Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bazı film ve dizilerde 'tabiat ananın verdiği zenginlikler, ağaç, meyve...' gibi ifadeler geçiyor. Bu tür bir diziyi izlerken bu ifadenin ciddiyetini çok düşünmeden izlemeye devam ettim. Bitince fark ettim. Doğrudan dinî bir yönelim olarak geçmiyordu dizide tabi ama ifade olarak geçiyordu. Bu durumda şirke düşmüş olur muyum? Malum, bu devirde imanı elde tutmak gibi temel bir mesele bile zorlaştı ve ben de imanımı kaybetmekten çok korkuyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
İman ve küfür, insanın ilk günlerinden beri azalıp çoğalmaktadır. Kimi zaman iman kimi zaman da küfür yükselir ama hiçbiri tamamen bitmez. Bu dünyanın düzeni böyledir. İnsanların dinin bütününe ve dinin kimi emirlerine soğuk bakmaları yeni bir durum değildir. Bu zamanda dikkatimizi çekmesi iletişim imkânlarının çok yüksek oranda yayılması sonucu her şeyin birdenbire büyüyor gibi bir algı oluşmasından dolayıdır. İnsanların Allah’a imana, dinin hükümlerine bağlılığa yanaşmamalarının sebebi kişiden kişiye değişken olabilir ama bir genelleme yaparak bu sebepleri şöyle sıralayabiliriz: İnsanların yaşadıkları toplumların etkisinde kalmaları, toplumların dış etkileri içine sızdırıp hayat tarzı haline getirmeleri, hak ile batılın karışması gibi toplumsal sorunların etkisi ile Kişilerin şehvetlerinin etkisinden sıyrılamamaları, Doğruyu bildiği halde iman ve ibadeti ötelemeleri, Allah’ın kaderine sığınma basitliği, Günahlarda ısrarcı olma, tevbeye yanaşmama, Dini ve hakikati yüzeysel anlamada inatçılık, Zenginlik ve varlık, fırsat şımarıklığı...
“Tarikattan başka yol olmayacağını” söylemek cahilliktir. “Tarikat daha iyidir” sözü ise kabul edilebilir. Dünyalığı öne çıkarmayan, dergisini sattırmayan, insanların malını konuşmayan, derdi zikrullah olan ve on sene öncesi ile on sene sonrasında aynı mal varlığına sahip olan, mü'minlerin arasına fırkalaşmayı sokmayan, şeriatın önüne hiçbir şeyi geçirmeyen, herkese okuduğu ve amel ettiği Kur'an kadar değer veren, sünnet düşkünü, fıkıh ve ilmihali tarikatından önce tutan bir şeyhin nezaretinde tarikat erbabı olmak mübarek bir iştir. Belirttiğiniz konular ise işin esası değildir. Esas olan zikrullahtır, salih ameller yapabilmektir. Bunlar ise din ve ümmet derdi olmayanların dertleridir.
Hayır, böyle bir söz o ortamda imandan çıkarıcı nitelikte değildir. Allah Teâlâ imanlarımızı korumayı hepimize kolay kılsın.
İnsanlık bu cevabı en az on bin senedir arıyor, sen de arayabilirsin. İnşaallah bütün cevaplar cennette bulunacak, oraya hazır olmalıyız.
Böyle bir ifadeden kasıt 'tanrı' kelimesinden kastedilen asıl mana olmadığı anlaşılmaktadır. Bunun için de imanı gitti dememiz zor olur ama böyle ağır ifadeleri kullanmaktan kaçınmak gerektiği de aşikârdır.
Sevgili kardeşim. Neden dini, böyle gereksiz felsefeler üzerinden anlamaya çalışıyorsunuz ki? Ashabı kiramın bilmediği, konuşmadığı hiçbir şeyde hayır olmaz. Sizin vazifeniz Allah'ın emrettiklerini yapmak, yasaklarından da kaçınmaktır. Bu iki şeyi becerin de nasıl becerirseniz becerin; şeytan sizi dinin edebiyatıyla meşgul etmesin. Gitgide din yüzünden sapık hale gelebilirsiniz. Sade ve felsefesiz bir din yaşamalısınız. Emredileni yapın, yasaklanandan kaçının, o kadar. Din, üzerinden tartışma yapılması için değildir; yaşanmak içindir. O âlime bu âlime göre değil Peygamber aleyhisselama göre yaşanacaktır din.
dizi konusundaki diğer fetvalar
Bir haramın görülmesine, yayılmasına, taklit edilmesine sebep olan o haram işlenmeye sebep olduğu sürece onu işleyenler kadar günah yazılır ona. O günahı taklit edip işleyenlere de günah yazılır. Ahirette de hesap yerinde hesabı bu toplam üzerinden sorulur maazallah. Dizi ve filmler bunun en canlı örneği kabul edilebilir. Mümin insan dizilerden oyuncu veya izleyici olarak uzak durmalıdır.
Filmin içinde küfür bir söz, davranış var ve izleyen ona rıza gösteriyorsa elbette film izlemek küfür olur. Böyle bir risk yoksa film izlemekle küfre düşmek olmaz. Harama bulaşmak olur, vakti israf olur, mü'min şahsiyeti yıpratmak olur.
Harama destek olmak, o desteğin oranı kadar harama katılmaktır. Mü'min aç ve açıkta kalmadıkça harama destek olacak bir işi yapamaz.