Fetva Meclisi
Soru
Merhaba Hocam, evlatlık konusu hakkında size bir sorum olacaktı. Bir ailenin baksa bir aileye verme amaçlı çocuk yapmasını dinimiz nasıl karşılıyor? Mesela abimin hastalıktan dolayı çocuğu olmuyor. Ben eşimle, abime evlatlık vermek için çocuk doğursam, bu durum dinimizde nasıldır? Bu konu hakkında beni detaylı bir şekilde bilgilendirebilirseniz çok sevinirim hocam.Saygılarımla.
Cevap
Benzer fetvalar
Evlenmenizin hiçbir dini sakıncası yoktur. Yalnız sizin dul olmanız, babasıyla kalan bir çocuğunuzun olması ileride eşiniz olacak erkek açısından da sizin açınızdan da sorunlar oluşturabilir. İkinizin de iyi düşünüp taşınması gerekmektedir. Duygusal olmadan karar vermeye çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bu afetten sonra ikinci bir afete bulaşmamalısınız. Eşinize durumu bildirip sizi boşamasını isteyebilirsiniz. Ailenizden güvendiğiniz biri ile istişare ederek karar verin. Bu ve bundan daha büyük günahları bile Allah affeder, yeter ki siz, tevbenizde samimi olun. Ne kendinize ne de karnınızdakine bir zarar vermeyin. Bataklığı derinleştirmiş olursunuz. Muhakkak istişare edeceğiniz biri olsun.
Babanız çocuklarının birinin yanına gitmeyi kabul eder de yine kimse bakmazsa o zaman bedduasında tam haklı olur. Bu durumuyla da evladı açısından elbette nahoş bir durum ve onun üzülmesi bir vebal ama babaya bakmamak, ayağına gitmemek değil de onu çaresiz bırakmak olarak ortaya çıktığında büyük bir vebal olur. Sizin eşinizin durumu da şu şekilde olabilir: Eşiniz babanızla dar bir evde aynı çatıda yaşamak için oraya gideceğinizde kabul etmeyecekse bunda hakkı vardır. Babanızın bulunduğu veya herhangi bir şehre gittiğinizde gelmeme gibi bir hakkı yoktur. Nikâh akdinde böyle bir şart koşmuş siz de kabul etmiş olsa idiniz şimdi haklı olurdu. Sizin de boşanma gibi bir afeti aklınıza getirmeniz hiç doğru değil, dert içinde neden dert üretiyorsunuz? Eşinizin aile büyüklerinden de yardım alarak ve siz de verdiğim örnekte olduğu gibi durumu biraz esneterek çözüm üretmeye bakın. Hayat bu, böyle geldi böyle gidecek. Eşinizi de bir gün bakıp bakmamayı konuşacak doğurdukları. Gelecek uzak değildir. Allah yardımcımız olsun.
Aleykümselam. Öyle düşünmeyin. Eğer Allah Teâlâ bir sıkıntı vermiş ardından da şifa yaratmış ise onu aramak da vazifemizdir. Olmuyor denecek bir zamanı geçirip geçirmediğinizi iyi tespit edin, gerekiyorsa da helal olan yöntemlere başvurun. Allah yardımcınız olsun.
Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.
Sizin çocuktan önce evlilik konusunda aşmanız gereken badireler var. Önce eşinizle birlikte problemleri; anlaşamadığınız konuları tespit edin. Daha sonra bunları beraberce çözmeye çalışın. Birbirinizi motive edin. Hemen vazgeçmeyin. Yuvanız için mücadelenizi verin. Gerekirse aile terapistinden destek alın. Allah yardımcınız olsun.
dini soru konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Mü'min bir bayan, erkeklerin de görebileceği bir kataloga uygun olmayacak bir resim koymamalıdır.
Selamünaleyküm. Tevbe kapısının kapandığını vehmetmek, o işlenen günahtan daha ağır olabilir. 'Temizlenemem' iddiası büyük bir hatadır. Bari bu hatayı işlemesin deyin. Gerçekten dönmek istiyor ve asıl derdinin terk edilmiş olmak değil ise dönsün Rabbine, dönecek başka bir kapısı yoktur.
Selamünaleyküm. Havuza girmek oruca mani değildir. İçeri su sızabilecek yerlerden su sızmasının sakıncası vardır. Aradaki dengeyi kurabilen havuza girebilir.
Selamünaleyküm. Namazın kabulünde sıkıntı olmaz. Sehiv secdesi yapar.
Selamünaleyküm. Bu hadisin pek çok rivayeti vardır. Hiç biri sahih değildir. Genelde zayıf hadisler arasında zikredilmektedir. Bu tür faziletler hususunda da zayıf hadislerle amel etmek genel bir kural gibidir.
Selamünaleyküm. Namaza hürmet göstermek mümin olmanın gereğidir. Günlük kıyafetin üstüne namaz kıyafeti olarak ek bir kıyafet belirlenmesi durumunda bu, en azından sözünü ettiğimiz hürmet göstermeye girecektir ki, ibadetimizi takviye edeceğini söyleyebiliriz.