Fetva Meclisi
Soru
Tarikat olmadan veli olunmaz mı? Bir âlim, “tarikatsız ancak 400 senede Allah’a vasıl olunur” diyor, sizin görüşünüz nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir safsatadan Allah'a sığınırız. Maazallah, Peygamber aleyhisselam efendimizle alakalı bu tür sözler sadece cahillik yansıması olabilir. Bunları dinlemeyin, duymayın. Konuşulan yerden uzak durun.
Baba, doğumuna sebep olduğu çocuğun velisidir. Bu velilik onun kendi kazanımı değil Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır. Bu hak ona belli sorumluluklar yükler. İstediği zaman bu hakkı iptal edemez, o veya çocuk yaşadıkça bu hak onun üzerinde sabittir. Bu hakkın mahkeme kararı gibi beşeri bir müdahale ile ispatı da gerekmez. Çocuk, çocuk olarak yaşadığı sürece veliye muhtaç olduğu her işte baba onun velisi olmaya mecburdur. Hastalık ve tedavi de buna dahildir. Babanın bu velilik görevi Müslüman, akıllı olduğu sürece geçerlidir. Gücü yetmediği bir durum söz konusu olursa dinimiz hiçbir insana zaten gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemez. Bir de farklı bir konu olarak günahları açık bir şekilde işleyen ve çevresinde ‘acaba Müslüman mıdır?’ sorusunun sorulmasına sebep olan fasık bir babanın da velilik hakkı düşebilir. Çocuk reşit oluncaya kadar ya da akli melekesinde bir eksiklik olmadığı sürece babanın veliliği zorunlu olarak devam eder. Bugünkü rüşt çağı olan on sekiz yaşını son nokta olarak kabul edebiliriz ve o yaştan sonra babanın görevi beter deriz. Sadece kız çocuğu baba kız evlenene kadar himayesinde tutmak zorundadır. Zorunlu aşılar, erkeğin sünnet ettirilmesi, doktor, ilaç temin edilmesi, ilacın kullanılması esnasında gerekebilecek yardım, ameliyat gibi olağanüstü durumlar bir yandan babanın sorumluluğunda bir yandan da yetkisi sınırları içindedir. Mesela bir ameliyata o izin verir ve gerekeni yapar. Baba sorumlu olmakla beraber annenin baba ile beraber olması, babanın anneyi yok kabul etmemesi Kur'an’ımızın ‘güzel geçim’ olarak koyduğu üstün İslam ahlâkının gereklerindendir.
Güzel kardeşim, Allah Teâlâ seni umduğundan daha güzeline kavuştursun. Elbette büyük şeyler isteyenlerin emeği ve çilesi de büyük olur. Sakın yılmayasın, yorulduğunu hissetmeyesin. Azmini kırma, maksuduna erene kadar yoluna devam et. Sorularına cevap vermeden önce sana şunu tavsiye etmek isterim: Tasavvuf büyük bir derya gibidir. İçinde suyu da dibinde çakılı da bulunur. Senin karşılaştığın muasır örneklerine bakarak tasavvuf hakkında ileri geri konuşma ve bilhassa genelleme yapma. Tasavvuf dediğin şeyin ucunda Fudayl bin İyad, Hasan Basri gibiler vardır. Onların başını çektiği bir hareketin içinde çer çöp niteliğinde kimseler de olabilir. Sen işin aslını görmeye çalış. Kalabalık artınca değerlisi ve değersizi bir arada gibi duruyor olabilir. Sen aman dikkatli ol, kıyamet günü Allah'ın dostları ile uğraşmak seni yok edebilir. Sorunun cevabı ise şöyle: Beyat edilen kişinin ruhaniyetinin yaratılıp beyat eden kişiyi izleyeceği veya koruyacağı yönünde bir ayet veya hadis yoktur. Bu bir varsayım olabilir. Böyle bir varsayım da varsayanı inandırabilir. Kur'an ve Sünnet ümmetini bağlayıcı bir bilgi olamaz bu.
Allah Teâlâ size sabır ve sebat ihsan etsin. Sizin bu anlattığınız gerekçelerle velayeti üzerinize almanız dinen uygun hatta gerekendir ama bu durumu ne kadar mevcut yasal ortama uydurabilirsiniz onu iyi düşünün. Suç oluşturmayacak bir yöntemle alabiliyorsanız alın. Allah yardımcınız olsun.
Allah'ın bize farz kıldığı ibadetleri nasıl ve ne kadar emretti ise eksiksiz yapmaya mecburuz. Bunun haricindeki nafile ibadetlerden yapabildiğimiz kadarını yaparız. Bu bir fazilet yarışıdır. Bin yapan olur beş yapan olur. Hepimiz farklı işlerle de olsa nafile yoğunluğuna sahip olmak isteriz ama kabiliyetlerimiz, fırsatlarımız aynı olmayabilir. Size verilen tarikat görevine de böyle bakın. Neticede onu o şekilde yapmayı emreden bir ayet yoktur. Size en güzel hedef gösterilmiştir, yapabildiğiniz kadarını yapın gerisini zihin karışıklığına sebep yapmayın. Allah yardımcınız olsun.
“Tarikattan başka yol olmayacağını” söylemek cahilliktir. “Tarikat daha iyidir” sözü ise kabul edilebilir. Dünyalığı öne çıkarmayan, dergisini sattırmayan, insanların malını konuşmayan, derdi zikrullah olan ve on sene öncesi ile on sene sonrasında aynı mal varlığına sahip olan, mü'minlerin arasına fırkalaşmayı sokmayan, şeriatın önüne hiçbir şeyi geçirmeyen, herkese okuduğu ve amel ettiği Kur'an kadar değer veren, sünnet düşkünü, fıkıh ve ilmihali tarikatından önce tutan bir şeyhin nezaretinde tarikat erbabı olmak mübarek bir iştir. Belirttiğiniz konular ise işin esası değildir. Esas olan zikrullahtır, salih ameller yapabilmektir. Bunlar ise din ve ümmet derdi olmayanların dertleridir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İki farklı kelimeyi yanlış anlamışsınız. Şafî شافي / Şafiiشافعي kelimelerini yeniden baktığınızda sorun kalmaz.
Gülmek bir benimseme işaretidir. Eğer bir insan önündeki bir espriye içeriğini anlayarak gülüyorsa onu benimsiyor demektir. Küfür olan bir ifade veya eylem, onu izleyen tarafından gülme nedeni oluyorsa bunun neticesi o küfür ifade veya eylemin sonucuna ortak olmaktır. Allah Teâlâ böyle bir akıbetten muhafaza buyursun. Yalnız şunu tespit etmeliyiz: Böyle bir sonuç, durumu bilen ve bilerek gülen içindir. İnşaallah duruma vakıf olamayan biri için bu sonuç yoktur diye umut ederiz.
İbadetlerin tamamı için geçerli kural şudur: İbadetin varlığı ve şekli bir mantık üzerine kurulu değildir. İbadet teslimiyet üzerine kuruludur. Tilavet secdesinin de nedeni ve nasıllığı hiçbir zaman tam olarak bilinemez. İbadetlerin tamamı gibi tilavet secdesi de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden görüldüğü için yapılmaktadır. Tilavet secdesinin aslı Sünnet ile sabittir. Farklı sahabilerden pek çok rivayette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin tilavet secdesi yaptığı, yapılmasını tavsiye buyurduğu bilinmektedir. 'Bilinçsel uyarı' deyiminiz zihne daha yakın gelmektedir.
Evde TV bulundurmak caiz değildir dememiz zordur. Caizdir dememiz de zordur. Bu bir anlayış ve sabır meselesidir. Pek çok mü'min evinde TV bulundurmamaktadır ve hayatlarında da bir eksiklik yoktur. Yalnız TV bulundurmak haramdır gibi bir yaklaşımın dini dayanağını bulamayız. Bir risk bombasıdır TV. Kimi kontrol edebilir kimi de edemez. Bunu kişiden kişiye göre farklı görmek zorundayız. Yalnız, siz aile içi huzurunuzu önemsemelisiniz. TV bulunur veya bulunmaz, kaldırılır konur ama huzurunuz zedelenirse geri gelmesi zor olur. Bu açından da bakmaya çalışın.
Seferi olan sünnet namazları kılmayabilir. Kılarsa tam kılar.
Yakut el-Hamevî, Ali radıyallahu anha düşmanlık ve Haricilere meyletmekle itham edilmiş ise de bunun doğruluk payı yoktur. Hakkındaki iddiaların temelinde bu uydurma bilgi olduğunu zannediyorum. Eseri ise neticede bir hadis kitabı değildir. Daha çok tarih kitabı niteliğindedir. Ümmetimizin büyük kültür birikimi içerisinde önemli bir yeri vardır. Allah Teâlâ ona rahmeti ile muamelede bulunsun.