Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Spiral kullanmak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Kadının veya erkeğin cinsellik yapısını kökten değiştirmeyen geçici tedbirlerin alınması caizdir. Ancak, tıbbî bir özürden kaynaklanmaması halinde, kadının galiz avretinin erkek veya kadın bir doktorun önünde açılması caiz değildir. Bu ayrıntıya dikkat edelim. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bunu kürtaj olarak değil de hamileliğe önlem olarak görebiliriz. Yalnız spiralin takılmasında avretin görülmesi meselesi konunun kendisinden daha ağır bir risktir.
Selamünaleyküm. Erkek veya kadın üzerinde KALICI OLMAYAN ve KADININ AVRETİNİ YABANCIYA AÇMAYI GEREKTİRMEYEN tedbirler alınabilir. Ümmetin çoğalması ise herkese nasip olur bir hizmet değildir. O gayeyi gütmek başka şey, evliliğin nimetlerinden istifade etmek başka şeydir.
Bu, öncelikle insan sağlığı ve hayvanlara eziyet olup olmaması bakımından ele alınmalıdır. Bu iki konuda sorun oluşturmuyorsa sakıncası olmaz.
Taktırmadaki yanlış nedeniyle zamanı gelmeden çıkarılması gerekmez. Taktırma usulünde hata vardır, kullanılmasında hata yoktur. Hepimiz hatalarla dolu bir hayat yaşıyoruz. Tevbe ederek, tekrar aynısını ve benzerini yapmayarak Rabbimizin yolunda ilerleyeceğiz. Allah yardımcımız olsun.
Genel olarak tüp bebek tedavisinde durum şudur: Nikâhlı eşlerden başkasının karıştırılmadığı tedavi olarak tüp bebek tedavisi caiz görülmüştür. Bu arada sağlıklı olanların seçilmesi de tabii bir durumdur.
TIP ve SAĞLIK konusundaki diğer fetvalar
Organları belirmemiş seviyedeki cenin yıkanmadan; organlarının oluşumu tamamlanmış ya da bazı organları belirmiş seviyedeki cenin ise yıkanarak bir beze sarılarak defnedilir.
Gebeliği önleyici tedbirlere başvurarak doğumu kontrol altında bulundurmak bireysel düzeyde kaldığı ve sağlık açısından zararlı olmadığı müddetçe caiz görülmektedir. Uzmanların verdiği bilgiye göre doğum kontrol hapları ile ertesi gün hapları ise; yüksek doz hormon içerdiğinden, hormonal dengesizliklere ve âdet düzensizliklerine sebep olmakta, ayrıca döllenen yumurtanın rahime tutunmasına engel olabilmektedir. Bu itibarla söz konusu hapların doğum kontrol yöntemi olarak kullanılmaması uygun olur.
Tüp bebek uygulamasında yumurta alımı ya da embriyo transferinden sonra hastaya ve bu işlemi uygulayanlara gusül almak gerekmez.
İnsan varlığı sperm ve yumurtanın döllenmesiyle başlamakta olup ilk anından itibaren yaşam hakkının korunması gerektiğinden araştırma amaçlı embriyo üretilmesi, embriyonun deney aracı olarak kullanılması kesinlikle caiz görülemez. Bu, İslam’ın insan hayatının ve onun saygınlığının korunması ilkesine de aykırıdır.
Günümüzde bir kadının ileride çocuk sahibi olabilmesi için yumurtalıklarından toplanan yumurta hücrelerinin dondurulup saklanabilmesi mümkün hale gelmiştir. Özellikle kanser tedavisi, erken menopoz, yumurtalık rezervinin anormal seviyelere düşmesi ve yumurtalıkların alınmasını gerektirecek ameliyatlardan önce bu yola başvurulduğu bilinmektedir. Bu gibi tıbbî zorunluluk hallerinde, yumurta hücrelerinin alınması, dondurulması ve daha sonra kadının hayatta olan nikâhlı eşinin spermiyle döllenmesi kaydıyla çocuk sahibi olunmasında dinen bir sakınca yoktur. Ancak nesil emniyeti açısından dondurulmuş yumurtaların başkalarının eline geçmemesi ve belirtilen amacın dışında kullanılmaması için her türlü tedbirin alınması gerekir. Zorunlu bir durum bulunmaksızın yumurta hücrelerinin dondurulması ise tedavi niteliği taşımadığından; doğal yollardan çocuk sahibi olma süreci ile fıtrata müdahale anlamı taşıması ve mahremiyet kurallarını ihlal etmesi sebebiyle caiz değildir.
Biyolojik bir varlık olarak insan yavrusunun döllenmeden doğuma kadar geçen süredeki gelişim aşamaları tıbbi terminolojide zigot, embriyo ve fetüs kavramlarıyla ifade edilmektedir. Erkek üreme hücresi sperm ile dişi üreme hücresi oositin (yumurta) döllenmesiyle oluşan “zigot” 5-7 günlük bir süreçte rahme tutunur. Yedi günlük bu organizmaya “embriyo” denir. Gebeliğin ilk sekiz haftası ise “embriyonal dönem” olarak adlandırılır. Sekizinci haftadan sonra embriyo “fetüs” ismini alırken, doğuma kadar geçen süreye de “fetal dönem” denilmektedir. Fıkıh ıstılahında ise anne rahmindeki bebek için “cenin” kavramı kullanılmaktadır. Gelişiminin muhtelif aşamalarına göre “gayru müstebîni’l-hılka (organları henüz belirmemiş)” ve “müstebînü’l-hılka (organlarının bir kısmı ya da tamamı belirginleşmiş)” cenin isimleri ile anılmaktadır (İbn Nüceym, el-Bahr, VIII, 341; Bilmen, Ömer Nasuhi, Hukuk-i İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhıyye Kamusu, Bilmen Yayınevi, İstanbul 1985, III, 145). Fakihlerin çoğunun, rahimdeki oluşumu canlı olarak tanımlarken gizli ya da görünür bir şekilde insan sureti taşımasını gerekli görmeleri, düşen kitlenin cenin olduğundan emin olmak ihtiyacından kaynaklanmıştır. Günümüz tıbbi bilgilerin ortaya koyduğu üzere, ister laboratuvar ortamında ister anne rahminde olsun, sperm ve yumurtanın döllenmesiyle oluşan embriyo henüz organları belirmemiş olsa da insan olma potansiyeli taşıyan bir canlıdır; dolayısıyla hayat hakkına sahiptir.