Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben evlenirken kocama evimde televizyon istemediğimi söyledim o da bu durumu kabul ederek almış olduğu televizyonu kaldırdı, duruma rıza gösterdi. (Evleneli bir yıl oldu) şimdi ise televizyonsuz yapamadığını söylüyor. Bu konuda aramızda sorunlar oluyor. Ayrıca televizyonu doğru ölçülere değil dizi, film vb. caiz görülmeyen durumlar için istiyor. Bu durum karşısında nasıl bir tavır takınmalıyım? Ben kendi adıma değil ALLAH için istemiyorum. Selametle kalın.
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir başlık altında tartışmanız, birbirinize küsmeniz şeytan için iyi bir fırsata dönüşmeden durumu toparlayın. Eşinizi taltif edin, gönlünü alın. Kesinlikle uygulamanızda haklısınız, öyle olmalıdır da! Ne var ki altı yıldır seyretmemen gerçeği değiştirmiyor; TV kölesi bir nesille yaşayacaksınız. Önce bu gerginliği bir yolla giderin; geri adım atmış gibi olun. Sonra da bu sorunu çözmeyi en az iki yıl gibi bir zamana yayın. O esnada siz izlemeyerek kendinizi kurtarın. Bir zaman sonra bunun eşiniz tarafından da benimsenebileceğini göreceksiniz ama inatlaşırsanız onu TV önünden alamazsınız. Sabredin. Tatlı ve latif olun. Sabrın hakkını verin. Şeytanın gülmesinden ise siz ağlamaya razı olun. Tamam mı güzel kardeşim?
Hayatınızı dolu dolu geçirmeniz gerekiyor. Yatağa bile tam uykunuz gelince girin. Bu büyük oranda boş vakti olanların daha yoğun karşılaştığı bir sıkıntıdır. Kendinizi, bu işin hastası olarak görmeyin. Bu, sizin karşınıza çıkan bir sıkıntıdır, biiznillah geçer. Elbette, gözünüzü korumak zorundasınız. TV'den bilgisayardan zorunluluk dışında uzak durun. Yaşınız ve evlilik durumunuzu belirtmemişsiniz. Bekarsanız hemen evlenin. Asla içinizden geçen bir şeyi denemeye kalkışmayın; bir deneme ile uçurumun dibini bulabilirsiniz. Çokça dua edin. Cemaatle namaz kılın. Muhakkak Kur'an okuyun. Sohbetlere gidin. Beyninizde bu yoğunluk oluşunca tevbe edip kendinizi toparlamaya çalışın. Gıdanızdan protein ve benzeri şehvet yükleyiciliği yüksek olanları azaltın. Hoşunuza giden bir sporu sürekli yapın. İyi haberlerinizi bekliyoruz.
Evde TV bulundurmak caiz değildir dememiz zordur. Caizdir dememiz de zordur. Bu bir anlayış ve sabır meselesidir. Pek çok mü'min evinde TV bulundurmamaktadır ve hayatlarında da bir eksiklik yoktur. Yalnız TV bulundurmak haramdır gibi bir yaklaşımın dini dayanağını bulamayız. Bir risk bombasıdır TV. Kimi kontrol edebilir kimi de edemez. Bunu kişiden kişiye göre farklı görmek zorundayız. Yalnız, siz aile içi huzurunuzu önemsemelisiniz. TV bulunur veya bulunmaz, kaldırılır konur ama huzurunuz zedelenirse geri gelmesi zor olur. Bu açından da bakmaya çalışın.
Bazı erkekler duygularını dışa vurmadan iç âlemlerinde yaşarlar. İçlerindeki sevgiyi çevreleriyle paylaş(a)mazlar. Kendi annelerine dahi sevgilerine hissettirme konusunda pasiftirler. Bu hususta ailenin çocuğunu yetiştirme noksanlığının da payı vardır. Böyle de olsa kocanızı tavrının sebebini bilmeden ve onun hakkında da konuşmadan size bir iki tavsiyede bulunabilirim. Bu konudaki rahatsızlığınızı dile getirmeye devam edin; vazgeçmeyin. Gerekirse duymak istediğiniz ifadeleri çocuğa ezberletir gibi siz söyleyin arkasından da ona söyletin. Arzuladığınız mutluluk ortamını kocanızın oluşturması için beklemeyin. Ortamı siz oluşturmaya çalışın. Örneğin baş başa bir gezintiye/gezmeye çıkın. Konuşun, konuşturmaya çalışın. Gülerek gözlerinin içine bakın. Bazen ellerinizle duygu yüklü bir şekilde kocanızın iki yanağına dokunun; yanaklarını sıkın. Güzel sözcüklerle hitap etmeye devam edin. Kayanın suyun damlarının sürekliliğinden aşınma vakti mutlaka gelecektir. Sakın yuvanızla ilgili olumsuz bir düşünce gelmesin. Evinizin bir yerinin tamire ihtiyacı varsa tamamını yıkmaz; tamir edersiniz. Siz de evinizdeki arızaları tespit ederek tamir etmeye çalışın. Olduğu kadarıyla ilgilenin. Olmadığını görmeyin. Sizin kocanıza ne sevginiz ne de saygınız da kusur olmasın. Allah yardımcınız. Sabırlı olun.
Selamünaleyküm. Bu durum geçici olabilir. Çevrenizdeki bir ders halkasına katılmaya çalışın, size katkısı olur. Bir de şuna dikkat edin: Allah Teâlâ hereksi bir iş için yaratmıştır; kiminin sanat kabiliyeti üstündür, kiminin söz kabiliyeti, kiminin de el becerisi... Hepimiz bir iş için yaratıldık. Bir zaman sonra siz de, ne için yaratıldı iseniz onu bulacaksınız, o zaman rahat edeceksiniz inşallah.
Bir kere eşinizde iman bulunduğunu siz de söylüyorsunuz. Bütün çirkefliğe rağmen biiznillah o dönecektir. Yeter ki siz sabredin ve işi inada dönüştürmeyin. Sık sık her gün aynı tartışmalar hiç bir sonuç getirmez bilakis kötülüğün kökleşmesine sebep olur. Yapacağınız en önemli iş, eşinizin size cinsel bir kilitle kilitlenmesidir. Kendinizi, internetteki kadınlardan daha cazip, daha bakımlı ve çekici yapmaya mecbursunuz. Bunu da lafla ve reklamla yapamazsınız. Bedeninizi kullanın ağzınızı susturun. Gözlerinizin birini kullanmayın, bir kulağınız duymasın. Tartışmaya girmenizin bir yararı olmayacak, boşuna kendinizi yıpratmayın. Eşinizi bir hasta gibi görmeye çalışın. Sizin bedeniniz, onun gözünde vazgeçilemez bir nimet olarak yer edinirse kısa zamanda iyi bir eşle karşılaşabilirsiniz. Unutmayın, onu siz kurtaracaksınız. Onun şifası sizsiniz. Siz de sabır ve gayretle yol alabilirsiniz. Sakın korkmayın, umutsuz olmayın. Bir de dönüş sürecine girdiğinde kalkıp 'biliyor musun...' diye eskiyi hatırlatır sözler kullanmayasınız. Yarayı kaşıttıkça kaybeden siz olacaksınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Düşüncenize katılıyorum ama bir hususu da ilave etmeliyim: Ebu Hanife'nin döneminde, öyle kitaplara ihtiyaç yoktu. İslam fiilen vardı, o kitabı yazan toplumdan tecrit edilebilirdi. Toplum, İslam'ın kendisi yerine felsefesi ile meşgul olunca o tip kitaplara meydan açılmış oldu. Filistin başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki Müslümanların durumu ortada iken Konya'da aşk edebiyatı hangi meleği kandırabilir? Meseleyi iyi tespit etmişsiniz ancak başkalarının hataları ile meşgul olma yerine daha iyisini yapmaya çalışalım. Yapamıyorsak iyi yaptığına inandıklarımıza katılalım. Görevimiz tenkit etmek değil iş yapmak olmalıdır. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Ramazan ayının içinde işlenebilecek en büyük saygısızlık, oruç yemektir. En büyük ramazan günahı budur. Bunun dışındaki günahlar da büyüklüğüne göre tehlike oluşturur elbette ama ramazan ayının ağırlığı oruç üzerinden yürüyor. Allah Teâlâ, razı olacağı bir hayata hepimizi muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Ablanız belasını aramış ve bulmuş. Uzak durun, kendinizi kurtarın.
Selamünaleyküm. Katiyetle güzel düşünüyorsunuz. Allah’ın kulları, Allah’ın rızasını esas alarak düşünürler. Hemen evlenme sürecini başlatın. Önce kendinize, ideallerinizi takdirle karşılayacak bir eş adayı bulun. Onunla bunları açık seçik konuşun. Sonra durumu ailenize açın. Onların makul hiçbir gerekçeleri olmaması gerekiyor. İnat olsun diye itiraz ederlerse onlara bakmayın. Kız tarafının, babasından izinli olması yeterlidir sizin için. Bu işin en kolayı rızık tarafıdır. En garantili o duru. Çünkü rızık Allah’ın garantisindedir. Hemen yola koyulun.
Selamünaleyküm. Her üç sorunuzun da ortak cevabı şudur: Temiz olmak istiyorsanız temiz bir çevre edineceksiniz. Çöplükte hoş kokulu bir gül bitmez. İsteğinizde ciddi iseniz tutumunuz isteğiniz doğrultusunda olmalıdır. Siz gayretinizi arttırın Allah da size yardım etsin. Sorunuzdan anlaşılıyor ki kalbinizde bir iman var. Bu imanı eskitmeyin. Önce iyi bir arkadaş çevresi bulun. Gerekiyorsa bu uğurda iş değiştirin, semt değiştirin. Her şey çevre ile başlıyor ve bitiyor. Size dua ediyoruz.
Selamünaleyküm. İnsana muzır hayvanların öldürülmesinde bir sakınca yoktur. Kertenkele ise öldürülmelidir. Kertenkeleyi öldürmenin sevap olduğuna dair hadisler vardır. Hikmetini Allah Teâlâ'nın bileceği bir nedenden dolayı kertenkele öldürülsün denmiştir.