Fetva Meclisi
Soru
Hocam kadın adetliyken Riyâzu’s Sâlihîn okuyabilir mi? bunda herhangi bir sakınca var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Hayır, yüzde yüz her hadis sahihtir denmez ama konusu itibariyle Riyâzü’s Sâlihîn’de okuyunca sıkıntı oluşturacak bir hadis yoktur. Sahihlikten daha önemli bir konu, hadisleri bugünün dili ile anlamadaki zorluktur. Tercüme edilmiş olsalar bile anlama zorluğu çekilebilir. Bu nedenle de muhakkak şerhi ile beraber okunmalı ve anlaşılmasında zorluk çekilen sorulmalıdır.
Belli bir medrese veya ilim birikimi olmayan için Buhari ve benzeri kitaplar faydalı olmayabilir. Siz şerhi ile beraber Riyâzu’s Salihîn edinin ve onu güzelce okuyun. Allah Teâlâ yardımcınız olsun, ilminizi ziyade etsin.
Âdet halinde Kur'an'dan dua amaçlı bazı âyet veya sûreleri okumanızda bir sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Çıplak elle tutmamak gerekir. Bir eldiven veya mendille tutabilir.
Aleykümselam. Asıl harfleri ile yazılmış Kur'an âyetine dokunmanın ve âyeti okumanın dışındakilerde bir sakınca yoktur. Cevşan ise Kur'an değildir ama içinde pek çok âyet vardır.
Selamünaleyküm. Hayızlı iken sadece dua okunabilir. Âyete'l-Kürsî de dua maksadı ile okunabilir.
adet konusundaki diğer fetvalar
Gusül sadece tam bir cinsel ilişkiden sonra ya da cinsel organdan meni çıkmasından sonra gerekir. Bunun dışında gusül farzı yoktur. Belirttiğiniz durumda ise kadın için guslü gerektiren bir durum yoktur. Erkek de boşalırsa yani meni çıkarsa gusleder.
Örf ve adetleri sıfırlamak ne mümkündür ne de gereklidir. Belki örfü kökten reddeden bir mücadele de doğru değildir. Öyle kör bir mücadele ihtimal, itilmiş ve marjinalleşmiş biri olmayı getirebilir. Bunu bir denge üzerinden alabiliriz. Şöyle yapalım: Allah’ın şeriatına alenen ters düşen, bile bile israfa neden olan bir örf uygulamasını alamayız, alamamakta da diretiriz. Bu bizim imanımızın gereğidir deriz. Böyle uç bir örnek olmayan örfü de alıp almamayı o anki çevremiz, şartlarımıza göre kararlaştırırız. Neticede mubah bir durum ise ve biz de uygun isek sürtüşmeye gerek yoktur deriz. Örnek olarak şunu inceleyebiliriz: Bir gencin düğününde neşe ve eğlence olması tabiidir. Bu neşenin alkol, kadın erkek karma ortam gibi bir harama sebep olması ise kabul edilemez, muhakkak direnilmesi gereken bir durumdur. Kadınların kendi aralarında erkeklerin de kendi aralarında alkol, israf gibi haramlar olmadan eğlenmeleri ise doğaldır. Aynı durumu mesela tarafların birinin ağır bir hastası veya cenazesi olması gibi bir olağanüstü durum nedeni ile iptal edebilmeliyiz de. Fakir birinin düğünündeki ikramla zenginin düğünündeki ikram arasında da bir denge oluşturulmalıdır. Sorudaki kuşak uygulamasını da anlamsız ve gereksiz bulurum.
Bu konuda karıştırılan şudur: Ramazan günü hayızı iftar vaktinden önce biten bir kadın, iftara kadar oruçlu olmadığı hâlde ORUÇLU İMİŞ GİBİ durur. İftardan herhangi bir vakitten önce hayızı başlayan kadın ise yiyip içebilir. Dolayısıyla sizin bir şeyi yiyip içmemeniz diye bir şey yoktur. Geçmiş olsun.
Kadının aybaşı gününü gizlemesini gerektirecek bir durum yoktur. Bunu gerekli gereksiz teşhir etmek de doğru değildir. Ortası bulunabilir: Sorulduğunda ve gerekli muhataba söylenir, değilse söylenmez.
Organları oluşmamış düşükten sonra gelen kanama lohusalık değildir. Gelen kanama istihaze/özür kanamasıdır. Ancak hamilelik öncesinde tam bir temizlik müddeti geçirildiyse sonrasında gebelik olduysa ve şu an gelen kanama tamamen adet kanamasına benziyorsa (özellikleri bakımından) adet de kabul edebilir. Bu durumu doktoruna da sorabilir adet midir değil midir diye. Ama lohusalık olarak kabul edilemez.
Buradaki yaklaşma, cinsel organını kullanma anlamındadır. Bunu tespit edin. Cima haricindeki beraberliklerde bir sakınca yoktur. Öyle bir yanlışa düşüldükten sonra bir miktar sadaka verilmesi ve ardından da istiğfar edilmesi gerekir. Parası olmayanın ise samimi istiğfar etmesi ve tekrarından kaçınması yeterlidir.