Fetva Meclisi
Soru
Biz eşimle kiralık bir dairede kalıyordum. Öğrenci olmam nedeniyle düzenli bir gelirim yoktu, devlet yardım da etmiyordu. Eşime devlet yardım ediyordu, o yardım ile evin kirasını, suyunu, elektriğini karşılıyorduk. Anne baba ve eşimin anne babası da bizlere mümkün olduğunca yardımda bulunuyorlardı. Yaklaşık üç aydır eşim o dairede kalıyor ben ise başka bir yerdeyim. Kendisi bana o evden ayrılmak istemediğini söyledi. Ve hala o evde kalıyor. Ortak bir malımız yok. Sadece düğünde takılan altınlar var, onları da annemler ona takmışlardı. Mehir bedeli 5.000,00 €. Ben eşime mehirini daha veremedim, mehiri vermeden boşanabilir miyim? Ona karşı sorumluklarım nedir? Kirasını ben mi karşılamalıyım? Onu bir kerede 3 talakla mı yoksa 3 ay içerisinde 3 ayrı talakla mı boşamalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, size vaat ettiği mehri vermek zorundadır. Size ait olan altınları almaya hakkı yoktur. Nikâh akdinde geçerli olan yalnız yaşama sözünüzde hakkınız vardır. Bunlar sizin hakkınız ama sırf bu nedenle boşanmaya kalkarsanız yarın içiniz yanar ve yaptığınıza pişman olabilirsiniz. Sabrı sonuna kadar zorlasanız daha iyi edersiniz.
Selamünaleyküm. Bir kere sizin bu durumdan ders çıkarmadığınız anlaşılıyor. Eşinizde siz de nikâhı basit görüyorsunuz. O bunları yaparak basit görüyor siz de onunla bunun yürümeyeceğini anlamayarak basit görüyorsunuz. Sizin durumunuz, o boşamayı kasteddiğini söylemedikçe o sözlerden dolayı boşanma düzeyine gelmemiştir. Eğer sizin anlattığınız gibi ise evliliği daha makul düşünmeye çalışın. Duygusallığınızı abartıp dini tenkit etmeniz doğru değil.
Anlattıklarınıza istinaden/dayanarak bir ric'î talak (geri dönülebilir boşanma) gerçekleşmiştir. Bunun anlamı şudur: İddet süresi içinde (3 hayız dönemi), eşiniz sizinle barışıp evliliğe devam edebilir. Bu durumda yeni bir nikâha gerek kalmaz. Eğer iddet süresi bitene kadar eşiniz geri dönmez ve sizi tekrar eş olarak kabul etmezse, boşanma kesinleşir ve tekrar evlenmek için yeni bir nikâh gerekir. Şu an sizin ve çocuklarınızın huzuru ve geleceği açısından bir yol haritası belirlemeniz önemlidir. Eşinizin gerçekten boşanmayı isteyip istemediğini anlamaya çalışın. Sakin bir ortamda, mümkünse bir aile büyüğü ya da güvenilir bir kişi aracılığıyla konuşmayı deneyin. "Bu sözü baskıyla söyledi, gerçekten istemedi" diyorsa, evliliği kurtarmak için çaba harcanabilir. Çocuklarınızın bu süreçten en az zararla çıkması için onların yanında sakin olmaya çalışın. İstihare namazı kılabilir, Rabbimize bu konuda hayırlı bir kapı açması için dua edebilirsiniz. "Allah’ım, eğer bu evlilik hayırlıysa bize birlik ve huzur ver. Eğer hayırlı değilse, en az zararla bizi bir çıkış kapısına ulaştır." diye dua edebilirsiniz.
Büyük geçmiş olsun. Allah yardımcınız olsun. Kızınızın açmış olduğu işyeri ve daireler esasen kimin parası ile alındıysa ona aittir. Bunun tespit edilmesi gerekir. Tapuda kimin adının yazıldığı o kadar önemli değildir. Yalnız kanun önünde bunu ispat etmeniz zor. Parasını damadınızın ödediği fakat tapusu sizin üzerinize olan bir daireden bahsettiniz. Dairenin sahibi damadınızdır. Tapunun sizin üzerinizde olması sizin olduğu anlamına gelmez. Damadınızla konuşup bu konuda sulh/anlaşma yapabilirsiniz. Damadınız kızınızın üç ay, çocuklarının ise ergenliğe girinceye kadar tüm masraflarını karşılamak zorundadır. Yani sizin de hakkınız olduğu taraflarınız var. Eğer boşanmaya kesin karar vermişlerse para, daire ve dükkân konusunda anlaşma yolunu deneyin.
Aleykümselam. Evet, sizin mehrinizden eşiniz sorumludur. Er geç o, ödemesi gereken bir borç olarak onun üzerinde kalmıştır. Yine de siz böyle bir meseleden ötürü huzurunuzu bozmamaya dikkat edin. Dikkat ederek ve kırmadan hakkınızı isteyebilirsiniz. Hiçbir maddi kazanç huzurunuz kadar değerli olamaz.
Kadın, bir çeşidi ile zulüm gördüğünü söyleyerek boşanma davası açabilir. Boşanması da hak olur. Eşiniz şu anda sizden ayrılmak istiyor ve geçmişte haklı olduğu şeyler varsa sizin yapabileceğiniz en iyi şey, onun aile büyüklerine bir şans daha tanınması için ricada bulunmanızdır. Böyle bir sulhun dışında huzurunuz olmaz.
boşama konusundaki diğer fetvalar
Şunu bilin: Eşinizi BOŞAMAK NİYETİ İLE 'boşadım' diye sesli bir şekilde söylemedikçe veya bir kâğıda yazmadıkça ortada hiçbir sorun yoktur. Sizinki hastalıktır. İlgilenmeyin bu hastalıkla.
O zamanki ayrılmanız mesela karşılıklı ayrılma sözleri üzerine oldu ise size boşadığını söylemesi gerekmezdi. Onun sizi boşamadığını beyan eden bir açıklaması olmadıkça ayrılma kararınız yeterlidir.
Madem size yetki verdi, boşama hakkını kullanın. O andan itibaren de üç hayız müddeti babanızın evinde veya başka bir yerde geçirdiğinizde tamamen boş sayılırsınız ama mahkeme kararı sonuçlanmadan yeni bir evlilik projesine girmeyin.
Mermi de böyle değil midir? Bir ömrü bir saniyede bitirmiyor mu? Evet, talak şahitsiz de olsa geçerlidir. Yirmi şahit olsa ne değişecek? Aksine daha erkeklik edalarına kapılıp daha büyük laflar kullanmayacak mı? Konuyu o açıdan bakarak çözemezsiniz. Mermiye bakın, talakı anlayın.
Bu tür sözler boşama değildir. Bunlar bir tehdittir. Bu sözleri söyleyenin niyeti açık bir boşama ise eğer o durumda bir tehlike söz konusu olabilir.
Meseleye MAHKEME KARARI açısından bakıyorsanız ve mahkeme sizin için muteber ise mahkeme kararı fesih sayılır. Fesh ise bir bain talak olarak görülünce sözünü ettiğiniz gibi bir durum anlaşılmaktadır. Bu esnada başka boşamaların olması gibi durumlar ise ayrıca ele alınmalıdır elbette. O esnadaki sözünü ettiğiniz sözler 'boşadım' gibi sözler olmadığı için öyle bir sakınca yoktur ortada.