Fetva Meclisi
Soru
Bazı alimler cennet ve cehennem için değil de Allah sadece kendi rızası için ibadet etmemizi istiyor diyorlar. Ben şimdi cennet ve cehennem için değil de sadece Allah rızası için ibadet etsem çok yüksek makamda mı oluyorum? Bir de Allah buyuruyor ki 'bana cennet ve cehennem için ibadet edenden daha zalim kim olabilir' yani biz cenneti isteyip cehennem azabından sakınmamamız mı gerekiyor? Kaldıramıyorum hocam bunları bir türlü, ibadetten soğudum iyice, ne yapacağım bilmiyorum. Ben cehennem azabından korkarak namaz kılıyordum. Artık kendimi de zalim hissediyorum o düşünceyle namaz kılarken.
Cevap
Benzer fetvalar
Böyle bir şey yapmaya mecbur hissetme kendini. Kalbinin rahat etmediğini yapmamalısın. Dua et, kalbin rahatlasın. Allah yardımcın olsun.
Konuştuklarımız gibi elbette dinlediklerimizden de sorumluyuz. Bu sebeple dinlediğiniz şey ilahi de olsa Allah’ın rahmetinden umudu kesmeye ya da isyana sebep olmamalıdır.
Aleykümselam. Bir olgunlaşma süreci yaşıyorsunuz. Kendinizi yetiştirmeye daha fazla önem vermelisiniz. Bir tür vesvesedir yaptığınız sizin. İyi ders çalışın. Haramlardan korunun. İbadetleri aksatmayın. Erkek/kadın ilişkilerinde dikkat edin. Örnek gördüğünüz alimleri izleyin, çalışmalarını takip edin. İstişarelerde bulunun. Nasihat dinleyin. Anne babanızın duasını önemseyin. Fasit bir arkadaş çevreniz olmasın. Ve sabredin. Hepsi bu kadar.
Aleykümselam. Meselemiz felsefenin öğretilmesi veya öğretilmemesi değildir. Felsefenin din olarak öğretilmesine karşı tepkimiz vardır. Abdestin ayrıntılarını hiç okumamış ama abdest felsefesini yutmuş birinin öğrendiği şeye İSLAMÎ İlim denmeyeceğini tekit ediyoruz. Din kovanına çomak sokmak dindarlık da olamaz, din öğrenimi de olamaz. Bol bol konuşan, yenilikler üreten ama sabah namazına sıradan insanlar gibi bile kalkamayan bir talebenin öğrendiklerini benimsememiz mümkün müdür? Ashabı kiramın öğrendiklerine din ilmi demek zorundayız.
Selamünaleyküm. Gayb alemine ait bilgileri, bize ulaştığı gibi kabul etmekten başka çaremiz yoktur. Bu tür bilgilerin akılla, matematikle izah edilmesi mümkün değildir. Daldıkça ve konuşuldukça bocalamayı artırır sadece. Siz, bu tür azaba takıldınız da mesela cennetteki o muhteşem nimetleri nasıl yorumlayabildiniz ki, onlar da akılla izah edilebilir şeyler değildir. Zaten akılla izah edilebilen şeylerin cennet veya cehennemde önümüze konmasının anlamı yoktur. Buradakilerin tekrarı ne cennette ne de cehennemde yoktur. Oralara mahsus şeyleri buraların şartlarında değerlendirmek sadece kafa yorar. Allah'a emanet olunuz.
O'na itaat edelim diye yarattı. Bizim O'na ihtiyacımız olduğu için yarattı. Hoşumuza giden zevkleri de O verdi. Zorlanacağımız işleri de O emretti. Böylece kim samimi bir şekilde yaratıcısına vefa gösterecek kim de O'na nankörlük edecek bunu görmek istedi. Böylece hiç kimsenin mazeret hakkı kalmayacak ve herkes kendi işlediği amellerle cenneti ya da cehennemi hak edecek. Yaptıklarımız bizlerin şahidi olacak. Allah bunları biliyor ama bizim de mazeret etme hakkımızı kaldırıyor ve bu noktada hiç kimseyi zorlamıyor, kilitlemiyor. Her insan kendi özgür iradesiyle doğruyu ya da yanlışı tercih ediyor. İmanın hakikati de burada ortaya çıkıyor. Haramlardan kaçmak ve emredilen ibadetleri yapmak kendine zor gelen insanlar iman etmemekle çözüm bulacağını zannediyor. Gerçekten düşünen insanlar ise meseleyi idrak ediyor ve imanın tadını alıyor. Allah doğrudan ayırmasın.