Fetva Meclisi
Soru
Azerbaycan’da yaşıyorum. Azerbaycan’da bir gelenek var, bildiğim kadarıyla Türkiye’de de bazı illerde var; düğün gecesi bizde ‘yenge’ diye isimlendirilen, damat tarafından bir kadın zifafın sonuçlarını kızın annesine ve diğerlerine ulaştırma görevi alıyor. Kızın -affedersiniz- kız olup olmadığını araştırıyor. Zifaf sonrası kız, yengeye elbise gibi şeyleri göstererek ‘kendisinin zifafa kadar kız olduğunu, kızlık zarının kocası tarafından yırtıldığını’ ispat etmeli. Yenge ise bu bilgiyi kızın annesine ve diğerlerine ulaştırmalı. Bunun haram olduğunu biliyorum. Ama arkadaşlar ‘haram diyemezsin, haram demen için âlim olmalısın’ dediler. Doğrusu nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Örf ve adetleri sıfırlamak ne mümkündür ne de gereklidir. Belki örfü kökten reddeden bir mücadele de doğru değildir. Öyle kör bir mücadele ihtimal, itilmiş ve marjinalleşmiş biri olmayı getirebilir. Bunu bir denge üzerinden alabiliriz. Şöyle yapalım: Allah’ın şeriatına alenen ters düşen, bile bile israfa neden olan bir örf uygulamasını alamayız, alamamakta da diretiriz. Bu bizim imanımızın gereğidir deriz. Böyle uç bir örnek olmayan örfü de alıp almamayı o anki çevremiz, şartlarımıza göre kararlaştırırız. Neticede mubah bir durum ise ve biz de uygun isek sürtüşmeye gerek yoktur deriz. Örnek olarak şunu inceleyebiliriz: Bir gencin düğününde neşe ve eğlence olması tabiidir. Bu neşenin alkol, kadın erkek karma ortam gibi bir harama sebep olması ise kabul edilemez, muhakkak direnilmesi gereken bir durumdur. Kadınların kendi aralarında erkeklerin de kendi aralarında alkol, israf gibi haramlar olmadan eğlenmeleri ise doğaldır. Aynı durumu mesela tarafların birinin ağır bir hastası veya cenazesi olması gibi bir olağanüstü durum nedeni ile iptal edebilmeliyiz de. Fakir birinin düğünündeki ikramla zenginin düğünündeki ikram arasında da bir denge oluşturulmalıdır. Sorudaki kuşak uygulamasını da anlamsız ve gereksiz bulurum.
Aleykümselam. Tek bir erkeğin göreceği bir yerde bile kadının 'oynaması' hatta tesettürsüz bulunması asla caiz değildir. Düğünde oynamaya gelince, böyle bir şey sadece kadınlar arasında bile olsa netice olarak seviyesiz bir iştir. Annenize Allah akıl fikir versin. Haramın birazı olmaz. Haram haramdır. Direnin, Allah'tan sevap kazının.
Hayır, böyle bir ifade tanıtım maksatlıdır. ZİHAR ise bir tür cezalandırma ya da yemin şeklindedir. Ziharda onu söyleyen hanımını annesi gibi kendisine haram etme niyetiyle söylemiştir. Sizin ifadelerinizde ise böyle bir niyet yoktur. Bu arada ziharın makbul bir iş olmadığını da belirtmekte fayda vardır.
Amca ve teyzenin çocukları namahremdir. Kuzen olduktan sonra bunun amcanın oğlu ya da teyzenin oğlu olması değişmez. Burada asıl mesele, birinci derece olan amca, teyze, hala, dayının mahrem bunların çocukları yani ikinci derece akraba olanların namahrem olmasıdır. Bahsettiğiniz kuzenlerinize karşı onlar buluğ çağına erdikleri andan itibaren dış kıyafet şartlarını taşıyan kıyafetle yanlarında bulunmalı, mahremiyete azami derecede dikkat etmelisiniz. Henüz baliğ olmadılarsa da yavaş yavaş bu sürece hazırlamalısınız. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Öncelikli olarak ilmihal kitaplarından birini esas alarak bilginizi sağlamlaştırın. İlmihal düzeyindeki bilgiler o yaştaki çocuk için yeterlidir.
Bu kız sizin, süt yoluyla yeğeninizdir. Hiçbir şekilde evlenemezsiniz. Bunu unutun.
adet konusundaki diğer fetvalar
Dua kitaplarının her durumda okunabilirliği vardır. Özel zamanlarında bayanların dua maksatlı ayet okumaları da mümkündür. Allah muinimiz olsun.
İki kanama arasında on beş gün temizlik süresi olması gerekir. On beş gün dolmadan ortaya çıkan kanamayı ÖZÜR KANAMASI kabul ediyoruz. Oruç tutar, her vakit abdest alarak da namazınızı kılarsınız. Bunun dışında da bir değişiklik yoktur. Sonra takviminiz aslına dönünde mesele kalmaz.
Mesela hala kızı gibi evlenilmesi caiz biri için ‘evlenmek haramdır’ şeklinde bir itikat varsa bu itikat dinen tehlikelidir. Örf olarak böyle yakınlarla evlilik yapmama gibi bir anlayış yaygın ise ve bu dini olarak bağlayıcı gibi tutulmuyorsa bunda bir sakınca olmaz. Siz de bunun üzerinden bir tartışma yürüterek kendinizi yıpratmayın. Allah yardımcınız olsun.
Bu hayatta şu veya bu maksatla oynama konusu yapabileceğimiz son şey ibadettir bile denemez. İbadetleri böyle şeylere alet etmek müminin kabul edebileceği bir şey değildir. İstiğfar etmeli ve asla tekrarlamamalıdır bunu.
Adetinizin bittiğine dair beyaz akıntıyı gördüğünüz an hayızınız bitmiş demektir. O andan itibaren gusül alarak ibadetlerinize başlarsınız. Eğer gün ortasında hayızınız bitecekse önceden gusül almanız işe yaramaz. Hayızınız bitince tekrar gusül almanız gerekir. Gün ortasında gusül aldıktan sonra Ramazana hürmeten akşama kadar orucu bozacak şeylerden kaçınırsınız. Ramazan sonrasında orucunuzu kaza ederken o günü de elbette kaza etmeniz gerekmektedir. Özetle; Hayızınız imsak vaktinden bir saat, yarım saat sonra bile bitse gusül alırsınız; akşama kadar bir şey yeyip içmezsiniz ama gün oruçlu olunmuş olmaz.
Emreden Allah olduğu için ibadet yapan hangi lezzeti alıyorsa izin veren veya ‘yapma’ diyen de Allah olunca o lezzeti almalıdır. Aksi takdirde ibadetten alınan lezzet gerçek lezzet değildir. Yaratan Allah. Emreden Allah. Hükmeden Allah. Erkek veya kadın seçen Allah. Bizi değerlendirecek olan Allah. Biz ise sadece kuluz, kulluk da bunları bilip ikna olmak değil midir?