Fetva Meclisi
Soru
20 yıllık bir evlilikte 2 çocuk sahibi olan bir ailenin erkeği, karısını yıllardır farklı farklı kadınlarla cinsel anlamda aldatıyor ve bu davranışından vazgeçemiyorsa, buna ek olarak artık evde huzurlu bir ortam yaşanmıyor ve kadının psikolojisi bozulduysa, dinimizde kadının boşanmayı isteme hakkı var mıdır? Aldatılma, evde huzurun olmaması, yaşananlardan kadının psikolojisinin bozulması zulüm olarak değerlendirilebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
1- Erkeğin bir kadın üzerinde cinsel hak talep etmesi gibi kadının da erkek üzerinde cinsel talepte bulunması hakkıdır. Erkeğin bir kadını her yıl yaklaşık yüz kere yatağında doyasıya bir seviyede cinsellik içinde bulundurması kadının hakkıdır. Aynı zamanda bu, erkek için de bir haktır. Bunu tıbbî bir özrü bulunmayan erkeğin yerine getirmemesi zulümdür. 2- Bunun gibi bir nedenle kadın erkekten boşanma talebinde bulunabilir. Erkek, böyle bir boşanmanın kendisine getireceği ekonomik külfet nedeniyle kadından belli bir miktar bedel isteyebilir. Kadın da bu bedeli öder. O anda da boşanma gerçekleşmiş olur. Buna fıkıhta HUL' denmektedir. Bunun hiçbir dini sakıncası yoktur. 3- Bunu da kabul etmeyen bir erkeğe karşı, mahkemeye şikâyet edilerek boşanma talebinde bulunulabilir. Evet, mevcut durum bir Müslüman kadının, Müslüman bir erkeği şikâyet etmesinin münasip olmayacağı bir durumdur. Ama kadın, ebedi bir zulme katlanmak zorunda değildir. Yine de durumu ailenizin akıllı büyükleri ile istişare edin. En az üç büyüğünüzle istişare ederek bu kararı verin. Allah sabırlar versin.
Kadın, bir çeşidi ile zulüm gördüğünü söyleyerek boşanma davası açabilir. Boşanması da hak olur. Eşiniz şu anda sizden ayrılmak istiyor ve geçmişte haklı olduğu şeyler varsa sizin yapabileceğiniz en iyi şey, onun aile büyüklerine bir şans daha tanınması için ricada bulunmanızdır. Böyle bir sulhun dışında huzurunuz olmaz.
Erkeğin kadından kadının erkekten ilişki olarak yararlanması eşit bir haktır. Birinin diğerini ezmeye, yok kabul etmeye hakkı olmaz. En çok altı ay eşine ilişki engeli getiren erkek zulmetmiştir. Bu zulmün giderilmesi için yapılabilecekler yapılır, gerekçe olarak öne çıkarılan iddialar düzeltilir ve buna rağmen erkek zulmetmeye devam ederse kadının yasal haklarını kullanarak eşinden boşanmak istemesinde dinen sakınca olmaz.
Zalimin zulmüne sessiz kalmak elbette mümkün değildir. Bu durumdaki kadının kendisini zulümden kurtarması hakkıdır. Yeni doğacak çocuk ve o çocukla beraber gelişecek aile ortamında zulmün artacağını düşünen kadının, bu düşüncesinde duygusallığının ne kadar etkili olduğu da önemlidir. Genelde insanlar kendilerine doğru yontarak anlatırlar. Elbette, aile içi ortamı da en iyi bilen odur. Eğer anlattığı boyutta ağır bir zulüm ortamında bulunuyorsa yaptığında inşaallah bir sakınca yoktur. Allah yardımcısı ve yardımcımız olsun.
Bir Müslüman Avrupa’da veya başka bir yerde ya da halkı Müslüman olan bir toprakta Allah’ın şeriatı ile hükmetmeyen bir mahkemeye başvuramaz. Öyle bir mahkemenin boşaması boşama olamaz. Kâfir Müslüman üzerinde yargı yürütemez. Erkek öyle bir mahkemeye boşanmak istediğine dair dilekçe verdi ise veya o arada kadını boşadığını söyledi ise mahkemeye gerek kalmadan boşama gerçekleşeceği için mahkeme bir nevi evrakları doldurmuş olacaktır, bunda bir sakınca olmaz. Erkek boşamamakta diretiyor ve kadının makul bir sebeple muhakkak boşanması gerekiyorsa: - Kadın hul’ yapabilir. Yani erkeği bir yolla kendisini boşamaya ikna edebilir. Mesela mehrini geri vererek boşamasını isteyebilir. Böyle bir boşanma geçerlidir. - Bu mümkün olmuyorsa yaşanılan yöredeki İslamî kuruluşlardan birinin hakemliğine müracaat edilebilir. O da geçerli olur. - Buna da yanaşmıyorsa veya öyle bir kuruluş bulunamıyorsa ve kadın zulüm altında ise, can güvenliği, iffet sıkıntısı yaşıyorsa zorunlu olarak o ülkedeki mahkemelere müracaat edebilir. Bu durumda da bu çizgiler üzerinden mahkemenin yapacağı boşama kabul edilebilir. Kadının zulmeden bir erkeğin zulmü altında ezilmesine rıza gösterilmesi gerekmez.
Kocası ikinci bir evlilik yapan kadın, bu ikinci evlilikten ötürü bir zulüm görüyorsa yani, erkeğin ikinci evlilik yapmasının şartlarından olan adaleti sağlamayı gerçekleştiremiyorsa elbette kadın hakkını talep eder. Bu talep de günümüz şartlarında herkes için kendi imkânları doğrultusunda olacaktır. Hayır, Müslüman kadın, duygusallığı gereği bir itirazda bulunacaksa, o zaman iki değerlendirmemiz olacaktır: - Bu sürecin böyle ilerlemesinde kendisinin de payı bulunup bulunmadığını, eşinin neden ikinci bir hanıma gittiğini düşünecektir. - Bu şikâyetini Allah Teâlâ’nın dışında birine yapmayacaktır. Zira erkeğe bu ruhsatı veren Allah Teâlâ’dır. Dikkat edelim, şeytan kuyumuzu kazmasın. Dünyamız giderken ahiretimiz de gitmesin. Tavsiyemiz, birinci kadının sabretmesi ve kadınlığını daha aktif duruma getirmesidir. Çok geçmeden eşi ona daha sadık olarak geri dönecektir. Ama kadınlık hâleti ruhiyesi ile illa bir isyan söz konusu ise o, kadının bileceği şeydir.
aile huzuru konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Siz, annenizi anne, babanızı da baba olarak bilin. İkisine de hürmette kusur etmeyin. Size daha çok muhtaç olana daha yakın durun. Açık görevlerinizi yapın, mesafeli durmanızda sakınca yoktur. Açık hakaret asla yapmayın. Aralarında söz getirip götürmeyin. Haklı haksızı Allah'a havale edin. Dünya ve ahiretiniz için böylesi daha uygundur.
Selamünaleyküm. Evet, eşinizin genç kızlarla şüphe uyandıracak bir şekilde görüşmesi doğru değildir. Bu hususta ikaz etmekte haklısınız ama tartışıp kışkırtmakta haklı değilsiniz. Bir yararı olmayacağını bilerek tartışmak bilerek sorun üretmektir. Durumun yatışmasını bekleyin. Birkaç ay bu konuyu açmayın; işi inada bindirmiş olmayın. Daha sonra durum sakinleşince meseleyi rahat bir zeminde yeniden tartışırsınız. O da buna doğru kayacaktır göreceksiniz.
Selamünaleyküm. Eşinizin boşamakla vebale girip girmeyeceğini o düşünsün. Siz kendi durumunuza bakmalısınız. Size tavsiyem şudur: Ailenizden sözüne itibar edeceğiniz namaz kılan, Allah'tan korkan iki büyüğünüze durumunuzu izah edin. Size sizin yanlışlarınızı söylesinler, siz de onları düzeltin. Sonra da sıkıntı devam ederse tekrar onlara başvurun, öbür tarafı da ikaz etsinler. Netice alınmazsa, aile büyükleri olarak gelecekle ilgili bir karar versinler. Acele ile ve düşüncesiz kararlar vermemeye çalışın. Evlilik nihayetinde öyle veya böyle budur. Sabredin, Allah'tan yardımını dileyin. Namazınızı ihmal etmeyin, sık sık Kur'an okuyun, rahatlarsınız.