Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim sorum evlilikte aile rızası ve kul hakkı ile ilgili. Ben çevremde bana uygun bir eş olmadığını düşünerek İslami bir evlilik sitesinden yaşıtım bir hanımla tanıştım. İlk bir hafta dolarken evlenme teklif ettim ve kabul etti. Üç ay sonra ise kendi aileme açıklamaya karar verdim. Babam internet üzerinden evliliklere güven olmayacağını düşündüğü için kesin bir dille reddetti. Hatta kız biraz uzakta oturuyordu ve oraya gidersem beni çiğnemiş olacaksın dedi. Ben üç dört gün babama küstüm ve çevreme de kötü davrandım. Sonra babamın hastalandığını öğrendim. Tek sebebi son birkaç gündür yaşadığı gerilim ve üzüntü idi. Ben de evlenme teklif ettiğim kıza uzun bir cep telefonu mesajıyla aileme zarar vermemek için ayrılmamız gerektiğini bildirdim. Bu durumda kendisi bana olan tüm manevi haklarını haram etti. İzleyen süreçte büyük suçluluk duydum ama bu ruh halimi ne kendi ailem ne de ayrıldığım kişi anlayabildi. Ben de Rabbim büyüktür diyerek ibadetlerime sarıldım. Ancak bu üzerimde haram edilmiş hak kalması kalben sürekli üzüntü duymama sebep oldu. Ailem evlenme niyetiyle başka bir görüşme yapmamı istedi. Ama suçluluk duyduğum ve haram olan hakkından dolayı evlilik hevesim kalmadı. Sonra vicdanımı rahatlatmak ve hakkımı helal kıldırmak için tekrar aynı hanıma mesaj attım ve bana süre tanımasını istedim. Sevgimizde bir azalma yoktu ve kendisi de dindar birisi idi. Bu süre içerisinde bu kez de başka meselelerden babamla tartışmalarımız oldu. Tartışma nedeniyle değildi ama babam tekrar hastalandı. Ben de ikinci kez bu riski göze alamayacağımı söyleyerek tekrar ayrıldım. Bu durumda hakkının haram olduğunu yeniledi. Bu durumda ben internette eş adayı bulduğumu aileme durum ciddileşmeden haber vermediğim için suçlu muyum? Bir tarafta babamın hakkı olmasına rağmen, terk ettiğim kız hakkını haram etmekte haklı mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Anlattığın gibi bir durumda baban haksızdır. Böyle bir kararında babana itaat etmen gerekmez. Onu yok kabul etmen de uygun düşmez. Buna göre şöyle bir uygulama yapmanı tavsiye edebiliriz: Yaşadığın yörede kızların evlilik yaşı için normal bir yaşta isen bu işi başlat. Mesela on dokuz yaşı genelde henüz erken gibi görülüyor. Baban bu durumda haklı sayılabilir. Yirmi beş civarı ise baban haksızdır. Evlenmen biyolojik olarak gerekli duruma geldi mi yani artık zihnini ve aklını meşgul ediyor mu? Bu kararı duygusal olarak değil akılla ver. Ailenizden dede ve amca, dayı gibilerle durumu istişare et, onlar sana haklısın kızım diyorlar mı? Tek kalmamaya çalış. Eş adayına babanla sorun yaşanabileceğini bildir. Bunu kaldırıp kaldıramayacağını öğren, seni yolda bırakmasın. Annene ve babana artık evlenmek için yasal haklarını kullanabileceğini açık bir dille söyle. Hiçbir şekilde geri adım atmazlarsa eş adayınla size en yakın müftülüğe git ve nikâh kıydır, evlen. Vebale girmezsin. Bunları yapmaya cesaretin gelmiyorsa, senin evlilik vaktin henüz gelmemiş demektir, biraz daha sabret.
Daha sonra oluşabilecek olumsuzlukları dikkate aldığınızda olması gerekeni yaptığınız anlaşılacaktır. Özel bir ilişki veya benzeri özel bir hata söz konusu değilse yanlış yapmış sayılmazsınız. Elbette bayanlar açısından kendisi ile görüşülüp ayrılması olumsuz bir durumdur ama gelecekteki huzur dikkate alındığında onun açısından da iyi olmuştur. Şimdiki küçük yaralar yarın büyük olacaktı.
Selamünaleyküm. Annenizin bu konudaki talebinin vicdani değeri vardır, dinen bağlayıcılığı yoktur. O açıdan evlenmenizde sakınca yoktur. Erkeğin hanımının izni de şart değildir. Sizin asıl dikkat etmeniz gereken şudur: Bir haram işleyerek başlatacağınız bu sürecin yarınını iyi düşünün. İyi bir işe kötü başladınız. Çok düşünün, duygusal olmamaya çalışın. Bir de hizmet ve din gibi kelimeleri bu süreç adına kullanmayın. Çok istişare edin.
Selamünaleyküm. Şu iki sözü dikkatle kaydet, kararını da ona göre ver: a-Sen artık geri dönülmeyecekmiş gibi kararlı duruyorsun, dolayısıyla bizim sana tavsiyemizin bir anlamı yoktur. Bu nedenle, o kızın şu durumu, bu özelliğini değil de kendi gönül kaptırmışlığını öne çıkarman daha akıllıca olur. b-Anne babanın sana, evlenmemeyi emretme hakları olmaz bu durumda. Başka bir EVLATLIK KUSURUN yok da sadece bu nedenle engellemek istiyorlarsa buna hakları yoktur. Sen, onları dinlememekle pişman olacağın bir işi yapıyorsun. Dinen durum budur.
Zorla evlendirildiğin, istemediğin bir hayatı yaşamak zorunda kaldığın ve eşinden sürekli kötü muamele gördüğün bir evlilik ne dinen ne de vicdanen kabul edilebilir bir durumdur. Öncelikle Allah seni seviyor ve senin için en hayırlısını istiyor. Ama insanlar sana zulmetmiş, senin dualarını dinlememiş. Bu zulmü yapan Allah değil, insanlar! Sen dua ettin, ağladın ama ailen zorla seni evlendirdi. Bu, Allah’ın sana bir ceza vermesi değil, insanların sana zulmetmesidir. Şu an kalbin kırık, Allah’a olan güvenin sarsılmış gibi hissediyorsun. Ama unutma, Allah her zaman senin yanında. Bak, Allah sana bu zorluktan çıkma hakkını veriyor. Senin bu evliliğe mahkûm olmadığını, çıkış kapısının açık olduğunu bilmen gerek. Allah’a küsen sen değilsin, aslında insanlara ve yaşadığın zulme isyan ediyorsun. Ama bu öfkeyi Allah’a yönlendirmek yerine, seni bu hale getirenlere yönlendirmelisin. Allah’ın huzuruna yönelmekten korkma! Çünkü seni en iyi anlayan, en iyi bilen O’dur. Rabbine küsmek yerine, O’na dön ve şöyle dua et: "Allah'ım, bana en hayırlı yolu göster, beni zulümden kurtar, bana sabır ve güç ver!" Aile hayatınla ilgili şahsi kanaatim önce çözüm odaklı olmaya çalışarak kurulan yuvanı sahiplenmeye çalışman daha doğrudur. Bu yaşadıkların ailenden intikam almak için gösterdiğin refleksten kaynaklanabilir. Dolayısıyla geçmişteki yaşanan kırgınlıkları ve yanlışlıkları bir kenara atmayı başarabilirsen evde yaşanan gerginliği de azaltabilirsin. Sen gülersen kocanın da seni sahiplendiğini göreceksin. Onunla ilgilendiğinde o da sana benliğiyle dönecektir. Kocanın gözlerinin içine bak, ellerini tut, ona merhametli ol. Allah aranıza sevgi ve saygıyı yerleştirecektir. Boşanarak bilmediğin bir yola çıkman daha problemli bir sonuca götürebilir. Fakat her şeye rağmen kocanla mutlu bir yuva sürdüremeyeceğini düşünüyorsan ailene durumu anlat ve gerekirse desteğe ihtiyacın olduğunu söyle. Sen kararını ver ve adım at. Allah seninle ve seni bu sıkıntıdan çıkaracak olan da O’dur.
Selamünaleyküm. Size geçmiş olsun diyorum. Elbette bir kadın için bu hususta sabretmek gayet zordur. Sabretmeseniz ne kazanacaksınız? Bir de bunu düşünün.Sözümü ne kadar dinleyebileceğinizi bilmiyorum. Buna rağmen size şunu söyleyeyim: Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışın. Günlük hayatınıza bakın. O konulara o istese de girmeyin. Böyle bir yıl geçmeden, eşinizin size çok daha istekli ve samimi geri geleceğine inanabilirsiniz. Bunu yapabilir misiniz bilmem ama tek çare budur ve dulluktan daha iyidir. Geçmişte sizin de sebep olduğunuz hatalar olmuş, eşinizin hataları size zulme dönüşmüş... Bunlara takılıp kalmayın. Bundan sonrasını kazanmaya bakın. Çare budur. Dulluktan iyi olan ne ise onu yapmalısınız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kere sizin, bu ayrıntıya girmeden, öyle bir eşi boşama erkekliği göstermeniz daha doğru olurdu. Gereksiz bir ayrıntıya girmeyin. Öyle veya böyle, mahkemenin kararı nikâh açısından bir şüphedir. Şüphe ile nikâh devam etmez.
Selamünaleyküm. Müslüman normal şartlarda kendi dininden olanın malını kullanmalıdır. Abartılı fiyat farkı, sağlığı etkileyecek oranda sağlık sorunu oluşuyorsa Müslüman olmayanın malı da kullanılabilir. Bu ölçülerin tespitinde ise herkesin kalbi hakemdir.
Selamünaleyküm. Promosyonu al ama bütçene katma.
Siz, uygulama ile de bunun böyle olduğuna kani iseniz, iyileşince de oruç tutmaya kararınız varsa sakıncası yoktur, yiyebilirsiniz. Alenen yemeyin. Tutamadığınız günleri sayın, iyileşince onları tutun. İyileşmeyeceğiniz belli olursa her bir gün için bir fitre miktarı sadaka verin.
Selamünaleyküm. Bunu bir emir veya hüküm olarak anlamak doğru değildir.
Selamünaleyküm. Bu durumu, nikâhın işlem altına alınması olarak görün ve o şekilde katılın.