Fetva Meclisi
Soru
Dinimizde kadının da boşanma hakkı var mıdır? Mesela, karı kocanın, uzun yıllar ayrı yatmaktan dolayı sevgi bağları kopar ve bundan dolayı da kadın boşanmak isterse, hakkı mıdır? Yoksa sevmediği halde bu evliliği bu şekilde devam ettirmeli midir? Bu arada ayrı yatma isteği erkek tarafından seçilmiş ve yıllarca devam etmiş olursa kocanın da karısına karşı vebali nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Aile içi ilişkide, yatak odası ihtiyacı erkekle kadın arasında aynıdır. Kadın da erkek kadar o ihtiyacı hisseder. Meselenin sadece erkeklere mahsus gibi bilinmesi yanlıştır. Kadının, erkeğinden yılda yüz defayı düşmeyecek bir ilişki talebinde bulunması hakkıdır. Bu hakkını karşılamayan eşinden boşanmayı talep etme yani mahkemenin nikah akdini feshetmesini istemesi hakkıdır. Erkeğini ilim tahsili gibi bir mazeret makul mazeret değildir.
Kocası ikinci bir evlilik yapan kadın, bu ikinci evlilikten ötürü bir zulüm görüyorsa yani, erkeğin ikinci evlilik yapmasının şartlarından olan adaleti sağlamayı gerçekleştiremiyorsa elbette kadın hakkını talep eder. Bu talep de günümüz şartlarında herkes için kendi imkânları doğrultusunda olacaktır. Hayır, Müslüman kadın, duygusallığı gereği bir itirazda bulunacaksa, o zaman iki değerlendirmemiz olacaktır: - Bu sürecin böyle ilerlemesinde kendisinin de payı bulunup bulunmadığını, eşinin neden ikinci bir hanıma gittiğini düşünecektir. - Bu şikâyetini Allah Teâlâ’nın dışında birine yapmayacaktır. Zira erkeğe bu ruhsatı veren Allah Teâlâ’dır. Dikkat edelim, şeytan kuyumuzu kazmasın. Dünyamız giderken ahiretimiz de gitmesin. Tavsiyemiz, birinci kadının sabretmesi ve kadınlığını daha aktif duruma getirmesidir. Çok geçmeden eşi ona daha sadık olarak geri dönecektir. Ama kadınlık hâleti ruhiyesi ile illa bir isyan söz konusu ise o, kadının bileceği şeydir.
Zulüm, bir insanın hak etmediği bir eziyete uğramasıdır. Bu eziyet dayak olabilir, mal kısıtlaması olabilir, hakaret olabilir… Sonuç değişmez. Zulüm zulümdür. Zulüm altındaki bir kadın da dinimize göre kocasından ayrılabilir. Bu ayrılma kocanın boşaması ile olursa en kolayı olur. Bir anlaşma karşılığı boşama da olabilir. Sıkışılan ve çaresiz kalınan noktada yasal yollara da başvurulabilir. Böyle bir sıkıntı içinde olan kardeşimize tavsiyemiz şudur: Yarın pişman olmaması için mevcut durumun katlanılır olup olmadığını şahsiyetine itibar ettiği bir aile büyüğü ile istişare ederek kararlaştırsın. Bu büyükleri üç kişi yaparsa daha iyi olur.
Yatak odası ilişkisinde kadın ve erkek aynı durumdadırlar. Toplumumuzda yaygın olan anlayış, erkeğin kadını talep ettiği, kadının ise kendisini böyle bir ihtiyaç içinde hissetmediği şeklindedir. Bu, kesinlikle doğru değildir. Doğru olan ise şudur: 1- Kadın erkeğe göre daha geç hareketlenir, erkek bir iki bakmakla, dokunmakla hareketlenirken kadın, daha uzun sürede devreye giren bir enerji sahibidir ama en az erkek kadar o da ihtiyaç sahibidir. Kadınları, erkeğin ihtiyacını gören ama kendi ihtiyacı olmayan biri olarak görmek zulümdür. Ne yazık ki kadınlar da kendilerini böyle göstermeyi uygun görüyorlar. 2- Genelde erkek devreye girdiği için erkeğin hareketlenmesi kadının da ihtiyacının görülmesini doğurduğundan kadın böyle bir talepte bulunmayabilir. Eğer durum böyle olmuyorsa mesela erkek bir ihtiyaç hissetmeden kadın rahatlama ihtiyacı hissediyorsa erkeğin buna cevap vermesi gerekmektedir. Aksi takdirde erkek sorumlu duruma düşer. 3- Kullanılan gıdalar, alınan ilaçlar ve günlük ilişkilerin etkisi ile erkek veya kadın cinsellik bakımından hareketlenebilir. Hangisi hareketlendi ise diğerini beraberliğe davet etmesi hakkıdır. Bu davetin sadece erkekten gelmesini beklemek yanlıştır. Bu hareketlenme nedeni mesela erkek veya kadının, bulundukları ortamdaki konuşmalar ve arkadaştan etkilenme olabilir. 4- Kur'an'ımızın ve Sünnet'in çizdiği çizgi, gösterdiği yol budur. Erkek ve kadın nasıl sofraya oturup beraber yiyorlarsa yatak odasını da aynı mantıkla kullanmalıdırlar. Sofrada erkeğin lokmaları farklı, kadınınki farklı olabileceği gibi yatak odasını kullanma tarzı da farklı olabilir ama ihtiyaç ihtiyaçtır. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm.Böyle bir evlilik olmaz. Umarım anlattığınız yanlış olsun. Bu durumdan sorumlu olan erkektir. Erkek, annesini de üzmeden eşinin haklarını vermelidir. Sevmek iddiası bu durumda doğru olmaz. Kadın, eşi ile bir kere daha konuşup durumu düzeltmesini istesin. Hakkı verilmeyen, itilmiş bir kadının boşanma talebinde bulunması yanlış olmaz. Allah hiçbir kadını sömürmek için bir erkeğe teslim etmemiştir. Her kadın, Allah'ın adıyla emanet alınmıştır. Emanete hıyanet edenler haindirler. Eğer durum böyle ise kadın boşanmayı, gerekli istişareleri ve aile büyüklerini devreye soktuktan sonra isteyebilir.
Bu sorulardan önce biz size soralım: Lohusa bir kadının boğazını sıkmayı gerektirecek ne olmuş olabilir? Eşiniz soruşturma yaptığında da cümleye: 'Lohusa iken boğazımı sıktı' diye başlamayacak mı? Bir de bu olay henüz çok sıcak, siz biraz sabırla bekleyin. Sizin derdiniz olan şeylerin bir benzeri onun da derdidir. Sabredin ve olayın soğumasını bekleyin. Mehir kadının ilk gece hakkıdır, onu vereceksiniz. Ancak boşanma hesapları yapmayın. Sabredin. Bir on gün geçtikten sonra araya sulhediciler koyun. Şimdiki gerginliğin azaldığını göreceksiniz. Benzer olayları pek çok aile yaşıyor, meraklanmayın, üzerine gider ve bu tarz incelemeler yaparsanız şeytanın işini kolaylaştırırsınız.