Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ‘herhangi bir sebepten dolayı ben başımı örtmeyeceğim’ diyen ve evlilik durumunda dinen mahsuru olmayan meşru istek ve emirlere itaat etmeme şüphesi olan bir kızla evlenmenin hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Böyle bir bağlayıcılık yoktur. Dini bir hüküm olarak buna dikkat etmemiz gerekmez. Aile şartları gereği olarak anlaşılabilir.
Aleykümselam. Böyle bir düşünceden ötürü dini bir sonuç oluşmaz.
Müslüman bir kadının Müslüman olmayan bir erkekle evlenmesi hiçbir şekilde mümkün değildir.
Selamünaleyküm. Bir kadının mahremi olmayanların önünde başını açması haramdır. Ona haramı kim emrederse etsin, itaat etmesi gerekmez. Eğer eşi böyle bir şeyi emrediyorsa eşinden ayrılması için bu bir gerekçe olabilir.
Böyle bir sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Bir haram iş ihtiva etmedikçe örftür, uygulanabilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Diz kapağı ile göbek deliği arasında kalan bölümdeki yırtıkların toplamı bir diz ile kalça arasındaki bölümün dörtte birinden fazlasını oluşturuyorsa namaza engel olur. Daha azı engel olmaz.
Selamünaleyküm. Beğenerek ve sakıncalı görmeyerek gülmek ve tatmin olmak sözünü ettiğiniz tehlikeyi barındırır. Gafletten kaynaklanan bir gülme için inşaallah o tehlike yoktur.
Aleykümselam. Yabancı kadının eline veya bedeninin bir bölümüne tutmak haramdır. Düşen bir kadının hayati bir tehlikesi söz konusu ise bu durumda o haram, haram olmaktan o anlığına çıkar. O zorunlu durumun gerektirdiği kadarı ile yardım edebiliriz/etmeliyiz de. Bunun dışındaki durumlar için ancak sağlık ekibinden biri veya resmen oraya müdahale etmesi gereken mesela bir polis memuru için bir oranda caizlik olabilir.
Selamünaleyküm. Toplumumuzun yaygın sıkıntılarından birini dile getirmişsiniz. Keşke siz de hiç tenezzül etmeme yönünü tercih edip hakkınızı ahirete havale etse idiniz. Faydası olup olmayacağını bilemiyorum ama size bu konudaki dengeli tutumu yazabilirim: a- Dinimiz erkeği ile kızı ile evlada eşit davranmayı değil adil olmayı esas edinmiştir. Bunu ilke olarak bilmelisiniz. b- Baba veya annenin ölümünden sonraki malın taksimine karışması, dinen mümkün değildir. Sahibi öldükten sonra mal üzerinde iki yöntem vardır. Bunlardan biri, bütün mirasçılar aralarında bir yolla anlaşırlar ve mal konusu biter. Diğeri de Şeriat'ımızın emrettiği şekilde taksim yapılır. Bu taksime, malı bırakanın vasiyet veya emir gibi bir yöntemle karışma hakkı yoktur. Özel bir vasiyeti varsa, o vasiyeti uygulanır. O vasiyette de mirasçılarından birine vasiyet yapmaması şarttır. Bir başka şart da şudur: Vasiyet, kalan malın 1/3'ünden fazla olmamalıdır. c- Mal sahibi sağlığında malını mirasçılarına ya da sadece çocuklarına dağıtabilir. Bu dağıtımda çocuklar arasında eşit bir muamele yapması gerekir. Bunun dışındaki muamelede vebale girer. Haksız bir şekilde alan çocuk da helal bir mal almamış olur. d- Çocuklar arasında ölmeden mal dağıtılırken, özel bir neden gözetilip bir çocuğa fazla verilebilir. Mesela, engelli ve çalışamayacak bir çocuk fazla alsın diye düşünülebilir. Bunun bir sakıncası yoktur. Bu durumda da ya bir doktor raporu ya da herkesin ikna olacağı bir bilinmişlik, bu sözünü ettiğimiz engelin ya da benzer bir maninin nedeni olmalıdır. e- Anadolu kültüründe hakim uygulama olan, 'çocuk bize baktı/bakacak' ilkesi bir hukuk zeminine oturmuyor elbette ama bunu yabana atmanın da çok dengeli bir anlayış olmayacağını bilmek gerekiyor. Mesela siz, şehirde okuyup harçlık alamamak ve benzeri mağduriyet cümleleri kurdunuz. Sizin o kardeşiniz de 'sen şehirde sandöviç yerken..' diye başladığında ne cevap vereceksiniz? İnsanın tamahı bitmiyor ki? Faninin fani malına tenezzül etmemek en iyisidir ama elbette Şeriat'ımızın emri ne ise hak odur. f- Size tavsiyemiz, böyle bir nedenle ebeveyninizin ahını almamanızdır. Onun sizin üzerinizdeki hakkı arsaların, tarlaların değeri ile kıyas edemeyeceğiniz kadardır. Varın siz alacaklı kalın, ahirette daha rahat edersiniz.
Aleykümselam. Böyle birinin bayan veya erkek olması durumu değiştirmiyor. Bir ahlâk faciası var ortada. Sabrederek, zamana yayarak, ateşlenmesine sebep olacak zemini uzak tutarak iyileşmesini beklemek gerek. Böyle bir durum çevre kirliliğinden ve salih arkadaş yokluğundan kaynaklanır. Tedavisi de o yöntemle olmalıdır.
Aleykümselam. Zekât para olarak verileceği gibi para eden, paraya dönüştürülebilen bir eşya olarak da verilebilir. Örneğini verdiğiniz durum buna uygundur.