Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm Hocam, benim biraz aile sorunum var. Ben bir erkeğim ve eşim düğünde kendisine alınan altınları babasının evinde saklıyormuş. Kendi evimizden götürüp babasının evine koymuş. Daha sonra benim haberim olmadan altınları bankaya koyarak para götürmüşler. Bunu da annesi ve babası yapmış eşimin izni ile. Ama benim hiç haberim yok. Bende duyunca kavga ettim ve eşimi kendi evlerinde terk ettim. Hocam benim haberim olmadan altınları bankaya koyup para çekmek ne kadar doğru ola bilir? 2. Eşime tesettür giymesini emrediyorum dinlemiyor. Bana diyor ki ölsem bile tesettür giymem, boşansam bile yine giymem. Annesi de kızım doğru soyluyor diyor. Namaz kilsin ama tesettür olmaz diyorlar. Annesi istiyorsan kızımı boşa diyor. Bir kız çocuğum var birid e yakında olacak. Şimdilik esimle konuşmuyoruz. Babasındaoturuyor. Hocam ne yapacağımı şaşırdım. Kuranda tesettür ayeti diyorum dinlemiyor. Kocadan habersiz iş yapılmaz diyorum, Annesi bana altınlar kızımın kendisi bilir diyor. Ben bu durumda ne yapayım? Bir kız çocuğum var bir de erkek olacak esim hamile. Beni dinlemiyorlar. Kendi fikirlerini yürütüyorlar. Ne yapacağımı şaşırdım? Sizden yardım bekliyorum. Cevabınız benim için önemli. Allah razı olsun.
Cevap
Benzer fetvalar
Evet, size vaat ettiği mehri vermek zorundadır. Size ait olan altınları almaya hakkı yoktur. Nikâh akdinde geçerli olan yalnız yaşama sözünüzde hakkınız vardır. Bunlar sizin hakkınız ama sırf bu nedenle boşanmaya kalkarsanız yarın içiniz yanar ve yaptığınıza pişman olabilirsiniz. Sabrı sonuna kadar zorlasanız daha iyi edersiniz.
Selamünaleyküm. Okuyup geçinmenizi sağlamanız yönünde size verilen telkine uymak zorunda değilsiniz. Bir bayanı babası, nikâhlanınca da eşi bakmak zorundadır. Bizim dinimizde bayanlar, evlerinin kraliçeleri gibidirler; ilke olarak çalışmazlar. Yalnız siz, bu kararınızı ne kadar duygusallıkla verip vermediğinizi, ilimden ne anladığınızı, çıkacak boşluğu nasıl dolduracağınızı iyi düşünün.
Selamünaleyküm. Sen, boşayan erkek olma. O, boşanan kadın olsun. Sen sonra pişman olmazsın, o pişman olur. Böyle yapmazsan, bir zaman sonra şeytan seni pişmanlığa sevk eder. Daha sabırlı ol. Bir kere daha git al onu. Annesinin yanında da de ki: 'Bu son almamdır, bir daha almayacağım.' Sabırlı ol ve kazan.
Selamünaleyküm. Çok gergin bir durumdasınız. Eşinizin size verdiği iki yıl sözünde durması gerekir. Sizin de ev değiştirme uğruna ayrılmayı göze almanızı gayet çocukça buldum. Dul kalmaya değer bir işkence mi görüyorsunuz? Eşinizle daha makul ölçülerle konuşsanız, nihayetinde kadınların erkekleri ikna etmeleri kolaydır. İnatlaşarak ise bir yere gelemezsiniz. Eşinizin bir Sünnet'i yapmak için size sorması ise asla gerekmez.
Selamünaleyküm. Çok gergin bir durumdasınız. Eşinizin size verdiği iki yıl sözünde durması gerekir. Sizin de ev değiştirme uğruna ayrılmayı göze almanızı gayet çocukça buldum. Dul kalmaya değer bir işkence mi görüyorsunuz? Eşinizle daha makul ölçülerle konuşsanız, nihayetinde kadınların erkekleri ikna etmeleri kolaydır. İnatlaşarak ise bir yere gelemezsiniz. Eşinizin bir Sünnet'i yapmak için size sorması ise asla gerekmez.
Selamünaleyküm. Siz de biraz agresifsiniz her halde. Hamile bir kadını idare etmelisiniz. Ürküterek ya da siz kaçarak hiçbir sorunu çözemezsiniz. Sabredip kazanmakla, hırçınlaşıp kaybetmek arasında tercih yapmalısınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Değerli kardeşim, fitne bu ümmetin en ağır düşmanıdır. Ashabı kiram bile fitne karşısında tam anlamıyla zorlandılar. Fitne, iyinin ve kötünün iç içe girdiği, iyinin kötüden ayrıt edilmesinin zorlaştığı ortam demektir. Allah’a niyazımız odur ki, bizi fitneye düşürmeden ruhumuzu alsın. Dikkat ederseniz, örneğini verdiğiniz durum sadece o örnekle sınırlı değildir. Filistin başta olmak üzere hemen her yerde benzerini görebilir ve kahrolabilirsiniz eseften. Yaşadığımız dönem, böyle bir imtihanı gerektirmiştir. Sabır ve sebatla yolumuza devam etmeye mecburuz. Burada bir noktayı iyi anlamamız gerekir: Biz, dinimiz her şeyin üstündedir, dinimiz için varız türünden iddialarda bulunuyoruz. Uygulamaya geldiğinde ne kadar bunu gerçekleştiriyoruz? Dikkat ederseniz, herkes bunu iddia ediyor ama iş pratiğe gelince onun meselesinin de din olduğunu, dolayısıyla bir taviz vermesinin gerekmediğini adeta o kazanırsa din kazanacak, kaybederse din kaybedecek demeye getirdiğini görürsünüz. Burada da afet başlıyor aslında. Ne kadar nefislerimizi hesaba çekebiliyoruz? Ne kadar biz dinimiz için varız da dinimiz bizim için var değildir, sorusunu değerlendirebiliyoruz? Böyle bir kaos ortamında kim konuşursa konuşsun, kimin menfaatine uygun düşüyorsa sözleri sadece onun tarafından rağbet bulacaktır. Böyle olmamalı idik, böyle emredilmedik biz. Ciddi bir şekilde DİNİMİZ HER ŞEYİN ÜSTÜNDEDİR VE BİZİM YAPTIĞIMIZ HER ŞEY MUHAKKAK DİN DEMEK DEĞİLDİR şuurunu yerleştirmemiz gerekiyor. Aksi takdirde yüzme bilip dereye gelince her şeyi unutarak boğulma ile karşılaşacağız demektir. Sabrederek, sebat ederek, Kur'an ve Sünnet'e sarılarak geçirmemiz gereken bir dönemi yaşıyoruz. Bu kardeşinizin kanaati, Kur'an ve Sünnet ölçülerine sadakat açısından ipin ucunun bir nebze kaçtığı eklindedir. Seviye düşmüştür, menfaatlere göre şekillenmiştir. Her oturuş kalkışımızı cihat olarak isimlendirmenin hata olduğunu zannediyoruz. Allah yardımcımız olsun. Dua eder, duanızı bekleriz.
Selamünaleyküm. Bir süreliğine meal okumayın, ilmihal ve benzeri kitapları inceleyin. Bu durum sizde hastalığa dönüşebilir, dikkatli olun. Kur'an'ın kendisini okuyun. Bu tür meseleleri incelemeyin.
Selamünaleyküm. O aileden kimse sizin babanız anneniz değildir, kendi anne babanızı bilin, söyleyin, onlarla ilgilenin. Nikâh meselesinde ise bilinmişliğinizi etkileyecek bir durum söz konusu ise yani o bilgi nedeniyle şahitler sizi tanımayacaklarsa bu bir sorundur. Böyle değilse nikâh açısından sorun yoktur.
Selamünaleyküm. Dükkânla alakası olduğunu düşünmeyin. Siz, helal yiyin helal yaşayın. Allah yardımcınız olsun. Size afiyetler ihsan etsin.
Selamünaleyküm. Böyle bir evlilik yapma. Sevemediğinle evlenme.
Selamünaleyküm. Cuma namazına erken gidip, Cuma vakarını taşımak kastediliyor. Saat değil erkencilik ve ilgi söz konusudur. Kur'an ile alakalı hadiste ise hem Kur'an okumak/okutmak hem de amel etmek söz konusudur. Birini diğerinden ayırmak mümkün olmaz.