Fetva Meclisi
Soru
Ben 30 yaşında, 5 yıllık evli ve 4 yaşında bir çocuk babasıyım. İnançlı olma gayretindeyim. Ben eşimle evlenirken, onunla hem bu dünyada, hem de ahirette sonsuz bir mutluluk niyetim vardı. Yani Allah'ın gösterdiği yolda yürüyerek hem bu dünyada hem de ahirette beraber mutlu olmak. Ancak eşim evlendikten sonra çok değişti. Dini açıdan evlenmeden önceki haliyle sonraki hali çok farklı. Olumsuz manada değişim. Ailevi problemler de bunun üstüne gelince eşimle aramızdaki sevgi ve saygı tükendi. Eşimle bu konuda (dini anlamda) çok kez konuştum ama bana içinden gelmediğini, içinden gelmeyince de yapmak istemediğini söyledi. Ben de bir yerden sonra pes ettim. Şimdi ise artık birliktelik olarak dünyayı bıraktım gibi, sadece ahireti düşünüyorum. Şu anki eşimle bir şekilde bu dünyada yaşarım, en azından çocuk belli yaşa gelinceye kadar. Ama ahirette, şu anki eşimle beraber olmak istemiyorum. Başka bir kadın var ahirette sonsuza kadar beraber olmak istediğim. O da evli. Hatta çocuk bekliyor. Ben ahirette, eğer o bayan ve Rabbim razı gelirse, sonsuza kadar o bayanla olmak istiyorum. Bunun için gerekirse dünyadaki ömrümü vermeye de razıyım. Yani yıllarca beklemeye de razıyım. Yeter ki olsun. Benim bu talebim caiz midir? Eğer caizse, talebimin en uygun şekilde (kul hakkı vs.) yerine gelebilmesi için ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Kendini savcı yerine koyma. Sadece kendi kulluğunu düşün. Eşine de görüşünü belirt ve ileri gitme. Biraz abartıyorsun.
İşler böyle başlıyor kızım. Herkes iyi niyetle ve haklı bir mantıkla giriyor yola da sonrası istediği gibi yürümüyor. On sekiz yaşında çocuk denebilecek yaştasın. Kendini aldatmışsın. Farz oldu derken ne demek farz ve nasıl oluyor, bunu ne kadar soruşturdun? Her neyse şimdi şuna bak: Evliliğin fıkha göre muteber mi? Şahitler kimdi ve ne üzere nikâhlandınız? Bunlarda bir sorun yoksa nerede ve nasıl evlilik sürdürüyorsunuz? Korsan ve kaçamak bir evlilik seni delirtebilir, dikkat edesin ve hepsinden önemlisi şimdi kulluğu tam yapmaya bak. Namaz başta olmak üzere donanın eşinizle kulluk işlerinize ki hayatınıza bereket gelsin. Aksi takdirde sen de eşin de kısa süren bir macera yaşamış olabilirsiniz. İlk fırsatta da anne babanın haberi olacağı bir evliliğe dönüştür bunu.
Allah size afiyet versin, çocuklarınızı hayırlı kılsın. Bu durumda daha fazla çocuk olmamasını istemekle günaha girmezsiniz biiznillah. Çocuktan önce eşinizle muhabbetinizi ve karşılıklı anlayışınızı geliştirin ve koruyun. Bu daha önemli sizin için.
Selamünaleyküm. Siz, kendi dilinizle zulmü itiraf ediyorsunuz yani zalimsiniz. Eşinizin sizin zulmünüzden kaçması hakkıdır. Siz de aklınızı başınıza alın. Allah'tan korkun. İş hilesinden vaz geçin. Ahiretinizi harap etmeyin.
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
ahiret konusundaki diğer fetvalar
İmanımıza ters düşen sözleri söyleyenlere hidayet duası yapar, derin tartışmalara girerek onun bataklığını daha derine hale getirmemeye çalışırız. Allah'a emanet olun.
Bir Müslüman kadının iki görevi vardır. Biri Rabbine karşı görevidir ki o namazdır, oruçtur ve benzeri şeylerdir. Bir de eşine karşı mübah olan görevleri vardır. Hangi görevini aksatmış ise o aksaklık için vebale girmiş olur. Eşine karşı olan görevlerinin önemli bir bölümü eşinin yatak odası ilişkilerine karşı ona sadakatidir. Namazla bunun bir ilgisi yoktur. Bir hanım efendi, eşine karşı kusur etmiş ise veya eşi ona karşı kusur etmiş ise ilk fırsatta helalleşmelidirler. Ölümün vakti belli olmadığına göre helalleşmenin geciktirilmesi anlamsızdır. Eğer helalleşme olmadan ikisinden biri öldü ise kalanın dualar ederek, hayırlar yaparak aralarındaki sorunu çözmeye yardımcı tutumlar içinde olması gerekir. Ahirete kalan hesaplar çok vahim sonuçlar getirecektir. Orada kimse kimseye iyi davranmayacak. Anneler, eşler hep birbirlerinin düşmanı olacaklar. Sadece Allah için olan dostluklar fayda verecek. Aman çok dikkat edelim. Kibir gurur yapmayalım. Helalleşelim, kazanan biz olalım.
Kati bir kural olarak şunu bilelim: Tevbe, samimi ise geride günah bırakmaz! İslam, geçmişi kapatır. Tevbe etmiş bir mü'min, günahı ne olursa olsun ahirete temiz gider. Zikrettiğiniz sorunların hepsi (birinci ve ikinci sorular) tevbe etmeden gidenler içindir. Tevbenin şartları yerini bulsun ve geciktirilmesin yeter ki.
Cennete girenler için bir sorun yok. Orada kim kiminle olmak istiyorsa onunla olacak. Ama cennetle cehennem arasında bir gitgel mümkün değil. Oradakiler başkaları olarak ebediyen kalacaklar. Çok gayret edelim, çok çaba gösterelim. Konuşulduğu gibi hafif bir olay değil ahiret!
Cennet, cennete girenlerin HER İSTEDİĞİNİN gerçekleşeceği yerin adıdır.
Her şeyin aslı imandır. İmanı bulunan ama ibadet eksikliği olan için hayır kapıları açıktır.