Fetva Meclisi
Soru
İki yıllık evliyim. 21 günlük bir babayım. Bir kız çocuğum var. Eşimle 2 yıl boyunca çeşitli problemler yaşayıp en son olarak aramızda ilk defa fiziki bir münasebet olup, benim onun boğazından tutup itmem onun da bana karşılık verip elimi, göğüsümü çizmesi ve karnıma vurması sonucu şiddetli bir hadise yaşanmıştır. Ben koca olarak fiziksel şiddet temas olarak nitelendirebilecek sadece boğazını sıkmam ve saçını ; telefonu alırken çekmem oldu. Bunun üzerine eşim ailesini çağırarak 20 günlük kızımı benden alıp memleketlerine gittiler. Benim rızam olmadan bunu yapıp ertesi gün mal, mehir ve düğünde takılan altınları isteyip medeni hukuk anlamında anlaşmalı olarak boşanmak istedi.Bende tüm bu isyan ve saygısız tavırlar yüzünden anlaşmalı olarak boşanmayı kabul ettim. Bütün bunlara binaen sizlere İslâm hukuku anlamında şunları sormak istiyorum 1) Bu sebepler kadına boşanma hakkı verir mi? 2) Kocanın kadın üzerinde ki tedip hakkının sınırları bu hadisede aşılmış mıdır? 3) Bu sebeplerden dolayı boşanmak isteyen kadına mehir düşer mi? 4) Mevcut hukuk sisteminde çocuğun anneye bağından dolayı velayet hakkı anneye veriliyor fakat ben 20 günlük kızımın hasretine dayanamıyorum ve görmek istiyorum islâm hukukunda çocuğun velayeti bu sebeplerden dolayı kime verilir? 5) Babanın rızası olmadan çocuğunu babadan ayıran insanların(ailesini kastediyorum) hükmü nedir? 6) Annelerimiz neler neler çekip yuvalarını kurtarmak için nelere katlandığı hepimizce malum bu sebeplerden dolayı yuvasını dağıtan ve kızımı bana göstermeyen eşin hükmü nedir? 7)Her şeye rağmen 3 talakla onu boşamadım şu an evliliğin hukuki manası nedir boşamam gerekir mi? Şimdiden teşekkürler.. Not : Ben ve eşim eğitimli insanlarız biliyorum ki eşim hiç bir zaman sizin cevabınızı görmeyecek veya inanmayacak ehl-i dünya düşünüyor. Bende buna çok üzülüyorum. Nurettin Yıldız'ı sadece sohbetlerinden biliyorum ve hüsnü niyetime nazaran bu sıkıntılı zamanda yardım almak istedim. İyi çalışmalar.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu noktadan sonra ayrılmanız sizin lehinizedir. Siz haklısınız veya haksızsınız onu ancak Allah Teâlâ biri ama bu gelişme, sizin koca olarak onunla bir arada durmanızı anlamsız kılar. Mahkeme size maddi bir ceza keserse onu mehirden düşerek takdir edebilirsiniz. Kurtarabildiğinizi kurtarın ve kendi çarenizi oluşturun. Sakın büyü işine girmeyin, ikinci ve daha ağır bir facia yaşarsınız.
Bu tür durumlar hem duygusal hem de dini açıdan çok ağır imtihanlardır. Allah size kolaylıklar nasip etsin ve en hayırlı çıkış yolunu göstersin. Dinimiz, bir Müslümanın başkasının günahını yaymaktan kaçınmasını tavsiye eder. Ancak, bu kural kişisel mağduriyetlerin giderilmesi söz konusu olduğunda farklı bir bağlama sahiptir. Hak ve hukukunuza kavuşmak için durumu yetkili makamlara (örneğin mahkemeye) açıklamanız günah sayılmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Mazlum, hakkını aramak için zalimden şikâyet edebilir.” (Buhârî, Mezâlim, 21). Mahkemede haklarınızı savunmak ve çocuklarınızın geleceği için gerekli delilleri sunmak bir zorunluluktur. Eşinizin sadakatsizliği, tehditleri ve sorumsuzlukları boşanma gerekçesi olarak açıklanabilir. Bu, bir günahı yaymak değil, hak arayışıdır. Sadece gereksiz detaylardan kaçınarak süreci en sade şekilde yönetmeye çalışabilirsiniz. Resmî mahkemede verilen boşanma kararı, dinen de geçerli kabul edilir. Çünkü devletin onayladığı bir nikâh, İslam’a uygun bir akittir ve bu akdin sona erdirilmesi de dinen bağlayıcıdır. Eşinizin “seni boşamam” demesi, sizin boşanma hakkınızı engellemez. Mahkemenin verdiği karar boşanmayı tamamlar ve İslam’a uygun şekilde sonuç doğurur. Küçük yaşlardaki çocukların (özellikle yedi yaşına kadar) velayeti genellikle anneye aittir. Çünkü bu yaşlarda çocuğun şefkate ve bakıma daha çok ihtiyacı vardır. Baba, çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamakla sorumludur. Ancak anne, çocuğa fiziksel ve duygusal bakım sağladığı sürece, çocuk annenin yanında kalır. Bu süreçte duygusal olarak yıpranmamak için kendinizi güçlü tutmaya çalışın. Manevi olarak destek almak için dua ve ibadetlerinize yönelin. Şu dua, zor durumlarda huzur bulmanıza yardımcı olabilir: “Hasbünallahu ve ni’me’l-vekil.” (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.)
Selamünaleyküm. Eğer sözünü ettiğiniz nikâh Şeriat'ımızın nikâh dediği şey ise ve siz de bunu yaparken aklınız başınızda baliğa idiyseniz durum şudur: Nikâh ile beraber sizin üzerinizdeki aile velayeti diyebileceğimiz velayet eşinize geçmiştir. Ailenizin diretmesinin bir anlamı yoktur. Hakları olmayan bir şeyi istemektedirler. Eşiniz, birinci eşindeki resmi yazışmayı alıp size verirse bu da onun kişiliğinin zafiyetini gösterir ki, yarın da sizden alıp başkasına verecek demektir. Zannederim, gereksiz bir tartışmanın içindesiniz. Eşiniz adaleti sağlıyorsa kâğıt üzerinde de olsa yapılabilecek bir şey yoktur. Ailenize karşı nezaketinizi bozmayın, hürmette kusur etmeyin ama onlar da sınırlarını bilmelidirler. Genç kızlar bin bir alanda haklarını korurken kimsenin sesi çıkmıyor ve 'bu onun tercihi' oluyor da Allah'ın verdiği bir hak kullanılırken neden 'onun tercihi olmuyor?'
Selamünaleyküm. Bir kere sizin bu durumdan ders çıkarmadığınız anlaşılıyor. Eşinizde siz de nikâhı basit görüyorsunuz. O bunları yaparak basit görüyor siz de onunla bunun yürümeyeceğini anlamayarak basit görüyorsunuz. Sizin durumunuz, o boşamayı kasteddiğini söylemedikçe o sözlerden dolayı boşanma düzeyine gelmemiştir. Eğer sizin anlattığınız gibi ise evliliği daha makul düşünmeye çalışın. Duygusallığınızı abartıp dini tenkit etmeniz doğru değil.
Kızım, madem durum böyledir sen de canının ve huzurunun derdinde olsana; sana ait olmayan işlere karışma. Sen çocukların ve eşinle mutlu olmaya bak. Biraz da sen “nasıl bakıyorlar acaba?” diye merak ettiğin için böyle oluyor. Sofranı kur, çamaşırını yıka ve huzurunla yaşa kızım. En azından yerleşene kadar böyle yap. Allah yardımcın olsun.
Evvela şunu bil, aile rızası, özellikle anne duası bu hayatta öyle bir berekettir ki ne aşkla ne tutkuyla ölçülebilir. Annenin gözyaşıyla kurulan bir yuvada huzur kolay kolay yeşermez. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) annenin ayağının altını cennet olarak tarif etti. Annenin rızası olmayan bir evlilik, rüzgârsız denize açılmış yelkenlidir. Ama senin halini de küçümseyemeyiz. Kalbin birini sevmiş. Sevmek suç değil. Allah'ın yarattığı bir duygudur. Ancak evlilik, sadece aşkı değil; aklı, imanı, sabrı ve istikameti de omuzlamaktır. Bu hanımefendi belki iyi niyetlidir, belki seninle mutlu olmayı da ister. Fakat unutma, evlilik, iki kişi arasında kurulmaz sadece. İki ailenin, iki geçmişin ve iki farklı dünyanın da buluşmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken birkaç hususu sana maddeler hâlinde aktarayım: Aileni ezerek evlenme. Onların rızasını almadan yapılan evlilik, ileride seni ya onların vefatıyla ya da pişmanlıkla sınar. Onlara rağmen bir hayat kurarsan bu sevgi zamanla külfete dönüşebilir. Hanımefendinin bakış açısını da ölç. "Senin hayatın, sen karar ver." diyen bir yaklaşım kulağa doğru gelse de aileni yok sayan bir anlayışa dönüşüyorsa, bu ileride seni yalnızlığa sürükleyebilir. Evleneceğin insan, sadece seni değil aileni de sevebilecek bir gönle sahip olmalı. Sevgi büyüktür ama istikamet daha büyüktür. Şeytan bazen meşru olmayan yollarda bizi duygularımızla kandırır. Aşkın haram boyutu yoksa sabredilirse sevap olur. Ama sabredilemezse günaha döner. Senin durumun henüz bu sınıra gelmemiş görünüyor. Ama dikkat et, kalbin fitneye de açıktır. İstişare ve dua silahın olsun. Ailenden başka değer verdiğin, Allah’tan korkan bir iki kişiyle istişare et. Ve özellikle istihareyi ihmal etme. Gönlün huzur bulana kadar aceleci olma. Seni kendine çağıranla değil, Allah’a yaklaştıranla yürümeye bak. Bu hanımefendi seni ailesiz bir karar almaya çağırıyorsa “Yarın bir gün başka kırılmalarda da seni yalnız bırakabilir mi?” sorusunun cevabı da önemlidir. Son söz olarak sakın karamsarlığa düşme. Allah senin niyetine bakar. Doğru olanı yaparsan, seni sevdiğinden mahrum etmez, ya onunla ya da ondan daha hayırlısıyla buluşturur. Allah'a emanet ol, gönlünü Rabbine aç, annenin duasına sarıl.
boşanmak konusundaki diğer fetvalar
Henüz evlenmeden boşamaya kalkışmak bir aşırılıktır. Kesin çizgileri ancak Allah teala belirler. Mesela önemli olan tesettürdür. Çarşaf veya başka bir kıyafet onu sağlıyorsa senin yaptığın aşırılık olur. Bu bekar zamanında böyle büyük sözler söylemen iyi bir işaret değil.
Bunun altındaki nedeni bilmeden hemen boşanmayı düşünmeniz çok ağır bir hata olur. Çözmeye çalış, aile büyüklerini devreye sok, aile danışmanına git ama o ağır sözcüğü kullanma.
Allah’ın en ağır haramlarından birini alenen işleyen ve tevbe etmeyen birine elbette tepki vereceksiniz, vermelisiniz de. Şöyle yapın: Eşinizle açıkça konuşun. Bir tevbe daveti yapın. Bir zaman sonra düzelme olmazsa onu ailesine bildireceğinizi söyleyin. Her şeye rağmen değişme görmezseniz boşanmayı isteyebilirsiniz. Allah yardımcınız olsun. Yalnız boşanma sürecini aklı başında biri ile danışarak yapın ki sonra ağlamayasınız.
Selamünaleyküm. Böyle bir sorunun çözümünü tıpta aramalısınız. Belirttiğiniz şekilde bir uygulama soruna ilave sorunlar getirir, aradığınızı da bulamazsınız. Bunu yapmayı size doktor bir tedavi yöntemi olarak tavsiye etmedikçe caiz olmaz.
İlgili uzman doktora öyle bir kişi ile evlilik hayatının makul olup olmadığını sormalısınız. Hastalığı ile alakalı rapor düzeyi size yardımcı olur.
‘Kardeş olduk’ demekle veya düşünmekle kimse kimse ile kardeş olmaz. Böyle bir iç düşünce de nikâh açısından tehlike oluşturmaz.