Fetva Meclisi
Soru
Hocam, annem, ben ve kızım sitenin bahçesinde kaldırımda yürürken üstümüze biri arabasını sürdü. Kızımla ben yere düştük, elim ve bacağım yaralandı, annemi ise bayağı sürükledi. Annem ameliyat oldu, kalçasına plak bacağına ise platin takıldı. Kaza günü şikâyetçi olduk ancak adam tamamen kusurlu olduğu için hapis cezası alabilir dediler. Annem adamın hapse girmesini istemedi ve onlar da şikâyetten vazgeçmemiz için tazminat ödemek istediler. Babamla görüştüler elli bin TL olarak karar vermişler. Bu parayı almamız helal midir ya da miktarı ne kadar olmalıdır? Alırsak hayır işinde kullanabilir miyiz?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir durumda hakkınızı aramanız makuldür. Hakkınızı arayın, devletin ona vereceği ceza olarak size verilecek tazminattan yaptığınız masrafları düşün. Bedensel bir zararınız yani organlarda bir eksiklik oluşmadı ise sizde manevi tazminat olarak alacağınız parayı kullanmasanız daha iyi edersiniz. Bir hayır kurumuna verin. Bedeninizde bir eksiklik oluştu ise mesela parmağınız koptu ise zaten maddi tazminat hakkınızdır. Fıkıh kitaplarımızda manevi zararlar için maddi tazminat alma şeklinde bir tazminat yoktur. Muasır ulemanın bir bölümü böyle bir tazminatı kabul ediyorsa da alınmaması yönündeki görüş daha takvaya yakındır. Öte yandan trafik canavarlığı yapan birini terbiye etmenin de başka bir yolu bulunamadığı için böyle bir cezalandırmanın yapılması gerekmektedir. Bunun için 'alın, masrafları düşün, gerisini bir fakire veya hayra verin' görüşünü size tavsiye ettik. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm.Kazaya sebep olanın, kazazedeye tazminat diyeceğimiz bir bedel ödemesi Allah'ın Şeriat'ında bir haktır. Bu hususta onlarla masaya oturup aldığınız para size helaldir. Geçmiş olsun.
Selamünaleyküm. Bir usulsüzlük yoksa işlemde alabilirsiniz.
Selamünaleyküm. O miktar parayı onun adına bankaya yatırın, görüşmeyin. Böylece hak kalkar, rahat edersiniz.
Selamünaleyküm. İlk fırsatta kurtulmak için gayret edin. Yaptığınız için istiğfar edin. Bataklığı derinleştirmekten başka bir şey yapmamışsınız.
Aleykümselam.Bunu şu şekilde değerlendirin: Borcunuzu bir süre daha geciktirmek mi 'emanete hiyanet' mi? Biri diğerinden aşağı kalmaz. İkinci kişilerden izin isteyerek bunu yapabilirsen yap.
ameliyat konusundaki diğer fetvalar
Arkadaşınıza geçmiş olsun. Bu yıl tutamadığı gün kadar iyileştiği zaman oruç tutar yani kaza eder. Endişe edecek bir durum yoktur.
Biri kadın diğeri erkek ve ikisi de aynı derecede uzman doktor şeklinde bir seçeneğimiz olmadığı sürece erkek doktorda ameliyat olmanın sakıncası yoktur. Geçmiş olsun.
Kadının memelerinin günlük yaşantısını etkileyecek kadar büyük olması mesela kamburunun oluşmasına neden olması ya da eğilip doğrulmayı zorlaştıracak durumda olması bir hastalıktır. Bu hastalığın cerrahi bir müdahale ile iyileştirilmesi de caizdir. Böyle bir nedenle yapılan müdahalenin sonradan değiştirilmesi ya da mezara konurken giderilmesi gibi bir şart söz konusu değildir. Bu durumun gerçek bir hastalık mı yoksa estetik merakı mı olduğu ise Allah ile kulu arasındaki bir durumdur. Zira sadece estetik amaçlı böyle bir uygulama caiz değildir. Uzman doktorlarla görüşüp cerrahi müdahaleden başka bir çare olmadığına kanaat getirerek işlem yapılmalıdır.
Özellikle kadınlar açısından yüz güzelliği ile ilgilenmek insan fıtratı ile alakalı bir durumdur. Bu nedenle dinimiz penceresinden bakıldığında yüz güzelliği ile ilgili uygulamalar için esastan “sakıncalı/caiz değil” denmesi isabetli değildir. Tamamen her şeyin mübah görülebileceği bir esneklik de yoktur. Caiz olanı caiz olmayanı vardır. Umumiyetle “Allah’ın yarattığını değiştirmek” olarak başlıklandırılabilecek uygulamalar için sakıncalı denmektedir. Ameliyatla veya iple yüz germe, göz kapağını germe, çene düzeltme, burun değiştirme veya düzeltme, yarık dudak ameliyatı yaptırma gibi uygulamalar ve bunların lazer, iğne gibi farklı bir yöntemle yapılması için bu genel kural zikredilebilir. Söz konusu uygulamaları bazı örnekler üzerinden gerekçeleri ile ele alabiliriz. HIFU uygulaması caiz görülmüştür. Çünkü bu uygulamada Allah’ın yarattığını ameliyatla değiştirme ve karşı tarafı aldatma durumu bariz bir şekilde yoktur. Microblading (kaşları daha gür gösterecek bir uygulama) yöntemi ile kaş yaptırmak dövmeye benzediği için caiz görülmez. Dövme hadisle sabit bir haramdır. Krem ve benzeri kimyasallar kullanarak dudak yarığını kapatmak veya yüz derisini germek sakıncalı görülmemiştir. Çünkü bu uygulama kökten değişiklik yapan bir ameliyat benzeri değildir. Netice olarak şu bilinmelidir: Allah’ın yarattığı tipi değiştirmek, insanları aldatacak bir görüntüye kavuşmak gibi maksat ve sonuçlara götüren uygulamalar caiz olmaz. Her ne olursa olsun sağlığı uzun vadede de olsa etkileyen mesela kansere neden olan uygulamalar caiz olmaz.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ afiyetinizi ihsan etsin. Namazı, iyileşmenize engel olmayacak şekilde nasıl kılabiliyorsanız öyle kılabilirsiniz. Buna yatarak kılmak da dâhildir.
Namazı ayakta kılmanın şart olduğu bilinen bir gerçektir. Bu şartın yerine getirilmemesi ise ancak bir hastalık nedeniyle caiz olabilir. Özellikle farz namazlar için genel kural budur. Nafile namazlarda durum biraz daha hafif ele alınabilir. Ayakta kılmamak için genel olarak ölçü şu şekilde belirlenir: Ayakta duramamak, Durursa zarar görmek, Durması durumunda hastalığının artması veya iyileşmenin gecikmesi, Baş dönmesi, Ayakta idrar kaçırmanın artması genel engeller olarak görülebilir. Bu durumdaki biri namaza oturarak başlayabilir. Namaz içinde durumu fark ederse oturarak devam edebilir. Ayakta kılamayan biri oturma veya kılabildiği şekilde kılma ruhsatı aldıktan sonra rükû ve secdede hangisini yapabiliyorsa onu yapar, gerisini ima ile yani başını eğerek yapar. Tıbbi ifadelerle bakıldığında ise ayakta kılamama veya secdeye gidememe özürleri ise şu durumlar değerlendirilebilir: Secdeye gidememeye ait tıbbi örnekler Temel olarak iki durum söz konusu Secdeye gidilmesi halinde mevcut hastalığın ilerlemesi, İlgili organlardan birinde fonksiyon kaybı (eklem hareket açıklığının azalması gibi) ya da ağrı nedeniyle secde yapmak için gerekli hareketlerden birinin yapılamaması gibi. Genel olarak her türlü hastalığın nekahet döneminde özellikle cerrahi branşlarda (kaza, travma ya da ameliyat sonrası) hastanın kendisini iyi hissedene kadar (geçici bir süre) ani tansiyon düşüklüğü gibi durumlara karşı secde etmemesi tavsiye edilebilir. ORTOPEDİ: Diz ve kalçada kireçlenme varsa secde etmek hastalığın ilerlemesine sebep olabilir. Menisküs: Secdede ısrar mevcut yırtığın ilerlemesine ve ameliyatın daha zor olmasına neden olur. Diğer ortopedik hastalıklarda; hasta secde edebiliyorsa yapsın denebilir. BEYİN CERRAHİSİ: Bel eklemi eğilmeye müsaade edebiliyorsa, fıtığın artmasına neden olmayacak şekilde (hekim tarafından tarif edilir) secde eder. CİLDİYE: Sedef benzeri hastalıklar eklem çevrelerini özellikle sık tutar. Hastalığın atak dönemlerinde dizlerin (yaraların) üzerine basınç uygulanması şikâyetleri artırabilir, iyileşmeyi olumsuz etkiler Mikrobik bir hastalık, cerrahi ya da dâhili bir hastalığa eşlik eden yaralar, basınca maruziyet nedeniyle diz çevresinde daha sık görülebilir. “Açık yara” tabir edilen durumlarda sargı üzerinden bile olsa yaranın basınca maruz kalması iyileşmeyi olumsuz etkileyebilir. GÖZ: Vitrektomi gibi bazı göz ameliyatlarından sonra birkaç hafta secde edilmez. Göz içi basıncı artıran durumlarda uzun süre secde etmek mahsurlu, üç tesbih okunacak miktar secdede problem olmuyor. KBB: Baş dönmesi yapan hastalıklarda ne kadar yavaş hareket edilse de kulak kristallerinin hareketi kulak çınlaması ve baş dönmesini artırır. Şikâyet artar ancak hastalığın gidişatını etkilemez. DÂHİLİYE: Tansiyon düşüklüğü olan hastaların secde etmesi çok sıkıntı olmaz ancak kalkarken hızlı hareket edilmesi “ortostatik hipotansiyon” (pozisyonel tansiyon düşüklüğü) nedeniyle bayılmaya neden olabilir. Ciddi kansızlıkta bu tabloya neden olabilir ancak böyle durumlarda gerekli müdahale ile kısa dönemde iyileşme sağlanır. CERRAHİ BRANŞLAR: Ameliyat sonrası yara iyileşme problemi ve “anastomoz” ameliyatlarında, müdahale hattında gerilme, iyileşmeyi olumsuz etkileyeceği için Üroloji ve karın ameliyatları sonrası hekim tavsiye ettiği kadar (2-3 hafta) secde edilmemesi uygundur. Bütün bu örneklerde hekim kendisi namaz kılan birisi ise zararın olup olmayacağını yani temel ölçümüz olan iyileşmeyi geciktirme bile olsa sonuç ruhsat verebilir. Bu konuda namaz kılan bir doktor adeta müftü durumundadır.