Fetva Meclisi
Soru
Televizyondaki dizilerde, filmlerde veya programlarda, şarkılarda küfrü ve şirki gerektiren sözler kullanılabiliyor. Bunlar internette de olabiliyor. Bunlara gülmek, bunları izlemek imana zarar verir mi? Küfre girilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Öyle bir söz kullanmak haram olmasına haramdır. Bunda bir tartışma zemini yoktur. Haram olduğunu bilerek ve haramı hafif görmekten ötürü bu sözü söylemek ise küfürdür, Allah'a sığınırız.
Selamünaleyküm. Küfür kelimesini kullanmayın. Günah deyin, haram deyin. Küfür, daha ötesi olmayan bir uçurumdur.
Selamünaleyküm.Belirttiğiniz lafızları küfür olarak itham etmek doğru olmaz. 'Allah bilir ya, Allah dilerse..' şeklinde ilavelerle bu tür sözleri kullanmak daha uygun olur. Naat veya başka bir yerde müzik kullanmanın sevap olmayacağı kesindir. Batı kültürünü yansıtmayan müziğin haram olup olmadığı ise konuşulabilir. Buna göre değerlendirin.
Günaha girmekle küfre girmek aynı şeyler değildir. Bunlardan günah oluşur, bu haliyle küfür oluşmaz.
Aleykümselam. Tevbe ile sildiğiniz dosyalara geri dönmeyin. Allah'ın sildiğini karıştırmak doğru değildir hatta o da yeni bir günahtır.
Selamünaleyküm. Hayır, bunu küfür olarak görmek gerekmez. Bu bir hatadır, istiğfar bunu kapatır inşallah.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bunun hükmünü değil, böyle bir evliliği olabilir gören erkeğin aklını sormak gerekir.
Aleykümselam. Yabancı kadının eline veya bedeninin bir bölümüne tutmak haramdır. Düşen bir kadının hayati bir tehlikesi söz konusu ise bu durumda o haram, haram olmaktan o anlığına çıkar. O zorunlu durumun gerektirdiği kadarı ile yardım edebiliriz/etmeliyiz de. Bunun dışındaki durumlar için ancak sağlık ekibinden biri veya resmen oraya müdahale etmesi gereken mesela bir polis memuru için bir oranda caizlik olabilir.
Aleykümselam. Diz kapağı ile göbek deliği arasında kalan bölümdeki yırtıkların toplamı bir diz ile kalça arasındaki bölümün dörtte birinden fazlasını oluşturuyorsa namaza engel olur. Daha azı engel olmaz.
Selamünaleyküm. Toplumumuzun yaygın sıkıntılarından birini dile getirmişsiniz. Keşke siz de hiç tenezzül etmeme yönünü tercih edip hakkınızı ahirete havale etse idiniz. Faydası olup olmayacağını bilemiyorum ama size bu konudaki dengeli tutumu yazabilirim: a- Dinimiz erkeği ile kızı ile evlada eşit davranmayı değil adil olmayı esas edinmiştir. Bunu ilke olarak bilmelisiniz. b- Baba veya annenin ölümünden sonraki malın taksimine karışması, dinen mümkün değildir. Sahibi öldükten sonra mal üzerinde iki yöntem vardır. Bunlardan biri, bütün mirasçılar aralarında bir yolla anlaşırlar ve mal konusu biter. Diğeri de Şeriat'ımızın emrettiği şekilde taksim yapılır. Bu taksime, malı bırakanın vasiyet veya emir gibi bir yöntemle karışma hakkı yoktur. Özel bir vasiyeti varsa, o vasiyeti uygulanır. O vasiyette de mirasçılarından birine vasiyet yapmaması şarttır. Bir başka şart da şudur: Vasiyet, kalan malın 1/3'ünden fazla olmamalıdır. c- Mal sahibi sağlığında malını mirasçılarına ya da sadece çocuklarına dağıtabilir. Bu dağıtımda çocuklar arasında eşit bir muamele yapması gerekir. Bunun dışındaki muamelede vebale girer. Haksız bir şekilde alan çocuk da helal bir mal almamış olur. d- Çocuklar arasında ölmeden mal dağıtılırken, özel bir neden gözetilip bir çocuğa fazla verilebilir. Mesela, engelli ve çalışamayacak bir çocuk fazla alsın diye düşünülebilir. Bunun bir sakıncası yoktur. Bu durumda da ya bir doktor raporu ya da herkesin ikna olacağı bir bilinmişlik, bu sözünü ettiğimiz engelin ya da benzer bir maninin nedeni olmalıdır. e- Anadolu kültüründe hakim uygulama olan, 'çocuk bize baktı/bakacak' ilkesi bir hukuk zeminine oturmuyor elbette ama bunu yabana atmanın da çok dengeli bir anlayış olmayacağını bilmek gerekiyor. Mesela siz, şehirde okuyup harçlık alamamak ve benzeri mağduriyet cümleleri kurdunuz. Sizin o kardeşiniz de 'sen şehirde sandöviç yerken..' diye başladığında ne cevap vereceksiniz? İnsanın tamahı bitmiyor ki? Faninin fani malına tenezzül etmemek en iyisidir ama elbette Şeriat'ımızın emri ne ise hak odur. f- Size tavsiyemiz, böyle bir nedenle ebeveyninizin ahını almamanızdır. Onun sizin üzerinizdeki hakkı arsaların, tarlaların değeri ile kıyas edemeyeceğiniz kadardır. Varın siz alacaklı kalın, ahirette daha rahat edersiniz.
Aleykümselam. Zekât para olarak verileceği gibi para eden, paraya dönüştürülebilen bir eşya olarak da verilebilir. Örneğini verdiğiniz durum buna uygundur.
Aleykümselam. Böyle birinin bayan veya erkek olması durumu değiştirmiyor. Bir ahlâk faciası var ortada. Sabrederek, zamana yayarak, ateşlenmesine sebep olacak zemini uzak tutarak iyileşmesini beklemek gerek. Böyle bir durum çevre kirliliğinden ve salih arkadaş yokluğundan kaynaklanır. Tedavisi de o yöntemle olmalıdır.