Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Bazı kardeşlerimiz büyük zatların, görünmeyen alemde ölmüş büyüklerle görüştüklerini söylüyorlar. Mesela falancanın Hz. Ali'den nasihat aldığını söylüyorlar. İslam inancında böyle şeylere inanmalı mıyız yoksa sakınmalı mıyız? Levh-i mahfuz resuller dışındakilere de açık mıdır? "Allah dilediğine gösterir bilemeyiz" şeklinde mi inanırız ya da "Gayb alemidir kimse oraya erişemez" şeklinde mi inanmalıyız?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Din ve gayb konusunda tahmin yürütmek, kanaat kullanmak mümkün değildir. Ben, bu dini bize taşıyan muhaddislerin, fukahanın ve İslam büyüklerinin çizdiği çizgileri izliyorum. Onlar da İsa aleyhisselamın ineceğini öğretmişlerdir.
Selamünaleyküm. Gaybı bilmek yalnızca Allah'a mahsustur. Allah'ın bildirdiği kadarı ile de dilediği kulları, KENDİLERİNE BİLDİRİLEN GAYB BİLGİLERİNİ bilirler. Peygamber aleyhisselam efendimizin bildirdiği gayb bilgileri de bunlardandır.
Aleykümselam. Allah Teâlâ, kimseye gücünün üstünde bir yük yüklemez. Yapamadıklarımızı gerçekten yapamıyorsak mesele yok demektir.
Aleykümselam. İmanı ile alakalı bir şey asla söyleyemeyiz. Fikirlerinin etrafında ise çok şey söylenmektedir. Daha berrak bir kaynak varken onun suyunu içmeye gerek olmadığını söyleyebilirim.
Selamünaleyküm. Her şeyden önce bilmek gelir. Bir kere anlatacak olan kulaktan dolma değil yürekten gelme bir bilgi sahibi olmalıdır. İkinci olarak da, anlatmayı bilgi aktarımı olarak değil Allah için yapılacak bir iş olarak ya da cihat olarak görmelidir. Üçüncüsü de bunu yaparken ihlasla yapmalıdır ki Allah onu amel olarak kabul buyursun. Dördüncü olarak da mesela eskilerden bir İhya ya da benzeri bir eser okumalı, insana nasıl hitap edeceğini bilerek iş yapmalıdır. Ya da mevcut zamanda yazılmış insanı anlatan eserlerden okunarak konuşma yapılmalıdır. Ama şunu hiç unutmamalıyız: Kalpler Allah'ın elindedir, O dilediğinin kalbini açar, dilediğini kilitler. Tesir ettiren O'dur. Buna göre yaptığımızda ihlâslı olacağız ki müessir olabilelim.
Aleykümselam. Ölen mü'min olmayan biri idiyse ona dua edemezsiniz. Gördüğünüz iyiliğe teşekkür etmeniz yeterlidir. Mü'min biri idiyse, onun da mezarına da gitmeden dua edebilirsiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Bir namazın farz veya nafile olması, o namazı Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bize emretmesi ile belli olur. Âlimler emretmedeki ifadelere bakarak o namazın bizi nasıl bağladığını açıklarlar. Mesela sabah namazının Sünnet olarak kılınan iki rekatı hakkındaki ifadeler oldukça yoğun olduğu için çok mühim bir nafile olarak kılınır. Aynı şekilde öğlenin farzından önce kılınan dört rekat da öyledir. İkindi ve yatsının farzından önce kılınan dört rekat hakkında ise böyle bir tekit yoktur. Sahih olmayan bazı hadislerde ikindiden önce dört rekat tavsiye edilmiştir. Bu da gösteriyor ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, ikindinin farzından önceki Sünnet namazını, sabahın farzından önceki Sünnet namazı gibi sürekli kılmamıştır. Bu nedenle ara sıra terk edilmesi hakkında konuşulmaktadır. Bu mesele ile alakalı olarak şunu tespit etmemiz gerekmektedir: Bizi ibadetlerden soğutmaya çalışan şeytanın oyunlarına dikkat etmeye mecburuz. İkindinin öncesindeki Sünnet namazı ara sıra terk etmenin de Sünnet olduğu şeklindeki bir sözü şeytan bize nasıl uygulatıyor, bunu iyi düşünelim.
Selamünaleyküm. Eksik ezanı yeniden tamamlamak gerekirdi. Ezanın eksik olması veya hiç okunmaması o vakitte kılınan namazın kabul olmasına mani değildir.
Selamünaleyküm. Buharî'de böyle bir hadis nasıl var bilemedim. Bir yanlış anlaşılma olmuş olabilir.
Aleykümselam. Kur'an'ı dinlemek de okumak gibi ibadettir. Gözle izlemek de ibadettir.
Aleykümselam. Namazda okuduğu âyette tıkanan biri, okuduğu kıraat olması için yeterli miktarı oluşturmuş ise ruküye gidebilir. Az ise başka bir âyete geçebilir. Bu namaza zarar vermez.
Aleykümselam. Duada ellerin kaldırılması Sünnet'tir. Duadan sonra ellerin yüze sürülmesi de Sünnet'tir. Allah'tan bir şey isterken ellerin içi yukarıda dışı aşağıda; bir afetten, azaptan sığınma duası yaparken ellerin dışı yukarıda içi aşağıda olacak şekilde tutulması da Sünnet olarak zikredilmiştir. Müslim'in rivayet ettiği bir hadiste Enes radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bir yağmur duasında böyle yaptığını haber vermektedir. Bazı âlimler bunu, bütün dualarda geçerli kabul etmişlerdir. (Müslim'in 895 nolu hadisi şerhinde Nevevî'nin izahı görülebilir.)