Fetva Meclisi
Soru
Eşlerin, birbirlerinin avret yerlerini görmemesinin takva açısından uygun olduğunu düşünüyorum. Bir bayanın eşinden de aynı hassasiyeti beklemesi/istemesi evlilikte problemlere neden olur mu? Ne yapılmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Amin kardeşim, amin. Bir kere itiraf etmelisin ki ‘utanmak’ mümincedir, mümin için gereklidir. Utanmıyor olmaktır riskli olan, zararlı olan. Bu sebeple eşiniz yanlış bir tutum içinde değildir esasen. Ancak hiç bir beşeri tavrın aşırısı zararsız değildir, sevgide bile bir denge üzerinde olmak gerekiyor. Sadece Allah’a olan sevgimizde bir ölçü olmaz, gerisi ne varsa ölçülü ve yerli yerinde olmalıdır. Eşinizin bu tavrının bir psikolog müdahalesini gerektirecek düzeyde olmasından çekinirim. Eğer böyle ise kesinlikle evliliğinizin ileriki dönemlerinde şeytan o noktadan size girmeye çalışır. Bunu da size belirtmiş olayım. Nikah akdi ile bir araya gelen eşlerin birbirlerinden gizleyecekleri hiç bir husus yoktur. Elbette herkesin sadece kendisine mahsus hisleri, işleri olur ama eşin eşten gizleyeceği şey olmaz. Beraber banyo yapmak, yatak odasında çok rahat konuşmak, çok rahat olmak, kıyafetlerde rahatlık insani düzey düşürülmedikçe asla yanlış değildir. Eşiniz üç yılda rahatlamış olmalı idi. Bu durum bir zaman sonra psikolog rehberliğinde çözülmelidir. Bayan bir psikoloğa görünsün eşiniz. Sakın sabır ve nezaketi ihmal etmeyesiniz.
Size ve eşinize şunları not edebiliriz: Anne baba başta olmak üzere akrabalarla sılayırahim bağını koparmamanın Allah’ın emri olduğunu yani dindarlığımızla ilgili olduğunu tartışamayız. Bu böyledir. Evlenmek bir kadın için baba evinden koca evine geçmektir. Bunu da kabul etmek zorundayız. Hem evli hem babasının evinde gibi olmak kabul edilemez. Dinimiz kadınların evlendikten sonra anne babalarını ziyaret etmeleri konusunda gün ve şekil belirlememiştir. Bu konu esnek bırakılmıştır ki herkesin şartlarına uygun olanı aile bireyleri kendileri tayin etsinler. Anne babanın evinin yakınlığı veya uzaklığı, kadının ve eşinin evindeki imkânlar ve şartların yönlendirmesi gibi belirleyicilerin ortalaması bulunarak bir uygulama yapılabilir. Aynı semtte yaşayanlar için haftada bir gün olabilir, biraz uzakta olanlar için ayda bir olabilir. Veya eşler kendi şartlarına uygun olabilecek bir süre belirleyebilirler. Gün içinde görüntülü görüşme ile bağlantı kurulduğu halde haftada birkaç gün ziyaret için anne baba evine gitmek ancak ağır hasta bir baba ile ilgilenme zorunluluğu ya da afet sonrası gerekenler gibi bir durumda doğru olabilir. Daha ilerisi eşlerin henüz yuva kuracak kıvamı yakalayamadıklarını gösteren bir işaret olabilir. Bunun sonu da her ikisinin de baba evine dönmek şeklinde gelebilir. Bu konuyu olmazsa olmaz düzeyinde tartışan bir eş muhakkak aile danışmanı veya bir psikologla görüşmelidir. Asıl mesele içerideki başka bir takıntı olabilir. Üçüncü bir kişinin tavsiyelerine uyularak orta bir yol bulmaya çalışılmalıdır.
Evlilerin, cinsel birlikteliklerinin haftalık sayısı, yaşlarına, bünyelerine, zamana, zemine, sağlık ve psikolojik durumlarına göre değişebilir. Dolayısıyla herkes için aynı standardı belirlemeye kalkmak herkese aynı numara ayakkabı vermek gibidir. Kadın, sebepsiz ve tamamen eşiyle cinsel birlikteliği reddederse günahkâr olur. Ama yorgunluk, psikolojik durum, ağrı, stres gibi mazeretlerle geri çevirmesi günah değildir. Bu noktada iletişim ve karşılıklı anlayış esastır. Eşler bu konuda konuşmalı, anlayış ve sevgiyle orta yolu bulmalıdır. Kadın, kocasını tamamen reddetmiyor, sadece “bu kadar sık” kaldıramadığını söylüyorsa bu, meşru bir savunmadır. Erkek de sabretmeyi ve eşinin halini gözetmeyi öğrenmelidir. Eşinden beklediği ilgiyi baskıyla değil, sevgiyle kazanmalıdır. Şehvetini kontrol etmek de bir kulluk sınavıdır. Kadın, kocasını yatağıyla terbiye etmeye/cezalandırmaya kalkarsa bu da caiz değildir, hesabını verir. Allah evliliğinizi bereketli kılsın. Merhametin hâkim olduğu evlilikler ahiret için yuvaya dönüşür.
Şu nikâhı 'dini nikâh' olarak adlandırmamalıyız. Nikâhın dinsizi mi olur? Allah'ın verdiği bir ruhsat için kuldan izin almak gerekmez. Nikâh da gizli olmaz. Bu girişten sonra size şunu hatırlatmam gerekir: Uygun şartlarda süren bir evliliğiniz varken ikinci bir nikâh yapmanız, susadıkça tuzlu içmeye benzer. Bile bile kendinizi riske atıyorsunuz. Bence yanlış bir iş yapmaktasınız. Sevdiğinizi belirttiğiniz hanım yerine kendi hanımınızı daha iyi değerlendirin. Onunla muhabbetinizi artırın. Tuzlu su yerine arıtılmış su içmeye çalışın. Bu mantıkla devam ederseniz sonunda şeytan eşinizle aranıza fitneler sokarak sizi ikinci kadına doğru itecektir. Dertsiz başınızı derde sokacaksınız. Eşinizle daha fazla beraber olun, onu da sizin ilginizi çekmeye teşvik edin. Ama sakın gizlenmiş bir nikâha yeltenmeyin. Nikâhlayacağınız bayanın babasının izninin şart olduğunu unutmayın. Allah Teala, takva üzere olmaya hepimizi muvaffak kılsın.
Müslüman bir erkek ya da hanım bulunduğu her yerde dinine göre yaşaması gerektiğini bilir. Arkadaşlık ya da dostluk ortamları da buna dâhildir. Beraberinde samimiyet ve rahatlık getiren yatılı olma durumunda ise buna daha çok dikkat edilmelidir. Çünkü insan, resmiyet kalktıkça gevşeyen ve ayarları kaçan bir varlıktır. Bu sebeple yatılı ortamlarda Müslümanca yaşamak için belli başlı hatırlatmalar yapmamızda fayda olacaktır: Herkes misafir olduğu bir yerde bulunduğu bilinci ile hareket etmelidir. Her an o mekândan ayrılacakmış gibi hazır, hep orada kalacakmış gibi olgun olmalıdır. Bu ikisi arasında dengede kalmalıdır. İkinci bir insanın olduğu her yerde kul hakkı söz konusu olacağı için ibadetten önce ahlak prensibi gözetilmelidir. Namaz kılarken ya da Kur’an tilavet ederken bile başkasının hukuku düşünülmelidir. İnsana saygı göstermek, kimseyi rahatsız etmemek kendi menfaatimizden önce gelmelidir. Mahremiyet konusu yatılı ortamların en hassas noktalarındandır. İnsanların özeline vakıf olmamaya gayret etmek, kazara gizli anlara tanık olunduğunda bunu saklamak hatta unutmak, Müslümanlığın gereğidir. Beden teşhiri ve avretin açılması gibi mevzularda gereken ihtimam gösterilmelidir. Ne kadar yakın ve samimi olunsa da şeytanın buradan beslendiği unutulmamalıdır. Abartılı sevgi ya da sınırsız nefret aşırılıktır. Kimse ile ebedi dost ya da düşman olunmamalıdır. Bir gün işin terse döneceği ihtimali hep akılda tutulmalıdır. Arkadaşlar arasında elbette farklı seviyelerde muhabbet oluşur. Herkes aynı olamaz şüphesiz. Fakat beraber yaşanan mekânlarda çevremizdeki her bir kardeşimizle iyi geçinmeye çalışılmalıdır. En azından kötü olmamaya gayret edilmelidir. Zira imanımız, geçinir ve geçinilir olmayı karakter haline getirmeyi öğretir. Bulunulan ortamda kurum yetkilisi isimler varsa onlara karşı tutumlarımız da yine mümin şahsiyetimizi gösterir. Üst pozisyondaki kişilere gerekli saygıyı göstermek ve kurallara uymak da yine kimliğimizle ilgilidir. Bir yerde yatılı olarak kaldığımız müddetçe arkadaşlarımıza örnek bir kişilik olarak kendimizi gösterme mecburiyetimiz de vardır. Çünkü İslam’ın mensubu olarak önce bizde İslam görülmelidir. Zamanla benimsenmiş halimizle o ortamda yapılan hatalara karşı söz söyleme ve yanlışı düzeltme gücümüzün de oluşacağını bilmek gerekir. Sonuç olarak kardeşlerimizi güzel bir dille uyarma ve onlara doğruyu öğretme vazifemiz olduğu da ortaya çıkacaktır. Tabi ki bunu bir öğretmen sıfatıyla değil, aynı seviyedeki kardeş pozisyonu ile yapmak gerekecektir. Bir süre sonra ayrıldığımız yatılı ortamlarda, adımızın kalacağı, kendimizden güzel hatıralarla bahsedileceği kaliteli bir mümin olarak anılmak hedefimiz olmalıdır. Rabbimizden tüm kardeşlerimiz için, mahşer günü sadece takvalı insanların dostluğunun işe yarayacağı şuuruyla arkadaşlık kurabilmeyi niyaz ederiz. Allah’a emanet olun.
Yatak odası ilişkisinde kadın ve erkek aynı durumdadırlar. Toplumumuzda yaygın olan anlayış, erkeğin kadını talep ettiği, kadının ise kendisini böyle bir ihtiyaç içinde hissetmediği şeklindedir. Bu, kesinlikle doğru değildir. Doğru olan ise şudur: 1- Kadın erkeğe göre daha geç hareketlenir, erkek bir iki bakmakla, dokunmakla hareketlenirken kadın, daha uzun sürede devreye giren bir enerji sahibidir ama en az erkek kadar o da ihtiyaç sahibidir. Kadınları, erkeğin ihtiyacını gören ama kendi ihtiyacı olmayan biri olarak görmek zulümdür. Ne yazık ki kadınlar da kendilerini böyle göstermeyi uygun görüyorlar. 2- Genelde erkek devreye girdiği için erkeğin hareketlenmesi kadının da ihtiyacının görülmesini doğurduğundan kadın böyle bir talepte bulunmayabilir. Eğer durum böyle olmuyorsa mesela erkek bir ihtiyaç hissetmeden kadın rahatlama ihtiyacı hissediyorsa erkeğin buna cevap vermesi gerekmektedir. Aksi takdirde erkek sorumlu duruma düşer. 3- Kullanılan gıdalar, alınan ilaçlar ve günlük ilişkilerin etkisi ile erkek veya kadın cinsellik bakımından hareketlenebilir. Hangisi hareketlendi ise diğerini beraberliğe davet etmesi hakkıdır. Bu davetin sadece erkekten gelmesini beklemek yanlıştır. Bu hareketlenme nedeni mesela erkek veya kadının, bulundukları ortamdaki konuşmalar ve arkadaştan etkilenme olabilir. 4- Kur'an'ımızın ve Sünnet'in çizdiği çizgi, gösterdiği yol budur. Erkek ve kadın nasıl sofraya oturup beraber yiyorlarsa yatak odasını da aynı mantıkla kullanmalıdırlar. Sofrada erkeğin lokmaları farklı, kadınınki farklı olabileceği gibi yatak odasını kullanma tarzı da farklı olabilir ama ihtiyaç ihtiyaçtır. Allah'a emanet olun.
avret konusundaki diğer fetvalar
Makattan ilişki ve aybaşı halinde iken normal ilişki dışında nikâhlı iki eş arasında hiçbir yasak yoktur.
Futbol başka şey, avretin açılması başka şeydir. Avreti açmak ve açılmış avrete bakmak haramdır. Bu futbol için de geçerli bir kuraldır.
Erkeğin avreti, göbeği ile diz kapağı arasıdır. Şer'i bir özür olmadıkça avretin gösterilmesi caiz değildir. Spor ise bir özür değildir. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bir kadının galiz avretine yani göbekle diz kapağı arasına gerektiği durumlarda doktorun dışında eşinden başka kimse bakamaz. O da haram işlemiş olur siz de haram kazanmış olursunuz. Tevbe edin ve tekrar bu işi yapmayın.
Selamünaleyküm. 1- Kadının fercine bir aletle bakılması guslü gerektirmez. Gusül, erkeğin cinsel organıyla kadının cinsel organının birleşmesinden dolayı gerekir. 2- Hamile bir kadın oruç tuttuğunda hâlsiz kalıyor ve hamileliği zarar görüyorsa oruç tutmayabilir. Daha sonra kaç gün oruç tutmadı ise o kadarını kaza eder. Kaza için de muayyen bir zaman yoktur, ne zaman fırsat bulursa o zaman tutar. Çok geçmiş olsun, yavrunuz mübarek olsun. Size de eşinize de dualar ederiz.
Bir bayanın, göbek ile diz kapağı arası olan ğaliz avretini sadece nikâhlı eşi görebilir. Bir de zaruret durumu varsa tabip. Bunun dışında ne kardeş ne başkası için ruhsat yoktur.