Fetva Meclisi
Soru
Hocam, kocasının ikinci bir evlilik yapması halinde Müslüman kadının tavrı ne olmalıdır? Erkek boşamadığı sürece bu evliliği sürdürme mecburiyeti var mıdır? Bu hali bir merciye şikâyet etme/dava açma hakkı mevcut mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir erkeğin dört kadınla nikâhlanması, Allah'ın erkeğe verdiği bir ruhsattır. Erkeğin, bu ruhsatı kullanmada belli bir özrü olması gerekmez. Gereken, erkeğin böyle bir ruhsatı kullanmada adaleti yerine getirebilecek kapasitede olmasıdır. Sizin sorunuzdaki erkeğin durumu, onunla Rabbi arasında bir durumdur. O erkeğin evlenme nedenini başkalarına izah etmesi gerekmez. Bir erkek, ikinci bir eşle evlendiğinde birinci eşe sağladığı her imkânı ikinci eşe de sağlamak zorundadır. Bu hususta eşit davranmaması durumunda ikinci eşle nikâhlanma hakkını zedeler. İki eşin bir araya getirilmesi ise caiz değildir. İki kadının da rızası olmadıkça bir araya getirmezi zulümdür. Bu zulme eşlerinden biri itiraz edebilir. İtirazı muteberdir. Birinci eşin ileri sürdüğü, 'çocukları görme' düzeyinde bir beraberlik ise muteber değildir.
1- Erkeğin bir kadın üzerinde cinsel hak talep etmesi gibi kadının da erkek üzerinde cinsel talepte bulunması hakkıdır. Erkeğin bir kadını her yıl yaklaşık yüz kere yatağında doyasıya bir seviyede cinsellik içinde bulundurması kadının hakkıdır. Aynı zamanda bu, erkek için de bir haktır. Bunu tıbbî bir özrü bulunmayan erkeğin yerine getirmemesi zulümdür. 2- Bunun gibi bir nedenle kadın erkekten boşanma talebinde bulunabilir. Erkek, böyle bir boşanmanın kendisine getireceği ekonomik külfet nedeniyle kadından belli bir miktar bedel isteyebilir. Kadın da bu bedeli öder. O anda da boşanma gerçekleşmiş olur. Buna fıkıhta HUL' denmektedir. Bunun hiçbir dini sakıncası yoktur. 3- Bunu da kabul etmeyen bir erkeğe karşı, mahkemeye şikâyet edilerek boşanma talebinde bulunulabilir. Evet, mevcut durum bir Müslüman kadının, Müslüman bir erkeği şikâyet etmesinin münasip olmayacağı bir durumdur. Ama kadın, ebedi bir zulme katlanmak zorunda değildir. Yine de durumu ailenizin akıllı büyükleri ile istişare edin. En az üç büyüğünüzle istişare ederek bu kararı verin. Allah sabırlar versin.
Allah’ın en büyük haramlarından biri zinadır. Zina pek ağır bir haramdır. Evli kadının zina etmesi ise daha ağır bir haramdır. Bir erkeğin nikâhında iken zina eden kadınla alakalı hükümleri şöyle özetleyebiliriz: a- Bu kadın, Rahîm ve Ğafûr olan Allah’a sığınıp tevbe etsin. Kalbinin nabzı kadar önemli bilsin bu tevbeyi. Tevbesindeki ciddiyeti meleklere ispat etsin. Kendisini ibadete versin. O çirkinliği sevk eden ortamlara veda etsin. İspat edilmiş ve korunmuş bir tevbe ile yaşasın. b- Çirkinden daha çirkin bir iş olan bu zinası ile kadının nikâhı düşmez. Böyle bir kadının zinasını kocası bildiğinde onu boşama hakkına sahiptir. Çocuklar veya sosyal konum gibi bir nedene binaen boşayamaz bir durum olursa onunla karıkocalığa devam etmesinin dinen bir sakıncası yoktur. Ulemanın ağırlıklı görüşü böyledir. Kadının, bu kabahati tekrarlamak gibi bir duruma dönüştürmesi hâlinde ise erkeğin onu boşaması en azından mürüvvet açısından tavsiye edilir. c- Kesinlikle ve kesinlikle kadın bu rezilliği kimseye söylememelidir. Şeytan onu bu bataklığa düşürdükten sonra yaptığını ona buna anlatarak ikinci, üçüncü, dördüncü kere aynı suçun melekler tarafından kaydedilmesine sebep olmaktadır. Eğer tevbesinde samimi değilse o zaten laneti bulmuş demektir. Tevbesinde samimi ise tevbenin gereği olarak kabahatini gizlemelidir. Bu gizlemeye eşi de dâhildir. Allah Teâlâ ona ömür verir de yaşatırsa tevbe fırsatı da veriyor demektir; fırsatı iyi değerlendirilmelidir. d- Elbette böyle bir faciada nikâhlı erkeğin hakkı bir nebze vicdanı kalmış bir insanı ezip duracaktır. Yani o kadın, eşinin hakkını düşündükçe ezilecektir. Buna denecek bir şey yoktur. Zaten o kadının tevbesini de biz, içine doğru akıp duran gözyaşları olarak anlamaya çalışıyoruz. Elbette ezilecektir. Burada bu kadının eşi ile olan ilişkilerinde eşinin hakkını, onurunu korumayı konuşurken bir de mü'min bir toplumda evli bir kadının zinasının ifşa edilmesi ile oluşacak rezaletin onun eşini de aşıp sayısını Allah’tan başkasının bilemeyeceği kadar mü'min insanı erkeğiyle kadını ile yaralayacağını unutmamak gerekir. Zinanın yayılma sürecinin hızlanmasına sebep olacaktır. Dağ ağırlığında bir suçun çakıl taşı gibi görülmesine neden olacaktır. Meseleyi aile olarak gördüğümüzde, bu ümmetin de bir aile olduğunu unutmadan karar vermeliyiz. e- Kadın gerçekten bu rezilliğin altında ezildiğini hissediyorsa ve boşanmayı kendisi için kurtuluş görüyorsa başka bir gerekçe altında boşanmayı sağlamasını tavsiye ederiz. Ateşe benzin dökmenin hiçbir anlamı yoktur.
Hanımefendi, dinimize göre Müslüman olmayan bir erkek, Müslüman bir kadının kocası olamaz. Dinimize göre sizin o kişinin eşi olmamanız gerekiyor. Acilen de gerekeni yapmalısınız.
Kâğıt üzerinde de olsa boşama kararı, ikinci bir eş için makul bir süreç değildir. Böyle bir tavır sizin evliliğinizin geleceği için huzur bozucu olur. İtiraz etmek sizin hakkınızdır. Gönülden kabul etmek zorunda değilsiniz. Onun da size sorması boşama hakkını kullanması için şart değil zaten. Enine boyuna tekrar mütalaa etmeye çalışın meseleyi. Allah yardımcınız olsun.
Dinimizde nikâh, gizli değil, açık ve ilan edilmiş bir işlem olmalıdır. Evlilik, toplumda bilinen, yasal olarak tescillenen bir bağdır. İkinci evlilik, eğer gizlenirse, ileride farklı sorunlara yol açabilir. Ayrıca, evliliğinizi gizleyerek ikinci eşe karşı duyduğunuz saygıyı ve adaleti tam olarak yerine getiremeyebilirsiniz. İkinci evliliğinizi yaparsanız önceki eşinizle olan ilişkinizden de sorumluluğunuzu ihmal etmemelisiniz. İkinci evlilik ancak önceden açık bir şekilde tüm tarafların bilgilendirilmesiyle sağlıklı bir zemine oturur. Eşinizin, çocuklarınızın veya diğer yakınlarınızın bilgilendirilmesi, ilişkinin temelinde dürüstlüğü ve adaleti sağlar. Allah, sizin ve aileniz için hayırlı kararlar nasip etsin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
a- Bedenlerin değmemesi açısından baktığımızda 'sürtünmeyi engelleyecek kadar' şeklinde bir ölçü zikredebiliriz. b- Şehveti etkileme açısından baktığımızda ise bunu bir mesafe ile ölçme yerine, 'etkileme' ile ölçmemiz daha doğru olur.
Buluğ çağına girdiğiniz tarihi biliyorsanız, o tarihten itibaren; bilmiyorsanız on beş yaşından gün aldığınız tarihten itibaren namaz başladığınız güne kadar üzerinizden kaç vakit namaz geçtiğini hesaplayın. Ondan sonra da yaptığınız gibi bir kaza takvimi yapın. Mesela 2000 sabah namazı, şu kadar öğlen namazı diyerek borcunuzu bilin. Her fırsatta da 'üzerime kaza kalan son sabah namazı' diyerek bir namazı kaza edin. Sadece farzları kılacaksınız. Bir de vitir namazını. Yalnız sabah ve ikindi namazından sonra kılmasanız daha iyi olur. Başka yapacağınız bir şey yok. Tövbenizde samimi oldukça endişe etmeyin. Allah ğafûrdur, rahimdir.
Eğer sizin için hayat, buradan ibaretse size battığınızı söyleyebilirim. Allah kurtarsın, vay hâlinize! Hayır, hayat burası değil, biz sadece bir misafirhaneden isek, neyin hayır neyin şer olduğunu nasıl bilebiliriz. Bunun için: - Hemen tövbe istiğfar edin, eşinizi de üzmeyin. Dört gözle gelecek çocuğunuza hazırlanın. Böyle cahiliye mantığıyla moral bozacak yerde, bir Meryem babası olmak için gayret edin. - Bu durumu kimseye anlatmayın, kıyamet günü şahitleriniz çoğalmasın. - Eşinizden helallik isteyin.
Bu ruhsatlar farz olan hac için konuşulabilir. Mutat geziler için veya nafile ibadetler için konuşulması doğru değildir. Mezheplerden birini, ikinci sınıf mezhep olarak görmemiz kesin bir hatadır. Bizim o mezhebe intikalimizde samimiyet var veya yok sorusu sorulmalıdır.
Müzik, üzerinde ciddi tehditlerin bulunduğu bir meseledir. Uzak kalmanızı tavsiye ederim. Zira, sizin körpe zihinlere haramlığı bildirilen bir şeyi aşılamanız, normalin üstünde bir vebaldir.
Eğer tövbe etti iseniz, tövbenizde de samimi iseniz kesinlikle korkmayın. Size sizden çok merhameti olan bir Rabb’iniz var, sizi bağışlayacak, kapısını size açık tutacaktır. Umutsuz kalmayın. Sizi umutsuz bırakmak, şeytanın en büyük başarısı olacaktır. Ona taviz vermeyin. Yeter ki samimi olun tövbenizde. Bir daha geri dönmemeye dağlar gibi büyük bir kararlılığınız olsun.