Fetva Meclisi
Soru
S.a sayın hocam. Sorum şu: Mevlana, İbn-i Arabi, Yunus Emre gibi zaatlar ilahi aşk'tan söz ediyorlar. Hatta Mevlana mesnevi yazmış, ilahi aşk üzerine. Bu kitap sırların sırrı diyor. Merak ettiğim şu. Bu zatlar ashabtan yıllar sonra gelmesine karşın onlardan önce böyle şeyler duymuyorduk. İmam-ı azam ebu Hanife böyle şeyler demiyor. Böyle şeyler olsa yani aşk, muhabbet vs. (tasavvufi terimler) ebu hanifenin, Ahmed bin Hanbelin vs. alimler değil 1 tane, bin tane mesnevi yazmaları gerekmez miydi? Bu kadar kitap yazan bu alimler tasavvuf üzerine de kitap yazmaları gerekmez miydi? Bir Mevlananın, Şemsi tebrizin takvası İmam-ı azamınkinden fazla mıydı da onlara bu nimetler verilmiş, mezhep imamlarına verilmemiş? Bilmiyorum ve soruyorum. Beni tatmin edici bir cevap verirseniz sevinirim. Saygılarımla.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İmam Azam Ebu Hanife rahmetullahı aleyhin bilinen bir eseri yoktur. Bizim onun mezhebi üzerine olmamız, talebeleri üzerinden bilhassa talebesi İmam Muhammed’in eserleri üzerindendir. Selamünaleyküm.
Biz bir ümmetiz; Peygamber aleyhisselam efendimizin etrafında birleşmiş mü'minleriz. İmanımız ve bu kimliğimiz Allah'ın huzuruna gidebileceğimiz yegâne değerimizdir. Müslüman olmak bunu gerektirir. Başta âlimler ve müçtehitler olmak üzere bu ümmete mensup olan herkes bu değeri yüceltmek ve korumak için çalışmıştır. İlk nesillerin çizdiği çizgi bu çizgidir. Bu anlam üzerinden baktığımızda Şafiilik veya Hanefilik diye bir şey de yoktur. Hiçbir âlim, ortaya koyduğu eserini mezhebine adamamıştır. Her şey İslam içindir, ümmetimiz içindir. Allah Teâlâ bazı çalışmalara diğerlerinden daha çok bereket vermiş olabilir. Mesela Riyâzu’s Sâlihîn adlı mübarek eser adeta evrensel olmuştur. Müellifi Nevevi Şafii'dir. Kurtubî tefsiri olarak bilinen büyük tefsirin müellifi de Maliki'dir. Müsned isimli muhteşem hadis külliyatının müellifi Hanbeli mezhebinin başıdır. Genel olarak fıkhın ağırlığını da Ebu Hanife'nin talebeleri taşımıştır. Mezheplerden birisinin bir alanda yoğunlaşması veya bir âlimin bir konuda sivrilmesi diğerlerinin o alanda olmamasını gerektirmez. Herkes bir şeyler yapmaya çalışmıştır. Allah için ve ümmete miras bırakılmış olduktan sonra hepsi bizimdir biiznillah. Böyle bakmaya çalışınız lütfen.
Selamünaleyküm. Ebu Hanife rahmetullahi aleyh hakkında pek çok bilgi vardır. İyi bir ilmihal kitabının girişini bile inceleyebilirsiniz. Onun ilim dünyasına dalmanız için ise iyi bir Arapça bilmeniz gerekir ki, bunun için İstanbul’da medrese hayatınız olması doğru olur. Bizim, KADIN FIKHI OKULU derslerimizin giriş bölümlerini izlerseniz size yararı olur zannederiz. İbni Teymiye ile alakalı olarak da Türkçe kitap takip etmiyorum. Allah'a emanet olunuz.
Aleykümselam. Dinimizin hiçbir ek kaynağa ihtiyacı yoktur. Kur'an, beşerin anlayabileceği ve beşer için inmiş bir kitaptır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Sünnet'i de onun anlaşılması için yeterlidir. Bu ümmetin en iyi Müslümanları olan ashabı kiram ve onların yetiştirdiği talebeleri sözünü ettiğiniz şeyleri duymadılar bile ama Allah için şehadete çağrıldıklarında, sabah ezanı onları camiye çağırdığında o sesi duydular. Sözünü ettiğiniz ilimlere vakıf olanlar ise çok şeyler bildiler lakin sabah namazını camide kılmaya çağıran ezan sesini duyamadılar. Şehitliği, Allah için infakı emreden ayetleri anlamadılar. Dinimizin hiçbir ek bilgiye ihtiyacı yoktur. Dinden kafa karışıklığını anlayanlar için ise elbette felsefe ve her karıştırıcı şarttır. İslam, karıştırmak için değil itaat etmek için vardır. Zorunlu olarak okutulduğunda da imtihandan geçecek kadar öğrenin yeter.
Selamünaleyküm, Okuduğunuz kitap, Siret-i Nebi alanında çok değerli bir kitaptır. Fıkıh alanında ise değindiği meseleleri umumiyetle Hanbelî fıkhını esas alarak yazmaktadır. Buna dikkat ederek okumanız gerekir. Her ne kadar Hanbelî fıkhını yazması, bizim açımızdan adeta bir yabancı görüşü beyan ediyor gibi algılanmıyor ise de neticede farklı içtihatların bulunduğu iki ekolün arasında dinimizi yanlış anlamaya sebep olacak hatalar yapmamalıyız. Namazda iftitah tekbiri dışındaki yerlerde ellerin tekbir esnasında kaldırılması meselesinde iki görüş vardır. Bunların birincisi, İmam Şafii'nin ve Ahmed bin Hanbel'in görüşüdür ki, bu görüşe göre rukü’ye giderken ve kalkarken de eller kaldırılır. Bu hususta başta Buharî olmak üzere pek çok muhaddisin yirmiye yakın sahabeden rivayet ettiği hadisler vardır. İkinci görüşe göre ise, sadece iftitah tekbiri esnasında eller kaldırılır. Bu görüşü de destekleyen Ebu Davud ve Nesaî'nin Abdullah bin Mesud radıyallahu anhtan rivayet ettiği hadisler vardır. Birinci görüş sahipleri ikinci görüş sahiplerinin dayanağı olan hadislerin zayıf olduğunu söylemişlerdir. Netice olarak Ebu Hanife (r.a.) aleyhin, kendi zevkine göre bir iş yapması söz konusu değildir. Mezhebinde büyük oranda etkisi bulunan Abdullah bin Mesud radıyallahu anh’ın rivayeti ile amel etmektedir. Bize düşen, bu tür konularda tartışma yerine, amelimizi ihlâsla ve sürekli yapmaya çalışmaktır. Bir de, asırlardır tartışılmış ve üzerinde yığınla eser yazılmış meseleleri yeni keşfetme heyecanı ile ortaya atılmamak olmalıdır. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bir süreliğine meal okumayın, ilmihal ve benzeri kitapları inceleyin. Bu durum sizde hastalığa dönüşebilir, dikkatli olun. Kur'an'ın kendisini okuyun. Bu tür meseleleri incelemeyin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bunu, evdeki huzursuzluğun nedeni olarak büyütmeyin. Siz asla TV önüne geçmeyerek sessiz bir protesto yapın. Onun da kendine gelmesine sebep olmaya çalışın.Bu konu açılınca siz, nazik bir dille tavrınızı ortaya koyun, ilk sözü hatırlatın. Ve en önemlisi siz, kendinizi TV'den daha cazip hâle getirmeye çalışın; sizi izlesin. Bedeninizi ve dilinizi iyi kullanın. Böylece onu en zararsız yolla kurtarmış olursunuz. Tekrar ediyorum: Bunu ucu ayrılmaya gidecek bir tartışma konusu yapmayın. Taviz de vermeniz gerekmez.
Selamünaleyküm. Ramazan ayının içinde işlenebilecek en büyük saygısızlık, oruç yemektir. En büyük ramazan günahı budur. Bunun dışındaki günahlar da büyüklüğüne göre tehlike oluşturur elbette ama ramazan ayının ağırlığı oruç üzerinden yürüyor. Allah Teâlâ, razı olacağı bir hayata hepimizi muvaffak kılsın.
Selamünaleyküm. Ablanız belasını aramış ve bulmuş. Uzak durun, kendinizi kurtarın.
Selamünaleyküm. Her üç sorunuzun da ortak cevabı şudur: Temiz olmak istiyorsanız temiz bir çevre edineceksiniz. Çöplükte hoş kokulu bir gül bitmez. İsteğinizde ciddi iseniz tutumunuz isteğiniz doğrultusunda olmalıdır. Siz gayretinizi arttırın Allah da size yardım etsin. Sorunuzdan anlaşılıyor ki kalbinizde bir iman var. Bu imanı eskitmeyin. Önce iyi bir arkadaş çevresi bulun. Gerekiyorsa bu uğurda iş değiştirin, semt değiştirin. Her şey çevre ile başlıyor ve bitiyor. Size dua ediyoruz.
Selamünaleyküm. Katiyetle güzel düşünüyorsunuz. Allah’ın kulları, Allah’ın rızasını esas alarak düşünürler. Hemen evlenme sürecini başlatın. Önce kendinize, ideallerinizi takdirle karşılayacak bir eş adayı bulun. Onunla bunları açık seçik konuşun. Sonra durumu ailenize açın. Onların makul hiçbir gerekçeleri olmaması gerekiyor. İnat olsun diye itiraz ederlerse onlara bakmayın. Kız tarafının, babasından izinli olması yeterlidir sizin için. Bu işin en kolayı rızık tarafıdır. En garantili o duru. Çünkü rızık Allah’ın garantisindedir. Hemen yola koyulun.
Selamünaleyküm. Namaz kılamadığınız bir yerde durabilmeniz için aç kalma tehlikeniz olması gerekir. Aksi takdirde namaz kılabileceğiniz yere yerleşin. Namaz bizim hayatımızdır. İşimizden, aşımızdan daha önemli tutmadıkça namazı Allah'ın rızasına eremeyiz.