Fetva Meclisi
Soru
Avrupa’da ikamet eden birisi Türkiye’de ramazanı geçirirse; zekat, fıtır sadakası ve fidyesini TL mi euro üzerinden mi verecek? Mezheplerin bu konudaki görüşleri nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Zekât olarak kayıt konmuyorsa almanızda sakınca yoktur. Zekâttır deniyorsa siz zekât alabilir biri iseniz alırsınız.
Selamünaleyküm. Müslümanların bu hususta güven veren kuruluşları var. Onlardan birini tercih ederseniz kalbiniz daha rahat olur.
Selamünaleyküm. 1- Bir ailenin bir binek arabası zekâta tabi değildir. Ailenin bir başka ferdinin arabası da zekâta tabi olmaz. Ancak zikrettiğiniz gibi dört araba ve hepsi bir kişinin gibi duruyorsa ve bunlardan biri mesela iş yerine ait değilse üçünün zekâtı verilmelidir. 2- Bir kişinin bir oturduğu bir de yazlık evi olabilir. Ticaret için saklamadıkça yani emlakçi gibi satmak için tutmadıkça evlerinden dolayı zekât vermesi gerekmez. 3- Mesela Ramazan ayının onuncu gününü takvim kabul eden biri, dokuz Ramazan'da elinden çıkanı hesaba katmaz. Dokuz Ramazan'da eline geçeni de eskilerin arasında on Ramazan'da hesaba katar. On Ramazan'dan sonra ise giren veya çıkan önemli değildir.
Selamünaleyküm. Ramazan ayı nedeniyle zekât vermeniz gerekmez. Altını da değeri değil gramı üzerinden hesaplayın. 81 gram ise zekât için hesap edilir. Bir yılı da geçsin.
Kedilerin fitresinden değil sağlığı ve yemeğinden sorumlusunuz.
Selamünaleyküm. Zekât vermenizi gerektiren bir durum yoktur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
İki husus var bu meselede. Birinci husus: Erkek kardeşle kız kardeş, ağır avret bölgesi olan göbekle diz kapağı arası dışındaki bedenlerini birbirlerinden gizlemeyebilirler. Açık bir fitne sezilmedikçe kucaklaşmaları, konuşmaları haram değildir. Öpüşme ise bize ait bir tutum değildir. Bu kelimenin telaffuzunda bile kabalık vardır. İkinci husus: Bir kadın, evlenene kadar babasının kontrolündedir. Evlendikten sonra ise kocasının kontrolünde olur. Bu şu demektir: Kocasının uygun görmediği davranışları, ona yasaklaması hakkıdır. Bu durumu bir evham konusu yapmak erkeğe, evhama neden olacak şekilde aşırılaştırmak da kadına yakışmaz.
Kendinizi bir grip olmuşa benzetin. Tam iyileşecekken tekrar öksürüyor, terliyor. Siz de böylesiniz. Yılmayın, devam edin. Kırk kere düşseniz de kırk birinciye kalkın. Çevrenizi düzgün tutmaya çalışın. Tam şeytanı yenecekken onu güldürmeyesiniz.
Evli iken zina yapmak insanlığı ve namusu bozar, perişan eder ama nikâhı bozmaz. O nikâhı yenilemek gerekmez. Yeniden insan olmak gerekir.
Tarım ürünlerinde zekât, iki türlü hesaplanmaktadır. Eğer tarım yapan kişi, ekin yapıp tahsil zamanı da mahsulünü alıyorsa o üründen onda bir oranında zekât verir. Eğer tarım yapan kişi, sulama, gübreleme, elektrik harcama gibi maliyet yükseltici bir yatırım yapıyorsa mahsulün yirmide biri oranında zekât verir. Bir husus da şudur: Elde edilen mahsulün bir nisabı vardır. Nasıl altın seksen gramı aşınca zekât konusu olmaktadır. Ziraatta da mahsulün yaklaşık olarak 670 kg civarında olması gerekir. Yoksa bir çuval buğday için zekât gerekmez. 670 kg ve üstü için bu onda bir veya yirmide bir söz konusudur. Allah mübarek kılsın.
Hiçbir namaz vaktinden önce veya sonra namaz olarak kılınmaz. On dakika bile olsa vaktinden önce kılmayın.
Hamile bir bayanın oruç tutmaması, orucunu kazaya bırakması demektir. Bunun dinen bir sakıncası yoktur. Ancak şöyle bir durum vardır: Oruç bırakmaya ruhsat veren şey, hamilelik değildir. Hamileliğin vereceği yük ve ağırlıktan ötürü zorluk çekmedir ruhsat nedeni. Eğer bu zorluk sizin için varsa çok rahat orucunuzu erteleyebilirsiniz. Doğumunuz berekete vesile olsun.