Fetva Meclisi
Soru
Kıymetli hocam, ben İslam’ı tam anlamıyla bilmeden bu yaşıma kadar geldim. Rabbim dört ay önce şükür ki namaza başlamayı nasip etti. Sürekli araştırdım, okudum dinim için ve aynı şekilde ilim öğrenmeye devam ediyorum. Tesettüre girmek istedim fakat annem çok karşı çıktı ve gerici olarak nitelendirdi. Eşim de istemiyor, yaşın genç sonra örtersin dedi. Kıyafetlerimi değiştirdim, bari bunu yapayım diye uzun bol giyinmeye başladım. Bazı akrabalar annemi arayıp dua ve ayet paylaşımlarımı söylemişler, sürekli kavga ve tartışma çıkıyor. Artık kimsenin beni anladığını düşünmüyorum. Namaz kıl, oruç tut yeter abartma diyorlar. Bir dönem eşimle aram bozuldu, annemle de şimdi konuyu kapattık hiç konuşmuyoruz. Her namazdan sonra dua ediyorum bana tesettür nasip olsun diye. Ben aileme nasıl yaklaşayım? Abartıyorsun dediklerinde kızıyorum sabırlı olamıyorum. Bana yol gösterin hocam.
Cevap
Benzer fetvalar
Siz ve eşiniz var kabul edin. Aileniz olarak gerisini yokmuşlar gibi kabul edip yaşamaya alışın. Dertsizlik cennettedir, burası dert diyarıdır. Bırakın dertleriniz olsun ama siz dik olun, sağlam durun. 'Eşiniz ve siz', bunu unutmayın! Gerisine yüzeysel olarak hatasız bir yakınlık gösterin, onları hayatınızın ortağı yapmayın. Seviyeli ve açık vermeyen bir mesafe koyabilirsiniz aranıza. Onlarla ilgilenmeyecek kadar vaktinizi iyi işlerle doldurun. Kendinize ve ahiretinize yatırım yapın. Allah yardımcınız olsun.
Tesettürün ne demek olduğunu, Rabbinin mü'min hanımlardan ne beklediğini o hâlde çok iyi biliyorsun. Çevren sebebiyle mi böyle düşünüyorsun yoksa kendi yaşantın seçimlerin açısından mı bunu güzel bir şekilde değerlendirmelisin. Ne istediğini, hayattaki beklentini netleştirmelisin. Sana tavsiyem; 2-3 ay kadar çevrene ve günlük meşguliyetlerine dikkat ederek geçirmen. Kendin için çok dua et. Namazlarını aksatma. Geçmişini bir kenara bırakarak önündeki günlere dair doğru kararları kendin ver. Geçmişi öne sürerek yarının heba etme. Bu tavsiyelere uyduktan sonra tekrar sürecini yazabilirsin. Fikrinde bir değişim var mı yok mu tekrar değerlendirelim olur mu!
Siz onunla ilgilendikçe o kendini naza aldığına göre siz şimdilik kendinizi geliştirmeye bakın. Onunla özellikle bu konularda ilgilenmeyin. Aranızdaki muhabbet arttıkça sizin etkiniz de artabilir ama bu mantıkla onu kendinizden itmiş oluyorsunuz. Bir de böylesini deneyin.
Kıymetli kardeşim, geçmişte kalan hatalarından dolayı Allah'a istiğfar eyle her daim. Peygamberimiz bile her gün 70'ten fazla istiğfar ederdi. Annen ile aranı iyileştirmeye odaklan sen. Onunla tartışacağın konulardan uzak dur. Bu tür çekişmelerden olabildiğince uzak dur. Gündemini boşalt. Sınavlarına ve derslerine odaklan. Sen kendini güzelce geliştir. Ruh halini en iyi şekilde koru. İnşallah bunlar yarın sana en güzel şekilde geri dönecektir. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Bacım, size tavsiyem şudur: Eşinizle direkt siz bu konuları konuşmayın artık. O size karşı inatlaşma yoluna girmişe benziyor. Onu etkileyebilecek başka arkadaşları üzerinden, çevresi ile etkilemeye çalışın onu. Mesela namaz kıldığı caminin imamına söylemeye çalışın. Biraz uzun zaman alır ama böylesi sizin için daha güvenlidir. Bir zaman siz onunla bu konuları hiç konuşmayın. Daha sonra sözünüzün etkisini artırdığını göreceksiniz. Dua etmeyi de ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bu noktadan sonra sabredeceksiniz, kalbinin yumuşamasını bekleyeceksiniz. Başka bir sıkıntınız yoksa bu nedenle boşamayın, sabredin.
aile konusundaki diğer fetvalar
Allah sana sabır versin kızım. Sen kendi aileni ve huzurunu öncelikli düşün. Eşine sarıl, çocuklarına sarıl. Annenin unutmaya çalış. Onun hakkını helal etmemesinden çekinme. Senin bir kusurun olmadığı sürece ne dediği önemli değildir. Bile bile derdini derinleştirme sen. Dua ederim senin için.
Savunma veya diğer spor için söylenebilecek söz aynıdır: Bayanın; Doktor tarafından uzun zaman diliminde de olsa sağlık açısından zararlı bulunmayan, Kadınlar arasında bile olsa avret teşhiri gibi bir sakıncanın olmadığı, Temel insanî görevler ve farz ibadetler açısından eksikliğe neden olmayan, Kumar gibi bir harama bulaşma riski taşımayan, Aile içi huzursuzluk nedeni olmayan ve Kâfirlere benzeşme riski barındırmayan sporu yapmasında sakınca yoktur.
Onları değil kendini öncelikle konu olarak gör. Yani sen kesin kurtulmuşsun da onları da kurtarıyorsun tarzında olma hiçbir zaman. Hepimizin akıbet derdi var mantığı ile hareket et. İhlasını ve gerçekten Allah rızasını kastettiğini iyice perçinleştir. İhlasında küçük bir sıkıntı olunca kenara çekil. Senin dinin güzel örneği olman çok önemlidir. Bunu önemse. Sende arıza bulmasınlar ki o arıza deliğinden sızma yapmasınlar. Kör tartışmalara girme. Herkese anlayışı kadar söz söyle. Konuşman umuma ortak olmasın. Kültürlüsü ile diğeri arasında tarz farkı göstermelisin. Zamanı iyi kullan. Her zaman her ortamda aynı şeylerle kendinden bıktırma ve itici olma. Bir gün şu konu bir gün bu konu şeklinde farklılık oluştur. Onlar için kendi başında olduğun zamanlarda dua et ki melekler de onlara sesini ulaştırmanda sana yardım etsinler. Sabırlı ol. Acele etme. Hızlı olma.
Kurban bir ibadet olarak oğlunuza da vacip oldu ise o kurban ibadetini yerine getirmekle sorumludur. Bu ibadeti onun adına siz vekâleten yani tamam sen benim kurbanımı kes diyeceği bir şekilde kesebilirsiniz, kurban olarak sakıncası olmaz. Yine de siz onun kendisinin bu ibadeti eda etmesini yönlendirin, daha kalıcı bir iş olur.
Erkeğin eşine huzurlu bir ev sağlaması görevidir. Bu kadının hakkıdır. Huzurun anlamlarından biri de evde kadının tek kalabileceği bir ortamın oluşmasıdır. Fukahamız, bu tek kalmada erkeğin anne babası veya onlardan birinin bulunmasını bile engel kabul etmiştir. Bu da kadının rızası yoksa erkeğin eşinin yanına yakınlarından birini yerleştiremeyeceği demektir. Genel ikamet veya yolculuk gibi durumlar için bu kural aynıdır. Elbette zaruret gibi olağandışı durumları istisna görmemiz gerekir. Ayrıca eşler arasında bu tür konularda karşılıklı anlayış ve saygı yoksa pratikte gördüğümüz odur ki kimsenin “Dinimiz bu konuda ne der?” diye merak ettiği de olmuyor maalesef.
Meseleyi şöyle derleyebiliriz: Yaşadığımız toplumda yakın zamana kadar yeni evliliklerin büyük bir bölümü çocuğun babasının evinde ikinci bir odada özel hayatını yaşaması şeklinde gerçekleşiyordu. Özellikle de köy hayatında bu bir kabullenilmiş teamüldü. Ekonomik imkânlar, sosyal yapının ağırlığı da bu uygulamayı destekliyordu denebilir. Yeni dönemde ise gençler bu tür evlilikleri yürütemez oldular. Çocukları üzerinde otorite sıkıntısı çekeceğini zanneden aileler ise bu geleneği sürdürmekte yarar görmeye devam ediyorlar. Bu uygulama asla dinimizin emri değildir. Ashab-ı Kiram içinde evlenen gençler örneklerinden bize intikal edenlerde evlenene yeni bir ev açıldığını görüyoruz. Gerçi bütün sahabî istatistiği denebilecek bir bilgiye sahip değiliz ama dinimizin “evlenen baba evinde ev kurar” tarzında bir emri olsa idi elimizde evlenince yeni bir ev kurmuş sahabî bilgisi asla bulunmazdı. Dolayısıyla ailelerin “evimizde ikinci bir ev kuracağız” şeklindeki baskıları dine dayandırılamaz. Evet, ortada böyle bir evliliğin yani çocuğun babası ile aynı evi kullandığı bir tarzın yasaklayıcısı emir de yoktur. Evladın baba ve annesinin hizmetini görmesi bu mesele ile bağlantılı değildir. Her şeyden önce anne babanın hizmeti, ihtiyaçlarının karşılanması çocuğun vazifesidir ve bu vazife bir ev ile sınırlı değildir hayat devam ettikçe anne babaya karşı sorumluluk devam edecektir. Evlenen çocuğun başka bir ev ortamında yaşıyor olması vazifede ihmal nedeni olamaz. Başta Hanefi fukahası olmak üzere fakihler evlenecek kadının tuvaleti, banyosu, mutfağı ve yatak odası müstakil bir ev istemesi, eşinin kardeşleri hatta anne babası ile dahi bir arada durmamayı istemesi açısından meseleye baktıklarında kadının bunları isteme hakkı olduğunu söylemişlerdir. Fakihlerin beyanının özeti şudur: Kadın evlenirken müstakil bir ev ve müstakil bir hayat ister. Ev üstüne ev yapılmaz atasözü ile özetlenebilecek talep yani gencin babasının evinde evlenmesi uygulaması belirttiğimiz “kadının müstakil ev isteme hakkı” prensibine ters düşmektedir. Gelin olacak kadının eşinden ve doğurduklarından başkası ile bir arada durmamış olmasını sağlayacak müstakil ortamı oluşturabilecek örneğin dubleks ev gibi ya da geline dilediği gibi rahat ortam sağlayacak geniş ev alternatifleri kabul edilebilir, edilmelidir. Eğer kadının mahremiyeti korunamıyorsa kadın bu konuda tartışmaya mahal kalmayacak şekilde haklıdır. Aile dünyamız ne yazık ki böyle riskler üzerine kurulamayacak kadar zor zamanlardan geçmektedir. Olağanüstü veya geçici bir durum söz konusu değilse müstakil ev yönünde tercih yapılmalıdır. Bilhassa bunun sanki dinimizin emri imiş gibi öne çıkarılması gayet yanlış bir iddiadır.