Fetva Meclisi
Soru
Elfazı küfür konusunu araştırıyordum, şöyle bir şeye rastladım: "İnsan küfür bir içeriğe gülerse kâfir olur." Bunu açıklayabilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Direkt imanla alakalı yani Allah, Kur'an, peygamber ve mukaddesat ile alakalı konularda İNKÂR, HAKİR GÖRME, ALAY içeren sözler küfür sözlerdir. Genel olarak insan ciddi olmalı ve özellikle de iman konularında boş sözler söylememelidir. Eğer sizde vesvese varsa bu konuyu abartıyorsunuzdur. Bunu da bir psikologla muhakkak değerlendirin.
Bunu küfür gerektiren bir sözden çok mü’minin ağzına yakışmayan söz olarak görmeliyiz. Zira bu sözde tekfir etme yani karşısındaki kâfir görmek yoktur, çirkinliğini veya kabalığını dile getirmek vardır. Bu da neticede uygun değildir.
Kelime-i şehadet tam anlamı ile temizler ve sıfırlar. Sağlam bir niyetle söylendiğinde temizler, sıfırlar. Bununla meşguliyeti yoğunlaştırmak, sürekli bunu gündem yapmak bir vesvesedir. Psikoloğa görünmenizi tavsiye ederiz.
Elfaz-ı küfür, söyleyeni dinden çıkarıp kâfir yapan sözler demektir. Allah’a, Peygamber aleyhisselama sövmek, Kur'an ve mukaddesatla alay etmek, dine ait bir şeyi inkâr etmek gibi sözler dinden çıkarır. Kastetmeden ve dil sürçmesi gibi durumlar için ise istiğfar edilmelidir. Müslüman dilini kullanmayı bilen insandır. Diline, kulağına hatta gözüne sahip olamamak bir Müslüman için eğitimsizlik, çevre kötülüğü, yetişme hataları gibi nedenlere dayanabilir. Neden nerede ise oradan başlanmalı ve riskten kurtulmalıdır Müslüman. Öyle veya böyle tövbesi olmayan bir günah yoktur. Ağzından bu tür ağır sözlerden biri çıkan hemen tövbe etmeli ve kelimeyi şehadet getirerek imanını yenilemelidir. Diğerleri için de tövbe ve istiğfar etmelidir.
Selamünaleyküm. İki kuralı bir kenara yazalım: 1- Öyle Rahîm, öyle Ğafûr bir Rabbimiz var ki, O'nun rahmeti sayesinde hata denizlerinde boğulmadan yüzüp duruyoruz. 2- Şeriat'ımız hata ve unutmayı özür kabul etmektedir. Mü'min, hata ettiğinde Rabbi onu hatasından dolayı muahaza etmez. Yeter ki kulun hatası dalgınlıktan, bilememesi normal olan bir işten dolayı olmuş olsun. Ancak ilim erbabının idrak edebileceği meselelerden dolayı sıradan bir Müslüman, yanlış konuştu diye kınanamaz, ikaz edilir, doğrusu öğretilir. İtiraz etmez, doğruya yönelirse sorun biter. Allah'a iman, meleklerin varlığı gibi çok açık ve sıradan konularda ise ancak yıllarca dinden söz edilmemiş uzak kalmış diyarların insanları için bir özür olabilir. Haramlara karşı kullanrılan sözler için de bu temel ilkeler geçerlidir. Bir de dinimizle alakalı bir husus olarak, bu tür hataların ortaya çıkmasına karşı hepimizin tebliğ ve emribilmaruf ve nehyianilmünker gibi görevlerine dikkat etmesi gerektiğini de hatırlamakta yarar vardır.
Selamünaleyküm. Beğenerek ve sakıncalı görmeyerek gülmek ve tatmin olmak sözünü ettiğiniz tehlikeyi barındırır. Gafletten kaynaklanan bir gülme için inşaallah o tehlike yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Velilik, Allah'a yakın olma, kullukta muvaffak olma gayreti içinde olmak demektir. Her mü'min esasen veli adayıdır. Ne var ki pek çok kul, bu velilik yolunda erkenden dökülmektedir. Bu nedenle de veli diye bilinen insan sayısı az olmaktadır. Hiç kimsenin velilik garantisi yoktur. Sadece ashabı kiram için böyle bir vasıf büyük oranda elde edilmiştir. Diğer mü'minler için veli olma ihtimali yüksek olur, o kadar. Yoksa velilik bir medreseden mezun olmak gibi diploma ile ispat edilebilir bir vasıf değildir. Veli, a- İmanında sıkıntı olmayan, b- Haramlardan ve hatta küçük günahlardan kaçınan, c- Farzları ihmal etmeyen ve hatta Sünnetleri bile harf harf tatbik eden, d- Ümmeti ile ilgilenen insan demektir. Bu özellikleri kim nerede kazanırsa o veli olur. Ne medrese şarttır ne de tarikat. Şart olan nefis cihadıdır. Eğer bu bir tarikat yardımı ile elde ediliyorsa ne âlâ. Bir medresede elde ediliyorsa o da güzel. Bir cihat meydanında elde ediliyorsa o da güzel. Bir bakkal dükkânında bakkalın ulaştığı bir makam ise ona da peki deriz. Gerisi boş, takılmaya değmez.
Evde TV bulundurmak caiz değildir dememiz zordur. Caizdir dememiz de zordur. Bu bir anlayış ve sabır meselesidir. Pek çok mü'min evinde TV bulundurmamaktadır ve hayatlarında da bir eksiklik yoktur. Yalnız TV bulundurmak haramdır gibi bir yaklaşımın dini dayanağını bulamayız. Bir risk bombasıdır TV. Kimi kontrol edebilir kimi de edemez. Bunu kişiden kişiye göre farklı görmek zorundayız. Yalnız, siz aile içi huzurunuzu önemsemelisiniz. TV bulunur veya bulunmaz, kaldırılır konur ama huzurunuz zedelenirse geri gelmesi zor olur. Bu açından da bakmaya çalışın.
İki farklı kelimeyi yanlış anlamışsınız. Şafî شافي / Şafiiشافعي kelimelerini yeniden baktığınızda sorun kalmaz.
İbadetlerin tamamı için geçerli kural şudur: İbadetin varlığı ve şekli bir mantık üzerine kurulu değildir. İbadet teslimiyet üzerine kuruludur. Tilavet secdesinin de nedeni ve nasıllığı hiçbir zaman tam olarak bilinemez. İbadetlerin tamamı gibi tilavet secdesi de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemden görüldüğü için yapılmaktadır. Tilavet secdesinin aslı Sünnet ile sabittir. Farklı sahabilerden pek çok rivayette Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin tilavet secdesi yaptığı, yapılmasını tavsiye buyurduğu bilinmektedir. 'Bilinçsel uyarı' deyiminiz zihne daha yakın gelmektedir.
Yakut el-Hamevî, Ali radıyallahu anha düşmanlık ve Haricilere meyletmekle itham edilmiş ise de bunun doğruluk payı yoktur. Hakkındaki iddiaların temelinde bu uydurma bilgi olduğunu zannediyorum. Eseri ise neticede bir hadis kitabı değildir. Daha çok tarih kitabı niteliğindedir. Ümmetimizin büyük kültür birikimi içerisinde önemli bir yeri vardır. Allah Teâlâ ona rahmeti ile muamelede bulunsun.
Seferi olan sünnet namazları kılmayabilir. Kılarsa tam kılar.