Fetva Meclisi
Soru
Evlenirken eşim TV almamayı kabul etmişti. Şimdi ise gündemi takip etmek istiyor ve ‘sadece İslami kanalları bulundururuz ve oradan haberleri takip eder, dini programlar izleriz’ diyor. Verdiği sözden dolayı da son kararı bana bırakıyor. Ben çocuklar açısından da ilerleyen zamanlarda sıkıntı olacağını düşünüyorum. Evde TV bulundurmanın caiz olup olmadığı konusunda tereddütteyim, ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Size TV’yi tamamen kapatın, atın diyemeyeceğim ama iki soruyu da nasıl cevaplarsınız onu da bilemem. Birincisi, nereden İslamî dediğiniz filmleri bulacaksınız? İkincisi de çocuğu nasıl sınırlayacaksınız? Dadandıktan sonra kontrol o kadar kolay değil. Ve şunu da biliniz, evet katkısı olur ama TV çocuk için tek çare değil. Kendinizi daha geniş bir alanda görmeye çalışın. İnterneti ilk dönemler için daha kolay kontrol edebilirsiniz mesela. Öyle veya böyle anne baba olarak siz kendi sorumluluğunuzu başka birine devretmeyin. Siz biiznillah yetersiniz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bunu, evdeki huzursuzluğun nedeni olarak büyütmeyin. Siz asla TV önüne geçmeyerek sessiz bir protesto yapın. Onun da kendine gelmesine sebep olmaya çalışın.Bu konu açılınca siz, nazik bir dille tavrınızı ortaya koyun, ilk sözü hatırlatın. Ve en önemlisi siz, kendinizi TV'den daha cazip hâle getirmeye çalışın; sizi izlesin. Bedeninizi ve dilinizi iyi kullanın. Böylece onu en zararsız yolla kurtarmış olursunuz. Tekrar ediyorum: Bunu ucu ayrılmaya gidecek bir tartışma konusu yapmayın. Taviz de vermeniz gerekmez.
Bu sizin de ne kadar alacağınız veya almayacağınız ihtiyaçtır, kestirmeniz zor bir durumdur. İnşaallah hiç almazsanız ama böyle inat edenler bir zaman sonra yenildiler. Size tavsiye edebileceğim en iyi çare, TV aratmayacak bir kardeş grubu oluşturmanızdır. Sizin, eşiniz ve çocuklarınız için bu gereklidir. Aksi takdirde erken pes edersiniz. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bu konuda kendinizi tek haklı gibi görmemelisiniz. Bir kere eşinizi çocuk büyütmede yalnız bırakmakta haksızlık ettiğinizi düşünün. Ona önce psikolojik destek sağladıktan sonra yani yanında olduğunuzu hissettirdikten sonra sözünü ettiğiniz dini konuları anlatmanızın yararı olur. Kadıncağızı dini hassasiyetlerle yüzyüze bırakıp kendinizi evin dışında bulunuyorsanız ortada haksızlık var demektir. Dedikleriniz doğrudur ama bunların uygun yerde ve uygun kişilere söylenip söylenmediği de önemli değil midir? Helal yöntemlerle korunmanın sakıncası yoktur.
Eşinizi de ikna etme projeleri üretmeyin. Siz kendi dönüşümüz için Allah'a şükredin. Dininizi yaşamaya bakın. Eşiniz için dua edin. Sabredin. Tartışmaya yanaşmayın, o tartışacak olursa konuyu dağıtın. Tartışırsanız onu kendinizden ve inandığınız şeyden itersiniz. Sabrederseniz o da kendiliğinden aynı yöne yönelir biiznillah. Öncelikle ilmihal okuyun, öğrenin. Bir de kendinize iman kardeşleri bulun. Sadece mümin olduğunuz için beraber olacağınız üç arkadaş size yeter. Ama vakıf, tarikat, grup değil iman beraberliği yetmeli size. Allah size yardım etsin.
Yirmi dört aydan küçük olan bir çocuğu emzirirseniz o sizin süt evladınız olur. Miras hariç diğer çocuğunuzla aynı durumda olur. Yalnız yetiştirebilmeden önce, diğer çocuğunuzla uyumu konusunda sıkıntı çekme riskiniz bulunmaktadır. Bir çocuk daha derken eldekini zayi etme riskinizi de unutmayınız. Öyle bir çocuğu alıp büyütmenin sevabını ise konuşmaya bile gerek yoktur, büyük hayır işlersiniz ama her büyüğün sıkıntısı da büyük olabilir. Size tavsiyemiz şudur: Eşinizle tam ittifak etmeden girmeyin bu işe, ikiniz de tam istiyor olun ki şeytana fırsat kalmasın. Allah Teâlâ niyetinizi kabul buyursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yakut el-Hamevî, Ali radıyallahu anha düşmanlık ve Haricilere meyletmekle itham edilmiş ise de bunun doğruluk payı yoktur. Hakkındaki iddiaların temelinde bu uydurma bilgi olduğunu zannediyorum. Eseri ise neticede bir hadis kitabı değildir. Daha çok tarih kitabı niteliğindedir. Ümmetimizin büyük kültür birikimi içerisinde önemli bir yeri vardır. Allah Teâlâ ona rahmeti ile muamelede bulunsun.
Gülmek bir benimseme işaretidir. Eğer bir insan önündeki bir espriye içeriğini anlayarak gülüyorsa onu benimsiyor demektir. Küfür olan bir ifade veya eylem, onu izleyen tarafından gülme nedeni oluyorsa bunun neticesi o küfür ifade veya eylemin sonucuna ortak olmaktır. Allah Teâlâ böyle bir akıbetten muhafaza buyursun. Yalnız şunu tespit etmeliyiz: Böyle bir sonuç, durumu bilen ve bilerek gülen içindir. İnşaallah duruma vakıf olamayan biri için bu sonuç yoktur diye umut ederiz.
Velilik, Allah'a yakın olma, kullukta muvaffak olma gayreti içinde olmak demektir. Her mü'min esasen veli adayıdır. Ne var ki pek çok kul, bu velilik yolunda erkenden dökülmektedir. Bu nedenle de veli diye bilinen insan sayısı az olmaktadır. Hiç kimsenin velilik garantisi yoktur. Sadece ashabı kiram için böyle bir vasıf büyük oranda elde edilmiştir. Diğer mü'minler için veli olma ihtimali yüksek olur, o kadar. Yoksa velilik bir medreseden mezun olmak gibi diploma ile ispat edilebilir bir vasıf değildir. Veli, a- İmanında sıkıntı olmayan, b- Haramlardan ve hatta küçük günahlardan kaçınan, c- Farzları ihmal etmeyen ve hatta Sünnetleri bile harf harf tatbik eden, d- Ümmeti ile ilgilenen insan demektir. Bu özellikleri kim nerede kazanırsa o veli olur. Ne medrese şarttır ne de tarikat. Şart olan nefis cihadıdır. Eğer bu bir tarikat yardımı ile elde ediliyorsa ne âlâ. Bir medresede elde ediliyorsa o da güzel. Bir cihat meydanında elde ediliyorsa o da güzel. Bir bakkal dükkânında bakkalın ulaştığı bir makam ise ona da peki deriz. Gerisi boş, takılmaya değmez.
Gerçek bir seyyid, seyyidimizdir. Seyyidlik efendiliktir. Efendiye zekât haramdır. Sadaka almamalıdır. Seyyidin eli hep üst eldir. Evet, devlet bursu sadaka veya zekât değildir ama siz, laik bir devletin hibesine el uzatmamalısınız. Haramdır diyemeyiz ama sizi daha yukarıda görmek isteriz. Sizi camilerimizin en ön safında görmek hakkımızdır. Siz soylu bir ağacın çekirdeğisiniz. Sizin ağzınız bizim için, seçilmiş kelimelerin döküleceği kaynaktır. Siz sigara içemezsiniz. Sigara içilen bir ortamda oturamazsınız. Siz gıybet edemezsiniz, ettiremezsiniz. Siz umutsuz olamazsınız. Siz, iş aş peşinde zillete düşmüş tip olamazsınız. Diploma sizi ezemez. Birilerinin kapısında bekler isim olamaz sizin isminiz. Kimliğinizin kıymetini bilin. Dik durun, seyyidliğinizi dik tutun. Mevcut şartları değil, dedenizle buluşacağınız şartları düşünün. Allah yardımcınız olsun.
İki farklı kelimeyi yanlış anlamışsınız. Şafî شافي / Şafiiشافعي kelimelerini yeniden baktığınızda sorun kalmaz.
İbadetlerin tamamı için geçerli kural şudur: İbadetin varlığı ve şekli bir mantık üzerine kurulu değildir. İbadet teslimiyet üzerine kuruludur. Tilavet secdesinin de nedeni ve nasıllığı hiçbir zaman tam olarak bilinemez. İbadetlerin tamamı gibi tilavet secdesi de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden görüldüğü için yapılmaktadır. Tilavet secdesinin aslı Sünnet ile sabittir. Farklı sahabilerden pek çok rivayette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin tilavet secdesi yaptığı, yapılmasını tavsiye buyurduğu bilinmektedir. 'Bilinçsel uyarı' deyiminiz zihne daha yakın gelmektedir.