Fetva Meclisi
Soru
Hocam babam annemi senelerdir aldatıyor. Annem evde sanki köleymiş gibi yaşıyor. Hasta kaynanasına ve kayınbabasına yıllarca baktı ve hâlâ bakıyor. Babaannem çok kötü, sürekli fesatlık yapıyor, babam da annemi azarlayıp aşağılıyor. Hem para vermiyor hem de "Boşanırsan seni öldürürüm." diyor ve evden izinsiz çıkarmıyor ama metresinin yanına gitmekten geri kalmıyor. Eve gelip anneme zulmediyor. Bu durumda babam için Allah'tan ne dilemeliyim? Annem için çok üzülüyorum. Babama beddua etmek istemiyorum. Bizim ne yapmamız gerekiyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamunaleyküm. Bir kere babanızı garanti etmeye bakın. O garanti olsun. İkinci olarak da o kadın annen ve ikinci bir kadın olarak da imtihanın gör. İki kere kazan, iki kere! Sonra da namaz gibi dua etmeye alış kendin için. Uzağa da gitsen aksi takdirde o dert olarak seni bırakmaz. Ben senin yerinde olsam onun eteğinde durur, iki kere kazanırdım. Şeytanı da delirtmiş olursun böylece. Sana dua ediyorum kızım.
Babanızla çatışarak hem bir şeyleri düzeltme ihtimaliniz düşer hem de kendinize verdiğiniz zarar artar. Babanızla şikâyetlerinizle tatlı bir dille konuşmanın yollarını arayın. Sorun ister çözülsün ister devam etsin, siz babanızla iyi geçinmenin yollarını arayın. Babanızın ebeveyni gibi görmeyin kendinizi. Onun yanlış hareketlerinden dolayı kınanacağınızdan endişe duymayın. Babanızı sahiplenip kabullenmeye çalışın. Onun daima size karşı şefkatini ve merhametini hatırlamaya çalışın. Hatalarını ve kusurlarını affedin. Bunun yanı sıra iyi bir çevreyle sosyalleşin. Yalnız kalmayın. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Kaş yaparken göz çıkarmayın. Tatlı dille ve ikna ederek yapın ki, iyiliğiniz işe yarasın. Annenizden değil de sizden olduğunu bilsin babanız ve ikna olsun. İyilik, her zaman kolay yapılamaz.
Selamünaleyküm. Asla anneni aşmamalısın. Evlenme hususunda araştırmaya devam etmelisin. Ve sabretmelisin.
Allah doğmuş ve doğacak çocuklarınızı sâlihîn, âbidîn ve mücâhidîn listesine alsın. Baba hatalı da olsa kapının önüne bıraktığı ayakkabısıyla bile olsa kavga edilmemelidir. Babaya saygı konusunda taviz vermeden devam edilmelidir. Bu babanın yaptığı her işin doğru olduğu anlamına gelmemektedir. Gerek eski eşine gerekse çocuklarına yaptığı haksızlıkların cezası Allah'a aittir. Bu aşamadan sonra babanızın da nasihatine değer verdiği büyüklere müracaat edilmelidir. Bu konuda kendilerinden tavsiye alınmalı ve gerekirse aile büyüklerinin olduğu bir meclis oluşturulmalıdır. Kendi başınıza çözmek yerine büyüklerinizi devreye sokarak halletmeye çalışın. Allah yardımcınız olsun. https://fetvameclisi.com/fetva/zulmeden-babayla-ve-akrabalarla-iliski-nasil-olmali
Allah Teâlâ size rahmeti ile muamelede bulunsun. Siz de biliyorsunuz ki babanız sizin cennetinizdir. Cennetten önce de biiznillah siz evlatlarınızdan hayır göreceksiniz. Aman sabredin, aman yılmayın. Ne kaldı şu dünya hayatından. Şu kadar yıldır çekiyorsunuz, çoğu gitti azı kaldı sayın. Sabredin ve karşılığını Allah’tan bekleyerek yapın yapacağınızı. Size tavsiyem, bir psikologla muhakkak görüşün. Ola ki gözünüzden kaçan bir şeyi size tavsiye eder. Bir de şunu söyleyebilirim: Aile fertleri hepiniz aynı anda hizmette bulunmayın. Bir tür nöbet oluşturun. Çevrenizde bakımevi bulunuyorsa biraz dinlenmek için ve orada daha iyi bakılabilir umudu ile babanızı oraya yerleştirebilirsiniz de. Ne edin edin işi sonuna kadar getirip ipi salmayın. Allah yardımcınız olsun. Size dua ediyorum.
aldatmak konusundaki diğer fetvalar
Evli bir erkek, eşinden haberli veya habersiz nikâh düşen bir kadınla: Sürekli sohbet edemez. Dertleşemez. İyi niyetli olsa bile bu durum caiz değildir. Dolayısıyla, Eğer bu tür bir iletişim sürdürülüyorsa, hemen sonlandırılmalı ve evlilik ilişkisinin zarar görmesi engellenmelidir. Eşinizle aranızdaki bağı güçlendirmeye odaklanın ve dertleşme gibi ihtiyaçlarınızı eşinizle paylaşmayı tercih edin. İslam ahlakına uygun sınırlar içinde hareket ederek, fitneye yol açabilecek tüm durumlardan uzak durmaya gayret edin.
Bu tür durumlar hem duygusal hem de dini açıdan çok ağır imtihanlardır. Allah size kolaylıklar nasip etsin ve en hayırlı çıkış yolunu göstersin. Dinimiz, bir Müslümanın başkasının günahını yaymaktan kaçınmasını tavsiye eder. Ancak, bu kural kişisel mağduriyetlerin giderilmesi söz konusu olduğunda farklı bir bağlama sahiptir. Hak ve hukukunuza kavuşmak için durumu yetkili makamlara (örneğin mahkemeye) açıklamanız günah sayılmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Mazlum, hakkını aramak için zalimden şikâyet edebilir.” (Buhârî, Mezâlim, 21). Mahkemede haklarınızı savunmak ve çocuklarınızın geleceği için gerekli delilleri sunmak bir zorunluluktur. Eşinizin sadakatsizliği, tehditleri ve sorumsuzlukları boşanma gerekçesi olarak açıklanabilir. Bu, bir günahı yaymak değil, hak arayışıdır. Sadece gereksiz detaylardan kaçınarak süreci en sade şekilde yönetmeye çalışabilirsiniz. Resmî mahkemede verilen boşanma kararı, dinen de geçerli kabul edilir. Çünkü devletin onayladığı bir nikâh, İslam’a uygun bir akittir ve bu akdin sona erdirilmesi de dinen bağlayıcıdır. Eşinizin “seni boşamam” demesi, sizin boşanma hakkınızı engellemez. Mahkemenin verdiği karar boşanmayı tamamlar ve İslam’a uygun şekilde sonuç doğurur. Küçük yaşlardaki çocukların (özellikle yedi yaşına kadar) velayeti genellikle anneye aittir. Çünkü bu yaşlarda çocuğun şefkate ve bakıma daha çok ihtiyacı vardır. Baba, çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamakla sorumludur. Ancak anne, çocuğa fiziksel ve duygusal bakım sağladığı sürece, çocuk annenin yanında kalır. Bu süreçte duygusal olarak yıpranmamak için kendinizi güçlü tutmaya çalışın. Manevi olarak destek almak için dua ve ibadetlerinize yönelin. Şu dua, zor durumlarda huzur bulmanıza yardımcı olabilir: “Hasbünallahu ve ni’me’l-vekil.” (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.)
Eşinizin sosyal medya üzerinden bir kadınla sürekli sohbet etmesi ve dertleşmesi, şeriata uygun değildir. Bir erkeğin, mahremi olmayan bir kadınla özel ve sürekli bir ilişki kurması yasaktır. Çünkü Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir erkek, yanında mahremi olmadan bir kadınla baş başa kalmasın. Şüphesiz üçüncüleri şeytandır." (Tirmizî, Rada, 16) Sosyal medya, fiziksel anlamda baş başa kalmayı gerektirmese de özel mesajlar aracılığıyla birebir iletişim sağladığı için üçüncüleri şeytandır. Eşinizin yabancı kadınlarla özel mesajlaşması bu hadisteki hükme girer. Eşinizin bu hali, kalpleri kaydırabilecek ve fitneye yol açabilecek bir durumdur. Sadece konuşuyoruz" ya da "dertleşiyoruz" gibi bahaneler, bu durumu meşru hale getirmez. Çünkü böyle bir durumda günaha düşme riski yüksektir; evlilikteki sadakat ve güvene zarar verir; mahremiyet sınırları korunamaz. Şeytan adım adım insanı günaha çeker. Başlangıçta masum bir sohbet gibi görünen şeyler, zamanla duygusal yakınlığa ve daha büyük problemlere yol açabilir. Eşinizle “bu durumun sizi rahatsız ettiğini, İslami açıdan da doğru olmadığını” sakin bir dille anlatmalısınız. Ona karşı suçlayıcı değil, "Bu bizim evliliğimiz için sağlıklı değil.", "Bu, beni çok üzüyor ve içimi rahatsız ediyor." gibi ifadelerle kalbine dokunmaya çalışabilirsiniz. Şeytanın insanı nasıl kandırdığını, masum gibi görünen şeylerin nasıl fitneye dönüştüğünü anlatabilir, "Beni seviyorsan ve saygı duyuyorsan, bu davranışına son vermeni istiyorum." diyerek net bir davranış ortaya koyabilirsiniz. Allah ailene huzur, kalbine sabır versin ve eşinin doğruyu görmesini nasip etsin.
Allah anneni mağfiret etsin. Elbette annenin bu hatasına karşı içinde bir burukluk olacak, bunda haklısın. Ancak daha sonra annenin tevbe etmiş olabileceğini de hesap etmelisin. Tevbe etti ise ve tevbesi de kabul oldu ise sen yanlış yoldasın demektir. Bu ihtimalle onu değerlendir. Yine de sen onun affı için dualar et. Gerisi zaten senden geçmiş durumdadır.
Hayır, kesinlikle söylemeyin. Hiçbir kimseye de bu konuyu açmayın. Tevbe edin. Tekrar evleninceye kadar da iffetinizi koruyun.
Büyük geçmiş olsun. Allah yardımcınız olsun. Kızınızın açmış olduğu işyeri ve daireler esasen kimin parası ile alındıysa ona aittir. Bunun tespit edilmesi gerekir. Tapuda kimin adının yazıldığı o kadar önemli değildir. Yalnız kanun önünde bunu ispat etmeniz zor. Parasını damadınızın ödediği fakat tapusu sizin üzerinize olan bir daireden bahsettiniz. Dairenin sahibi damadınızdır. Tapunun sizin üzerinizde olması sizin olduğu anlamına gelmez. Damadınızla konuşup bu konuda sulh/anlaşma yapabilirsiniz. Damadınız kızınızın üç ay, çocuklarının ise ergenliğe girinceye kadar tüm masraflarını karşılamak zorundadır. Yani sizin de hakkınız olduğu taraflarınız var. Eğer boşanmaya kesin karar vermişlerse para, daire ve dükkân konusunda anlaşma yolunu deneyin.