Fetva Meclisi
Soru
Hocam şu an boşanma aşamasında olduğum eşim, geçen sene beni aldattığını itiraf etti. Zaten ne babalık ne de kocalık görevlerini gerektiği gibi yerine getiriyordu; sadece maddi ihtiyaçlarımızı karşılıyordu. Bu itirafı, babamın evindeyken yaptı ve ben bu sebeple evime geri dönmek istemedim. Boşanma davası açmaya karar verdim ama avukata anlattıklarım beni rahatsız ediyor. Sanki onun günahını yayıyor ya da açığa çıkarıyormuşum gibi geliyor. Mahkemede de tüm ayrıntılar tek tek ortaya çıkıyor. Eşim, tövbe ettiğini söylüyor ve bu durum beni huzursuz ediyor. Acaba onun günahını yaymış mı oluyorum? Ayrıca, boşanma davasında neleri söylememek gerekir? Bir de eşim sürekli çocuklarla tehdit ediyor ve şunları söylüyor: "Sen nikâhta benim yaşadığım yerde kalmayı kabul ettiğin için boşandıktan sonra da burada yaşamak zorundasın. Çocukları ikametimizden uzağa götürmen caiz değil." "Devlet ne kadar boşarsa boşasın, dini nikâhı gerçek nikâh olarak kabul ettiğim için seni boşamam." Bu süreçte, dini ve hukuki sorumluluklarım konusunda bana yardımcı olur musunuz? Çocukların velayeti ve boşanma süreciyle ilgili nasıl bir yol izlemeliyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir kere, böyle büyük bir ayıp hakkında yüzde yüz bilgi sahibi olmalısın ya da o itiraf etmelidir. Bunu böyle bilin, maazallah iftira olursa yaptığınız büyük bir vebale girer. Eğer durum kesin ise bunun üzerine de mahkemeye müracaat etti iseniz, mahkeme ile beraber dini nikâh da bitecek zaten. Başka şahide gerek yoktur. Elinizi ve dilinizi bir hataya bulaştırmadan bu işi resmi yollarla bitirin. Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin. Geçmiş olsun.
Allah yardımcın olsun. Allah bu sıkıntıların üstesinden gelme kuvvet ve kudreti versin. Sabırlı ol. Şu an böyle bir girişimde bulunman için erken. Aksi takdirde hem karşı tarafı daha fazla tahrik eder hem de yeni evliliğine bir sürü sorunla başlarsın. Bu seni de müstakbel eşini de çok yorar. Keyif için içilen çayın bile bir demlenme zamanı olduğunu unutma.
Selamünaleyküm. Eğer sözünü ettiğiniz nikâh Şeriat'ımızın nikâh dediği şey ise ve siz de bunu yaparken aklınız başınızda baliğa idiyseniz durum şudur: Nikâh ile beraber sizin üzerinizdeki aile velayeti diyebileceğimiz velayet eşinize geçmiştir. Ailenizin diretmesinin bir anlamı yoktur. Hakları olmayan bir şeyi istemektedirler. Eşiniz, birinci eşindeki resmi yazışmayı alıp size verirse bu da onun kişiliğinin zafiyetini gösterir ki, yarın da sizden alıp başkasına verecek demektir. Zannederim, gereksiz bir tartışmanın içindesiniz. Eşiniz adaleti sağlıyorsa kâğıt üzerinde de olsa yapılabilecek bir şey yoktur. Ailenize karşı nezaketinizi bozmayın, hürmette kusur etmeyin ama onlar da sınırlarını bilmelidirler. Genç kızlar bin bir alanda haklarını korurken kimsenin sesi çıkmıyor ve 'bu onun tercihi' oluyor da Allah'ın verdiği bir hak kullanılırken neden 'onun tercihi olmuyor?'
Dinimizde cinsel ihtiyaçların helal yollarla giderilmesi esastır. Ancak bu tür durumlarda eşlerin birbirine haksızlık yapmaması için ya evliliği devam ettirmek ya da evlilik yürümüyorsa kendi hayatlarına yön vermeleri önerilir. Ama öncelikle evliyseniz kocanızın ve kendi cinsel ihtiyaçlarınızı gidermeye çalışın. Yatak odası doğru kullanıldığında yuva kurtarma özelliği çok yüksektir. Aksi takdirde kocanızdan kaçarak kendinizi farklı şekillerde tatmin etmeniz helal değildir. Bunun için de eşinizle ciddi bir şekilde konuşmalı, belki bir uzmandan veya aile büyüklerinizden destek alarak çözüm yolları aramalısınız. Çabalarınız neticesinde hiçbir sonuç elde edemezseniz kocanıza da kendinize de zulmetmeyin. Ama bu kararınızda aceleci olmayın. Sonradan pişman olmama adına yuvanızı kurtarmak için elinizden gelen gayreti ortaya koymaya çalışın, sonra karar verin. Allah yardımcınız olsun.
Her şeye rağmen eşler aralarındaki eşliğin gerektirdiği sevgi ve saygıyı yitirmemeye çalışmalıdırlar. Peygamberlerin de eşleriyle bu tür sorunları oldu ama onları boşamayı denemediler. Evet, Müslüman'ın kendi evinden vurulması çok ağır bir imtihandır fakat bu bir imtihandır. İmtihanlar bizim isteğimize ve keyfimize göre olmayacaktır elbette. Kesinlikle sabırlı ve nazik olacaksınız. Sizin tartışmanızda nazik olan kazanacaktır. Her işte sabırlı olanlar, kabalığa başvurmayanlar sonuca ererler. Allah Teala size böyle bir imtihan takdir buyurdu ise siz bunu kazanmaya mecbursunuz. Zira, namaz kılmak için gösterdiğiniz gayretten sevap kazandığınız gibi eşinize tahammül etmekten de sevap kazanacaksınız. Zor ama gerekli bir uygulamadır bu. Aman sabredin, seviyenizi düşürmeyin. Kopacaksa koparan diğeri olsun. Çocuklarınızın gözünde de iyi örnek siz olmalısınız. Allah'ı ve Peygamber'ini sevmenin gereği budur. Allah'a emanet olunuz.
Nikâhtan sonra eşinizin sizi evinize alması gerekirdi. Makul bir sebeple bunu yapmaması sizi haklı duruma getirir. Siz de hakkınızı talep edebilirsiniz ama bu esnada oluşabilecek gerginlik, ileriki yıllarda sizi sürekli bunaltabilir. İyi ölçün iyi tartın ve öyle karar verin. Bu anlattığınız durumda siz haklısınız ama hakkınızı size kim ve nasıl verecek onu iyi tespit edin.
aldatmak konusundaki diğer fetvalar
Evli bir erkek, eşinden haberli veya habersiz nikâh düşen bir kadınla: Sürekli sohbet edemez. Dertleşemez. İyi niyetli olsa bile bu durum caiz değildir. Dolayısıyla, Eğer bu tür bir iletişim sürdürülüyorsa, hemen sonlandırılmalı ve evlilik ilişkisinin zarar görmesi engellenmelidir. Eşinizle aranızdaki bağı güçlendirmeye odaklanın ve dertleşme gibi ihtiyaçlarınızı eşinizle paylaşmayı tercih edin. İslam ahlakına uygun sınırlar içinde hareket ederek, fitneye yol açabilecek tüm durumlardan uzak durmaya gayret edin.
Babanın durumu ne kadar kötü olursa olsun neticede o senin babandır. Onun için hayır dua etmen uygun olur. Islah olması ve zulümden geri durması için dua etmelisin. Sürekli dua et. Onun kalbinin yumuşaması için ona iyi davranan bir evlat olmaya çalış. Zulmüne razı olma ama umutsuz da kalma. İyileşip yuvasına dönmesi sizin için daha hayırlıdır, onu kazanmaya bakın.
Eşinizin sosyal medya üzerinden bir kadınla sürekli sohbet etmesi ve dertleşmesi, şeriata uygun değildir. Bir erkeğin, mahremi olmayan bir kadınla özel ve sürekli bir ilişki kurması yasaktır. Çünkü Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir erkek, yanında mahremi olmadan bir kadınla baş başa kalmasın. Şüphesiz üçüncüleri şeytandır." (Tirmizî, Rada, 16) Sosyal medya, fiziksel anlamda baş başa kalmayı gerektirmese de özel mesajlar aracılığıyla birebir iletişim sağladığı için üçüncüleri şeytandır. Eşinizin yabancı kadınlarla özel mesajlaşması bu hadisteki hükme girer. Eşinizin bu hali, kalpleri kaydırabilecek ve fitneye yol açabilecek bir durumdur. Sadece konuşuyoruz" ya da "dertleşiyoruz" gibi bahaneler, bu durumu meşru hale getirmez. Çünkü böyle bir durumda günaha düşme riski yüksektir; evlilikteki sadakat ve güvene zarar verir; mahremiyet sınırları korunamaz. Şeytan adım adım insanı günaha çeker. Başlangıçta masum bir sohbet gibi görünen şeyler, zamanla duygusal yakınlığa ve daha büyük problemlere yol açabilir. Eşinizle “bu durumun sizi rahatsız ettiğini, İslami açıdan da doğru olmadığını” sakin bir dille anlatmalısınız. Ona karşı suçlayıcı değil, "Bu bizim evliliğimiz için sağlıklı değil.", "Bu, beni çok üzüyor ve içimi rahatsız ediyor." gibi ifadelerle kalbine dokunmaya çalışabilirsiniz. Şeytanın insanı nasıl kandırdığını, masum gibi görünen şeylerin nasıl fitneye dönüştüğünü anlatabilir, "Beni seviyorsan ve saygı duyuyorsan, bu davranışına son vermeni istiyorum." diyerek net bir davranış ortaya koyabilirsiniz. Allah ailene huzur, kalbine sabır versin ve eşinin doğruyu görmesini nasip etsin.
Hayır, kesinlikle söylemeyin. Hiçbir kimseye de bu konuyu açmayın. Tevbe edin. Tekrar evleninceye kadar da iffetinizi koruyun.
Allah anneni mağfiret etsin. Elbette annenin bu hatasına karşı içinde bir burukluk olacak, bunda haklısın. Ancak daha sonra annenin tevbe etmiş olabileceğini de hesap etmelisin. Tevbe etti ise ve tevbesi de kabul oldu ise sen yanlış yoldasın demektir. Bu ihtimalle onu değerlendir. Yine de sen onun affı için dualar et. Gerisi zaten senden geçmiş durumdadır.
Büyük geçmiş olsun. Allah yardımcınız olsun. Kızınızın açmış olduğu işyeri ve daireler esasen kimin parası ile alındıysa ona aittir. Bunun tespit edilmesi gerekir. Tapuda kimin adının yazıldığı o kadar önemli değildir. Yalnız kanun önünde bunu ispat etmeniz zor. Parasını damadınızın ödediği fakat tapusu sizin üzerinize olan bir daireden bahsettiniz. Dairenin sahibi damadınızdır. Tapunun sizin üzerinizde olması sizin olduğu anlamına gelmez. Damadınızla konuşup bu konuda sulh/anlaşma yapabilirsiniz. Damadınız kızınızın üç ay, çocuklarının ise ergenliğe girinceye kadar tüm masraflarını karşılamak zorundadır. Yani sizin de hakkınız olduğu taraflarınız var. Eğer boşanmaya kesin karar vermişlerse para, daire ve dükkân konusunda anlaşma yolunu deneyin.