Fetva Meclisi
Soru
Bir hadisi şerif var; bir kadın, eşi kendisi ile birlikte olmaya çağırınca deve üzerinde de olsa, ne olursa olsun işini bırakıp kocasının yanına gelmelidir, şeklindeydi herhalde. Bu hassasiyeti kocanın da göstermesi gerekmiyor mu? Bir kadın eşinden böyle bir istekte bulunsa ayıp mıdır? Beyin isteği birinci planda ise kadının böyle bir isteği kocası için de birinci planda mı olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
1- Erkeğin bir kadın üzerinde cinsel hak talep etmesi gibi kadının da erkek üzerinde cinsel talepte bulunması hakkıdır. Erkeğin bir kadını her yıl yaklaşık yüz kere yatağında doyasıya bir seviyede cinsellik içinde bulundurması kadının hakkıdır. Aynı zamanda bu, erkek için de bir haktır. Bunu tıbbî bir özrü bulunmayan erkeğin yerine getirmemesi zulümdür. 2- Bunun gibi bir nedenle kadın erkekten boşanma talebinde bulunabilir. Erkek, böyle bir boşanmanın kendisine getireceği ekonomik külfet nedeniyle kadından belli bir miktar bedel isteyebilir. Kadın da bu bedeli öder. O anda da boşanma gerçekleşmiş olur. Buna fıkıhta HUL' denmektedir. Bunun hiçbir dini sakıncası yoktur. 3- Bunu da kabul etmeyen bir erkeğe karşı, mahkemeye şikâyet edilerek boşanma talebinde bulunulabilir. Evet, mevcut durum bir Müslüman kadının, Müslüman bir erkeği şikâyet etmesinin münasip olmayacağı bir durumdur. Ama kadın, ebedi bir zulme katlanmak zorunda değildir. Yine de durumu ailenizin akıllı büyükleri ile istişare edin. En az üç büyüğünüzle istişare ederek bu kararı verin. Allah sabırlar versin.
Bir evliliğin en gerçekçi sonucu yatak odası ilişkidir. Bunun dışındaki ilişkiler tek başına evliliği ayakta tutabilecek güçte değildir. Bu nedenle şeytan, fitne sokacağı zaman bunu genellikle yatak odasından başlatır. Yatak odasına giren fitne de tedavisi en zor fitnedir. Eşiniz doğum sürecine girinceye kadar siz, onun yüzde yüz parçası gibi idiniz. Bebekle beraber o ikiye bölünmüş durumdadır. İlgisini sizinle bebek arasında bölüştürmeye mecburdur. Üç dört ay içinde eşiniz, sizinle bebek arasında bir denge kurmalı idi. Büyük ihtimalle yaşı genç olduğu için bunu takdir edememiş olabilir. Onun bu eksikliğine siz de biraz anlayış gösterirseniz kısa zamanda toparlanır. Kesinlikle bebek bulunması sizin ve onun cinsel ihtiyacını kaldırmaz/kaldırmamalıdır da. Eşinizin gıda eksikliği olması bunda etkin olabilir. Onun yakınlarından biri veya birkaçının ona böyle bir telkinde bulunmuş olması da muhtemeldir. Neden ne olursa olsun yapmanız gereken şudur: Eşinizi karşınıza alın. Ona sizdeki ihtiyacın aslında ondada olduğunu ama geçici olarak bebekle bu ihtiyacı örttüğünü ama sonunda onun da eksiklik hissedeceğini söyleyin. En az bir temizlik döneminde iki kere BİR SAATTEN AZ OLMAYAN ilişkinin gerektiğini vurgulayın. Birkaç ay sonra bu sayıyı dörde beşe çıkarabilirsiniz. Onun tepkisi ne olursa olsun siz, umudunuzu tüketmeyin, haram yollara sakın tevessül etmeyin. Gerekiyorsa eşinizi böyle bir istişareye yönlendirin. Aman dikkat edin çok riskli bir çizgide bulunuyorsunuz.
Önce şunu bilmeniz gerekiyor: Özürsüz ve makul bir gerekçe olmadan erkeğin cinsel ihtiyacını reddeden kadın için geçerlidir bu lanet tehdidi. Hasta bir kadın, hamilelik sıkıntısı çeken bir kadın, psikolojik sorunları olan bir kadın için bu lanet yoktur. Sorunuzdaki çizginin çizimine gelince cevabımız şudur: Evet, erkek kadının cinsel ihtiyacını görmezden gelirse erkeğe melekler lanet eder şeklinde bir hadis yoktur. Yalnız Allah’ın gazabı sadece meleklerin lanet etmesi şeklinde anlaşılmaz. O, yapılan işin uygun olmadığını anlatmak için bir ifade tarzı idi. Onun gibi başka ifade tarzları da vardır. Allah Teâlâ Bakara suresinde (228.ayet) kadınların da erkeklerin hakkı gibi bir hakka sahip olduğunu beyan etmiştir. Kadının da erkek gibi bir şehvet taşıdığı bilindiğine göre erkeğin kadının şehvet ihtiyacını görmezden gelmesi bir hak ihlalidir ve bunu yapan erkek zalim erkektir. Her zalim, Allah’ın huzurunda hesap verecektir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin “iki zayıfın hakkına karşı sizi uyarıyorum: Yetim ve kadın” şeklindeki uyarısı (Hakim, 211) her mü’minin kulağında küpedir. Kendisini ibadete ve oruca verdiği için hanımını ihmal eden Osman bin Maz’un radıyallahu anhı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem huzuruna çağırmış ve ona: “Osman, sen benim sünnetimi terk mi ettin?” diye sormuştu. O da: “Hayır ya Resûlullah, tam aksine senin sünnetini yaşamak istiyorum.” demişti. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu: “Ben de uyuyorum ve namaz kılıyorum. Oruç tuttuğum oluyor tutmadığım oluyor. Kadınlarla ilişkimi kesmiyorum. Osman, Allah’tan kork. Hanımının sende hakkı vardır. Misafirinin sende hakkı vardır. Bedeninin sende hakkı vardır. Oruç bazen tut, bazen tutma, namaz da kıl, uyku da uyu.” (Ebu Davud, 1369) Erkek değil kadının yatak ihtiyacını adil bir şekilde karşılamak, kadının karşısında erkeklik düzeyinde bir süslenmek ve hoş görünmek ciddiyeti bile göstermek zorundadır. Görülüyor ki dinimizin erkeği salma gibi bir tutumu yoktur, o da şeriatın çizgisinde kalmak zorundadır. Şu kadar ki dinimiz, erkeğe ve kadına anlayacakları farklı dillerle hitap etmiştir ama herkesi kulluk ve hakka riayet çizgisinde tutmuştur.
Selamünaleyküm. Aile içi ilişkide, yatak odası ihtiyacı erkekle kadın arasında aynıdır. Kadın da erkek kadar o ihtiyacı hisseder. Meselenin sadece erkeklere mahsus gibi bilinmesi yanlıştır. Kadının, erkeğinden yılda yüz defayı düşmeyecek bir ilişki talebinde bulunması hakkıdır. Bu hakkını karşılamayan eşinden boşanmayı talep etme yani mahkemenin nikah akdini feshetmesini istemesi hakkıdır. Erkeğini ilim tahsili gibi bir mazeret makul mazeret değildir.
Allah seni hayırlı bir kul, mutlu bir yuva kurucusu ve örnek bir mümine kılsın. Sorun hem önemli hem de senin içinde bulunduğun düşünce iklimini açıkça yansıttığı için cevap verirken sadece fetva değil, bir abla–ağabey sohbeti gibi bir üslupla konuşmamız uygun olur. Bu uzun ama derli toplu cevabı dikkatlice okumanı isterim. İtaat Meselesi Dinimizde Nasıl Anlaşılmalı? İslam’da kadının kocasına “itaati”, zulme boyun eğmesi, ezilmesi veya bir kölenin efendisine boyun eğmesi gibi anlaşılmaz. Bu bir sorumluluk paylaşımıdır. Aile bir gemidir; kaptanı vardır, rotası vardır. Allah bu düzende erkeğe kaptanlık sorumluluğu vermiştir. Ancak bu, erkeğin keyfine göre yönettiği bir diktatörlük değil Allah’ın emir ve yasaklarına göre hesap vereceği bir liderliktir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor: "Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emredecek olsaydım, kadının kocasına secde etmesini emrederdim." (Tirmizî, Radâ’ 10.) Bu hadis itaatin kutsiyetini, yani evlilikte saygının ne kadar büyük bir değer olduğunu vurgular. Ama bu bir zulüm çağrısı değil düzen ve merhamet temelli bir ilişki kurulması gerektiğini bildirir. Kadın Çalışabilir mi? Kendi Parasını Kazanabilir mi? Evet, kadın çalışabilir. Helal ve uygun bir işte çalışmasında, eşinin rızasıyla veya evini aksatmadan yaptığı sürece hiçbir sakınca yoktur. Ama buradaki asıl mesele şudur: Kadın çalışmak zorunda değildir ama erkek aile geçindirmek zorundadır. Bu Allah’ın erkeğe yüklediği bir sorumluluktur. Kadın isterse kazancını harcar, istemezse harcamaz. Erkek ise eşine ve çocuklarına harcamakla mükelleftir. Dolayısıyla ekonomik güç erkeğe haklılık kazandırmaz, kadına da keyfi isyan hakkı vermez. Peki İtaatin Sınırı Nedir? Nerede Başlar, Nerede Biter? İtaat, sadece "erkeğin dediği olacak" demek değildir. İslam’da itaatin sınırı vardır: Allah’a isyan olan yerde kula itaat yoktur. (Mesela namazı yasaklıyorsa, tesettüre karşı çıkıyorsa dinen dinlenmez.) Zulüm ve psikolojik baskı varsa, kadın bu itaatten sorumlu olmaz. (Hakaret eden, sürekli engelleyen, baskıcı bir adam varsa itaat değil, sabır + çözüm yolları aranır.) Ortak akıl ve merhamet varsa, itaat sevgidir, güzelliktir. (İki kişi anlaşarak yürür. Biri yürütmezse, ilişki sürmez.) Örnek Olaylara Cevaplar: "Eşim telefona bakma diyor." Eğer kötü niyetin yoksa ve eşin sadece kıskançlık ya da güven problemiyle bunu söylüyorsa, burada eşine anlayışla yaklaşman güzel olur. Ama bu bir baskıysa, konuşularak çözülmeli. "Arkadaşla görüşmeye izin vermiyor." Kıskançlık mı, güvensizlik mi, kötü zan mı? Sebep makul değilse bu konuda da çözüm yolu şura ve danışma ile bulunmalı. "Para vermiyor, çocuklara bile izin vermiyor." Bu bir evliliğin sağlıklı devam etmesinin önüne geçer. Kadın böyle bir durumda aile büyükleriyle görüşebilir, dini danışma alabilir,gerekirse boşanmayı bile gündeme getirebilir. Çünkü İslam’da zulüm altında itaat istenmez. Sözün Özü: İtaat, Arkadaşlığa Benzeyen Bir Saygıdır İtaat, evliliğin bir gereği olarak erkeğin liderliğini kabul etmek demektir. Ancak bu, kadının yok sayıldığı bir kölelik değil, sevgiyle şekillenen bir dostluktur. Aynı Peygamberimiz sallallahü aleyhi vesellem buyurmuştur ki: "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanım." (Tirmizî, Menâkıb, 63) Bu hadisin geçtiği bir dinin erkeği, karısına efendilik değil refiklik yapar. Son Söz: Genç Kız Kardeşim! Senin gibi bilinçli, okumayı düşünen, kendi parasını helal yoldan kazanmak isteyen bir genç hanım ümmetin umududur. Ama unutma: Kadın, erkekten aşağı değildir. Evlilik, yarış değil, birlikteliktir. İtaat, ezilmek değil, aileyi ayakta tutma gayretidir. Evlilik, iki tarafın birbirini idare etmesiyle yürür. Allah Teâlâ sana hayırlı bir eş nasip etsin. Senin kıymetini bilecek, sana “haydi beraber cennete yürüyelim” diyecek bir adamla yuva kurmayı nasip etsin.
Dinimizde cinsel ihtiyaçların helal yollarla giderilmesi esastır. Ancak bu tür durumlarda eşlerin birbirine haksızlık yapmaması için ya evliliği devam ettirmek ya da evlilik yürümüyorsa kendi hayatlarına yön vermeleri önerilir. Ama öncelikle evliyseniz kocanızın ve kendi cinsel ihtiyaçlarınızı gidermeye çalışın. Yatak odası doğru kullanıldığında yuva kurtarma özelliği çok yüksektir. Aksi takdirde kocanızdan kaçarak kendinizi farklı şekillerde tatmin etmeniz helal değildir. Bunun için de eşinizle ciddi bir şekilde konuşmalı, belki bir uzmandan veya aile büyüklerinizden destek alarak çözüm yolları aramalısınız. Çabalarınız neticesinde hiçbir sonuç elde edemezseniz kocanıza da kendinize de zulmetmeyin. Ama bu kararınızda aceleci olmayın. Sonradan pişman olmama adına yuvanızı kurtarmak için elinizden gelen gayreti ortaya koymaya çalışın, sonra karar verin. Allah yardımcınız olsun.
cinsel ilişki konusundaki diğer fetvalar
Çocuk emzirmek için abdestli bulunmak şart değildir. Cünüplük de emzirmeye mani değildir. Allah'a emanet olun.
Mü'min ağzını kontrol edebilen insandır. Belki bu söz haram değildir ama seviyesizdir. O seviyesizliğe düşmemek gerekir.
Sorunuzu tam anlayamadım; eğer lohusalığınız bitti ise banyonuzu da yaptı iseniz siz eski normal hâlinize döndünüz demektir. Eşinizle beraber olun tabi, sonra da vakit bulunca gusül alırsınız. Ayrıca çocuğun cünüpken emzirilmesine bir engel yoktur. Yavrunuz mübarek olsun.
Siz dinle, iffetle oynuyorsunuz. Helâk olacaksınız. Acilen tevbe edin.
Selamünaleyküm. Namaz vakti sıkıştırmadıkça gusül sıkıştırmaz. Boşalma tamamen sağlandıktan sonra hemen gusül almak ise daha iyi olur.
Selamünaleyküm. Bundan önce resmi nikahınız yapılmış idiyse bir sakıncası yoktur. Resmi nikahınız da yapılmamış idiyse şimdi nikahlı sayılırsınız. Önceki durum için de istiğfar edin, sadakalar verin.