Fetva Meclisi
Soru
Hocam Efendimizin hayatında örf ve adetlerde İslam’a aykırı olmayanları alıp aykırı ve başka dinlerden kalanları terk ettiğini görüyoruz. Ben yurt dışında büyüdüğüm için Türkiye'deki gelenekleri hiç bilmiyordum. Çevremdekiler evlendikçe bazılarını öğrendim. Annem ve babam da bu konuda bilgi sahibi değiller. Açıkçası çok ilgimi çeken bir durum da olmadı. Örf ve adetleri reddetmeyip hiç uygulamamakla ifrat ve tefrit boyutuna kaçmış olur muyuz? Hocam bir de düğünlerde geline takılan kırmızı kuşak kadının bekâretini gösteren bir araç olarak görülüyor. Bunun Şamanizm'den kalan bir gelenek olduğunu okumuştum. Kadının iffeti ve mahremi olan bir konunun bir kuşağa indirgenmesi ne kadar doğru?
Cevap
Benzer fetvalar
Ailemizin huzuru ve istikrarı bizim için çok önemlidir. Allah’ın haramlarından birine açık ve net bir şekilde batmadıkça önceliğimizi aile huzurumuza vermeliyiz. Mesele açık bir harama girme düzeyine gelince ahiretimizi öncelikli tutmamız gerekeceği bellidir. Mesela alkol kullanma, elle temas etme, dans etme gibi bir abeslikle yüzleşecek olursanız net tavır koyarsınız. Bu noktaya gelmeyen sıkıntılar için yaptığınız gibi yapmaya devam edin yani kendinizi kollayarak, en kenardan yürüyerek devam edin. Allah yardımcınız olsun.
Kız çocukları, kundaktan çıktıktan sonra 'Müslüman Kız' gibi giydirilmelidirler. Belki bu, onların çarşaf ve benzeri kıyafetleri giymeleri anlamında değildir ama 'serbest' giydirilen bir kızın daha sonra 'kurallı' giydirilmesinin zor olacağına dikkat edilmesi gerekmektedir. Çok katı kuralların tatbik edildiği bir giyim de doğru değildir; nefrete neden olabilir. Bu bir imtihandır; ortasını bularak kazanmaya çalışacağız. Bu dönemde kız çocuklarımızı ciddi bir şekilde zorlayacak sorunların başında onların çevresini oluşturan akranlarının hatta kendi ailelerinden daha dindar gördükleri ailelerin kızlarının giyim kuşamlarındaki çarpıklıklardır. Bu manadaki kötü örneklik belki de dinde önder durumunda olanların kızlarının, hanımlarının giyim kuşamlarının örnekliği en az siyonizm baskısı kadar ağır bir baskıyı oluşturmaktadır günümüz aileleri için. Ama bu bir imtihan! Kızlarımızın kıyafetleri çarşaf veya abaye olmasın ama bedenlerini de teşhir etmesin. İsraf olmasın. Aylık kullanılıp atılmasın. Üzerinde küfrü simgeleyen işaretler bulunmasın. Erkekleri kışkırtan tarzda olmasın. Kızlarımız güzel giyinsin ama cinsel giyinmesin. Yedi sekiz yaşlarındaki henüz bebeklikleri geçmemiş kız çocuklarımızın düğünde giymeyi tasarladığı gelinliği hayal etmesi bir afetin işareti değil midir? Kızlarımız, aybaşı olmuş gibi görülmeye başladıklarında yavaş yavaş anneleri gibi giyinmelidirler. Bunun için de evlerimizde törenler yapılmalı, hediyeler alınmalı, övgüler yapılmalıdır. Anne baba, dede nine bu duruma mutlu olduğunu hissettirmelidir. Akrabalardan veya komşulardan bir fitneci de 'henüz erken, bırakın çocuğu' tarzında bir ifsat bombası kullanırsa onu da istiğfar edinceye kadar giriş-çıkış yasaklıları arasına koymalıyız. Çünkü böyle bir söz bütün emeklerimizin boşa gitmesini doğurabilir. Kızımız aybaşı olduktan sonra ya da aybaşı olmadı ise de on beş yaşından gün aldıktan sonra artık annesi gibi ya da mü'minlerin anneleri gibi giyinmeye mecburdur. O giyim de şudur: - Kızımızın bedenine ait ayrıntılar belli olmayacak. İnce, dar veya cinsellik yansıtan bir yönü olmayacak. - Giyimin kendisi bir ziynet ise üzerine bir dış kıyafet ilavesi ile namahremlerinin yanına çıkacak. Çocuklarımızı yetiştirmemizi sakın cihattan aşağı bir iş görmeyelim. Bilakis asrın cihadı onları yetiştirmektir. Hele hele kız çocuğu... O var ya o, bir cennet muştusudur. Her baba her anne şunu bilsin: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, üç kız çocuğu yetiştirene cennet vadetmiştir. Ancak kız çocuğu yetiştirmek onun lisanında, medreseye göndermek veya doktor yapmak değildir. Kızı, ona ümmetten olacak mücahitler yetiştirecek iffet abidesi yapmaktır. Cihat budur. Cihat budur. Cihat budur. Rabbim, bize bu çetin mücadelede yardım etsin.
Aleykümselam. Size bunu öğreten, en ihtiyatlı durumu öğretmiş. Netice olarak öyle bir hassasiyet vardır. Böyle bir hassasiyeti bir kadının kendi babası için bile düşünebiliriz neticede. Eğer hassasiyet üzerinden yol alırsak yolumuz çok incelir, işimiz gayet zor olur. Şimdiden bu tartışmaya başlamanız ise evliliğiniz açısından sıkıntı doğurur. Kayınpederi genç ve yaşlı olarak ikiye ayırmakta fayda vardır.Bu, sizin pencerenizden bakılınca böyle görülüyor.Esasen bir insanın gelininden el öpmesini beklemesi onun şahsiyeti ile alakalı bir durumdur. El öpse, sarılsa ne olur öpmese sarılmasa ne olur? İnsanlık ve hürmetimizi böyle sıradan şeylere sıkıştırmak yanlıştır. Çok dikkatli ve seviyeli davranın. Evliliğinizi böyle tartışmalar üzerine kurmayın sakın.
Selamünaleyküm. Allah'ın haramlarından bir haramı kimsenin hatırı için kabullenemeyiz. Siz, helal arayışınızda samimi olduğunuza inanıyorsanız eğer, bütün akrabalarınızı karşınıza almaya da hazır olmalısınız.
Düğünlerde iki türlü hata ortamı bulunabilmektedir. İlki yüzde yüz haram olan durumların meydana geldiği ortamlar: Alkol kullanmak, kadın-erkek bir arada oturmak, gelin ve damadın karma bir ortam önünde bulunup fotoğraf çekilmesi, erkek ve kadınlarla tokalaşmaları vb. Bu şekildeki düğünlere abimiz-ablamız-kardeşimizin düğünü olsa da katılmayız. İkinci ortam ise bu düzeyde olmayıp basit düzeydeki mekruh işlerin, laubalilik sayılabilecek durumların olduğu ortamlardır. Bu tarz düğünlere katılıp, daha iyi olanını tavsiye etmeyi tercih ederiz. Yakın akrabamız böyle bir düğün yapıyorsa gitmememiz yanlış olur. Bahsettiğiniz düğüne katılmamak babanızla sizi karşı karşıya getiriyorsa asla tartışmaya girmeden, sert cevaplar vermeden onu ikna etme yoluna girmelisiniz. Düğün günü öncesinde yapılacak yardım adına ne varsa kendinizin yapmasını teklif edebilir, bu bakımdan elinizden gelenin fazlasını yaparak yanlarında olduğunuzu hissettirerek ikna yolları arayabilirsiniz. Önemli olan, elinizden gelen tüm çabayı sarf edebilmek, Allah'ın rızasını kazanmaya çalışırken ailenizi önemsemeyen, babanıza isyan eden üslup ve davranışlarda bulunmamaktır.
Ölümden döner gibi olmuşsunuz. Allah sizi kurtarmış. Şükredin. Büyük ve samimi bir tevbe yapın. Bir daha öyle işlere dönmemeye Uhud dağı gibi büyük bir azminiz olsun. Dönün Rabbinize. Yapacak başka bir şey yok. Ama bataklığa dönmeyin. Şeytan bir kere daha sizi yakalarsa salmaz bilesiniz. Allah'a dönün ve O'nun kapısında sadık kalın.
adet konusundaki diğer fetvalar
Riyâzu’s Sâlihîn bir hadis kitabıdır. Adetli iken okunması sakıncalı olan Kur'an-ı Kerim’dir. Hadislerin okunmasında sakınca yoktur. Yalnız kitabın içinde âyet bulunması ihtimalinden ötürü direkt çıplak elle tutmamaya çalışınız. Allah mübarek etsin. İlminizle amel etmeyi size nasip etsin.
Bu konuda karıştırılan şudur: Ramazan günü hayızı iftar vaktinden önce biten bir kadın, iftara kadar oruçlu olmadığı hâlde ORUÇLU İMİŞ GİBİ durur. İftardan herhangi bir vakitten önce hayızı başlayan kadın ise yiyip içebilir. Dolayısıyla sizin bir şeyi yiyip içmemeniz diye bir şey yoktur. Geçmiş olsun.
Gusül sadece tam bir cinsel ilişkiden sonra ya da cinsel organdan meni çıkmasından sonra gerekir. Bunun dışında gusül farzı yoktur. Belirttiğiniz durumda ise kadın için guslü gerektiren bir durum yoktur. Erkek de boşalırsa yani meni çıkarsa gusleder.
Buradaki yaklaşma, cinsel organını kullanma anlamındadır. Bunu tespit edin. Cima haricindeki beraberliklerde bir sakınca yoktur. Öyle bir yanlışa düşüldükten sonra bir miktar sadaka verilmesi ve ardından da istiğfar edilmesi gerekir. Parası olmayanın ise samimi istiğfar etmesi ve tekrarından kaçınması yeterlidir.
Allah Teâlâ zevacınızı mübarek kılsın. Sizi ve yuvanızı mesut etsin. Kadınların aybaşı hâllerinde iken onlarla cinsel ilişki haramdır. Cinsel ilişki dışında ise sakıncalı bir durum yoktur. Hata ile o günlerinde cinsel ilişki yapanlar istiğfar ederler. Yapılanın hata olduğunu anlayıp tekrar yapmamak üzere istiğfar etmeleri yeterlidir. Bir miktar sadakayı bir fakire vermeniz de istiğfarınızı pekiştirir. Aybaşı hâli en fazla on gün sürebilir. On günden fazla sürmesi durumunda ise yokmuş gibi kabul edilir, kadın özürlü duruma geçer ama cinsel ilişkiye mani yoktur. Sadece doktor açısından sıkıntı söz konusu ise ona dikkat edilir. Eşinizin önceki dönemden aybaşı hâlinin nasıl sona erdiğini bilmiş olması gerekmektedir. Genelde beyaz sıvı ile “bitti” denir. O beyaz sıvı ile bittikten sonra temizlik dönemindeki farklı renklerin etkisi yoktur. Buna göre değerlendirin durumunuzu. Eşiniz muhakkak bir ilmihâlden bu hususla alakalı konuları okusun. Bundan ötesini irdeleyerek huzurunuzu kaçırmayın, saadetinize bakın. Allah sizi umduklarınızdan güzeline kavuştursun.
Huzuruşerif mescittir. Oraya özel günlerinizde giremezsiniz. Bir arkadaşınızla yardımlaşın. Mescidin bahçesi ise mescit değildir.