özürleri ise şu durumlar değerlendirilebilir: Secdeye gidememeye ait tıbbi örnekler Temel olarak iki durum söz konusu Secdeye gidilmesi halinde mevcut hastalığın ilerlemesi, İlgili organlardan birinde fonksiyon kaybı (eklem hareket açıklığının azalması gibi) ya da ağrı nedeniyle secde yapmak için gerekli hareketlerden birinin yapılamaması gibi. Genel olarak her türlü hastalığın nekahet döneminde özellikle cerrahi branşlarda (kaza, travma ya da ameliyat sonrası) hastanın kendisini iyi hissedene kadar (geçici bir süre) ani tansiyon düşüklüğü gibi durumlara karşı secde etmemesi tavsiye edilebilir. ORTOPEDİ: Diz ve kalçada kireçlenme varsa secde etmek hastalığın ilerlemesine sebep olabilir. Menisküs: Secdede ısrar mevcut yırtığın ilerlemesine ve ameliyatın daha zor olmasına neden olur. Diğer ortopedik hastalıklarda; hasta secde edebiliyorsa yapsın denebilir. BEYİN CERRAHİSİ: Bel eklemi eğilmeye müsaade edebiliyorsa, fıtığın artmasına neden olmayacak şekilde (hekim tarafından tarif edilir) secde eder. CİLDİYE: Sedef benzeri hastalıklar eklem çevrelerini özellikle sık tutar. Hastalığın atak dönemlerinde dizlerin (yaraların) üzerine basınç uygulanması şikâyetleri artırabilir, iyileşmeyi olumsuz etkiler Mikrobik bir hastalık, cerrahi ya da dâhili bir hastalığa eşlik eden yaralar, basınca maruziyet nedeniyle diz çevresinde daha sık görülebilir. “Açık yara” tabir edilen durumlarda sargı üzerinden bile olsa yaranın basınca maruz kalması iyileşmeyi olumsuz etkileyebilir. GÖZ: Vitrektomi gibi bazı göz ameliyatlarından sonra birkaç hafta secde edilmez. Göz içi basıncı artıran durumlarda uzun süre secde etmek mahsurlu, üç tesbih okunacak miktar secdede problem olmuyor. KBB: Baş dönmesi yapan hastalıklarda ne kadar yavaş hareket edilse de kulak kristallerinin hareketi kulak çınlaması ve baş dönmesini artırır. Şikâyet artar ancak hastalığın gidişatını etkilemez. DÂHİLİYE: Tansiyon düşüklüğü olan hastaların secde etmesi çok sıkıntı olmaz ancak kalkarken hızlı hareket edilmesi “ortostatik hipotansiyon” (pozisyonel tansiyon düşüklüğü) nedeniyle bayılmaya neden olabilir. Ciddi kansızlıkta bu tabloya neden olabilir ancak böyle durumlarda gerekli müdahale ile kısa dönemde iyileşme sağlanır. CERRAHİ BRANŞLAR: Ameliyat sonrası yara iyileşme problemi ve “anastomoz” ameliyatlarında, müdahale hattında gerilme, iyileşmeyi olumsuz etkileyeceği için Üroloji ve karın ameliyatları sonrası hekim tavsiye ettiği kadar (2-3 hafta) secde edilmemesi uygundur. Bütün bu örneklerde hekim kendisi namaz kılan birisi ise zararın olup olmayacağını yani temel ölçümüz olan iyileşmeyi geciktirme bile olsa sonuç ruhsat verebilir. Bu konuda namaz kılan bir doktor adeta müftü durumundadır.
Bir bayan doktora muayene olun. Doktor size “bir evlilik hayatı için bu yeterli değil” derse ameliyat yaptırabilirsiniz. Aksi takdirde hiçbir şekilde caiz olmaz. Harama bulaşarak ortada olmayan evliliğinizi henüz oluşmadan harama bulaştırmış olursunuz maazallah.
Müslüman olarak kilo vermek zorunda değiliz, sağlığımızı korumak zorundayız. Beden yapımıza ve sıhhat dengelerimize bakarak kilo vermek zorunda olup olmadığımızı belirleyebiliriz. Ne şişman kul ne de zayıf kul iyi veya kötü değildir. Kim daha takva ile yaşıyorsa iyi kul odur. Çağımızda yaygın hastalıklardan biri de kilo hastalığıdır. Artık ölüm nedenleri arasında ilk sıralara yükselmiş olması elbette bütün mü'minler için dikkat edilmesi gereken bir sorun durumuna getirmiştir kiloyu. İbadet hayatımızı, sağlıklı bir hayatı rahatsız eden fazla kilolar giderilmelidir. Kilo fazlalığı hakkında şu kuralları bilmemiz gerekir: Bir insanın kilo fazlası olup olmadığını ya da ne kadar olduğunu uzman bir doktor ya da diyetisyen kararlaştırmalıdır. Kişilerin kendi bilgileri ve tahminlerine ya da çevreden aldıkları tepkilere göre az/fazla kararı vermeleri yanlıştır. Fazla kilo söz konusu ise onun giderilmesi de kesinlikle yine uzman tarafından planlanmalıdır. Kilo verme yöntemleri kilo alma kadar risk taşıyabilmektedir. Uzman desteği yanında bilinmesi gereken bir incelik de şudur: Kilo alırken de verirken de insanın nefsini disiplin altında tutup tutamamasına göre sonuçlar değişir. Mesele nefsin salınmaması meselesidir. Yemek ve zevkler konusunda Müslümanca yaşayabilmek yani disiplin sahibi olmak uzman tavsiyelerini işe yarar duruma getirecektir. Hiç yemeyerek, kulaktan dolma bilgilerle bir yeme programı yaparak yağlar eritilmiş olabilir ama karakter düzelmezse kâr ile zarar karıştırılmış olabilir. Çağımızda tüketilen yiyecekler adeta zehir karıştırılmış tuzak yiyecekler gibidir ancak uzmanların tavsiyelerine dikkat edilerek kaliteli bir gıda politikası izlenebilir. Buna diyet uygulamaları da dâhildir. Uzmanların tavsiye ettiği sporlar yapılmalıdır. Her bedenin spor ihtiyacının veya kaldırabileceği şeklinin farklı olacağını bilmek gerekir. Ve camiye cemaate gitmenin mükemmel bir spor yerine geçebileceğini unutmayalım. En azından bir bölümünü karşılayacaktır. Hadis kitaplarında geçiyor diye şu bitki veya gıdanın diyet konusu yapılması yanlıştır. Coğrafyanın ve kişilerin farklı etkileşimlerini dikkatimizden kaçıramayız. En büyük nimet olan su bile gelişigüzel tüketilemez bir nimettir. Yağ eritme veya mide aldırma gibi cerrahi uygulamalara geçmeden önce muhakkak bir fıkıh uzmanına danışılmalıdır. Ameliyat sürecinin başlaması için doktorun olur vermesi yeterli değildir, muhakkak fıkıh desteği de alınmalıdır. Ameliyatsız bütün alternatifler bitirilmeden ve sağlık için ciddi bir tehlike yokken ameliyatlı zayıflama yöntemlerine başvurulamaz. Şu unutulmamalıdır ki, bugünkü bu kilo problemimiz sünnetten uzak yaşadığımızın sonuçlarındandır. Tekrar sünnetli bir hayata dönerek işimizi kolaylaştırabiliriz.
Biri kadın diğeri erkek ve ikisi de aynı derecede uzman doktor şeklinde bir seçeneğimiz olmadığı sürece erkek doktorda ameliyat olmanın sakıncası yoktur. Geçmiş olsun.
Keşke bağışlama yönünü tercih etmese idiniz. Trafik canavarına yem vermiş oldunuz. Böyle bir kazada sigorta şirketlerinin takdir ettiği rakam kadar bir rakam alabilirsiniz. Aldığınızı da evinizde kullanmanızda sakınca yoktur. O size helal bir paradır. Aldığınızın çok olmadığını zannediyorum. Hepinize geçmiş olsun. Günahlarınıza keffaret olsun. Allah Teâlâ tekrarından muhafaza buyursun.