İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Fıkhi açıdan ceninin durumu nedir?

Cevap

Biyolojik bir varlık olarak insan yavrusunun döllenmeden doğuma kadar geçen süredeki gelişim aşamaları tıbbi terminolojide zigot, embriyo ve fetüs kavramlarıyla ifade edilmektedir. Erkek üreme hücresi sperm ile dişi üreme hücresi oositin (yumurta) döllenmesiyle oluşan “zigot” 5-7 günlük bir süreçte rahme tutunur. Yedi günlük bu organizmaya “embriyo” denir. Gebeliğin ilk sekiz haftası ise “embriyonal dönem” olarak adlandırılır. Sekizinci haftadan sonra embriyo “fetüs” ismini alırken, doğuma kadar geçen süreye de “fetal dönem” denilmektedir. Fıkıh ıstılahında ise anne rahmindeki bebek için “cenin” kavramı kullanılmaktadır. Gelişiminin muhtelif aşamalarına göre “gayru müstebîni’l-hılka (organları henüz belirmemiş)” ve “müstebînü’l-hılka (organlarının bir kısmı ya da tamamı belirginleşmiş)” cenin isimleri ile anılmaktadır (İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 341; Bilmen, Ömer Nasuhi, Hukuk-i İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhıyye Kamusu, Bilmen Yayınevi, İstanbul 1985, III, 145). Fakihlerin çoğunun, rahimdeki oluşumu canlı olarak tanımlarken gizli ya da görünür bir şekilde insan sureti taşımasını gerekli görmeleri, düşen kitlenin cenin olduğundan emin olmak ihtiyacından kaynaklanmıştır. Günümüz tıbbi bilgilerin ortaya koyduğu üzere, ister laboratuvar ortamında ister anne rahminde olsun, sperm ve yumurtanın döllenmesiyle oluşan embriyo henüz organları belirmemiş olsa da insan olma potansiyeli taşıyan bir canlıdır; dolayısıyla hayat hakkına sahiptir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tüp bebek çalışmasında üretilen embriyoların kullanılması ile alakalı olarak şu hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir: a- Nikâhlı iki eşin doğal yollarla bebek oluşturamıyorlarsa tüp bebek çalışması yapması, bu iki eşten başka üçüncü bir kişi devreye girmeden ve erkeğin ölümünden önce olmak kaydıyla caiz görülmüştür. b- Kadından üretilecek embriyoların elde edilmesi yoğun bir çalışmayı ve kadının yorulmasını gerektirmektedir. Üzerinde çalışma yapılan ve rahme yerleştirilen embriyolarda başarı oranı çok düşük olduğu için birkaç kere deneme yapılması gerekebilmektedir. Her deneme için yeniden bir yoğunluk yaşanması yerine ilk çalışmada birden çok embriyo üretilmekte ve bunların biri veya ikisi rahme yerleştirilmektedir. Başarılı olursa onlarla devam ediliyor, başarılı olmazsa eldeki embriyolardan bir başkası yerleştiriliyor. Bu esnada eldeki embriyoların canlı yaşayabilmesi için de “dondurulma” denen bir sistemle muhafaza edilmektedir. c- Eşlerin beklentisinin karşılanması veya çalışmadan vazgeçmeleri gibi bir durumda da dondurulmuş durumdaki embriyolar laboratuvarda kalmaktadır. Bu noktada da telafisi sıkıntılı iki sorun çıkıyor. Birincisi: Bu embriyolar imha edilecektir. Bunların imhası bir nevi kürtaj demektir. Zira eldeki embriyolar cenindir yani bebektir. Elde bekleyen beş on embriyonun her biri bir kürtaj denebilecek yöntemle imha edilecektir. Bunun fıkhî bir boyutu vardır. İkincisi: Bilhassa Avrupa kültüründe bu embriyolar bankalara konmakta ve isteyene satılabilmektedir. Bunun biraz daha masum gibi duran ama hiç de masum olmayan şekli ile çocuğu olmayan kadınlar için deneme malzemesi olarak kullanılmaktadır. Bu durumda da o embriyoları veren eşler, hiç haberleri olmadan kendi menileri ile başkasının rahmindeki çocuğu oluşturmaktadırlar. Buna zina başta olmak üzere dinimiz ve iffetimiz açısından büyük bir sıkıntı olarak bakmak zorundayız. Bu nedenle diyoruz ki: Tüp bebek çalışması yapanlar, güven noktasını iyi araştırmalıdırlar. Tıbbın bu konudaki heyecanı yani bir iş üretme arzusu helal/haram ilkelerini gözetmemektedir. Bazı ülkelerin kanunları belirli sınırlamalar getirse de neticede hilesi çok ve kolay yapılmaktadır. Nesiller boyu devam edebilecek bir rezilliğe karşı çok dikkatli ve takipçi olmalıdırlar. Her defasında kullanılacak kadar embriyo üretmeli ve ikinci defa için çalışmanın ikinci defa yapılması istenmelidir. Böylesi daha güvenlidir. Çalışma sürerken eldeki embriyolar fazla ise onların muhafazası konusunda hasta, yasal gücünü de kullanarak ciddi bir takip içinde olmalıdır. Çalışma bittikten sonra da imha edilmelerini bizzat izlemelidir. Asla ve kata, embriyoları laboratuvara terk etme ve bağışlama gibi bir akılsızlık yapmamalıdırlar. Meseleyi şöyle görmelidirler: İki yaşındaki bebeğimizi laboratuvara bağışladık veya embriyoyu bağışladık! İmha edilme esnasında şöyle bir soru önümüzde duracaktır: Bu bir kürtajdır. Kürtaj ise haramdır. Evet, bu ihtimal vardır. Ancak bilhassa kırk günü dolmayan bir embriyo için ortada bir tedavi çalışması bulunduğundan ruhsat oluşabilir kanaatindeki fukahaya tabi olabiliriz. Netice olarak öyle veya böyle embriyolar imha edilmelidir.

Hocam tüp bebek tedavisinde dondurulan embriyonun kullanılmadan imha edilmesi gü
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Geçmiş olsun. Allah ecrinizi ziyade kılsın. Bu durumlardaki bebeklerin alınması tavsiye ediliyor ama fıkhen bunu uygun gören Alimler yaygın değildir. Şöyle bir mesele var: Tıp adamları olayı çocuğun yaşaması veya ölmesi açısından bakıyorlar. Dinimiz ise bunun yanında o çocuk sayesinde anne ve babanın kazanacağı sevap açısından da bakıyor. Sizin altı ay bile olsa o durumdaki bir canlıya hizmet etmeniz, onun heyecanı ile akşamlayıp sabahlamanız büyük bir ecir kaynağıdır. Size tavsiyem dokunmayın; çocuk doğsun, yaşayabildiği kadar yaşasın, size şefaatçi olarak Rabbine gitsin. Eğer anneye zarar gelme ihtimali olursa o zaman müdahale edilmesinde sakınca yoktur. Allah sabrınızı artırsın. Sabredin, sayılı günler çabuk geçer ama o sayılı günlerde kazandığımız sevaplar biiznillah bizi cennete götürür. Size de annesine de sabırlar diliyorum. Allah yardımcınız olsun.

Eşim 5 aylık hamile. Son ultrasonda çocuğun beynindeki hayati faaliyetleri yapma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadın veya erkekteki bir hastalık veya anomali sebebiyle, gebeliğin doğal yolla gerçekleşmesi mümkün olmadığı takdirde sperm, yumurta ve rahim aynı karı kocaya yani evliliği fiilen devam eden çifte ait olmak şartıyla tüp bebek tedavisi ile çocuk sahibi olmak caizdir. Tıbbî zorunluluk hallerinde, üreme hücresinin dondurulmasında ve dondurulan bu hücrenin, ileride döllendirilme anındaki nikâhlı eşin üreme hücresiyle aşılanmasında da dinen bir sakınca yoktur. Bunun yanında tüp bebek uygulamasında tıbben gerekli olan asgari miktarda yumurtanın döllenmesiyle yetinilmeli, gereğinden fazla embriyo oluşturmaktan ve bunları dondurmaktan kaçınılmalıdır. Evlilik devam ederken embriyonun dondurularak daha sonra kullanılmak üzere muhafaza edilmesi, birçok mefsedeti ve sakıncalı sonucu beraberinde getireceğinden doğru değildir. Bu bağlamda kocası ölmüş olan kadının, daha önce evlilik sürecindeyken kocasının dondurulmuş spermlerini veya tüp bebek yöntemiyle oluşturulmuş embriyoları, ölümü takip eden iddet süresi içerisinde de olsa kullanarak gebe kalması caiz değildir. Evliliğin boşanmayla sona ermesi durumunda da aynı hüküm geçerlidir.

Dondurulmuş Sperm veya Embriyonun Kocanın Ölümünden Sonra Kullanılması
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Düşük veya kürtajda, İNSAN ŞEKLİ ALMIŞ BİR CENİN, çıkmasından sonra akan kanı lohusalık kanı yapar. Bu da yaklaşık kırk günden sonraki dönem içindir. Bu durum oluşmadan ortaya çıkan düşük veya kürtaj gibi durumlarda gelen kan özür kanıdır, lohusalık kanı değildir. Sizin durumunuz, insan şekline benzer bir cenin oluşmadığı yönünde olduğuna göre kanamanız lohusalık kanaması değildir. Özürlü kabul edilebilirsiniz. Kendinizi de başka çocuğu olmayacak gibi irdelemeye inandırmayın. Sabredin, ayakta kalın, anneliğe adaylığa devam edin. Allah yardımcınız olsun.

Hocam 4 Mart günü hamile olduğumu öğrendim. Başta her şey çok güzel giderken 6.
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bir Müslüman'ın birinci ve tartışmasız bilgi kaynağı kitabımız Kur'an'dır. Kur'an'da ne varsa müslüman onu kendisi için bağlayıcı ve tartışmasız bilgi olarak görür, öyle iman eder. Kur'an'da bulunmayan bir mesele için Müslüman Peygamber aleyhisselamın hadislerine müracaat eder. Sahih ve sarih yani Müslüman'ı bilgi olarak bağlayan bir hadis bulduktan sonra mesele yine bitmiş olur.Bu iki kaynakta bulunmayan bir hususta ise bu iki kaynağa vukufiyeti ile bilinen bir müçtehidin içtihadı ile amel eder. Bunu da fıkıhla amel etmek olarak adlandırabiliriz. Gerek birinci ve gerekse ikinci kaynağın nasıl kullanılacağını da yine fıkıh ehlinden öğreniriz. Netice olarak avami bir ifade ile beyan edecek olursak, bizim eşimizle ne zaman ve nasıl beraber olacağımızı belirleyen esasında Allah Teâlâ'dır. Bu ya direk O'nun kitabından ya da Peygamber'inin Sünnet'inden anlaşılır. Bunu anlayana da Fakîh denmektedir. Bu bilgi kaynaklarının dışında bir Müslüman'ı din olarak bağlayacak bilgi kaynağı yoktur. Tavsiye niteliğinde öğütler olabilir. Sözünü ettiğiniz konuda ne Allah'ın kitabı Kur'an'da ne Sünnet'te ne de fıkıhta muteber bir görüş yoktur. Bir Müslüman eşiyle kadının aybaşı hâli dışında ebediyyen bütün zamanlarda serbes bir ilişkide bulunabilir. Dinimizin ilkeleri bu şekildedir.İbrahim Hakkı veya başka bir zatın yanılması mümkündür. Böyle bir konuda yanılmış olması da onun değerini düşürmez. Nihayetinde içtihat etmiştir, asıl kaynağımız Kur'an bizim için ebediyen değişmez bir kaynaktır. Allah'a emanet olun.

Hocam;Ben 5 yıllık evli bir bayanım,Çocuğum yok.Eşim 1 gününü bir Mümine yaraşır
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadının bu fani dünyadaki çilelerinden biri de düşük yapmasıdır. Şüphesiz bu da kadının ahiretteki hasenatından biridir. Kadın kesinlikle düşük yaptığı için kederlenmemelidir. Tıbben yapılabilecek bir tedavi varsa onu yapmalıdır ama asla bir uğursuzluk türü batıl itikada yanaşmamalıdır. Düşük yapmanın hiçbir şekilde kişinin dini ve ahlâkı ile alakası yoktur, tamamen sağlıkla ilgili bir konudur. Öncelikle böyle düşünülmesi gerektiğini bilmemiz lazımdır. Şeytanın bu kadar hassas bir konu üzerinden itikadımızı ve moralimizi kemirmesine izin vermemeliyiz. Kadın da eşi de bu olayı, kendileri için tam bir sabır imtihanı olarak görmeli ve kazanmaya çalışmalıdırlar. Düşükle ilgili bilinmesi gereken hükümlere gelince: Düşük, KADININ ÖLÜ OLARAK ÇIKARDIĞI ÇOCUK demektir. Üç aylık veya dokuz aylık olması bu ifadeyi değiştirmez. Doğan çocuk, bir ses verecek kadar da olsa yaşamadıkça çıkan şey düşüktür. Çıkan şey kan pıhtısı şeklinde ise yani ilk günlerinde ise yıkanmayacağı bellidir. Organları belli olacak şekilde düşen bir çocuk ise yıkanır. Düşük çocuk normal insan cenazesi gibi kefenlenmez. Temiz bir beze güzelce sarılır, onun kefenlenmesi de odur. Bir ses vermeden çıkan çocuk yani düşük için cenaze namazına gerek yoktur. Bazı âlimler insan bedenine hürmeten kılınsa iyi olur demişlerdir ama bir görev değildir bu. Dört ay on günden sonra çıkanlar için kılınsa sakıncası olmaz. Henüz beden ayrıntıları belli olmamış günlerinde düşen çocuk için defin işlemi büyük insan gibi yapılmaz. İnsan bedenine hürmeten saygın bir şekilde bir kenara defnedilir. Daha sonraki dönemlerinde çıkan ise büyük cenaze gibi bir defin olmasa da mezarda bir kenara yerleştirilerek defnedilir. Düşük çıkan çocuk için isim verilmesi gerekmez ama anne ve babanın moraline takviye olması bakımından bir isim verilebilir. Düşük çocuğun mirasla ilgisi olmaz. Ne mirasçı olabilir ne de miras bırakabilir. Hamile kadına darbe yapılması üzerine düşen çocukla ilgili olarak özel dini hükümler vardır. Böyle bir darbeye maruz kalan veya bırakanlar GURRE hükümlerini öğrenmelidirler. (https://fetvameclisi.com/fetva-gurre-nedir-uygulamasi-nasildir-her-kurtaj-gurre-gerektirir-mi-71809.htmladresinden bakılabilir.)

Hocam, Allah sizden razı olsun sitenizi bir ilmihal kitabı gibi takip ediyorum.

TIP ve SAĞLIK konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayatın korunması, İslâm’ın korunmasını emrettiği beş temel değerden biridir. Yaşama hakkı, yumurta ve sperm hücrelerinin döllenmesiyle başlar. Bu aşamadan itibaren, annenin hayatının korunması dışında bir gerekçeyle gebeliğe son vermek caiz değildir. Ancak çoğul gebeliklerde ceninlerden yaşama perspektifi bulunmayana müdahale edilmediği takdirde diğerlerinin de kesin olarak öleceği durumlarda hasta olan cenine müdahale ile sağlıklı olanların hayatı korunabilir. Ceninlerden hepsinin sağlıklı olup birini diğerine tercih imkânı olmayan durumlarda ise bir canın yaşatılması için bir başka canın öldürülmesi dinen kabul edilemez.

Çoğul gebeliklerde ceninlerden bir ya da birkaçının hayatının sonlandırılması ca
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi halde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun deriye ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır. Bununla birlikte tırnaklarda bulunan mantar, çatlak ve benzeri rahatsızlıkların giderilmesi için başka bir tedavi yolu bulunamaz ve suyun tırnak dokusuna ulaşmasını engelleyen cila türü ilaçların kullanılması kaçınılmaz hale gelirse doktor tavsiyesine bağlı olarak bunların tedavi amacıyla kullanılmasında bir sakınca yoktur. Bu durumda tırnak cilası tedavi amaçlı ve geçici bir süre ile kullanıldığı için söz konusu işlem sargı hükmünde olacağından suyun doku veya deriye ulaşmaması abdestin geçerli olmasına engel değildir.

Tedavi amaçlı kullanılan tırnak cilası, abdest ve gusle engel olur mu?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’an ve sünnette belirtildiği gibi anne sütü esasen bebeğin beslenmesi için yaratılmış bir gıda maddesidir. Bu amacın dışında kullanılması ancak tıbbi bir zaruretin bulunması halinde söz konusu olabilir. Dolayısıyla tedavi edici bir yönü olduğu ispat edilmediği sürece insan sütünün esas amacı dışında kullanılması caiz değildir.

Anne sütünün tedavi veya kozmetik amaçlı kullanılması caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tüp bebek uygulamasında yumurta alımı ya da embriyo transferinden sonra hastaya ve bu işlemi uygulayanlara gusül almak gerekmez.

Tüp bebek yönteminde yumurta alımı veya embriyo transferi sebebiyle gusül gereki
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aromatik alkollerden olan fenil etanol, bir alkol çeşidi olsa da sarhoş edici özelliği bulunmamaktadır. Bu bakımdan içinde feniletil alkol bulunan burun spreylerini kullanmakta bir sakınca bulunmamaktadır.

Muhtevasında feniletil alkol bulunan burun spreylerini kullanmak caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gebeliği önleyici tedbirlere başvurarak doğumu kontrol altında bulundurmak bireysel düzeyde kaldığı ve sağlık açısından zararlı olmadığı müddetçe caiz görülmektedir. Uzmanların verdiği bilgiye göre doğum kontrol hapları ile ertesi gün hapları ise; yüksek doz hormon içerdiğinden, hormonal dengesizliklere ve âdet düzensizliklerine sebep olmakta, ayrıca döllenen yumurtanın rahime tutunmasına engel olabilmektedir. Bu itibarla söz konusu hapların doğum kontrol yöntemi olarak kullanılmaması uygun olur.

Ertesi gün hapı ve doğum kontrol hapı kullanmak caiz midir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.