Fetva Meclisi
Soru
‘Şafii’ kelime manası olarak şifa veren demek değil midir? Şifayı verenin yalnızca Allah olduğunu biliyoruz. Peki, İmam Şafii kelime manası olarak ne demektir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu genel bir kuraldır.
Selamünaleyküm. Bu genel bir kuraldır.
Böyle bir şey için sadece “gereksiz kuruntu” diyebilirim.
Önceki namazlarınızı iade etmeniz gerekmez. Bundan sonra dikkat edin yeterlidir.
Selamünaleyküm. Namazın İslam'daki hükmünden söz edebiliriz. Şu veya bu mezhebe göre bu hüküm değişmez. Çünkü namaz din demektir.
Bu uygulama Hanefi mezhebi açısından uygun olmayandır. Diğer mezheplerde ise vardır. Dolayısıyla sizin namazınıza sakınca getirmez biiznillah. O kardeşimize de durumu izah edip arkasındaki Hanefi olan musallilerin hassasiyetlerine dikkat etmesini tavsiye edebilirsiniz. Netice olarak bunu namaza mani kabul etmeyin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Velilik, Allah'a yakın olma, kullukta muvaffak olma gayreti içinde olmak demektir. Her mü'min esasen veli adayıdır. Ne var ki pek çok kul, bu velilik yolunda erkenden dökülmektedir. Bu nedenle de veli diye bilinen insan sayısı az olmaktadır. Hiç kimsenin velilik garantisi yoktur. Sadece ashabı kiram için böyle bir vasıf büyük oranda elde edilmiştir. Diğer mü'minler için veli olma ihtimali yüksek olur, o kadar. Yoksa velilik bir medreseden mezun olmak gibi diploma ile ispat edilebilir bir vasıf değildir. Veli, a- İmanında sıkıntı olmayan, b- Haramlardan ve hatta küçük günahlardan kaçınan, c- Farzları ihmal etmeyen ve hatta Sünnetleri bile harf harf tatbik eden, d- Ümmeti ile ilgilenen insan demektir. Bu özellikleri kim nerede kazanırsa o veli olur. Ne medrese şarttır ne de tarikat. Şart olan nefis cihadıdır. Eğer bu bir tarikat yardımı ile elde ediliyorsa ne âlâ. Bir medresede elde ediliyorsa o da güzel. Bir cihat meydanında elde ediliyorsa o da güzel. Bir bakkal dükkânında bakkalın ulaştığı bir makam ise ona da peki deriz. Gerisi boş, takılmaya değmez.
İbadetlerin tamamı için geçerli kural şudur: İbadetin varlığı ve şekli bir mantık üzerine kurulu değildir. İbadet teslimiyet üzerine kuruludur. Tilavet secdesinin de nedeni ve nasıllığı hiçbir zaman tam olarak bilinemez. İbadetlerin tamamı gibi tilavet secdesi de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden görüldüğü için yapılmaktadır. Tilavet secdesinin aslı Sünnet ile sabittir. Farklı sahabilerden pek çok rivayette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin tilavet secdesi yaptığı, yapılmasını tavsiye buyurduğu bilinmektedir. 'Bilinçsel uyarı' deyiminiz zihne daha yakın gelmektedir.
Gülmek bir benimseme işaretidir. Eğer bir insan önündeki bir espriye içeriğini anlayarak gülüyorsa onu benimsiyor demektir. Küfür olan bir ifade veya eylem, onu izleyen tarafından gülme nedeni oluyorsa bunun neticesi o küfür ifade veya eylemin sonucuna ortak olmaktır. Allah Teâlâ böyle bir akıbetten muhafaza buyursun. Yalnız şunu tespit etmeliyiz: Böyle bir sonuç, durumu bilen ve bilerek gülen içindir. İnşaallah duruma vakıf olamayan biri için bu sonuç yoktur diye umut ederiz.
Seferi olan sünnet namazları kılmayabilir. Kılarsa tam kılar.
'Milli Görüşçü' olmayı bir nevi din fırkası olarak zikrediyorsanız yaptığınız elbette sakıncalıdır. Din yerine konmuş bir kimlik olur ki bunu kabul edemeyiz. Hayır, bununla bu ülke şartlarında ancak ifade edilebilecek, içinizdeki imani hissiyatı anlattığınız bir parola olarak kullanıyorsanız yaptığınız mübarek bir iştir, deriz.
Evde TV bulundurmak caiz değildir dememiz zordur. Caizdir dememiz de zordur. Bu bir anlayış ve sabır meselesidir. Pek çok mü'min evinde TV bulundurmamaktadır ve hayatlarında da bir eksiklik yoktur. Yalnız TV bulundurmak haramdır gibi bir yaklaşımın dini dayanağını bulamayız. Bir risk bombasıdır TV. Kimi kontrol edebilir kimi de edemez. Bunu kişiden kişiye göre farklı görmek zorundayız. Yalnız, siz aile içi huzurunuzu önemsemelisiniz. TV bulunur veya bulunmaz, kaldırılır konur ama huzurunuz zedelenirse geri gelmesi zor olur. Bu açından da bakmaya çalışın.