Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşim uzun bir yurt dışı işine çıkacak. Beni de anne ve babasının evinde bırakmayı düşünüyor. İki ev masrafı olmasın istiyor. Anne ve babası da çok geçimli birileri değil. Benim evimde durmak istiyorum dememde dinen sakınca var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Kural şöyledir: Erkek, eşine müstakil bir ev vermek zorundadır. Bu evin satın alınmış olması gerekmez. Kiralık bir ev de olsa anahtarı kadının elinde olacak ev vermek erkeğin vazifesidir. Kadının uygun bulmadığı hiç kimseyi erkek o evde kalıcı olarak tutamaz. Evden kastedilen de barınma odası ve temel ihtiyaçların karşılanacağı banyo mutfak gibi bölümlerdir. Hanefi fukahasından Kâsânî, erkeğin annesini ve kardeşlerini bile kadın istemedikçe eve yerleştiremeyeceğini belirtmektedir. Elbette bu meselede erkeğin anne babasına yakın olmak gibi gayet makul ve duygusal beklentileri de vardır ama kadının bu konudaki hakkı sabittir. Evlenmeden önce bu tür ayrıntılara iyi bakılmalı idi. Genel kural böyledir.
Böyle bir tartışmanın ne insancıl ne de dini bir yönü olabilir. Bu tartışma, anne babaların misafirliğinden çok eşler arasındaki fitnenin kıvılcımlarını gösterir ya da eşlerden birinin insanlık ağırlığını.
Size ve eşinize şunları not edebiliriz: Anne baba başta olmak üzere akrabalarla sılayırahim bağını koparmamanın Allah’ın emri olduğunu yani dindarlığımızla ilgili olduğunu tartışamayız. Bu böyledir. Evlenmek bir kadın için baba evinden koca evine geçmektir. Bunu da kabul etmek zorundayız. Hem evli hem babasının evinde gibi olmak kabul edilemez. Dinimiz kadınların evlendikten sonra anne babalarını ziyaret etmeleri konusunda gün ve şekil belirlememiştir. Bu konu esnek bırakılmıştır ki herkesin şartlarına uygun olanı aile bireyleri kendileri tayin etsinler. Anne babanın evinin yakınlığı veya uzaklığı, kadının ve eşinin evindeki imkânlar ve şartların yönlendirmesi gibi belirleyicilerin ortalaması bulunarak bir uygulama yapılabilir. Aynı semtte yaşayanlar için haftada bir gün olabilir, biraz uzakta olanlar için ayda bir olabilir. Veya eşler kendi şartlarına uygun olabilecek bir süre belirleyebilirler. Gün içinde görüntülü görüşme ile bağlantı kurulduğu halde haftada birkaç gün ziyaret için anne baba evine gitmek ancak ağır hasta bir baba ile ilgilenme zorunluluğu ya da afet sonrası gerekenler gibi bir durumda doğru olabilir. Daha ilerisi eşlerin henüz yuva kuracak kıvamı yakalayamadıklarını gösteren bir işaret olabilir. Bunun sonu da her ikisinin de baba evine dönmek şeklinde gelebilir. Bu konuyu olmazsa olmaz düzeyinde tartışan bir eş muhakkak aile danışmanı veya bir psikologla görüşmelidir. Asıl mesele içerideki başka bir takıntı olabilir. Üçüncü bir kişinin tavsiyelerine uyularak orta bir yol bulmaya çalışılmalıdır.
Anneniz yaşlılık ve sağlık durumundan dolayı bir desteğe ihtiyaç duyuyorsa, bu durumda onun ihtiyaçlarını karşılamak sizin bir evlat olarak en temel görevlerinizdendir. Annenize bakmanız ve ihtiyaçlarını karşılamanız dinen önceliklidir. Eğer anneniz yalnız kalacak ve mağdur olacaksa, onunla ilgilenmeniz vacip olur. Eşinizin, ayrı bir yaşam alanı istemesi ve aynı binada yaşamayı tercih etmemesi bir tercih meselesidir. Bu tercih, dini bir zorunluluk olmamakla birlikte, onun kişisel rahatlığı ve evliliğinizin huzuru açısından dikkate alınmalıdır. Aynı binada yaşama konusundaki endişeleri, sınırların bulanıklaşabileceği ya da kendi özel alanını koruyamama hissiyle ilgili olabilir. Bu, çözülmesi mümkün bir meseledir. Eşinizin de rahat edebileceği bir düzen kurmak, evliliğinizin huzuru için gereklidir. Aynı apartmanda yaşamak istememesi, onun annelik gibi ağır bir sorumluluğa hazır olmadığı ya da kendi düzenini korumak istediği anlamına gelebilir. Bu durumda hem annenizin hem de eş adayınızın ihtiyaçlarını gözeterek bir denge kurmanız gereklidir. Bu sorunu çözmeden de kervan yolda düzülür mantığıyla evlenmenizi tavsiye etmem.
Hanım çalışınca evde huzur olmaz sözü doğru değildir. Çalıştığı işin niteliğine ve kadının evi, işi ve eşi ile kurduğu ortalamaya göre sonucu değişebilecek bir durumdur bu. Siz, eşinizin eline bakacak bir pozisyonda kalacaksanız bu tercih yanlıştır. Siz de çalışın, o da Kur'an’a hizmet etsin. Biiznillah böylesi sakıncalı olmaz. Mesele kadının çalışmasında değil, çalışmayı niçin ve kim için yaptığındadır. İşi putu bir kadınla elbette huzur kaybolur.
Boşandıkları kati olan iki insan artık iki yabancı gibidirler. Geniş bir evde iki yabancı gibi mahremiyet inceliklerine dikkat ederek yaşamaları mümkündür. Zamanla bir gevşeklik göstermeleri ise açık bir tehlikedir, bunu da unutmayın.
aile konusundaki diğer fetvalar
Onları değil kendini öncelikle konu olarak gör. Yani sen kesin kurtulmuşsun da onları da kurtarıyorsun tarzında olma hiçbir zaman. Hepimizin akıbet derdi var mantığı ile hareket et. İhlasını ve gerçekten Allah rızasını kastettiğini iyice perçinleştir. İhlasında küçük bir sıkıntı olunca kenara çekil. Senin dinin güzel örneği olman çok önemlidir. Bunu önemse. Sende arıza bulmasınlar ki o arıza deliğinden sızma yapmasınlar. Kör tartışmalara girme. Herkese anlayışı kadar söz söyle. Konuşman umuma ortak olmasın. Kültürlüsü ile diğeri arasında tarz farkı göstermelisin. Zamanı iyi kullan. Her zaman her ortamda aynı şeylerle kendinden bıktırma ve itici olma. Bir gün şu konu bir gün bu konu şeklinde farklılık oluştur. Onlar için kendi başında olduğun zamanlarda dua et ki melekler de onlara sesini ulaştırmanda sana yardım etsinler. Sabırlı ol. Acele etme. Hızlı olma.
Savunma veya diğer spor için söylenebilecek söz aynıdır: Bayanın; Doktor tarafından uzun zaman diliminde de olsa sağlık açısından zararlı bulunmayan, Kadınlar arasında bile olsa avret teşhiri gibi bir sakıncanın olmadığı, Temel insanî görevler ve farz ibadetler açısından eksikliğe neden olmayan, Kumar gibi bir harama bulaşma riski taşımayan, Aile içi huzursuzluk nedeni olmayan ve Kâfirlere benzeşme riski barındırmayan sporu yapmasında sakınca yoktur.
Allah yardımcınız olsun. Bu gelişmeden asla vazgeçme ama zamana yay. Mesela bir haftada planlanabilecek bir şeyi bir aya yay. Acele etme ki kökten kaybetmeyesin. Ne annenle ne eşinle bir şey tartışma. Onlar itiraz ettikçe sen sus ve dinle sadece. Zamanla seninle onlar da tartışmayacaktır ve biraz zaman alacak ama sen hedefine ulaşacaksın biiznillah. Sabreden kazanır biiznillah.
Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.
Meseleyi şöyle derleyebiliriz: Yaşadığımız toplumda yakın zamana kadar yeni evliliklerin büyük bir bölümü çocuğun babasının evinde ikinci bir odada özel hayatını yaşaması şeklinde gerçekleşiyordu. Özellikle de köy hayatında bu bir kabullenilmiş teamüldü. Ekonomik imkânlar, sosyal yapının ağırlığı da bu uygulamayı destekliyordu denebilir. Yeni dönemde ise gençler bu tür evlilikleri yürütemez oldular. Çocukları üzerinde otorite sıkıntısı çekeceğini zanneden aileler ise bu geleneği sürdürmekte yarar görmeye devam ediyorlar. Bu uygulama asla dinimizin emri değildir. Ashab-ı Kiram içinde evlenen gençler örneklerinden bize intikal edenlerde evlenene yeni bir ev açıldığını görüyoruz. Gerçi bütün sahabî istatistiği denebilecek bir bilgiye sahip değiliz ama dinimizin “evlenen baba evinde ev kurar” tarzında bir emri olsa idi elimizde evlenince yeni bir ev kurmuş sahabî bilgisi asla bulunmazdı. Dolayısıyla ailelerin “evimizde ikinci bir ev kuracağız” şeklindeki baskıları dine dayandırılamaz. Evet, ortada böyle bir evliliğin yani çocuğun babası ile aynı evi kullandığı bir tarzın yasaklayıcısı emir de yoktur. Evladın baba ve annesinin hizmetini görmesi bu mesele ile bağlantılı değildir. Her şeyden önce anne babanın hizmeti, ihtiyaçlarının karşılanması çocuğun vazifesidir ve bu vazife bir ev ile sınırlı değildir hayat devam ettikçe anne babaya karşı sorumluluk devam edecektir. Evlenen çocuğun başka bir ev ortamında yaşıyor olması vazifede ihmal nedeni olamaz. Başta Hanefi fukahası olmak üzere fakihler evlenecek kadının tuvaleti, banyosu, mutfağı ve yatak odası müstakil bir ev istemesi, eşinin kardeşleri hatta anne babası ile dahi bir arada durmamayı istemesi açısından meseleye baktıklarında kadının bunları isteme hakkı olduğunu söylemişlerdir. Fakihlerin beyanının özeti şudur: Kadın evlenirken müstakil bir ev ve müstakil bir hayat ister. Ev üstüne ev yapılmaz atasözü ile özetlenebilecek talep yani gencin babasının evinde evlenmesi uygulaması belirttiğimiz “kadının müstakil ev isteme hakkı” prensibine ters düşmektedir. Gelin olacak kadının eşinden ve doğurduklarından başkası ile bir arada durmamış olmasını sağlayacak müstakil ortamı oluşturabilecek örneğin dubleks ev gibi ya da geline dilediği gibi rahat ortam sağlayacak geniş ev alternatifleri kabul edilebilir, edilmelidir. Eğer kadının mahremiyeti korunamıyorsa kadın bu konuda tartışmaya mahal kalmayacak şekilde haklıdır. Aile dünyamız ne yazık ki böyle riskler üzerine kurulamayacak kadar zor zamanlardan geçmektedir. Olağanüstü veya geçici bir durum söz konusu değilse müstakil ev yönünde tercih yapılmalıdır. Bilhassa bunun sanki dinimizin emri imiş gibi öne çıkarılması gayet yanlış bir iddiadır.
Kurban bir ibadet olarak oğlunuza da vacip oldu ise o kurban ibadetini yerine getirmekle sorumludur. Bu ibadeti onun adına siz vekâleten yani tamam sen benim kurbanımı kes diyeceği bir şekilde kesebilirsiniz, kurban olarak sakıncası olmaz. Yine de siz onun kendisinin bu ibadeti eda etmesini yönlendirin, daha kalıcı bir iş olur.