Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Ertesi gün hapı ve doğum kontrol hapı kullanmak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Doğum kontrol hapı kullandığınız sürece adet kanının gelmesi tıbben mümkün değilse gelen lekelenmelerin istihaze/özür kabul edilmesi gerekmektedir. Gelen kanamanın adet olup olmadığını öğrenebilmek için doktorunuza muayene olmanız gerekmektedir. Âdet değilseniz gelen lekelenmelerin oruca bir etkisi de olmayacaktır.
Tıbben doğum kontrol hapı kullanırken gelen lekelenmeler âdet kabul edilmemektedir. Dolayısıyla bir günlük ilaç kullanımını aksatmadan dolayı da kaynaklansa gelen lekelenmeyi istihaze/özür kabul edebilirsiniz. Ancak direkt âdet günlerinize dolayısıyla ibadetlerinize etki edecek hususlarda dikkatli ve doktor kontrolüyle hareket etmenizi tavsiye ederiz.
İlaç neticede bir tedavidir ve insan için çaresizliğin sonucu olarak kullanılmaktadır. Alternatifi bulunmaması durumunda belirtilen sakıncalara rağmen kullanılabilir. Zarurilik bulunmayan durumlarda ise bu tür yan etkisi ağır olan ilaçlar kullanılmaz.
Selamünaleyküm. Erkek veya kadın üzerinde KALICI OLMAYAN ve KADININ AVRETİNİ YABANCIYA AÇMAYI GEREKTİRMEYEN tedbirler alınabilir. Ümmetin çoğalması ise herkese nasip olur bir hizmet değildir. O gayeyi gütmek başka şey, evliliğin nimetlerinden istifade etmek başka şeydir.
Aleykümselam. Sizden gelen kan adet kanı ise -ki bunu doktordan öğrenebilirsiniz- dört gün boyunca adetli sayılırsınız. Adet kanı değil de sıradan bir kanama gibi ise özürlü kabul edilebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Tıbben sakıncası yoksa fıkhen de sakıncası yoktur.
TIP ve SAĞLIK konusundaki diğer fetvalar
Organları belirmemiş seviyedeki cenin yıkanmadan; organlarının oluşumu tamamlanmış ya da bazı organları belirmiş seviyedeki cenin ise yıkanarak bir beze sarılarak defnedilir.
Gebeliği önleme yöntemlerinden biri de spiral adı verilen rahim içi araçlarıdır (RİA). Bu işlevinin yanı sıra uzmanların verdiği bilgiye göre spiral, rahim içi zarının incelmesini sağlayarak döllenmiş yumurtanın rahime tutunmasına da engel olabilmektedir. Öte yandan bu uygulama sırasında bir kadının mahrem yerlerine göz ve el teması söz konusu olmaktadır. Bu sebeple tıbbi bir gereklilik olmadıkça spiral uygulamasından uzak durulması uygun olur.
Tüp bebek uygulamasında yumurta alımı ya da embriyo transferinden sonra hastaya ve bu işlemi uygulayanlara gusül almak gerekmez.
Biyolojik bir varlık olarak insan yavrusunun döllenmeden doğuma kadar geçen süredeki gelişim aşamaları tıbbi terminolojide zigot, embriyo ve fetüs kavramlarıyla ifade edilmektedir. Erkek üreme hücresi sperm ile dişi üreme hücresi oositin (yumurta) döllenmesiyle oluşan “zigot” 5-7 günlük bir süreçte rahme tutunur. Yedi günlük bu organizmaya “embriyo” denir. Gebeliğin ilk sekiz haftası ise “embriyonal dönem” olarak adlandırılır. Sekizinci haftadan sonra embriyo “fetüs” ismini alırken, doğuma kadar geçen süreye de “fetal dönem” denilmektedir. Fıkıh ıstılahında ise anne rahmindeki bebek için “cenin” kavramı kullanılmaktadır. Gelişiminin muhtelif aşamalarına göre “gayru müstebîni’l-hılka (organları henüz belirmemiş)” ve “müstebînü’l-hılka (organlarının bir kısmı ya da tamamı belirginleşmiş)” cenin isimleri ile anılmaktadır (İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 341; Bilmen, Ömer Nasuhi, Hukuk-i İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhıyye Kamusu, Bilmen Yayınevi, İstanbul 1985, III, 145). Fakihlerin çoğunun, rahimdeki oluşumu canlı olarak tanımlarken gizli ya da görünür bir şekilde insan sureti taşımasını gerekli görmeleri, düşen kitlenin cenin olduğundan emin olmak ihtiyacından kaynaklanmıştır. Günümüz tıbbi bilgilerin ortaya koyduğu üzere, ister laboratuvar ortamında ister anne rahminde olsun, sperm ve yumurtanın döllenmesiyle oluşan embriyo henüz organları belirmemiş olsa da insan olma potansiyeli taşıyan bir canlıdır; dolayısıyla hayat hakkına sahiptir.
Hayatın korunması, İslâm’ın korunmasını emrettiği beş temel değerden biridir. Yaşama hakkı, yumurta ve sperm hücrelerinin döllenmesiyle başlar. Bu aşamadan itibaren, annenin hayatının korunması dışında bir gerekçeyle gebeliğe son vermek caiz değildir. Ancak çoğul gebeliklerde ceninlerden yaşama perspektifi bulunmayana müdahale edilmediği takdirde diğerlerinin de kesin olarak öleceği durumlarda hasta olan cenine müdahale ile sağlıklı olanların hayatı korunabilir. Ceninlerden hepsinin sağlıklı olup birini diğerine tercih imkânı olmayan durumlarda ise bir canın yaşatılması için bir başka canın öldürülmesi dinen kabul edilemez.
Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi halde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun deriye ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır. Bununla birlikte tırnaklarda bulunan mantar, çatlak ve benzeri rahatsızlıkların giderilmesi için başka bir tedavi yolu bulunamaz ve suyun tırnak dokusuna ulaşmasını engelleyen cila türü ilaçların kullanılması kaçınılmaz hale gelirse doktor tavsiyesine bağlı olarak bunların tedavi amacıyla kullanılmasında bir sakınca yoktur. Bu durumda tırnak cilası tedavi amaçlı ve geçici bir süre ile kullanıldığı için söz konusu işlem sargı hükmünde olacağından suyun doku veya deriye ulaşmaması abdestin geçerli olmasına engel değildir.