Fetva Meclisi
Soru
Sevgili hocam, fabrikada gece vardiyasında çalışıldığında (akşam sekiz - sabah sekiz) gündüz evde dinlenilirken -Kayseri için öğlen 11.30 civarında, ikindi 14.10 civarında ve akşam 16.40 civarında- çalışan arkadaşlar, uyuyabilmek için bu üç vakit namazı kazaya bıraktıklarını söylüyorlar. Bu hafta gece vardiyasına ben de geldim, gördüm ki, bu üç vakit namaz evde iken vaktinde kılındığında gece fabrikada diri durmak zor oluyor fakat imkansız değil. Arkadaşların istediği cevabı vereceğim fakat diğer taraftan da sizin de anlattığınız gibi, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Tebuk dönüşünde kırk güne yakın yol çekmesine rağmen sabah namazını kazaya bıraktıklarında 'kalkın kalkın buraya lanet yağacak' dediğini de biliyorum.
Cevap
Benzer fetvalar
Namaz vakitli olarak farz kılınmıştır. Namazı kendimize göre değil kendimizi namaza göre ayarlamaya çalışalım. Allah yardımcınız olsun. İşiniz zor. Zorlandığınız vardiyada saatinizi sabah namazına göre ayarlayıp istirahat edin. Kalkmaya çalışın. Kalkabilirseniz kılın. Kalkamazsanız kazasını kılarsınız. Fakat her hâlükârda sabah namazına kalkma mücadelenizin olması gerekir.
Selamünaleyküm. Dinimizi insan olarak yaşıyoruz. Elbette hata edeceğiz, beceremediklerimiz olacak. Eğer, yapamadıklarımız veya hatalarımız bizi kahrediyorsa sıkıntı yok demektir. Namaz kazaya bırakmak da böyle bir şeydir. İlk fırsatta hemen kaza edersek ve istiğfar da edersek mesele yoktur.
Siz sadece ikaz edin, uyandırmaya çalışın ama savcılık rolüne girmeyin. Namazdan ve kendinizden soğutursunuz maazallah.
Selamünaleyküm. Şu 'namaz kazaya kaldı' ifadesini kullanmamaya çalışın. Mü'min, ölüm gibi bir neden olursa o zaman namazının kazaya kalmasını konuşabilir. İkinci olarak da kural şudur: Bir namazın vaktinin 13'te başladığını ve 17'de bittiğini kabul edelim. O namazı kılmak için yeterli süreyi de on dakika sayalım. Buna göre o namazı kılmak için son süre 16.50’den itibaren ki son on dakikadır. Namazın kazaya kalması veya kılınıp eda edilmesi o on dakika ile alakalıdır. Kazaya kalma, borç durumuna düşme o on dakika ile alakalıdır. O on dakika içinde mü'min seferi durumda ise namaz da seferi şartlarda kazaya kalmış demektir. Mukim durumda ise mukim şartlarda kazaya kalmıştır. Kaza ederken de nasıl kazaya kaldı ise öyle kaza edecektir.
Selamünaleyküm. Bu şekilde yapmanızda kazaları bitirme açısından bir sakınca yoktur. Dikkat edin, bu durum sizi namazların sünnetlerini yok saymaya götürmesin. Bir takvim tutun, o takvime göre ne kadar kazanız kaldığını bilin. Daha rahat edersiniz. Allah amelinizi makbul kılsın. Size dualar ederiz.
Sizin durumunuzdaki bir mü'min şöyle yapmalıdır: Namaz gibi büyük bir ibadeti ihmal ettiği için tevbe etmeli ve tevbesini korumalıdır. Geçmiş namazların toplamını hesap etmeli ve onları kaza etmeye karar vermelidir. Mesela 3650 sabah namazı gibi, belirlemelidir. Ardından da “üzerime kaza kalan son sabah namazına niyet ettim” diyerek sabah namazı gibi iki rekât namaz kılmalı. Kaza ederken namazların sünnetlerinin kazası yoktur. Sadece yatsıyı kaza ederken vitir namazı da onunla beraber kaza edilir. Bu takvimi çalıştırırken mesela sabah namazlarını bitirip öğleye geçebilirsiniz veya bir günlüğü bitirip diğer güne geçebilirsiniz. İkisi de aynı sonuca götürür. Cuma namazlarının kazası olmaz, onların yerine öğleyi kaza etmiş olursunuz. Kazaları bitirmek için kendinize plan yapın. Mesela: Hafta tatillerinde bir haftalık namaz kılmak gibi ya da yatmadan önce bir günlük namaz kılmak gibi… Bu plana da sadık kalırsanız yani tevbenizin pratiğini yapmaya devam ederseniz, o tevbeye sadık kaldığınız anlaşılırsa biiznillah ömrünüz kazaları bitirmeye yetmese bile Allah’ın mağfireti size yeter.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Güzellik ve çekicilik konusundaki tereddüt sizi de etkilemiş ise ilerisi için riskli bir yol göstergesidir. Bu noktada erkenden bırakmanızı tavsiye ederiz.
Teheccüd, uyuduktan sonra kalkıp namaz kılmaktır. Yine de uyanık iken de kılınmış olsa ecir kazanmak bakımından faydalıdır.
Ezan, takvimlerde yazan İMSAK vaktinde okundu ise beklemeniz gerekmez. Hemen kılabilirsiniz. Biraz geçtikten sonra kılarsanız daha makbul olur, sevabı fazla olur ama bu hemen kılınanın olmayacağı manasında değildir. Allah kabul buyursun.
Onlara cevaptan öne sizin kendinizi mikroptan koruma derdiniz olmalıdır. Siz önce kendinizi düşünün. Zira onlara Peygamber aleyhisselam bile cevap verse ikna olmaları garanti değildir. Bu dünya imtihan yeridir. Allah'ın her kulu bir tür imtihan olacaktır. Kimi kazanacak kimi de helak olacaktır. Biz, elimizden geldiği kadar yapıp yapmamakla sorumlu oluruz. Size tavsiyem önce kendinizi korumak olsun. Onlara bir şey vermeye çalışırken size de maazallah bir mikrop bulaşır ve hiç farkında olmazsınız. Bahsettiğiniz rezillik bulaşmaz da imanınıza zarar verecek bir delik açılır kalbinizde. Gayet dikkatli olun ve işinizi çabuk bitirip dönmeye bakın.
Bu tür çirkinliklerden uzak kalmanın gereklerinden biri de şahidi bile olmamaktır. Eşiniz madem böyle bir işe bulaştı o kişiye nasihat etsin, bu bağlantı sebebi ile tevbesine vesile olmaya çalışsın. Eşinizin sözünden yemin anlaşılmadığı gibi söylemesi de uygun olandı o durumda.
Bir: Su ihtiyacınızı basit görmemelisiniz. Doktorun size önerdiği su ihtiyacını aynen alın. Bu durum size bir arıza getirirse onu fıkhen nasıl olacak diye inceleyin. İki: Eğer içtiğiniz su sizde bir idrar sıkışıklığı getiriyorsa ki anlattığınız durum tam anlamı ile bir sıkışıklıktır, kendinizi özürlü kabul edebilirsiniz. Özürlü olarak da her ezan vaktinden sonra abdest alabilirsiniz. Sıkışıklığınız için de gerekli tedbirleri alırsınız. Bizim kanaatimiz sizin özür sahibi gibi davranabileceğiniz şeklindedir. Su ihtiyacını da basit görmeyin. Geçmiş olsun.