Fetva Meclisi
Soru
Merhaba hocam, biz elfaz-ı küfür den nasıl korunacağız? Bazen ağzımızdan istemeden çıkıyor, dalgınlık ile birden çıkıyor, istemeden kötü niyetli olmadan. Niyet önemli mi burada? Kurban olayım demek birine, bir canlıya acıyıp ya da bir anda bilmeden söyleyip demek elfaz-ı küfür müdür?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir suçu bilmeden işlemek dinden çıkarmaz ama ikaz edilince istiğfar etmek gerekir. İkaza rağmen devam eden için ise o tehlike söz konusudur muhakkak.
Direkt imanla alakalı yani Allah, Kur'an, peygamber ve mukaddesat ile alakalı konularda İNKÂR, HAKİR GÖRME, ALAY içeren sözler küfür sözlerdir. Genel olarak insan ciddi olmalı ve özellikle de iman konularında boş sözler söylememelidir. Eğer sizde vesvese varsa bu konuyu abartıyorsunuzdur. Bunu da bir psikologla muhakkak değerlendirin.
Selamünaleyküm. İki kuralı bir kenara yazalım: 1- Öyle Rahîm, öyle Ğafûr bir Rabbimiz var ki, O'nun rahmeti sayesinde hata denizlerinde boğulmadan yüzüp duruyoruz. 2- Şeriat'ımız hata ve unutmayı özür kabul etmektedir. Mü'min, hata ettiğinde Rabbi onu hatasından dolayı muahaza etmez. Yeter ki kulun hatası dalgınlıktan, bilememesi normal olan bir işten dolayı olmuş olsun. Ancak ilim erbabının idrak edebileceği meselelerden dolayı sıradan bir Müslüman, yanlış konuştu diye kınanamaz, ikaz edilir, doğrusu öğretilir. İtiraz etmez, doğruya yönelirse sorun biter. Allah'a iman, meleklerin varlığı gibi çok açık ve sıradan konularda ise ancak yıllarca dinden söz edilmemiş uzak kalmış diyarların insanları için bir özür olabilir. Haramlara karşı kullanrılan sözler için de bu temel ilkeler geçerlidir. Bir de dinimizle alakalı bir husus olarak, bu tür hataların ortaya çıkmasına karşı hepimizin tebliğ ve emribilmaruf ve nehyianilmünker gibi görevlerine dikkat etmesi gerektiğini de hatırlamakta yarar vardır.
Soruna maddeler halinde cevap vereyim. Niyet, sözün hükmünü belirler. Sözün lafzı bazen tehlikeli gibi görünse de kişinin niyeti onu ya küfre götürür ya da masum hâle getirir. Sen bu sözü söylerken ayeti inkâr etmek, tahkir etmek veya hafife almak kastında olmadığını açıkça ifade etmişsin. Bu çok önemli. Dinin temel bir kaidesidir: “Bir sözün küfür olup olmadığına değil onu söyleyenin kastına bakılır.” Dolayısıyla, senin bu sözle ayeti küçümseme veya tahrif kastın olmadığına göre bu söz seni dinden çıkarmaz, elfâz-ı küfür sayılmaz. Ayeti mizah unsuru yapmak tehlikelidir ama mutlak küfür değildir. "Her nefis ölümü tadacaktır" (Âl-i İmrân, 185) ayetini, toplumdaki güncel bir olaya mecazî veya eleştirel bir bakışla bağlamak doğru bir üslup değildir. Ancak bu hatalı üslup inkâr niyeti taşımazsa küfür değildir. Fakat dil alışkanlığı hâline gelirse, zamanla kişiyi yanlış anlamalara ve daha büyük hatalara sürükleyebilir. O yüzden dikkatli olmak gerekir. Zira Resûlullah sallalhü aleyhi vesellem şöyle buyurur: “Kul, Allah’ın gazabını gerektiren bir sözü düşünmeden söyler de o sebeple cehennemin derinliklerine yuvarlanır.” (Buhârî, Rikâk 23) Sözün içeriği küfür değil, belki yanlış bir teşbihtir. Sen “her nefis terörist olmayı tadacaktır” demekle, aslında insanların kolayca yaftalandığı bir durumu eleştirmek istemişsin. Ancak bu ifadeyi, ayetin lafzıyla birleştirmen dini metinlerle mizah yapılması gibi bir algı oluşturduğu için hatalıdır. Yani günah olabilir ama küfür değildir. Tevbe etmek ve bu tarz ifadelerden uzak durmak gerekir. Sonuçta böyle sözleri bir daha kullanmamalısın. “Allah’ım bilmeden söylediğim, sana yakışmayan her söz için beni affet” diye dua etmelisin. Allah seni doğru yolda sabit kılsın, kalbine huzur, diline zikir, imanına sebat versin.
Mushaf’ı, hakaret kastederek yere atmak dinden çıkmaktır. Maazallah öyle bir şey yapan yeniden iman etmedikçe mü'min sayılmaz. Kastı hakaret olmayan, sizin örneğinizde olduğu gibi sinirlerine hâkim olamadan yaptığı bir eylem olduğunda ise küfür olmayacağı umulur ama yine de istiğfar etmesi gerekir. Kur'an’ımızı her türlü saygıyla ve titizlikle yüce tutmak gerekmektedir. Bu bir iman meselesi olarak görülmelidir.
Önce, o sözlerin gerçekten dinden çıkma anlamına gelmesi konusunda kesin bilgi sahibi olmalıyız. Zanla din kuralı konamaz. Eğer kullanılan sözlerin dinden çıkardığını o kişi bilmiyorsa, o kişinin kastı yok, hatanın ağırlığını bilse tevbe edecekti diye umarız. Namaz kılmasını da kesin dine dönüş olarak görürüz. Çünkü o sözün muhtevası onun inatla sürdürdüğü bir tavrı değildir.