Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben eşimi aldattım, zina etmedim ama bir başkasıyla belli ölçülerde birlikte oldum. Sonra tövbe ettim ama tekrar yaşandı bu hadise. Şu anda ise eşim beni aldatıyormuş. Başkasına âşık olmuş ve boşanıyoruz. Eşime geçmişte onu aldatmış olduğumu söylemeli ve helallik istemeli miyim yoksa tövbe edip mağfirete mi sığınmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Gerçek ve sonsuz bir tevbe yaparsan, tevbeni korursan Allah da seni mağfiret eder. Her şey senin tevbene ve tevbeni korumana bağlıdır. Tevbe et. Tevbeni koru. Gerisini Allah’ın rahmetine sal. O kadınla ve kimse ile de bunu asla konuşma. Kadından değil Rabbinden af dilemelisin. O insanla da ebediyen bağlantı kurma.
Geçmiş rezilliğe tevbe etmeli. O tevbesini hayatı kadar değerli bilip korumalı. İbadetlerle geçmiş açığı kapatmaya çalışmalı. Evliliğini de daha güzel günlere doğru sürdürmeli.
Tevbenizi koruyun siz. Tevbenizi korur ve ibadetlerinizi eksiksiz yaparsanız bu korktuğunuz olmaz biiznillah.
Rabbim tövbenizi kabul eylesin. Kesinlikle bir daha geri dönmeyecek şekilde tövbe ettiyseniz geçmişi kurcalamayın. Size geçmişte ne yaşadığınız sorulsa dahi yalan söylememek koşuluyla detay vermek zorunda değilsiniz. Öncesini kapatın, siz de yok kabul edin. Tövbenizi tekrar edin, görüşmenizi yapın. Temiz kalın, temiz bir evlilik yapmayı isteyin. Merak etmeyin Allah Teâlâ sizin niyetiniz ve iradenize göre size karşılık verecektir. Allaha emanet olun.
Selamünaleyküm. Tevbe ettiğiniz günahlarınızı söylemeniz gerekmez.
Önce öyle bir hatadan ötürü büyük ve kalıcı bir tevbe ile tevbe etmelisin. Tevbe et ve tevbeni koru. Tevbenin ardından da eşinin öyle bir hatayı affetmeyeceğini tahmin ediyorsan bir yolla eşinden boşan ve o rezilliği kendinle beraber mezara göm. Böylesi daha iyi olur.
aldatmak konusundaki diğer fetvalar
Bu tür durumlar hem duygusal hem de dini açıdan çok ağır imtihanlardır. Allah size kolaylıklar nasip etsin ve en hayırlı çıkış yolunu göstersin. Dinimiz, bir Müslümanın başkasının günahını yaymaktan kaçınmasını tavsiye eder. Ancak, bu kural kişisel mağduriyetlerin giderilmesi söz konusu olduğunda farklı bir bağlama sahiptir. Hak ve hukukunuza kavuşmak için durumu yetkili makamlara (örneğin mahkemeye) açıklamanız günah sayılmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Mazlum, hakkını aramak için zalimden şikâyet edebilir.” (Buhârî, Mezâlim, 21). Mahkemede haklarınızı savunmak ve çocuklarınızın geleceği için gerekli delilleri sunmak bir zorunluluktur. Eşinizin sadakatsizliği, tehditleri ve sorumsuzlukları boşanma gerekçesi olarak açıklanabilir. Bu, bir günahı yaymak değil, hak arayışıdır. Sadece gereksiz detaylardan kaçınarak süreci en sade şekilde yönetmeye çalışabilirsiniz. Resmî mahkemede verilen boşanma kararı, dinen de geçerli kabul edilir. Çünkü devletin onayladığı bir nikâh, İslam’a uygun bir akittir ve bu akdin sona erdirilmesi de dinen bağlayıcıdır. Eşinizin “seni boşamam” demesi, sizin boşanma hakkınızı engellemez. Mahkemenin verdiği karar boşanmayı tamamlar ve İslam’a uygun şekilde sonuç doğurur. Küçük yaşlardaki çocukların (özellikle yedi yaşına kadar) velayeti genellikle anneye aittir. Çünkü bu yaşlarda çocuğun şefkate ve bakıma daha çok ihtiyacı vardır. Baba, çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamakla sorumludur. Ancak anne, çocuğa fiziksel ve duygusal bakım sağladığı sürece, çocuk annenin yanında kalır. Bu süreçte duygusal olarak yıpranmamak için kendinizi güçlü tutmaya çalışın. Manevi olarak destek almak için dua ve ibadetlerinize yönelin. Şu dua, zor durumlarda huzur bulmanıza yardımcı olabilir: “Hasbünallahu ve ni’me’l-vekil.” (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.)
Evli bir erkek, eşinden haberli veya habersiz nikâh düşen bir kadınla: Sürekli sohbet edemez. Dertleşemez. İyi niyetli olsa bile bu durum caiz değildir. Dolayısıyla, Eğer bu tür bir iletişim sürdürülüyorsa, hemen sonlandırılmalı ve evlilik ilişkisinin zarar görmesi engellenmelidir. Eşinizle aranızdaki bağı güçlendirmeye odaklanın ve dertleşme gibi ihtiyaçlarınızı eşinizle paylaşmayı tercih edin. İslam ahlakına uygun sınırlar içinde hareket ederek, fitneye yol açabilecek tüm durumlardan uzak durmaya gayret edin.
Babanın durumu ne kadar kötü olursa olsun neticede o senin babandır. Onun için hayır dua etmen uygun olur. Islah olması ve zulümden geri durması için dua etmelisin. Sürekli dua et. Onun kalbinin yumuşaması için ona iyi davranan bir evlat olmaya çalış. Zulmüne razı olma ama umutsuz da kalma. İyileşip yuvasına dönmesi sizin için daha hayırlıdır, onu kazanmaya bakın.
Büyük geçmiş olsun. Allah yardımcınız olsun. Kızınızın açmış olduğu işyeri ve daireler esasen kimin parası ile alındıysa ona aittir. Bunun tespit edilmesi gerekir. Tapuda kimin adının yazıldığı o kadar önemli değildir. Yalnız kanun önünde bunu ispat etmeniz zor. Parasını damadınızın ödediği fakat tapusu sizin üzerinize olan bir daireden bahsettiniz. Dairenin sahibi damadınızdır. Tapunun sizin üzerinizde olması sizin olduğu anlamına gelmez. Damadınızla konuşup bu konuda sulh/anlaşma yapabilirsiniz. Damadınız kızınızın üç ay, çocuklarının ise ergenliğe girinceye kadar tüm masraflarını karşılamak zorundadır. Yani sizin de hakkınız olduğu taraflarınız var. Eğer boşanmaya kesin karar vermişlerse para, daire ve dükkân konusunda anlaşma yolunu deneyin.
Bir kere bu bilgi YÜZDE YÜZ olmalıdır. Doksan bile olsa yetmez. İkinci olarak da annen tevbe etmedi ise veya devam ettiriyorsa elbette tavır koyacaksınız ama bu tavır onu yok kabul etmek değil yeterli ve gerekli bir mesafe ve seviye koymak olmalıdır.
Eşinizin sosyal medya üzerinden bir kadınla sürekli sohbet etmesi ve dertleşmesi, şeriata uygun değildir. Bir erkeğin, mahremi olmayan bir kadınla özel ve sürekli bir ilişki kurması yasaktır. Çünkü Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir erkek, yanında mahremi olmadan bir kadınla baş başa kalmasın. Şüphesiz üçüncüleri şeytandır." (Tirmizî, Rada, 16) Sosyal medya, fiziksel anlamda baş başa kalmayı gerektirmese de özel mesajlar aracılığıyla birebir iletişim sağladığı için üçüncüleri şeytandır. Eşinizin yabancı kadınlarla özel mesajlaşması bu hadisteki hükme girer. Eşinizin bu hali, kalpleri kaydırabilecek ve fitneye yol açabilecek bir durumdur. Sadece konuşuyoruz" ya da "dertleşiyoruz" gibi bahaneler, bu durumu meşru hale getirmez. Çünkü böyle bir durumda günaha düşme riski yüksektir; evlilikteki sadakat ve güvene zarar verir; mahremiyet sınırları korunamaz. Şeytan adım adım insanı günaha çeker. Başlangıçta masum bir sohbet gibi görünen şeyler, zamanla duygusal yakınlığa ve daha büyük problemlere yol açabilir. Eşinizle “bu durumun sizi rahatsız ettiğini, İslami açıdan da doğru olmadığını” sakin bir dille anlatmalısınız. Ona karşı suçlayıcı değil, "Bu bizim evliliğimiz için sağlıklı değil.", "Bu, beni çok üzüyor ve içimi rahatsız ediyor." gibi ifadelerle kalbine dokunmaya çalışabilirsiniz. Şeytanın insanı nasıl kandırdığını, masum gibi görünen şeylerin nasıl fitneye dönüştüğünü anlatabilir, "Beni seviyorsan ve saygı duyuyorsan, bu davranışına son vermeni istiyorum." diyerek net bir davranış ortaya koyabilirsiniz. Allah ailene huzur, kalbine sabır versin ve eşinin doğruyu görmesini nasip etsin.