Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Ufak yırtıkları olan kot pantolonla namaz kılınır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Zikrettiğiniz pantolonun nasıl bir kıyafet olduğunu bilemiyorum. Ben size genel hükmü açıklayayım: Göbekle diz kapağı arası erkek için avrettir. Namazda örtülmesi gerekir. Bu miktarın üçte biri bir rükün süresince mesela secde süresince açılırsa namaz bozulur. Elbette böyle bir durumda kardeşliğimiz devreye girmeli ve ikaz etmeliyiz. Ama kırmadan ve incitmeden. Allah'a emanet olunuz.
Erkek için kot pantolon namaza mani değildir.
Aleykümselam. Pantolon kâmil manada bir tesettür değildir elbette ama 'tesettür değildir' sözünü erkek için kullanmak zordur. Daha iyisini talep edebiliriz, etmeliyiz de.
Aleykümselam. Onu ölçü kabul etmeyebilirsiniz. Kırk günü geçmemeyi ya da tüylenmiş denmeyecek oranı ölçü alabilirsiniz.
Selamünaleyküm. Böyle kılınan namaz, namaz olarak kabul olur ama ortada saygısızlıktan kaynaklanan bir vebal olur.
Aleykümselam. Kot pantolon esasen haram değildir ama batı tarzı giyimi taklit açısından Müslüman’ın dikkat etmesi gereken bir inceliği göstermektedir. Müslüman, hassasiyetleri olan insandır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bunun hükmünü değil, böyle bir evliliği olabilir gören erkeğin aklını sormak gerekir.
Selamünaleyküm. Beğenerek ve sakıncalı görmeyerek gülmek ve tatmin olmak sözünü ettiğiniz tehlikeyi barındırır. Gafletten kaynaklanan bir gülme için inşaallah o tehlike yoktur.
Aleykümselam. Yabancı kadının eline veya bedeninin bir bölümüne tutmak haramdır. Düşen bir kadının hayati bir tehlikesi söz konusu ise bu durumda o haram, haram olmaktan o anlığına çıkar. O zorunlu durumun gerektirdiği kadarı ile yardım edebiliriz/etmeliyiz de. Bunun dışındaki durumlar için ancak sağlık ekibinden biri veya resmen oraya müdahale etmesi gereken mesela bir polis memuru için bir oranda caizlik olabilir.
Aleykümselam. Böyle birinin bayan veya erkek olması durumu değiştirmiyor. Bir ahlâk faciası var ortada. Sabrederek, zamana yayarak, ateşlenmesine sebep olacak zemini uzak tutarak iyileşmesini beklemek gerek. Böyle bir durum çevre kirliliğinden ve salih arkadaş yokluğundan kaynaklanır. Tedavisi de o yöntemle olmalıdır.
Selamünaleyküm. Nişanlılık dönemini geçirmek için nikâh olmaz. Nikâh ya vardır ya da yoktur ve ebedîdir.
Selamünaleyküm. Toplumumuzun yaygın sıkıntılarından birini dile getirmişsiniz. Keşke siz de hiç tenezzül etmeme yönünü tercih edip hakkınızı ahirete havale etse idiniz. Faydası olup olmayacağını bilemiyorum ama size bu konudaki dengeli tutumu yazabilirim: a- Dinimiz erkeği ile kızı ile evlada eşit davranmayı değil adil olmayı esas edinmiştir. Bunu ilke olarak bilmelisiniz. b- Baba veya annenin ölümünden sonraki malın taksimine karışması, dinen mümkün değildir. Sahibi öldükten sonra mal üzerinde iki yöntem vardır. Bunlardan biri, bütün mirasçılar aralarında bir yolla anlaşırlar ve mal konusu biter. Diğeri de Şeriat'ımızın emrettiği şekilde taksim yapılır. Bu taksime, malı bırakanın vasiyet veya emir gibi bir yöntemle karışma hakkı yoktur. Özel bir vasiyeti varsa, o vasiyeti uygulanır. O vasiyette de mirasçılarından birine vasiyet yapmaması şarttır. Bir başka şart da şudur: Vasiyet, kalan malın 1/3'ünden fazla olmamalıdır. c- Mal sahibi sağlığında malını mirasçılarına ya da sadece çocuklarına dağıtabilir. Bu dağıtımda çocuklar arasında eşit bir muamele yapması gerekir. Bunun dışındaki muamelede vebale girer. Haksız bir şekilde alan çocuk da helal bir mal almamış olur. d- Çocuklar arasında ölmeden mal dağıtılırken, özel bir neden gözetilip bir çocuğa fazla verilebilir. Mesela, engelli ve çalışamayacak bir çocuk fazla alsın diye düşünülebilir. Bunun bir sakıncası yoktur. Bu durumda da ya bir doktor raporu ya da herkesin ikna olacağı bir bilinmişlik, bu sözünü ettiğimiz engelin ya da benzer bir maninin nedeni olmalıdır. e- Anadolu kültüründe hakim uygulama olan, 'çocuk bize baktı/bakacak' ilkesi bir hukuk zeminine oturmuyor elbette ama bunu yabana atmanın da çok dengeli bir anlayış olmayacağını bilmek gerekiyor. Mesela siz, şehirde okuyup harçlık alamamak ve benzeri mağduriyet cümleleri kurdunuz. Sizin o kardeşiniz de 'sen şehirde sandöviç yerken..' diye başladığında ne cevap vereceksiniz? İnsanın tamahı bitmiyor ki? Faninin fani malına tenezzül etmemek en iyisidir ama elbette Şeriat'ımızın emri ne ise hak odur. f- Size tavsiyemiz, böyle bir nedenle ebeveyninizin ahını almamanızdır. Onun sizin üzerinizdeki hakkı arsaların, tarlaların değeri ile kıyas edemeyeceğiniz kadardır. Varın siz alacaklı kalın, ahirette daha rahat edersiniz.