Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşim, sosyal medya üzerinden bir kadınla sürekli sohbet edip onunla dertleşiyor. Ancak benim bu görüşmelere asla rızam yok. İyi niyetli olsa bile bu tür görüşmelerin İslam'da hükmü nedir? Caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, böyle bir sorun var ve bu sorun sizin tasvirinizden de öteye bir felakete doğru hızla ilerlemektedir. Bunu ne kadar düzeltebiliriz bilemem ama bu felakette sadece erkeklerin fıtratı üzerinden düşünüp bir çözüm üretemeyeceğimizi zannediyorum. Doğrudur, erkekler arayan ve kovalayan pozisyonundadır ama kadınlar bu cinayetin en azından yarısının sorumluları değil midir? Herkese göre farklı bir cevap verilebilir. Asıl olan Rabbimizin bizi nasıl değerlendireceği olmalıdır. Size şunu tavsiye ederim: Eşiniz üzerinden kendinizi yıpratarak onu da yanlışa sevk edebileceğiniz düşüncelerden uzak durun. Olsa ne yapabilirsiniz ki denecek şeyleri olmamış iken neden irdeliyorsunuz? Bile bile aklına getirmekten başka bir yorumu yoktur bunun. Dua edin. Kendiniz ve eşiniz için dua edin. İyi bir eş olmaya bakın. Bu “iyi bir eş” ifadesini bazı hanım kardeşlerimiz sürekli ikaz eden bir hanım olarak anlıyorlar. Bazıları da sadece kıyafetini ütülü bulundurur ve ağır parfümler kullanırsa iyi bir eş olabileceğini zannediyor. Kesinlikle yanlış tutumlardır bunlar: İyi bir eş, her şeyden önce tatlı dilli, sabırlı olmaktır. Tenkidi ve istekleri bitmeyen bir eş kadın olsun erkek olsun iten bir eştir. İten eş de hayırlı değildir. Kılık kıyafetten konuşma tarzına kadar her şeye dikkat eden bir eş değerlidir. Bu bela asrın belalarından biridir. Belli ki sınavımız da bu olacaktır. Allah Teâlâ hepimizin yardımcısı olsun. Âmîn.
Günümüzdeki şaşılacak afetlerden birisi de günlük hayatta karşı cinsin yüzüne bakmakta hayâ eden kimselerin sosyal medyada mahremiyet sınırlarını görmezden gelmesidir. Ahlakımız sosyal medyada da devam etmelidir. Esasen sosyal medyanın gelişi güzel erkek kadın konuşmaları ve yazışmaları önce hayâ duygumuzu bitiriyor. Bu duygu yitirildikten sonra gözdeki, dildeki ve kulaklardaki harama karşı filtreleri bozuyor. Daha sonra da ahlak çizgisinde kırılmalar yaşanıyor. Birbirlerine nikâhı düşen Müslüman erkek ve kadın mecbur olmadıkça konuşma ve yazışmaları doğru/caiz değildir. Farklı mecralardan çözemediği soruları/sorunları görüşme mecburiyetinde kalırlarsa mesafeyi korumalıdırlar. Ciddiyetsiz, sulu ve ilgisiz konuşmalardan kaçınmalıdırlar. Sorunuza göre kamera karşısında “mahrem yerlerini teşhir eden”, üstelik makyajlı ve tahrikli konuşmasıyla da “kendini belli eden” bir kadını erkeğin takip etmesi asla caiz değildir. https://fetvameclisi.com/fetva/facebook-ve-internet-kullaniminda-kadin-erkek-iliskilerine-muslumanca-bir-bakis-mektubu
İslam’da evlilik sürecinde temel prensip iffeti ve mahremiyeti koruyarak uygun bir şekilde tanışmaktır. Ancak burada önemli olan, bunun nasıl yapıldığıdır. Eğer bir ortam İslami çerçevede güvenilir bir şekilde bu süreci yönetiyorsa bir kadının uygun gördüğü bir erkeğe "Benimle evlilik düşünür müsünüz?" anlamına gelen bir teklifte bulunması haram değildir. Ama bu İslami adaba uygun olmalıdır. Direkt, birebir sohbet ortamı gibi olmamalı, bir aracı veya resmi bir süreç işlemelidir. Sosyal medya aracılığı ile harama götüren herhangi bir kapıya azıcık dahi yaklaşmadan birileri ile gerçek kişilerin aracılığı ve mahremiyet kurallarının yine bu üçüncü kişilerle sağlanması ile bir eş adayı ile tanışıp şartları konuşmak, evet, caizdir ancak burada şu riskleri göz önünde bulundurmalısın: Erkeklerin niyetini tam bilemezsin. Güvenilirlik sorunu olabilir. Daha önce tanımadığın biriyle doğrudan mesajlaşmak, istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Gerçek hayatta birini ön görüşmelerle tanımak ne kadar zor ise sosyal medyadan tanımak kat kat daha zordur. Dolayısı ile doğru eş adayını bulma ihtimali sosyal medyada, kat be kat daha az. Özellikle bir erkek için, kendi çevresinden evleneceği bir kız bulamayıp sosyal medyaya ihtiyaç duymuş olması o erkek hakkında birçok problemi bize önden haber verir. Erkek asosyal olabilir, özgüvensiz olabilir, kötü işler dolayısı ile kötü nam salmış bu yüzden çevresinin güvenini yitirmiş olabilir… Ve daha akla gelmeyen bir sürü ciddi risk. Bunların yerine elbette ki güvenilir insanların kefil olduğu kişilerden hayırlı biri bulma ihtimali çok daha yüksektir. Gördüğün baskılara gelince şunu belirtmek isterim ki evlilikte baskı ve aceleyle yapılan seçimler çoğu zaman hüsranla sonuçlanır. İnsanların sözleri seni strese sokuyor olabilir ama unutma ki Allah’ın takdiri neyse, o olacak. Allah'ın takdir ettiği vakitten önce hiçbir şey gerçekleşmez. Sabır ve tevekkül içinde ve akıllıca hareket etmelisin. Bahsettiğin şekilde ilerlemektense kendi prensiplerinden ödün vermeden bir aday arayışında olabilirsin. Ve kendine de sürekli şunları hatırlatmalısın: "Ben evliliğe kapalı değilim, sadece doğru insanı bekliyorum." "Evlenmek için değil, huzurlu bir yuva kurmak için evleniyorum." "Aracılar vasıtasıyla ilerlemeye devam edeceğim çünkü benim için güvenilir olan yol budur." Allah hayırlı bir yuva nasip etsin. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Kendinizi Allah’ın razı olacağı işlerle yoğun duruma getirmezseniz şeytan sizi kendi razı olacağı işlerle doldurur. Temel sorun budur. Bu nedenle şöyle bir planlama yapın: • Muhakkak okuyacağınız bir Kur'an okuma planınız olsun. • Belli zikirleriniz olsun. • Evinizle ilgilenmeyi arttırın. • Sılayırahimi arttırın. • Namazları sünnetleriyle daha ağır kılmaya çalışın. • Bu arada bir psikologla görüşseniz onun da size desteği olabilir. Yılmayın ve usanmayın. Sonuna kadar mücadele edip şeytanı mağlup etmeye kararlı olun.
Evlilerin, cinsel birlikteliklerinin haftalık sayısı, yaşlarına, bünyelerine, zamana, zemine, sağlık ve psikolojik durumlarına göre değişebilir. Dolayısıyla herkes için aynı standardı belirlemeye kalkmak herkese aynı numara ayakkabı vermek gibidir. Kadın, sebepsiz ve tamamen eşiyle cinsel birlikteliği reddederse günahkâr olur. Ama yorgunluk, psikolojik durum, ağrı, stres gibi mazeretlerle geri çevirmesi günah değildir. Bu noktada iletişim ve karşılıklı anlayış esastır. Eşler bu konuda konuşmalı, anlayış ve sevgiyle orta yolu bulmalıdır. Kadın, kocasını tamamen reddetmiyor, sadece “bu kadar sık” kaldıramadığını söylüyorsa bu, meşru bir savunmadır. Erkek de sabretmeyi ve eşinin halini gözetmeyi öğrenmelidir. Eşinden beklediği ilgiyi baskıyla değil, sevgiyle kazanmalıdır. Şehvetini kontrol etmek de bir kulluk sınavıdır. Kadın, kocasını yatağıyla terbiye etmeye/cezalandırmaya kalkarsa bu da caiz değildir, hesabını verir. Allah evliliğinizi bereketli kılsın. Merhametin hâkim olduğu evlilikler ahiret için yuvaya dönüşür.
Selamünaleyküm. Günahlar hastalık gibidir, tedavisi uzun sürebilir. Eşinizi de hasta kabul edin, uzun süre iyileşmesi için mücadele edebilirsiniz. Sizin de sabretmeniz gerekiyor. Eğer sabretmezseniz onu şeytana doğru itersiniz. Hem sabredin hem de onun evine bağlı olması için diğer işleri iyi yapın, tatlı konuşun, nazik olun, kalbi size bağlansın. Çok dua edin.
aldatmak konusundaki diğer fetvalar
Allah anneni mağfiret etsin. Elbette annenin bu hatasına karşı içinde bir burukluk olacak, bunda haklısın. Ancak daha sonra annenin tevbe etmiş olabileceğini de hesap etmelisin. Tevbe etti ise ve tevbesi de kabul oldu ise sen yanlış yoldasın demektir. Bu ihtimalle onu değerlendir. Yine de sen onun affı için dualar et. Gerisi zaten senden geçmiş durumdadır.
Babanın durumu ne kadar kötü olursa olsun neticede o senin babandır. Onun için hayır dua etmen uygun olur. Islah olması ve zulümden geri durması için dua etmelisin. Sürekli dua et. Onun kalbinin yumuşaması için ona iyi davranan bir evlat olmaya çalış. Zulmüne razı olma ama umutsuz da kalma. İyileşip yuvasına dönmesi sizin için daha hayırlıdır, onu kazanmaya bakın.
Evli bir erkek, eşinden haberli veya habersiz nikâh düşen bir kadınla: Sürekli sohbet edemez. Dertleşemez. İyi niyetli olsa bile bu durum caiz değildir. Dolayısıyla, Eğer bu tür bir iletişim sürdürülüyorsa, hemen sonlandırılmalı ve evlilik ilişkisinin zarar görmesi engellenmelidir. Eşinizle aranızdaki bağı güçlendirmeye odaklanın ve dertleşme gibi ihtiyaçlarınızı eşinizle paylaşmayı tercih edin. İslam ahlakına uygun sınırlar içinde hareket ederek, fitneye yol açabilecek tüm durumlardan uzak durmaya gayret edin.
Bu tür durumlar hem duygusal hem de dini açıdan çok ağır imtihanlardır. Allah size kolaylıklar nasip etsin ve en hayırlı çıkış yolunu göstersin. Dinimiz, bir Müslümanın başkasının günahını yaymaktan kaçınmasını tavsiye eder. Ancak, bu kural kişisel mağduriyetlerin giderilmesi söz konusu olduğunda farklı bir bağlama sahiptir. Hak ve hukukunuza kavuşmak için durumu yetkili makamlara (örneğin mahkemeye) açıklamanız günah sayılmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Mazlum, hakkını aramak için zalimden şikâyet edebilir.” (Buhârî, Mezâlim, 21). Mahkemede haklarınızı savunmak ve çocuklarınızın geleceği için gerekli delilleri sunmak bir zorunluluktur. Eşinizin sadakatsizliği, tehditleri ve sorumsuzlukları boşanma gerekçesi olarak açıklanabilir. Bu, bir günahı yaymak değil, hak arayışıdır. Sadece gereksiz detaylardan kaçınarak süreci en sade şekilde yönetmeye çalışabilirsiniz. Resmî mahkemede verilen boşanma kararı, dinen de geçerli kabul edilir. Çünkü devletin onayladığı bir nikâh, İslam’a uygun bir akittir ve bu akdin sona erdirilmesi de dinen bağlayıcıdır. Eşinizin “seni boşamam” demesi, sizin boşanma hakkınızı engellemez. Mahkemenin verdiği karar boşanmayı tamamlar ve İslam’a uygun şekilde sonuç doğurur. Küçük yaşlardaki çocukların (özellikle yedi yaşına kadar) velayeti genellikle anneye aittir. Çünkü bu yaşlarda çocuğun şefkate ve bakıma daha çok ihtiyacı vardır. Baba, çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamakla sorumludur. Ancak anne, çocuğa fiziksel ve duygusal bakım sağladığı sürece, çocuk annenin yanında kalır. Bu süreçte duygusal olarak yıpranmamak için kendinizi güçlü tutmaya çalışın. Manevi olarak destek almak için dua ve ibadetlerinize yönelin. Şu dua, zor durumlarda huzur bulmanıza yardımcı olabilir: “Hasbünallahu ve ni’me’l-vekil.” (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.)
Hayır, kesinlikle söylemeyin. Hiçbir kimseye de bu konuyu açmayın. Tevbe edin. Tekrar evleninceye kadar da iffetinizi koruyun.
Büyük geçmiş olsun. Allah yardımcınız olsun. Kızınızın açmış olduğu işyeri ve daireler esasen kimin parası ile alındıysa ona aittir. Bunun tespit edilmesi gerekir. Tapuda kimin adının yazıldığı o kadar önemli değildir. Yalnız kanun önünde bunu ispat etmeniz zor. Parasını damadınızın ödediği fakat tapusu sizin üzerinize olan bir daireden bahsettiniz. Dairenin sahibi damadınızdır. Tapunun sizin üzerinizde olması sizin olduğu anlamına gelmez. Damadınızla konuşup bu konuda sulh/anlaşma yapabilirsiniz. Damadınız kızınızın üç ay, çocuklarının ise ergenliğe girinceye kadar tüm masraflarını karşılamak zorundadır. Yani sizin de hakkınız olduğu taraflarınız var. Eğer boşanmaya kesin karar vermişlerse para, daire ve dükkân konusunda anlaşma yolunu deneyin.